Geçtiğimiz hafta CHP’nin düzenlediği “Ege Yerel Medya Buluşması” İzmir’de yapıldı.

Konuşmalara baktım satır aralarında yerel basın için olumlu olabilecek bazı cümle ve öneriler vardı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın konuşması yerel basının bir kent için ne kadar önemli ve olmazsa olmaz olduğunu vurguluyordu.

Tugay “Yerel basın kamuoyundaki tüm gücü besleyen damarlardır. Yerel basın olmazsa kan dolaşımı olmaz. Yerelde güçlenmeyen demokrasi ülkede ayakta duramaz. Yerel basın aidiyet duygusu yaratır, kimsenin görmediğini görür. Yerel medya susturulamaz.”

Tugay bu sözlerle yerel basının ne kadar önemli olduğunu vurgularken, gazetecilerin çatı örgütü Gazeteciler Cemiyeti’nin Başkanı Dilek Gappi “Gazeteci ve gazetelerdeki mesleki dezenformasyona değinip yerel basının gerçek sıkıntılarından hiç bahsetmemişti.

Bugün İzmir’de yerel basının en büyük sıkıntısı ekonomidir.

Bu kentte oldum olası yerel basına destek vermeyen ve görmemezliğe gelen bir İzmir iş dünyası vardır.

İzmir’de öyle bir iş dünyası vardır ki, bırakın destek verip yerel medyayı güçlendirmeyi, yerel medya olmasa sanki daha mutlu olacaklar!

Şöyle bir örnek vereyim İzmir’de ilk yerel televizyonlar 1992 yılında yayın hayatına geçti. İzmir gibi Türkiye’nin tüm illeri ve büyük ilçelerinde de aynı yıllarda yerel televizyonlar devreye girdi.

Bugün İzmir’de 1992 yılında yayına başlamış ve halen hayatiyetini sürdüren tek bir televizyon kalmamıştır.

Ne kadar üzücüdür ki, Anadolu’nun birçok kentinde 1992 yılında kurulmuş televizyonlar 34 yıldır kesintisiz yayın yapmaktadır.

Bu örnekte görüldüğü gibi 4 milyonluk bir nüfusa sahip İzmir, tek bir televizyonu bile yaşatamamıştır.

Evet, İzmirli işadamları gibi İzmir’in önemli oda ve sivil toplum kuruluşları da yerel basına çok mesafelidir.

Bu şehirde yerel basına en büyük darbeyi, üç büyük oda vurmaktadır.

İZTO Başkanı Mahmut Özgener’in başını çektiği oluşuma, EBSO Başkanı Ender Yorgancılar ve Borsa Başkanı Işınsu Kestelli de destek vermiştir.

Özgener’in başlattığı “üç oda anlaşalım kimseye ilan ve destek vermeyelim” projesine iki oda başkanı da yürekten katılınca üç oda 29 Ekim dâhil hiçbir dini veya resmi bayramda yerel basına 5 kuruş bile destek vermez oldular.

Çatı örgütleri “yerel basını desteklemeyelim” düşüncesinde olunca, buralara üye olan işadamlarının da aynı mantıkla yerel basını görmemezlikten gelmek işlerine geldi.

Durum tam Türkçesiyle ‘’İmam ve cemaat’’ örneğidir!

Kendi şehrinin basınını yok kabul eden üç odanın koltuklara yapışmış başkanları, verdikleri mesajların ve demeçlerin yerel basında nasıl yer aldığını yüzleri kızarmadan çok dikkatle takip etmekten de geri kalmazlar.

Acaba üç başkan hiç düşündüler mi?

Bir gün, yıllardır yerel basını yok kabul eden İZTO, EBSO ve İTB’yi çok zor şartlarda yayın hayatlarını sürdüren yerel medya görmemezliğe gelirse ne olur diye?

Haberlerini boykot etmeye başlarlarsa, basın toplantılarına gitmeyerek protesto ederlerse üç çok bilmiş başkan ne yapacaklar?

Kamuoyu ile nasıl diyalog kuracaklar?

Üç oda da maşallah çok çalışıyor!

Yatıp kalkıp İzmir’e devamlı proje üretiyorlar!

Üç başkan da adeta üyeleri tarafından ‘’Vazgeçilmez Hint kumaşı’’ gibi görülüyorlar!

Bir basın boykotuyla karşı karşıya kalırlarsa bu üç efsane başkanın! İcraatlarından İzmirlilerin nasıl haberi olacak?

Ben söyleyeyim; biraz komik olacak ama kendi medyalarını kurmak zorunda kalacaklar.

İşte o zaman da yıllardır suyla çalıştığını düşündükleri yerel medyanın yaşamak için ne kadar zorluklar içinde olduğunu çok iyi anlayacaklardır.

Kendi basınının sıkıntılarını görmemezliğe gelen bu üç odanın dışında bazı önemli ve büyük sivil toplum kuruluşlarının kurumsal iletişimcileri de hiç utanmadan “biz yerel basına değil ulusal basına ilan veriyoruz” cümlesini hiç yüzleri kızarmadan çok rahat söyleyebilmektedirler.

Yerel basını güçlü olmayan bir kent, her konuda kanatları kesilmiş bir kuş gibidir.

Yıllardır İzmir olarak birçok konuda hak etmediğimiz bir yerde olduğumuzu söyleriz.

Şikâyetlerimizde çok haklıyızdır.

Tüm gerçeklere karşılık hakkımızı tam olarak arayabiliyor muyuz?

Aramaya çalışsak da sesimizi duyurabiliyor muyuz?

Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin Ankara’da pek kale alındığı söylenemez.

İşte bu durumda vurduğu zaman ses getirecek, güçlü yerel basını olamayan bir kent ancak verilenle yetinir.

DİP NOT: İzmir basınına boykot uygulayan üç oda için Gazeteciler Cemiyeti ve Başkanı bir girişimde bulundu mu, merak ediyorum.