Siz de benim gibi 2-3 gündür İZTO ile İZSİAD arasındaki sürtüşmeyi izliyorsunuzdur.

Ne kadar acıdır ki yaklaşık 15 yıl önce bu şehirde gerçekleşen ve kimsenin tasvip etmediği olaylar tarih tekerrür eder misali yeniden yaşanıyor.

Neydi 15 yıl önce yaşanan çirkinlikler?

O günkü İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş Başkanlar Kurulu’nu boykot eder, İzmir’deki birlik ve beraberlik görüntüsü yara alırdı.

O yıllarda Ekrem Demirtaş dünyanın kendi etrafında döndüğüne inanırdı.

Bugün de aynı olaylar Başkanlar Kurulu’nda tıpkı 15 yıl önce olduğu gibi aynen yaşanmaya başladı.

Kendilerini İzmir’in tek sahibi zanneden 3 oda başkanı “KANKA” dayanışmasıyla İzmir’deki diğer oda ve sivil toplum örgütlerine ayar vermeden duramıyorlar.

İZTO, EBSO ve İTB Başkanları kol kola girerek adeta kendi krallıklarını ilan etmişler. Hani 3 silahşorların bir sloganı vardır ya “Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için”

Bu üç oda başkanından Mahmut Özgener, Ender Yorgancılar ve Işınsu Kestelli’den herhangi birinin ayağına basılsa diğer ikisi de aynı anda çığlığı basıyor.

İşte İZTO ve İZSİAD arasında olan da bu!

Doğru veya yanlış (Alaattin Yüksel benim gıyabımda olan konuşmalar diyor) İZSİAD Başkanı Alaattin Yüksel’in yaklaşan İZTO seçimleri için çalışma yapması.

Böyle bir çalışma yapıldığını duyan İZTO Başkanı Özgener küplere biniyor.

İzmir’in ağası ya!

“Bana karşı nasıl böyle bir çalışma yapılır” diyerek ortalığı birbirine katıyor.

Ve İZTO kurullarında görev alan İZSİAD üyelerinin, İZSİAD’dan istifa etmelerini istiyor.

Tabii diğer kral ve kraliçe durur mu? Onlar da hemen Özgener’in yanında yer alıyorlar ve İZSİAD Başkanı Alaattin Yüksel ile EGEV Başkanı Hasan Küçükkurt’la karşılaşmamak için Başkanlar Kurulu’nu boykot ediyorlar.

Eee tabii abla ve ağabeyleri boykot edince kardeşleri EGİAD da onları takip ediyor.

Benim bu olaylar içerisinde, aldığı tavırdan dolayı en çok üzüldüğüm kişi, İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz oldu.

Geçmişte Ekrem Demirtaş Başkanlar Kurulu’nu boykot eder fakat İZTO Meclis Başkanı Necip Kalkan tüm toplantılara katılırdı.

Ben, Özpoyraz’ın daha cesur hareket etmesini beklerdim.

İzmir’in iki ağası ve bir hanım ağasının bu son boykotundan önceki toplantılarda da aldığım bilgilere göre İZTO, EBSO ve İTB’nin organize ettiği başkanlar kurulu yemeklerine 3 ağa da gayet güzel katılıyor, fakat sıra diğer başkanların yemeklerine gelince 3 ağayı ara da bulasın.

Ekrem Demirtaş’ın 15 yıl önce yaptığı gibi çoğunlukla katılmıyorlar.

Tüm bu egoların altında yakında yapılacak olan oda seçimlerinin stresi yatıyor.

Her nedense koltuk çok kıymetli, bir oturan bir daha kalkmak istemiyor.

Benim gibi birçok insanın anlamadığı işte tam da bu!

Bu makamlarda ne var da, başkanlar oturdukları koltuklara yapışıp kalıyorlar.

Diyelim ki İZSİAD Başkanı Yüksel ve Hasan Küçükkurt, İZTO seçimlerinde aday çıkartmak istiyorlar, ne var bunda?

İZTO, bugünkü yöneticilerinin babalarının çiftliği mi?

Aynı söylem EBSO ve İTB için de geçerli.

Seçim öncesi "Bu benim son seçimim" diyenler, utanmadan tükürdüklerini yalayarak tekrar yaklaşan seçimlere aday oluyorlar.

Aday olurken de mutlaka yeni bir gerekçeleri oluyor. Bulunmaz Hint kumaşı oldukları için yeniden adaylıklarına çok kolay bir sebep buluyorlar. ‘’Üyeler çok istiyor, yarım kalan işler var’’ gibi.

Kendilerine koltuğu yeniden hak görürken, çıkması mümkün adayları da düşman ilan ediyorlar.

Üç ağaya tavsiyem, yüzyılı deviren bu odalarda kimler başkanlık yapmış duvardaki resimlere bakarlarsa görürler.

Bir gün onlar da o duvarlarda bir fotoğraf olarak asılı kalacaklar.

Şunu çok iyi bilsinler ki, önemli olan 3-4 dönem başkanlık yapmak değil, önemli olan nasıl başkan olduğun ve koltuktan kalktıktan sonra nasıl hatırlanacağın!