Kongrede konuşma yapan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, şizofrenide ilk ataktan itibaren tedavi sürekliliğinin planlanmasının önemine dikkat çekti. Prof. Dr. Dilbaz, “Tedaviye devam etmekte yaşanan güçlükler yalnızca hastanın davranışlarıyla açıklanamaz. Yan etkiler, unutkanlık, hastalığa ilişkin farkındalık güçlükleri, damgalanma kaygısı ve sağlık hizmetlerine erişim sorunları tedavi sürekliliğini etkileyebiliyor.” dedi.
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, şizofreni tedavisinde erken müdahale, kişiye uygun tedavi seçimi ve günlük yaşama katılım hakkında Avrupa Nöropsikofarmakoloji Koleji’nin (ECNP) 39. Kongresi’nde bir konuşma yaptı.
Prof. Dr. Dilbaz, ilk psikoz atağından sonra sağlanan iyileşmenin korunması için tedavinin sürekliliğine dikkat çekti. İlk atak tedavisinin gelecekteki hastalık dönemlerini önlemek açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirten Prof. Dr. Dilbaz, tedavi planının akut belirtiler yatıştıktan sonraki dönemi de kapsaması gerektiği mesajını verdi.

İyileşmenin korunması için tedavi sürekliliği önemli!
Araştırmaların, ilk atak şizofrenide tedaviye belirgin yanıt alınabildiğini gösterdiğini aktaran Prof. Dr. Dilbaz, “Ancak belirtilerin azalmasının ardından tedavinin kesilmesi veya aksaması, hastalığın yeniden alevlenme riskini artırabiliyor.” dedi.
Yeni bir atağın, kişinin sıkıntılarının artmasına, hastaneye yatmasına ve eğitim ya da çalışma yaşamının kesintiye uğramasına yol açabildiğine işaret eden Prof. Dr. Dilbaz, “Bu nedenle erken dönemde elde edilen iyileşmenin korunması, uzun vadeli tedavi hedefleri arasında yer alıyor. Tedaviye devam etmekte yaşanan güçlükler yalnızca hastanın davranışlarıyla açıklanamaz. Yan etkiler, unutkanlık, hastalığa ilişkin farkındalık güçlükleri, damgalanma kaygısı ve sağlık hizmetlerine erişim sorunları tedavi sürekliliğini etkileyebiliyor.” şeklinde konuştu.
Uzun etkili tedaviler erken dönemde değerlendirilebilir!
Belirli aralıklarla enjeksiyon yoluyla uygulanan uzun etkili antipsikotik tedavilere de değinen Prof. Dr. Dilbaz, “Bu seçenekler, günlük ilaç kullanımını sürdürmekte güçlük yaşayan bazı hastalarda tedavi sürekliliğini destekleyebilir.” dedi.
Konuşmasında yakın zamanda ilk şizofreni atağını geçirmiş 83 hastanın katıldığı bir araştırmaya yer veren Prof. Dr. Dilbaz, şunları söyledi:
“12 aylık izlemde hastalık belirtilerinin alevlenmesi veya tekrarlaması uzun etkili enjeksiyon grubunda yüzde 5, aynı ilacın ağızdan kullanıldığı grupta yüzde 33 olarak bildirildi. Bu sonuç, belirli bir ilaç ve hasta grubuna ait olduğundan bütün hastalara veya tüm enjeksiyon tedavilerine doğrudan genellenemiyor.
Uzun etkili tedaviler, hastalık tekrar ettikten sonra gündeme getirilmek yerine, uygun hastalarda erken dönemde seçenekler arasında konuşulmalı. Tedavi seçiminde hastanın beklentilerinin, önceki ilaç deneyimlerinin ve olası yan etkilerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.”
Tedavi hastanın tercih ve tutumuna göre belirlenmeli
Uzun etkili enjeksiyonların her hasta için aynı ölçüde uygun olmayabildiğinin altını çizen Prof. Dr. Dilbaz, “İlacın etkisi ve tolerabilitesi, uygulama aralığı ve kişinin yaşam koşulları karar sürecinde önem taşıyor. Klinik kılavuzlar da bu tedaviler değerlendirilirken hastanın tercih ve tutumlarının dikkate alınmasını öneriyor.” dedi.
Daha uzun uygulama aralıklarının uygun hastalarda günlük tedavi yükünü azaltabileceğini de ifade eden Prof. Dr. Dilbaz, bununla birlikte enjeksiyon aralığının uzamasının, düzenli kontrollerin ve psikososyal desteğin azaltılması anlamına gelmediğini ifade etti.
Hedef sürdürülebilir bir bakım planıyla iyileşmeyi desteklemek
İlk atak bakımının kapsamlı bir destek programı içinde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Nesrin Dilbaz, “İlaç tedavisinin yanında psikoeğitim, aileyle iş birliği, psikolojik destek ve eğitim ya da işe dönüşün planlanması bu yaklaşımın parçalarını oluşturuyor.” dedi.
Prof. Dr. Dilbaz, “Tedavi sonuçlarının değerlendirilmesinde kişinin arkadaşlıklarını sürdürebilmesi, bağımsız yaşayabilmesi ve kendi hedeflerine ilerleyebilmesi de önem taşıyor. İlk ataktan itibaren kişiye uygun ve sürdürülebilir bir bakım planıyla iyileşme desteklenmeli.” diyerek sözlerini tamamladı.
Dünyanın önde gelen uzmanlarının yer aldığı kongrede, Almanya’dan Prof. Dr. Alkomiet Hasan oturum başkanlığını yürütürken, İtalya’dan Dr. Vassilis Martiadis de konuşmacı olarak yer aldı.




