İşte Özel'in açıklamalarında öne çıkan satırlar şöyle:

Bugün 13.30'da bu kürsüde biri olacaktı. Dünden beri bu tartışıldı. Bu konuşuldu. Burada, bu kürsüde ilan edilen saatte çıkıp da konuşma yapmayı, kendi adıma bir başarı ya da zafer olarak görmüyorum. Ancak bu kürsüde Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanının konuşma yapmasının sağlanması, TBMM'nin Dikmen kapı önündeki binlerin, Türkiye'deki milyonların ve bu salondaki güzel insanların yüreklerindeki demokrasi, ülke ve parti sevgisindendir. Biz sandığa inanırız. Seçene ve sevilene inanırız. Onun için burada hep birlikte sürdürdüğümüz direniş çok anlamlıdır. Bugün yaptığımız vazgeçmemektir, teslim olmamaktır, direnmektir ve bencil bir duyguyla değil, bütün ülkenin geleceğini düşünen bir duyguyla davrananların birlikteliğinin zaferidir. Hepinizi kutluyorum. Bugün 9 Haziran... Kardeşim, arkadaşım, yoldaşım, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek'in vefatının sene-i devriyesindeyiz. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı'ydı, Ferdi ile birlikte bayram namazını kıldık, aile büyüklerimizin, partimizin ve diğer partilerin büyüklerine ziyaretlerde bulunduk. Şehitliğe, polis ve askeri şehitliğe ziyaretlerde bulunduk. Ardından kurban kesme alanına gittik ve öğlen 12 gibi ayrıldık birbirimizden. Akşam uyumaya yakın, o yorgun günün sonunda o feci haberi aldık. Feci kaza haberini... Hep birlikte Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi'nin bahçesine koştuk. Bütün Manisa oradaydı. Neredeyse bütün partilerden, bütün şehirlerden insanlar vardı. 3 gün direndi. 3 gün dua ettik, mucizeyi kovaladık ama olmadı, kaybetti. Manisa'da ilk kez Cumhuriyet Meydanı'nda yapılan bir cenaze töreni meydanlara, Manisa'ya sığmadı. Tarihin en unutulmaz, herkesin gördüğüne şaşırdığı, bir tek Ferdi'yi bilenlerin şaşırmadığı ve "Ancak bu Ferdi'ye nasip olurdu" denilen bir törenle kardeşimizi uğurladık.

'BU KÜRSÜ SEÇİLMİŞLERİN YERİDİR'

Bugün de birinci sene-i devriyesi. Orada olmak istedik ve orada olacaktık. Geçen hafta basın mensubu bir arkadaş sordu grup toplantısı hakkında ve ben de "Ferdi'nin vefatı nedeniyle Manisa'da oluruz, herkes orada olur" dedim. Bu soruya cevap verdikten bir süre sonra ise hiç olmayacak bir şey oldu. Gözlerime inanamadım. Sonradan araya girip "Yapmasaydınız" diyenlere de cevap olarak "Özgür Bey Manisa'ya gidince yapalım dedik" diye yanıt verdiler. Benim orada olmamamı fırsat bilerek bir karar aldılar. Günlerce düşündüm. Tanıdığım herkese, arkadaşlarıma, aileme, çocukluk arkadaşlarıma sordum. Kim gelecekti bu kürsüye? Son 4 kurultayın seçilmiş genel başkanı olmayacak, son kurultayda geçerli oyların hepsini almış olan genel başkan olmayacak, 2020 yılında yapılan kurultay ile bir atanmış buraya gelecekti. Buraya kimin geleceğini, nasıl gelmeyi planladıklarını gördük. Burası milli iradenin tecelligahıdır. Millet bir karar verir ve o karar burada tecelli eder. Tüm yok saymalara, demokrasiye aykırı girişimlere rağmen burası seçilmişlerin yeridir. Bu bayrağı bir bırakırsanız, millet bir daha elinize vermez o bayrağı. Bu yüzden herkese danıştım ve Ferdi'nin sesi ile kararı verdim. Ferdi ile konuşurken hep bir şey çıkar ve bana "Sen orada lazımsın, biz burada hallederiz" derdi. Bu yüzden bunun gereği de budur. Burayla ilgili bir inatlaşmanın değil de, bir vazifeyi üstlenmenin gereği de budur.

