İZTO, EBSO ve İTB seçimlerine kısa bir süre kaldı. İzmir'deki oda seçimleriyle ilgili ne söylemek istersiniz?
İzmir Ticaret Borsası'nda deneyimli bir isim var. Orada herhangi bir müdahale söz konusu değil, demokratik bir seçim süreci oldugu görülüyor. İZTO'da zaten tek aday olarak Özgener var.

EBSO'ya gelince iki adaylı bir seçim yarışı var. Adaylardan Hakan Ürün ve Mustafa Karabağlı'nın söylemlerini basından takip ediyorum. Şimdi bir konu dikkatimi çekti; Mustafa Bey'e geçtiğimiz hafta 'Ender Yorgancılar'ın seçimlerde tavrının ne olacağı' sorusunu kendisine sorduk. Karabağlı, Yorgancılar'ın tarafsız kalacağını söylüyor. Fakat Hakan Ürün, ısrarla kendisini desteklediğini iddia ediyor ve söylüyor. Benim, Hakan Ürün ve Mustafa Karabağlı ile bir samimiyetim yok. Ben, tamamen gördüklerim ve basından okuduklarım üzerinden yorum yapıyorum.

Hakan Urun (1)

Hakan Ürün - EBSO Başkan Adayı

"HAKAN ÜRÜN'ÜN KENDİSİNE GÜVENİ YOK, EMANETÇİ"

Öncelikle EBSO'ya aday Hakan Ürün'ün, son röportajını okuduğum zaman kendisine hiçbir şekilde güveninin olmadığını hissettim. Benim gözümde kendine güvenmeyen bir başkan adayı. Çünkü kullandığı cümle şöyle; 'Yorgancılar, bana ‘sen bu işi yaparsın ve ben de yanındayım, destekliyorum’ dedi."

Şimdi, kendisini güçlü hisseden kişi, bir gazeteciye bu sözleri sarfetmez. Bu söylemlerinden yola çıkarak, kendisinin bu konuda eksik ve yetersiz olduğunu gösterir. 'Bakın Ender Yorgancılar gibi biri benim arkamda', yani 'ben bir anlamda onun temsilcisi gibi bulunacağım' anlamına geliyor. Kendi kişiliğini ortaya koymuyor. Bu çok önemli bir cümle. Hakan Ürün, benim gözümde şu anda emanetçi bir başkandır. Ender Yorgancılar demiş ki, 'Ben artık yoruldum Hakan, gel benim koltuğuma sen otur, ben zaten sana destek veririm, bu işi götürürsün'. Buradan anladığımız, Ender Yorgancılar, EBSO'yu uzaktan kumandayla yönetecek demektir. Onun için İzmirli sanayicilerin çok dikkat etmesi gerekiyor.

"HAKAN ÜRÜN, UZAKTAN KUMANDAYLA YÖNETİLECEK"

EBSO Başkan Adayı Hakan Ürün'ün röportajındaki diğer detay ise şöyle; "İzmir'i Türkiye'nin en fazla yatırımcı çeken şehri nasıl yaparız? Özellikle genç girişimcileri, genç yatırımcıları, genç sanayicileri İzmir'i tercih etmeleri konusunda teşvik edici oluruz."

Şimdi, insana sorarlar; 17 yıldır EBSO'yu yöneten Ender Yorgancılar'ın yönetiminde siz de vardınız. O zaman bunları niye yapmadınız da, kendi döneminizi beklediniz? Çok büyük başarılar elde ettiniz, büyük projeler gerçekleştirdiniz de bunlara sıra mı gelmedi? Ben bir sanayici olsam, bu röportajı okuduğum zaman Hakan Ürün'e oy vermem. Çünkü direksiyonda o oturmayacak! Uzaktan kumandalı bir araç olacak, sadece direksiyonda oturacak, Ender Yorgancılar uzaktan kumandayla yönlendirecek. Bana göre sanayicilerin birçoğu da böyle düşünecektir, bana göre Hakan Ürün yanlış aday!

"KİMSENİN ADAMI DEĞİL, KENDİN OLACAKSIN"

Peki, Ender Yorgancılar'ın adından üstüne basarak telaffuz edilmesi, sandığa gidecek sanayici üzerinde 'güç' etkisi mi yaratılmaya çalışılıyor?

Kısaca, 'Ender Yorgancılar'ın adamıyım' demek istiyor. O koltuğa güç vereceğine inanıyorsan kimsenin adamı olmayacaksın, kendin olacaksın. "Ender Yorgancılar beni destekliyor, ben senin arkandayım dedi" lafı bana göre seçime giren bir aday için en kötü cümledir.

Mustafa Karabagli

Mustafa Karabağlı - EBSO Başkan Adayı

"MUSTAFA KARABAĞLI, EBSO'YU KENDİ İRADESİYLE YÖNETECEK İSİM"

Mustafa Karabağlı'nın söylemlerine baktığım zaman, ayakları yere daha sağlam basan laflar ediyor, proje ve hedeflerini anlatıyor. Bugüne kadar gelmiş mevcut yönetimin dışından bir isim olması da hanesine artı yazıyor. EBSO'yu hep dışarıdan gözlemlemiş, değerlendirmiş, neler yapılması ve yapılmaması konusunda fikir sahibi olmuş bir isim. Tabii ki EBSO meclisinde vardı, ancak yönetimde değildi. Sanayici olsam, açık ve net fikrimi söyleyeyim, ben oyumu Mustafa Karabağlı'dan yana kullanırdım. Yeni bir yüz, dinamik ve İzmir'de girişimciliği olan bir isim... Uzaktan kumandayla EBSO'yu yönetecek değil, kendi iradesiyle ve becerisiyle yönetecek kişiyi seçerdim.

"PARTİLİLİK ÜZERİNDEN AYAK OYUNLARI OYNANIYOR"

Seçim süreci boyunca dikkatimi çeken en önemli konulardan bir tanesi de 'partililik' söylemleri. Mantıklı bir şekilde baktığınızda, Mustafa Karabağlı, 'Ben AK Parti'nin adamıyım' diye dedikodu yaymıyordur. Bilakis buna yönelik bizim röportajımızda bahsetti, 'O elbise bana uymaz' sözleriyle cevap verdi. Fakat hala sanayicilerin ortamında Mustafa Karabağlı'nın AK Parti'nin adayı olarak gösterilmesi çok yanlış bir durum. Tabii ki AK Partili olmak kötü bir şey değil, ancak bu kurulan oyunun aynısı, zamanında İZTO seçimlerinde Mahmut Özgener'e de yapıldı. 'Mahmut Özgener AK Parti'nin adayıdır, İzmir’de bir AK Partili seçilemez' diye algı yaratıldı. Peki, Özgener şu anda AK Parti lehine siyasi bir çalışmamı yapıyor. Tabii ki hayır...

Aynı olayın şu anda yeniden yaşanması şunu gösteriyor; Dedikoduyu yayan kişi ya da kişiler, mutlaka Hakan Ürün'ün kazanmasını isteyen birileri. Bu çok açık bir şekilde net! Çünkü başka türlü böyle bir dedikodu yaymaya gerek yok! İzmir’in AK Parti'ye karşı hassasiyeti ve bakış açısı bilindiği için, sanki bir 'öcüymüş' gibi gösteriliyor. Bu yaklaşım çok yanlış bir bakış açısı. Bu dedikoduyu çıkaranlar, kendilerini güçsüz hisseden insanlardır. Kendilerinin güçlü olduklarını hissetseler, kazanacaklarını düşünseler, 'Başkanlık koltuğunda biz olmalıyız' diye görseler, bu tip ayak oyunlarına girişmezler.