E.Y: Tunç Soyer’in tutuklanmasıyla başlayan ve devamlı sizi hedef alan tartışma İzmir’in gündeminden düşmüyor. Son olarak da sizin ihbarcı olduğunuzu iddia eden bazı belgeler ortaya çıktı. Bu tutuklanma sürecini ve son çıkan belgeleri açıklar mısınız?

C.T.: Ben defalarca açıkladım ancak dönüp dolaşıp aynı noktaya getiriyorlar. Çünkü aynı yalanı ve iftirayı atıyorlar. Bizim İZBETON’daki bazı harcamaların usulsüzlüğüyle ilgili tespitlerimiz var. İç denetim grubunun yaptığı incelemede saptanmış daha sonra teftiş kurulunun incelemesiyle sabitleşmiş ve yasal olarak zorunlu olduğu için savcılığa bilgi verilmiş, suç duyurusunda bulunma yok. Ancak bugün tutuklu olan kişilerin tutukluluk sebebi bu yayınlanan belgeler ve bizim İZBETON’da tespit ettiğimiz usulsüz harcamalar değil. Şu anda hapiste olanların tutukluluk sebebi tamamen kooperatif konusudur. Tekrar ediyorum, biraz önce söylediğimiz ve yayınlanan belgelerin tutuklulukla hiçbir ilgisi yoktur.

İZBETON’da mesela bir harcama yapılmış nereye yapıldığı belli değil, bir şey alınmış mal ortada yok, detayını konuşmak istemiyorum ama böyle durumlar var. Bunlarla ilgili tutukluluk hali yok. O dönemdeki İZBETON genel müdür ve yardımcısı dahil birkaç kişiyi ilgilendiren bir konu. Tunç Soyer, Heval Savaş Kaya, Şenol Aslanoğlu’nun, Güven Eken’in tutukluluğunun bununla ilgisi yok.

E.Y: Sizin imzanızın olduğu bazı belgeler yayımlandı?
C.T.: Tevdi raporundan bahsediliyor, onun içeriğine ulaşırlarsa baksınlar, İZBETON’da gördüğümüz yanlışlarla ilgili bilgiler yazıyor.

TUTUKLANMALARIN SEBEBİ; OSMAN GÖKÇEK’İN AÇIKLAMALARIDIR

E.Y: Kooperatif ile ilgili olay nereden çıkıyor?
C.T.: Savcılıktaki iddianamede açık bir şekilde yer aldı. Ankara Milletvekili Osman Gökçek’in basında yer alan ‘kooperatif işlerinde yolsuzluklar var’ açıklamasından sonra savcılık, bunu ihbar kabul ediyor ve soruşturma başlatıyor. Bize İç işleri Bakanlığı’ndan mülkiye başmüfettişi gelmesi de zaten, bu açıklamadan sonra olan bir gelişme. Başmüfettiş de ayrıca rapor hazırladı. Eş zamanlı olarak savcılık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın müfettişlerinden de rapor istemiş. İki kanattan, bir tarafta mülkiye başmüfettişi diğer tarafta savcılığın soruşturmasıyla beraber bilgiler, belgeler toplanıp operasyon kararı alıyorlar. O süreçte bizim hiçbir dahlimiz yok, alakamız yok.

Geldiğimde inşaatlar durmuştu, çalışmıyordu, ruhsatlar alınmamış, ilerlememişti ve insanlar eylemler yapıyordu. Ben bunu eski il başkanı görevdeyken konuştuğumuzda mali sıkıntılar var falan diye anlattığında, ”Benim görevim bu inşaatların bitmesini sağlamak, bitirelim, insanlara teslim edelim. Başka sorunlarla ilgili ben bir şey yapamam” dedim. Çünkü şikayetler, ihbarlar, soruşturmalar, müfettiş incelemeleri var. Yani göstere göstere gelen bir dönem oldu, bunu da gayet iyi biliyorlar.
Eksik belgeyi yayınlayıp onu bilerek yapıyorlar. Üst kapağı yayınlayıp, bunu bir siyaset haline getirmiş durumdalar. Bir taşla iki kuş vurur gibi, bana karşı kullanabilecekleri bir malzemeye de dönüştürüp bu şekilde hareket ediyorlar. İnsanların tutuklanma sebebine bakmalılar, bu insanlar neden tutuklandı, o sebebe bakacaklar ondan sonra bizden giden bir şey var mı ona bakacaklar. Öyle bir şey yok, tutuklanma sebepleri kesinlikle ben değilim.