'DÖRT KOLDAN SALDIRI ALTINDAYIZ'

CHP'li 72 il başkanından 'kurultay' açıklaması
CHP'li 72 il başkanından 'kurultay' açıklaması
İçeriği Görüntüle

Dört koldan saldırı altındayız. Üç yıl önce partimizde seçimleri kazandık. 10 ay önce 5 parti birden yüzde 25'lik cam tavandaydık, 10 ay sonrasında yüzde 38 ile CHP'yi 47 yıl sonra birinci parti yaptık. Kurulduğundan beri AKP'yi ilk kez geçtik ve o günden bu yana saldırı altındayız. Bunu bu kadar net belirlemeliyiz. Anlamazsan meseleyi, çözmezsen kumpası, 'CHP'nin iç işi' dersin. CHP'nin iç işi falan değil bu. Kim karışır CHP'nin kurultayına? Öyle bir noktadayız ki, o zamanın meşru bulunan delegasyonu ile 2 kere kurultay yapılmış. Yeri gelmiş mahallelere sandık kurulmuş ama son 4 kongreyi yok sayan bir anlayış var. YSK'ya göre yok değil, hiçbir yere göre yok değil ama AKP yargı kollarının görevlendirdiği bir İstinaf Mahkemesi olmayacak bir karar almış ve artık Türkiye'de hiçbir seçilmişin koltuğunun seçim hukuku ile garanti altına alınamayacağı bir karar almıştır. Öyle bir kötü akıl var ki onu söylemeden olmaz. "İlk seçimde iktidarı aldılar, biz bu iktidarı veremeyecek durumdayız. Sandıkla geldik ama sandıkla gidemeyiz, bu iktidarı veremeyiz" diye düşünüyorlar. Bütün mesele bu.

'ÖLMÜŞ KARDEŞİME İFTİRA ATTILAR'

"Bugün için neredeyiz? Defalarca buradan Murat Kurum'a söylediğim. Kurum tek tek biliyor bütün tapuyu. Tek kelime söyleyemiyor. Sonra çıkıp dedi ki, 'Efendim Muhittin Böcek yakında konuşacak.' Dedim ki bunu ispatlayamazsanız alçaksınız. İspatlayamadılar. 110 gün yoğun bakımda yatmış adamı, kendisi defalarca açıkladığı halde, 'Adaylığım için bir kuruş para verdiysem şerefsizim' deyip açıkladığı halde böyle birisine en son ne ifade verdirdiler biliyor musunuz? En son gitti, kimse görmezken Ferdi Zeyrek'e verdim deyip ifade verdirdiler. Nasıl olsa ölmüştür inkar edemez diye böyle hesap yaptılar. Bu kadar kötüleşebilen birilerinden bahsediyorum. Ölmüş kardeşime iftira atan, ölmüş başka bir kardeşimizin namusuna dil uzatan birilerinden bahsediyorum. Partiyi bu duruma getirerek partiyi kurumsuzlaştıran, adaysızlaştıran bir çözüm paketinde içeriden dışarıdan her türlü işbirliği ile bu işi çözmeye kalktılar."

'ERDOĞAN'A RAKİP İSTEMİYORLAR'

"ABD bayrağına el basıp yemin eden birisinin televizyon kanalı. Ekrem İmamoğlu ile ilgili her türlü yalanı atan ama popüler olan cep telefonlarından, paralardan tutun da hiçbiri çıkmadı ya; TGRT, A Haber bu yalanları atarken iddianamede olacak derken şimdi ben yalan attım diyenler Ekrem başkanın evine desteğe koşanlar, önseçimde oy verirken poz verenler Ekrem başkana 'Hırsız' demeye başladılar. Mesele Erdoğan'ı rakipsizleştirme meselesinden başka bir mesele değil. Orada tutuklu insanlar bedenlerini sandıkla iktidarın değiştirilmesi için ortaya koyuyor.

'ONA NE DİYECEĞİMİ BİLEMİYORUM...'

Biz parti içi meseleyi değil, ülkenin demokrasisi, sandıkla değişim için insanlar bedenine koyuyor orada. Dünya siyasi tarihinde görülmemiş bir kumpas var. Trump istiyor diye, onun Ankara temsilcisi öyle istiyor diye... Öbür taraftan Kürt, Alevi olsun diyenler... Diğer taraftan derin devlet öyle istiyor diyenler. Cumhuriyet'in kurucu değerlerini koparmaya çalışanlara karşı siz bugün Türkiye'nin kopmayan halkasınız. Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümünde bize bunları yaşatanlara, kim alet oluyorsa şu kadarcık hakkımı helal etmiyorum. Bir kez kötü bir şey söylemedim. Onun için neler yaşadım. Ne kavgalar verdik. Bu partiyi neler yaşattılar ne diyeceğimi bilemiyorum. O partinin içinde kimler var biliyor musunuz? O binada bugün Kemal Bey'e linç edilirken yanında olan Murat Emir yok. Haluk Kırcı'nın ekibi var, 12. kattan selam veriyor. Artvin'de saldırıya uğrarken yanında olan Seyit Torun yok. Adalet Yürüyüşü'nün fikir babası Aykut Erdoğdu ile Bülent Tezcan yok. 2 milyon dolar para isteyen ve Yunanistan'a kaçarken yakalanan avukat o binada.

