İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, 'Ortak Akıl, Ortak İrade' sloganıyla Swissotel'de geniş kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı gerçekleştirdi. Düzenlenen bu toplantıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her şeyden önce İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener’in İzmir'in geleceğine yönelik böyle bir toplantı düzenlemesi, basının karşısına geçip meclis üyeleriyle birlikte bir sunum yapması beni şaşırttı. Çünkü Mahmut Özgener’in geçmiş 8 yılına baktığımız zaman, şahsen ben hatırlamıyorum, bugüne kadar kimseye özel bir röportaj bile vermedi. Bütün verdiği mesajlar da genelde aylık yaptığı meclis toplantılarındaki konuşmalarından veya İzmir Ticaret Odası'na gelen bakan veya üst düzey bürokratlarının katıldığı toplantılardaki mesajlarıdır. Yani Mahmut Özgener’in son 8 yılda kamuoyuyla diyaloğu böyle olmuştur.
Şimdi Mahmut Özgener, böyle bir toplantıyı ilk defa düzenleyince ben, ister istemez aynen şu cümleyi kurdum: "Büyükşehir’in taşları yavaş yavaş döşeniyor".
Bu ne demek? Bugüne kadar son 2-3 seçimde AK Parti'nin potansiyel adayı olarak Mahmut Özgener hep ön plana çıktı ve Özgener de bunu kesinlikle kabul etmeyerek, Ticaret Odası'ndaki görevine devam edeceğini söyledi. Ve onun potansiyel başkanlığı yine önümüzdeki seçimlerde söz konusu olacak, zaten bu konu şu anda bile konuşuluyor.
Şimdi bu ani değişimin nedenini nasıl yorumluyorsunuz?
Bugüne kadar hiçbir şekilde böyle bir toplantı düzenlemeyen Mahmut Özgener’deki bu ani değişikliği ben bir stratejinin başlangıcı olarak görüyorum. Ben gözümde şunu canlandırdım: Genelde partilerin büyükşehir belediye başkan adayları belli olduktan sonra Kaya veya Büyük Efes Otel’de bu tür toplantılar yaparlar; görseller eşliğinde İzmir’e nasıl bir vizyon katacaklarını, İzmir’e ne türde projeler getireceklerini, neleri gerçekleştireceklerini yaklaşık böyle 1-1,5 saatlik bir sunumla kamuoyuna açıklarlar. Şimdi, Cemil Tugay bunun aynısını yaptı, Cemil Tugay’ın karşısına çıkan Hamza Dağ aynı şekilde sunum gerçekleştirdi, ondan evvel Aziz Kocaoğlu, Nihat Zeybekci, Binali Yıldırım ve Tunç Soyer hep aynı konsepte projelerini anlattılar.
Ben, bu toplantıyı 2028 yerel seçimleri başlamış ve Mahmut Özgener de AK Parti’nin adayı olarak İzmirliye ve İzmir’e neler yapabileceğini anlattığı bir etkinlik olarak gördüm.
"MAHMUT ÖZGENER YOLA ÇIKTI"
Toplantının zamanlamasından dolayı mı böyle değerlendiriyorsunuz?
Mahmut Özgener, eğer ilk seçildiği zaman, 8 yıl önce böyle bir toplantı düzenleseydi, ya da ikinci seçildiğinde yapsaydı, İzmir’in projelerine dair yaptığı sunum bu kadar adaylık konusuyla ilgili göze batmazdı. Şu çok rahat gündeme getirilebilir, "Mahmut Özgener yola çıktı." Bunu yalnız ben söylemiyorum, bugün siyasetle ilgilenen herkesin görüşü bu yönde.
8 yıl bir anlamda sessizliğini koruyan Mahmut Özgener, şimdi neden bir potansiyel aday gibi ortaya çıktı sorusu akla gelebilir.
Belli ki bir akıl, Özgener’e “Şimdiden yola çıkalım. İzmirliye seni farklı ve vizyoner yönünle, İzmir'in konularına ne kadar hakim olduğunu anlatalım” demiş olmalı.
Zaten yerel seçimlere yaklaşık 2,5 yıl gibi kısa bir süre kaldı. Belki bazılarına sürpriz olabilir ama bana göre değil ve şöyle bir şeyle karşılaşabiliriz; Tayyip Bey, yerel seçimleri bir yıl öne alarak, genel seçimlerle birleştirilmesini gündeme getirebilir. Cumhurbaşkanı yerel ve genel seçimleri birlikte yaparak, bir yıl sonra yeniden ülkeyi seçim havasına sokmamak adına böyle bir adım atabilir.
Şimdi söyleyeceklerim, İzmir'de belki bazı insanları rahatsız edecek...
İzmir'de Cumhuriyet Halk Partililer şimdi de Yeni Partililer, 'İzmir bizim kalemiz' diyorlar ancak İzmir ne CHP'nin ne de Yeni Parti'nin kalesi falan değil. Önce bunun altını bir çizelim. Seçimlere baktığımız zaman Cumhuriyet Halk Partisi İzmir'de bugüne kadar farklı bileşenlerin bir araya gelmesiyle birlikte seçimi kazandı. CHP’nin kazandığı oy oranlarına bakıyoruz, yüzde 49-51 bandında, buna karşılık Hamza Dağ %37, Nihat Zeybekci %39 oy almış. AK Parti’nin en az oy aldığı yıl 2009 ve yüzde 30 almış, 2019 seçimlerinde yüzde 39, 2024 seçimlerinde yüzde 37 oy almış.