Cemiltugay Foto1

E.Y: Önceki dönemden çok ciddi bir borç devraldığınız biliniyor. Bu konuya şöyle yaklaşmak istiyorum. Diyelim ki 100 TL borç aldınız, o borcun faizleri geliyor, düzeltmek için belki krediler alıyorsunuz. Diyelim ki 5 sene sonunda 100 TL olan borç 200 TL’ye geldi. Zaten kendi partinizin de içinde olduğu mevcut durumda yoğun bir muhalefetle karşı karşıyasınız. Tunç Soyer de devamlı kendi döneminin çok olumlu geçtiğinin mesajlarını veriyor.

C.T.: Bizim partiden demeyelim de, parti içerisinde kendini başka bir yerde konumlandıran bir grup var. Kurultayla bağlantılı…

E.Y: Belediyeyi, 100 TL borçla aldı 200 TL borçla devrediyor. O gün baktığınız zaman ‘başarısız bir belediye başkanı olmuş’ gibi resimle karşı karşıya kalacaksınız. Nasıl bir belediye aldığınızı toplumla özeleştiri yaparak neden paylaşmıyorsunuz? Siz olumsuzluklar içinde bir belediye aldınız, aynı partiden olduğunuz için olabilir ama sizin bireysel başarı ya da başarısızlığınız döneminizin sonundaki rakamsal üzerinden konuşulacak.

C.T.: İki tane temel nedeni var. Siz de söylediniz, kendi partimizden olan birinden devraldık. Diğer hassas olan konu şu, benden önceki belediye başkanı şöyle bir hava yarattı, “Ben süper bir belediye başkanıydım, her şey çok iyiydi ama sadece genel merkezin kendine yakın gördüğü kişi atama yapıldı” dedi. Kendi dönemine ait değerlendirmeyi, bizlerin gördüğü gibi ya da halkın yaptığı gibi yapmadı. Sonuçta İzmir’de yaşayan herkes benden önceki 5 yılda nelerin ne kadar yapıldığını, ne kadar aksadığını, nerelerde hangi sorunların yaşandığını biliyor. Ben de ilçe belediye başkanıydım, her şeyi yakından takip ediyordum. O dönemle ilgili şöyle bir şey söyleniyor. Sanki kişisel bir hesabımız varmış gibi, devr-i sabık peşinde koşuyormuşuz gibi algı yaratılıyor. Ben ne zaman içinde bulunduğumuz durumun geçmiş dönemle ilgili bağlantılarını anlatmaya çalışsam, Süt Fabrikası’nda, şaşal su, çiftçilere olan borçta böyle, yarım kalmış pojelerde, başlaması gecikmiş Buca Metrosu gibi işlerde böyle, tamamlanması gerektiği halde tamamlanamamış 4.faz arıtma gibi işlerde böyle… Bunlarla ilgili bir şey söylemeye çalışsam anında bana saldıran bir grup oluyor. Bunların bir kısmı bizim partiden insanlar, diğeri de ciddi kamuoyu oluşmuş. Kamuoyu dediğim de basında ciddi olarak onlar için ateş eden bir grup var. Çok ağır bir saldırıya uğruyorum. Ben de bu duygudan nefret ediyorum, çünkü kimseyi suçlama gibi bir derdim yok. Çünkü geçmiş geçmişte kaldı, artık geleceğe bakmak lazım.

Bana soruluyor, sorulunca da anlatmak zorunda kalıyorum. Durup dururken, şikayet eder gibi söylemiyorum ki… Bana sorulmadıkça konuşmuyorum hatta mümkün olduğunca bu konulardan uzak durmaya çalışıyorum. Benim geçmiş dönemle, önceki belediye başkanıyla ya da herhangi biriyle sorunum yok. Ben şu anda görevi teslim aldığım tarihten itibaren bu işi en iyi şekilde yapayım diye bir derdim var. Dolayısıyla geçmiş geçmişte kaldı, olmuş bitmiş artık, ona yapacak bir şey yok. Bundan sonrasına bakacağız.

Benim için önemli olan, İzmir halkı bana güvendi ve bana oy verdi, beni belediye başkanı yaptı. Bu beni doğrudan sorumlu yapar, şu dakikadan itibaren mazeret, bahane bulamam öyle bir şeye sığınacak halimiz yok. İçinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun, İzmir’e layıkıyla hizmet eden, bu işin altından başarıyla kalkan kişi olacağım, olmak zorundayım. Bu konuda kendime güveniyorum, İzmir halkının da bana güvendiğini biliyorum. Madem böyle bir durum var, o zaman insanlara sürekli geçmişi anlatıp, insanların moralini bozmanın anlamı yok. Bunun kimseye faydası yok, bizim yapmamız gereken görevi devraldığımız tarihten itibaren işleri en hızlı şekilde düzene sokmak, en fazla yatırımı yapmak ve çözümü üretmek.