'BU MİLLET PARALELİN KİM OLDUĞUNU BİLİR'

O yüzden şimdi çıkmışlar oraya, buraya efendim bir paralel CHP varmış. Paralel CHP anlayışı varmış. Bizim meclisi paralel genel merkez olarak yapmamız kabul edilemezmiş. O yüzden burası da zapdedilmeliymiş. Biz genel merkezden Meclis'e yaptığımız yürüyüşte bu zihniyeti arkamızda bıraktık. Eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bu çirkin zihniyeti geride bıraktık, onlara bıraktık ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir binadan ibaret değil, bir anlayıştan, bir inançtan, gerekirse bir inattan ibaret olduğunu ve bunun bu ülkenin son umudu olduğunu, son kalenin bir bina, kapısı, çatısı değil, son kalenin Cumhuriyet'e inananların yüreğindeki olmayan korku duygusu, var olan mücadele duygusu olduğunu söyledik. Bu millet paralelin kim olduğunu bilir. Bu millet emniyet müdürü varken emniyetteki emniyet imamının paralel olduğunu bilir. Ya da bu millet seçilmişler varken atanmış paralelleri bilir.

'YARGIDAKİ ÇETEYİ DAĞITACAĞIZ'

Onun için her şeyi yapın ama bu dille bu FETÖ'den kalma dille, önüne geleni FETÖ'cü ilan eden dille, önüne geleni hain ilan eden dille demokrasiyi tehdit gördükleri için demokrasinin tepki ve protesto rejimi olduğunu kabul etmeyenlerin her direnişe ayaklanma, her meydana sokak çağrısı, her mitinge sokakları karıştırmak, Türkiye'yi karıştırmak diye bakan sığ anlayışın o terminolojisini bu Cumhuriyet Halk Partisi'nde Cumhuriyet Halk Partisi'nde görev yapmış kimseye yakıştırmam. Asla ve asla, asla ve asla Cumhuriyet Halk Partisi'ne paralel yapı, FETÖ ya da namuslu arkadaşlarımıza hırsız atılan iftiralara uygun olarak çeşitli iddianame laflarını doğruymuş gibi, iddianameye bile giremeyen iftiraları doğruymuş gibi alıp, yok arınacağız, yok atacağız, yok satacağız. Böyle bir şeye teslim olursak biz Cumhuriyet Halk Partisi olmaktan çıkarız. Elbette hukuka sığınacağız, elbette hukuka güveneceğiz, elbette yargının bağımsız yargının her şey olduğunu bileceğiz. Ama onun için önce bu yargıdaki çeteyi dağıtacağız, yargı kollarını dağıtacağız.

'26 TEMMUZ GEÇİRİLMEMELİ'

Bunun için diyalog olsa hiç uzakta durmadım. Efendim 'tedbir var kurultay yapılmaz.' Türkiye'nin tüm hukukçular aynı metinde birleşiyorlar. Kamu, seçim hukukçuları 'Kurultayın yapılması değil yapılmaması sorun' diyor. Başka bir görev yoktur, görev budur. 'Kurultay yapacağız' söylemlerini duyduk. Madem ki buna ikna oldunuz, o kurultayı yapmalısınız. 'Efendim birkaç ay sonraya söyleyelim, bir yıla yayalım. AK Parti bizi nerede sıkıştırırsa o seçimi o zaman yapalım'. Burada yapılacak iş 26 Temmuz'u geçirmeden kurultay yapılmalıdır. Seçime girilmesi tehlikeye girmektedir. Bu memlekette tüm umudu önümüzdeki seçim olan on milyonlarca kişinin hayallerini yerle bir etmekle kalmaz, onlara kabusu yaşatır. Onları sandıktan koparırsınız, geri dönülemez bir şekilde kaybettirirsiniz.

'MİLLETİN AYAKLARININ ALTINDA KALIR'

"Herkes bilsin ki milletin yürüyüşüne kimse set çekemez. Önümüzde duran bu milletin ayaklarının altında kalır. Ne yapılırsa yapılsın bu millet önünde kimseyi istemez. Devletini sever, vergisini verir ama devleti milletin karşısına koyarsanız millet o devleti önce yener sonra yeniden demokratik devletini inşa eder.