ÇİĞDEM ÖZEN / BEN HABER - Zeytin, Urla’da yalnızca sofranın bir parçası değil; üretimin, emeğin ve birlikte yaşama kültürünün de simgelerinden biri. Festival, bu ortak hafızaya sanatın farklı dilleriyle yaklaşmak ve yerel lezzetleri yeni karşılaşmalarla keşfetmek için bir buluşma alanı sunuyor.
6, 7 ve 8 Kasım 2026 tarihlerinde Eski Tamirhane Binası ve Cumhuriyet Meydanı'ndan düzenlenecek olan festivalle ilgili detaylarını açıklayan Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan, “Bazı kentlerin tarihi kitaplarda yazılıdır, Urla'nın tarihi ise toprağında yazılıdır.” sözleriyle konuşmasına başladı. Balkan, “Zeytin ağaçlarında ve binlerce yıldır süren üretim geleneğinde yaşamaya devam etmektedir. Zeytin, yüzyıllar boyunca bu coğrafyanın ekonomisine, gastronomisine, mutfağına ve yaşam kültürüne yön vermiştir. Zeytin ve üzüm, bu kadim toprakların bize geçmişten mirasıdır. Klazomenai'de zeytinyağının işlendiği atölyelerden bugünün zeytinliklerine uzanan bu hikâye, nesilden nesile taşınmıştır. Şimdi bu hikâyeyi yeniden anlatmak, zeytinin etrafında toplanarak oluşan kültürü birlikte yaşatmak için bir festivalimize daha hazırlanıyoruz.” dedi.

6, 7 ve 8 Kasım tarihlerinde düzenlenecek olan Urla Zeytin ve Sanat Festivali'ne dair konuşmasını sürdüren Balkan, “Zeytini; tarladan sofraya, üretimden gastronomiye, tarihinden sanata uzanan bütün yönleriyle hep birlikte ele alacak ve tanıtacağız. Festivalimizin ayırt edici yanı, zeytini bütün yönleriyle ele alarak tanıtmak ve kültürünü yeniden dünyaya duyurmak istememizdir. Ağacın dalından hasada, hasattan sıkıma, zeytinyağından mutfağa ve sanata uzanan bir program bizleri bekliyor. Ziyaretçilerimiz zeytin tarlalarında hasada katılacak, zeytinin nasıl sıkıldığını yerinde görecek. Zeytinyağı tadımlarıyla farklı aromaları ve polifenolleri keşfedecekler. Zeytin kırma ve zeytin kurma etkinlikleriyle geleneksel yöntemleri de yeni nesillere öğretmeyi hedefliyoruz.” şeklinde ifade etti.
ZEYTİN KÜLTÜRÜ VE GASTRONOMİ BULUŞACAK
Festivalde gastronomi programının önemine değinen Başkan Balkan, “Şeflerimiz zeytinyağının mutfağımızdaki yerini konuşacak. Söyleşilerde zeytin kültürünü ve gastronomiyle olan ilişkisini ele alacaklar. Şeflerimizin workshop çalışmalarında zeytinyağının farklı lezzetlerle nasıl buluştuğunu hep birlikte göreceğiz.” şeklinde belirtti.

SANAT PROGRAMINDA ZEYTİN AĞACINDAN ÜRETİMLER SERGİLENECEK
Başkan Balkan, sanat programında ise zeytin ağacının hikâyesi bambaşka bir biçim kazanacağını ifade ederken, “Geçtiğimiz yıl festivalimizde sanatçıların zeytin ağaçlarından ilham alarak ürettiği resimleri bu yıl Urla Cumhuriyet Meydanı'nda yeniden sergileyeceğiz. Anıt zeytin ağaçlarını konu alan fotoğraf sergimizle bu ağaçların taşıdığı tarihsel ve kültürel değeri anlatacağız. Ayrıca çocuklarımız için zeytinyağından sabun yapımı ve zeytin-sanat temalı etkinlikler düzenleyeceğiz.” dedi.
“ZEYTİN KÜLTÜRÜ HAFIZALARA KAZINACAK”
Başkan Balkan, “Festival kapsamında Urla'ya gelen ziyaretçilerin zeytini tarlada, üretimde, mutfakta ve sanat eserlerinde farklı yönleriyle yeniden tanıyacaklar ve bu kültürü hafızalarına kazıyacaklar. Festivalimizde geleneksel bilgi, uygulamalı deneyim ve sanatsal üretim aynı zeminde buluşacak. Bu kültürü gelecek kuşaklara taşımak bizim büyük sorumluluğumuz. Geçtiğimiz yıl Zeytin Koleksiyon Bahçemizi kurduk. Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1937 yılında yayımladığı bir telgrafla Türkiye'nin dört bir yanında yetişen zeytinlerden oluşan koleksiyon bahçeleri ve fidanlıklar kurulmasını istemişti. Biz de bahçemizi geçen yıl kurduk. Bu yıl da yeni zeytin ağaçlarını toprakla buluşturacağız. Urla'nın zeytin mirasını korumak ve çeşitliliğini gelecek kuşaklara aktarmak için çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu yaklaşım, tarım politikalarımızın da temelini oluşturuyor. Sürdürülebilir tarımı ve kırsal kalkınmayı destekliyoruz.” dedi.