Tugayfoto3

E.Y: Evet, çok güzel söylediniz ancak bunları yapabilmeniz için sizin de çok iyi bir belediyeye sahip olmanız lazımdı. Siz söylemiyorsunuz ama ben söyleyeyim. İzmirli ve gazeteci olarak görüyorum, biliyorum o zaman söyleyeyim, tam bir enkaz devraldınız. Bir enkazın üzerine siz çok farklı bir sistem ve yatırım yapmaya çalışıyorsunuz. Bütün bunların sonu da ekonomiye dayanıyor. Silkeleme tabiriyle başlayan kesintilere de maruz kaldınız. Şimdi bu iyi niyetinizi ve verdiğiniz sözleri şayet yerine getiremediğiniz taktirde, o zaman İzmir toplumunun gözünde başarısız bir belediye başkanı algısı yaratmayacak mısınız? Niye burada bir önlem almayı düşünmüyorsunuz?

C.T.: Benin mantığım, kafamın çalışma şekli farklı… Ben sonuçta geçici olarak bu görevde olan, ölümlü bir kulum. Öyle ya da böyle zaman geçiyor. İnsanlar bir şeyler yapıyor, ölüyor. Yani konu ben olamam, ben değilim. Konu Cemil Tugay ve onun başarısı değil. Konu İzmir ve İzmir gerçekten bizim evimiz. Bu şehirde abartmadan söylüyorum, ayağımı basmadığım yer yoktur.

E.Y: İzmirli sizi evimiz olarak tarif ettiğiniz bu kenti ihtiyaçları olan projelere ulaşmak için sizi seçti, bu sebeple ev sahibi sizsiniz…

C.T.: Ben sadece evin derleyip, toparlanmasıyla ilgili sorumluluk aldım. Ama evin sahibi hepimiziz, ben bu evi seviyorum. Ben diyorum ki, elimizden gelenin en iyisini yapmaya çabalayacağız, bunun yeterli olup olmadığına hep beraber bakacağız. Burada yönetme becerisi, başarısı böyle bir şey. Bizim hükümette de var, dünya kadar vergi topluyorlar ama derde çare bulamıyorlar. Yani sizin elinizdeki kaynakları en verimli şekilde nasıl kullanacağınız, en iyi sonucu nasıl alacağınız sadece parayla bağlantılı değil, sizin yönetme becerinize de bağlı, buna çok inanıyorum. Ben bunu Karşıyaka’da da yaşadım. Görevi devraldığımda belediye inanılmaz kötü durumdaydı, sadece paranın olmaması, borçların çok olması değil, belediyenin çalışma sistemi işlemiyordu. Orada da çok benzer bir durum yaşadım. Sonuçta öyle bir noktaya geldik ki, bir ara liste yaptım, somut elle tutulur 100’ü aşkın proje yapmışız. Onun dışında Karşıyaka halkı ile barışık, onların her derdiyle ilgilenen, onlara çok yakın bir belediye başkanı oldum. Üstelik bunları pandemi şartlarında, deprem yaşadık, ekonomik kriz dönemlerinde yaptık. Burada da benzer bir durumu yaşıyoruz. Sadece artı olarak hükümetin baskısı üzerine konmuş oldu. Ne olursa olsun, hiçbiri umurumda değil. Cemil Tugay bu şehrin, memleketin bir evladı olarak kendimi tanımlıyorum, bu evin bir evladıyım.