Bu tabloya göre, iki partinin yıllara göre oy oranlarına baktığımız zaman arada 10-12 puan fark var. Şimdi bunları aklımızda tutup, bugüne gelelim…
Şimdi bugüne gelirsek, sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Bana göre, İzmir'de AK Parti bugün birinci parti konumunda.
AK Parti İzmir'de neden birinci parti? Çünkü AK Parti’nin İzmir’deki oy oranı son 2-3 seçimde yüzde 37-39 bandında.
Gelelim, CHP ile Yeni Parti’nin konumlarına…
Çok özür dileyerek söylüyorum, iki partiye baktığımız zaman, hani Türkçede bir deyim var, kimse kusura bakmasın, yani “kedi köpek gibi” bir kavga içindeler. Bir araya gelmeleri mümkün değil. Hatta artık öyle bir hale geldi ki, bazı görevden alınan belediye başkanlarının yerine yapılan başkanvekilliği seçimlerinde aday üzerinde anlaşamadıkları için Cumhur İttifakı’nın adayı kazanıyor.
Görünen o ki, bu kavga artarak devam edecek. Şu çok belli ki, Kemal Kılıçdaroğlu hiçbir şekilde kurultay yapmayacak, partiyi başka bir isme teslim etmeyecek, genel seçimlere partinin başında o girecek.
AK PARTİ, İZMİR’DE NASIL BİRİNCİ PARTİ OLDU?
Şimdi AK Parti İzmir’de nasıl birinci parti oldu, ona bakalım…
Yeni Parti taş çatlasın yüzde 24-25 bandında, Cumhuriyet Halk Partisi anketlerde de görüldüğü gibi öyle YENİ Partililer’in beklediği gibi yüzde 2’lik parti değil, en az yüzde 8 oyu var. İYİ Parti kurumsallığından dolayı mutlaka aday çıkaracak. Onun da yüzde 5-6 oyu var. DEM Parti mutlaka aday çıkaracak ve oyu yüzde 5-6. Sandığa gitmeyecekleri de hesaba katarsak, topladığımız zaman yüzde 45-46 dağınık bir oy potansiyelinden bahsediyoruz.
Buna karşılık, bu şehirde AK Parti’nin en düşük zamandaki aldığı oy yüzde 30 seviyelerinde. Yani rahmetli Demirel’in sözünü de burada hatırlamak zorundayım, “Demokrasilerde 24 saat çok uzun bir süredir”. Bugün için İzmir’deki tablo budur.
Sonuç, AK Parti İzmir'de birinci parti konumundadır. Bugünkü ortamda yapılabilecek bir yerel seçimde muhalefetin bu dağınıklılığın getirdiği sonuç AK Parti’ye İzmir’de Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı kazandırabilir. Tıpkı yıllar önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul'daki belediye seçimlerini kazandığı tablo, bugün İzmir'de var. Özetle CHP’nin bölünmesi, muhalefetin belli bir oy potansiyeline ulaşması neticesinde AK Parti, kendi kemik oyuyla bu şehri alıyor.
ÖZGENER’İN SAĞLAMCI YAPISI…
Mahmut Özgener burada bir strateji izliyor. Çünkü Özgener’in çok sağlamcı bir yapısı vardır ve kazanacağını hissetmediği hiçbir seçime girmez. Bu İZTO seçimlerinde de oldu. Ekrem Demirtaş iyice yıpranmıştı, kazanacağına emin oldu, aday oldu, aldı ve devam ediyor. Şimdi aynı tablo siyasette yaşanıyor. İzmir’deki bu dağınık oy yapılanması, Özgener ve ekibine bir ışık yakmış. O da bu ışığı görüp yola çıktı.
TUGAY, BİR DÖNEM DAHA İSTİYOR
Fakat unutulmaması gereken çok önemli bir detay var. Bunun altını çizerek belirtmek durumundayız. Cemil Bey'le Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, baş başa ne konuştuğunu kimse bilemez. Ama AK Parti'nin 25 yıllık siyasetine baktığımızda, Cumhurbaşkanı’nın böyle yaptığı önemli transferlerde partisine katılan kişileri, AK Parti'de kaldıkları sürece devamlı koruyup ve kollaması, onları çok etkin görevlerde değerlendirmesi, Tayyip Bey’in o insanlara nasıl sahip çıktığının göstergesi.
Cemil Tugay’ın siyasete devam etmek istediğini biliyorum. Bir belediye başkanının mutlaka iki dönem yaparsa başarılı olacağına da inananlardan... Cemil Tugay, AK Parti'de iki buçuk yılını çok iyi değerlendirirse, ben Tayyip Bey'in Cemil Bey'e bir dönem daha İzmir'den aday göstereceği sözünü verdiğini düşünüyorum.
ÖZGENER UNUTMAMALI Kİ, TUGAY GİBİ BİR SİYASETÇİ VAR
Mahmut Özgener, belki kendi stratejisiyle daima AK Parti'nin adayı olarak ilk akla gelen kişi düşüncesiyle, kendi kurmaylarıyla yaptığı toplantının ardından böyle yola çıkmış olabilir. Veya belli yerlerden bir sinyal almış olabilir. Özgener’in unutmaması gerekir ki, karşısında da Cemil Tugay gibi doktorluktan gelip siyasette bambaşka bir yol izleyen, 5 yıl gibi kısa bir sürede belediye başkanlığına aday gösterilen, bambaşka bir siyasetçi tipi çizen bir politikacı var. O bakımdan dolayı ben, bu işlerin önümüzdeki aylarda, çok daha farklı boyutlarda tartışılacağına inanıyorum.