ÇİĞDEM ÖZEN / BEN HABER - AK Parti İzmir milletvekillerinin, özellikle Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı hedef alan söylemleri karşısında, her iki tarafından siyasi tartışmaları kamuoyuna yansıyor.
Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, İzmir siyasetinde yaşanan 'üslup' tartışmalarını farklı bir pencereden değerlendirdi. Sönmez, "İzmir Türkiye’de sadece bir şehir değil, aynı zamanda bir siyasal kimlik alanıdır. Bu nedenle CHP ile AK Parti arasındaki dil ve üslup tartışmaları burada daha sert ve sembolik yaşanıyor. İzmir’de siyasal rekabet üç düzlemde ilerliyor: Kimlik siyaseti, İzmir uzun yıllardır laiklik, modernleşme, Cumhuriyetçilik, seküler yaşam tarzı ile özdeşleştiriliyor. Bu nedenle AK Parti’nin İzmir’de kullandığı dil bazen “kültürel dönüşüm” girişimi gibi algılanabiliyor. CHP ise İzmir’i çoğu zaman “Cumhuriyet’in son kalesi” metaforuyla savunuyor." dedi.
"KUTUPLAŞMANIN YOĞUNLAŞMIŞ HALİ"
Dr. Zekiye Seda Sönmez, siyasal mücadelenin yalnızca hizmet yarışı değil, yaşam tarzı mücadelesine dönüştüğünü ifade ederken, İzmir’de kullanılan sert üslubu değerlendirdi. Dr. Sönmez, "Türkiye genelindeki kutuplaşmanın yoğunlaşmış hali gibi işliyor. Burada bir anlamda “dost-düşman siyaseti” yaklaşımı söz konusu oluyor. Siyaset çoğu zaman karşı tarafı meşru rakip değil, tehdit olarak tanımlama eğiliminde oluyor. Türkiye’de özellikle sosyal medya çağında eleştiri hızla kriminal dile, rakip hızla “tehlikeli öteki”ne, tartışma ise kültürel savaşa dönüşebiliyor." dedi.
"HİZMET SİYASETİ Mİ, KÜLTÜREL SİYASET Mİ?"
İzmir’de tartışma atmosferinin daha görünür olmasının nedenini şöyle değerlendirdi; "Şehir sembolik olarak iki farklı Türkiye tahayyülünün çatışma alanı haline geliyor. Hizmet siyaseti mi kültürel siyaset mi? Algısı oluşmakta. AK Parti İzmir’de genellikle altyapı, dönüşüm, merkezi hizmet eksikliği, belediyecilik performansı üzerinden CHP’yi eleştiriyor. CHP ise yaşam tarzı, demokrasi, özgürlük, kent kültürü üzerinden savunma hattı kuruyor. AK Parti daha çok hizmet ve güvenlik eksenine yaslanırken, CHP seçmeni kültürel özgürlük ve yaşam biçimi ekseninde mobilize oluyor. Sonuç olarak İzmir’de üslup tartışması yalnızca “sert dil” meselesi değildir. Bu tartışma kimlik, kent aidiyeti, yaşam tarzı, merkez-çevre ilişkisi, kültürel hegemonya gibi çok katmanlı siyasal dinamiklerin dışavurumudur." şeklinde belirtti.