“HAYATIM BOYUNCA UĞRAŞTIĞIM HER İŞTE BAŞARILI OLDUM”
İkincisi hayatım boyunca el attığım, uğraştığım her işte başarılı olmuş bir insanım, geçmişte hiçbir başarısızlık hikayem yoktur. Bütün hayatım bu şekildedir. Bunu nasıl yaptım; azmederek, çok çalışarak, aklımı kullanarak, doğru insanlarla ekip kurarak birlikte yaptım. Aynı şeyi belediyede de yapıyorum, yapmaya da devam ediyorum ve daha da güzel bir şekilde yapacağım. Ben yalnızca görevimi yapmış olacağım. Dönüp de bakacağımız şey, İzmir’in sorunlarının kalıcı olarak çözümlerinde ne kadar başarılı olabildik, geleceğe doğru ne kadar doğru yollar açabildik ve kurumsal olarak belediyeyi nasıl kalıcı bir şekilde düzeltebildik buna bakacağız. Çünkü Cemil Tugay gider, belediye kalır, çalışmaya devam eder. Belediyenin kurumsal olarak zihniyetinin değişmesi lazım, yeni nesil belediyecilik söylemlerim hikaye değildi. Şu anda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çalışma sisteminin içerisinde yaşananlar Türkiye’de ve dünyada örneği olmayan pek çok şeyi içeriyor, inanın öyle. Ben böyle bakıyorum… Sonuçta bugün İzmir’e baktığım zaman ulaşım, trafik, körfez konusu, atık bertaraf, kentsel dönüşüm konusu bunların bugünden yarına doğru bir perspektifle çözülmesi gerektiğini biliyorum. Biz, bunların nasıl yapılacağını aslında çözdük, biliyoruz. Adım adım da bir şeyleri yapıyoruz. Daha dün ulaşım master planı yapan çok ciddi, başarılı bir ekiple toplantı yaptık. Karanlık noktalardaki bütün lambalar aydınlanıyor. İzmir’in 20 yıl sonra nereye gittiğini, nereye gideceğini aslında nelerin önünün açılması gerektiğini biliyorsunuz. Şehir içerisinde yeni yol yapılacak yer yok, alt üst geçit yapılacak yer çok az, neticede olması gereken konforu ve çeşitliliği olan toplu ulaşım. O köprüyü yapacağım, o battı çıktıyı yapacağım yerine en hızlı şekilde metro hatları, toplu ulaşım hatları yapmamız lazım. Buna baktığımız zaman da, Buca Metrosu mümkün olan en hızlı şekilde bitirilmeli ve mümkün olan kaynaklar oraya ayrılmalı. Ondan sonra bunu söyleyeyim Bornova merkez ile Bayraklı arasında, bana kalsa denizin altından geçirip Konak’a getireceğim, denizin altından mutlaka metronun geçmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunların teknik olarak kesinlikle zor değiller. Öncelikli olarak bunları projelendirmemiz gerektiğini biliyorum. Bizim yapacağımız doğru olanı idrak edip, doğru olan şeyleri yapmaya başlayıp, doğru planları yapıp o yolu doğru yapmak. Zaten her şeyi önümüzdeki 3 senede yapamayız.

Tugayfoto4

E.Y: Peki, sizin kendi projeleriniz de var, 3 yıl içinde yapamayacaklarınızın olduğunu da söylüyorsunuz. Siz görevi devraldığınızda bazı sıkıntılarla karşı karşıya kaldınız. Süt Fabrikası ‘Amerika’ya süt ihraç eden’ diye lanse edildi. Nasıl bir tesis devraldınız?

C.T.: Göreve geldiğimizde fabrika çalışmıyordu, deneme üretimleri yapmış ama ruhsat alamamışlardı. Diğer tarafta da makineler sorunlu olduğu için 5-6 ay bekledik, sonra 100’den fazla personel boş oturuyordu onları ücretsiz izne gönderince olay alevlendi. Sonra kamuoyu baskısı oluşunca sorunun arka planındaki kişiler hızlıca çözdüler. Neticede fabrikanın makineleri çalışır hale geldi. Daha önce üretilen peynirler ne diye sorarsınız, onlar fason ürettirilmiş dışarıya ama ‘İzmirli’ diye bir marka sağlanmış, fabrikanın ürünü değil.

E.Y: Siz fabrikada şu anda neler üretiyorsunuz?
C.T.: Sütü UHT olarak paketliyoruz, tereyağ, yoğurt, ayran, peynir yapıyoruz. Sürekli üzerine ilave ederek ilerliyoruz. İZMAR’ları açtıktan sonra ürün yetiştiremiyoruz, tereyağ ve yoğurtta inanılmaz talep var. Fabrikanın kapasitesini arttırmak gerekiyor, onunla ilgili de çalışma var.

Açıklamalarınız için çok teşekkür ederim...

GERÇEK BELGELER

Cemil Tugay'ın olur verdiği İZBETON soruşturma raporu, kooperatif soruşturması olarak geçtiğimiz günlerde basında paylaşıldı. Cemil Tugay, bu soruşturmada belgelerde de görüldüğü gibi aslında Tunç Soyer için değil, İZBETON yöneticilerinin İZBETON'un görev alanına girmeyen kalemlerle ilgili yaptıkları harcamalar için teftiş kurulunun raporuna onay verdiği görülüyor.

Zaten ikinci belgede de soruşturmanın açılmasına sebep olan tespitlerde kesinlikle Tunç Soyer'in adı geçmiyor.

BELGE - 1

Whatsapp Image 2026 05 20 At 16.26.32 (1)

BELGE - 2

Whatsapp Image 2026 05 20 At 16.26.32

Cemil Tugay'ın röportajda belirttiği gibi ikinci belgede soruşturmanın açılmasına sebep olan tespitlerde kesinlikle Tunç Soyer'in adı geçmiyor.

Cemil Tugay, bu belgelerin birinci sayfasının paylaşıldığını ama ikinci belge paylaşılmadığı için toplumda kendisinin bu işin ihbarcısı gibi gösterildiğini söyleyerek yalanladı.