Urla’nın Gastrofarm Urla konsepti altında ödüller aldığını belirten Başkan Balkan, “Sürdürülebilir tarımsal üretime ve gastronomi turizmine dayalı olarak oluşturduğumuz konsept, 2025 yılında Green Destinations Top 100 Stories ödüllerinden birini aldı. Bu konsept kapsamında yıl boyunca farklı mevsimlerde düzenlenen Enginar Festivali'nden Bağbozumu etkinliklerine, bağ yolu ve üzüm hasatlarından Zeytin ve Sanat Festivali'ne kadar pek çok etkinlik gerçekleştiriyoruz. Amacımız, Urla'mızın farklı mevsimlerinde üreticilerimizin toprağı alın teriyle sulayarak ürettiği bütün ürünleri görünür kılmak ve emeklerinin karşılığını almalarını sağlamak. Bu kültürü gelecek nesillerin hafızalarına kazımak istiyoruz.” Şeklinde ifade etti.
“ÜRETİCİLERİMİZİ HER DAİM DESTEKLİYORUZ”
Üreticiye destek kapsamında Urla Belediyesi olarak yapılan çalışmalara da değinen Başkan Balkan, “Bugüne kadar üreticilerimize 1.200 zeytin kasası dağıttık. Bunun amacı, geleneksel yöntemlerle toplanarak naylon çuvallarda saklanan zeytinlerin oksitlenmesi ve yağ kalitesinin düşmesinin önüne geçmek. Ayrıca fabrikaların zeytinleri sıfır asit üzerinden değerlendirmesinden kaynaklanan çiftçi mağduriyetini gidermek ve üreticilerimizin gelirlerini artırmak istiyoruz. 120 bini aşkın sertifikalı fidanımızı, Ziraat Odaları Birliği ile yaptığımız çalışmalar kapsamında çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize destek olmak amacıyla dağıttık. Tohum ve gübre desteği sunuyoruz. Doğru zeytin budama teknikleri başta olmak üzere farklı alanlarda eğitimlerimiz muhtarlıklar aracılığıyla verilmeye devam ediyor. Bugüne kadar 25 bin zeytin ağacı diktik. Fidan dağıtımına devam ediyoruz. 7 bin zeytin ağacımızı da üreticilerimizle buluşturacağız.
“AMACIMIZ, TERSİNE GÖÇÜ ENGELLEMEK”
Tersine göçün önüne geçmek adına yapılan çalışmalara ve desteklere büyük önem verdiklerini vurgulayan Başkan Balkan, “Gençlerin tarımda gelecek kurmasını, yeni kuşakların üretime devam etmesini ve tersine göçün güçlenmesini önemsiyoruz. Çünkü kırsal yaşam, toprağın verimliliği kadar o toprakta üretmeye devam eden insanlarla da ilgilidir.” dedi.

“DÜNYADA DA KIRSALDA ÜRETİM SORUNU VAR”
Geçtiğimiz hafta İtalya'nın Bari kentinde, Cisternino'da düzenlenen The Best Villages of Mediterranean (Akdeniz'in En Güzel Köyleri) konferansında "Restanza" ve "Tornanza" başlıklı iki konu ele alındı. Dünyanın farklı bölgelerinden gelen üreticilerin ve yerel yönetimlerin ortak sorununun artık kırsal kesimde üretimin azalması olduğunu gördük. İtalya'da da zeytinlerin toplanmadığını, ağaçların altında bırakıldığını gördük. Çünkü artan girdi maliyetleri, gübre maliyetleri ve işçilik giderleri üreticilerin zeytinliklerini terk etmesine neden oluyor. İtalya'daki zeytinliklerin yüzde 40'ı bu yıl kapalı kalmış, hasat yapılmamış. Biz de çevremizde görüyoruz ki tarımda, köylerimizde üreticilerin yaş ortalaması 60. Çünkü gençler artık geri dönmek istemiyor. Kendi toprağında kendi geleceğini göremediği için büyük şehirlerde iş hayatlarına devam etmek istiyorlar. İşte bizim en büyük amacımız, tersine göçü teşvik ederek kırsal yaşamın devam etmesini ve üretim kültürünün gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamak.”





