AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenledi. Çelik, Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'in vefatının ardından, sanal medyada acı verici birtakım paylaşımlar yapıldığını belirterek, yapılan nefret söylemini lanetlediklerini aktardı. Yeni Yol Partisi'nden istifa eden Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun’un AK Parti’ye tekrar katıldığını dile getiren Çelik, "Kendisine, 'Evinize hoş geldiniz' diyoruz. Kani Bey’in Afrika’da çok önemli çalışmaları oldu. Oradaki çalışmalara çok güçlü emek verdi. Bundan sonrasında da inşallah kendi evinde bu çalışmalarını sürdürmeye devam edecek. Partimize hem belediye başkanlarından hem milletvekillerinden çok sayıda katılım talebi var. Bunu partimizin yetkili kurulları titizlikle inceliyor. Önümüzdeki dönemde de hem milletvekili seviyesinde hem belediye başkanı, belediye meclis üyesi seviyesinde pek çok katılımı hep beraber göreceğiz. Bugün Bodrum'dan bir meclis üyesi arkadaşımız aramıza katıldılar" ifadelerini kullandı.
'ÖRTBAS EDİLMESİNE MÜSAADE ETMEYİZ'
Fon soruşturmasına değinen Çelik, "Fon meselesinde Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradeyle birlikte çalışmalar hızlı bir şekilde yürüyor. Bizim fon dolandırıcıları, 'fon şeytanları' dediğimiz bu yolsuzlukları yapanların üzerine gidilmesi konusunda yüksek bir iradeyle kararlı ve tavizsiz bir şekilde hareket ediliyor. Bu ‘fon şeytanları’ dediğimiz kişilerle meşru yatırımcıyı, hassasiyetle birbirinden ayırıyoruz. Türkiye'nin bu konular tartışılırken sermaye piyasalarına zarar verecek, Türk ekonomisine zarar verecek birtakım yaklaşımların, değerlendirmelerin doğru olmadığını ifade ediyoruz. Ama bunun yanı sıra bu fon şeytanlarının, üzerine gidilmesi konusundaki kararlılığımızı, bu mekanizmalarla ifade etmeye devam ediyoruz. Herhangi bir siyasi linç kampanyasıyla kimseyi mahkum ettirmeyiz ama herhangi bir siyasi himaye ile de herhangi bir iddianın örtbas edilmesine müsaade etmeyiz. Burada temel mesele bütün gerçeğin açığa çıkması ve bu gerçeğin açığa çıkmasıyla birlikte de gereken sonuçlara ulaşılmasıdır. O yüzden devletin bütün kurumları Cumhurbaşkanımızın talimatıyla görevinin başında ve bu meselenin tam olarak açığa çıkması, bu fon şeytanlarının, fon dolandırıcılarının hem çaldıkları paraların geri alınması hem de cezalandırılması konusunda adliyeden maliyeye bütün denetim kurulumlarına kadar herkes görevinin başında" dedi.
'ADİL, ŞEFFAF VE ETKİN BİR ŞEKİLDE TASFİYESİ AMAÇLANIYOR'
Çelik, fonların tasfiye sürecine ilişkin, "Ödemelerin hukuki güvenceye kavuşturulması önemli. Bu çerçevede teklif edilen kanun, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda kabul edildi. Görüşülecek muhtemelen bu hafta. Aynı zamanda yaptırım ve cezaların caydırıcılığının arttırılmasına dönük ve sermaye piyasası kanununda kalıcı ve kapsamlı değişiklikleri öngören bir taslak çalışması üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Birinci olarak kanun teklifi ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmış olanların adil, şeffaf ve etkin bir şekilde tasfiyesi amaçlanıyor. Ayrıca bu fonların mal varlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılması hedefleniyor. Fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsili hedefleniyor ve geri kazanılan değerlerin bu fon payı sahibine ödenmesi şeklindeki usul ve esasları düzenleyecek. Bu fon şeytanlığının üzerine sonuna kadar gideceğiz. Kime yakın, kime uzak, kim nerede duruyor, hangi makam sahibi bunların hiçbirinin önemi yok. Gerçek sonuna kadar açığa çıkacak ve yanlış yapanlardan bunun hesabı en güçlü şekilde sorulacak" diye konuştu.
'OLUMLU BİR ADIM'
Türkiye-Irak ilişkilerine değinen Çelik, "Irak'ın bütünlüğü konusunda Cumhurbaşkanımızın yıllardır verdiği bir mücadele var. Buradaki önemli başlıklardan bir tanesi Irak'taki Türkmen kardeşlerimizin kendilerine hak ettikleri yeri bulabilmeleriydi. Sayın Irak Başbakanı Ali Zeydi bu çerçevede son derece kapsayıcı çalışmalar ortaya koyuyor. Hem terörsüz bölge konusunda Sayın Başbakanın çok doğru yaklaşımları olduğunu görüyoruz hem de bütünsel, herkesi kapsayan hükümet modelinin ortaya çıkması konusunda son derece doğru yaklaşımları var. Bu çerçevede Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Saman Ağa'nın Irak hükümetinde devlet bakanlığı görevine seçilmesini son derece olumlu bir adım olarak değerlendiriyoruz" dedi.
'ODAĞIMIZDAN AYRILMAMALIYIZ'
Çelik, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin ise "Etrafımızdaki gelişmelere baktığımızda, aslında ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge sürecinin ne kadar kıymetli, zamanlaması ne kadar doğru bir süreç olduğunu hep beraber görüyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in, İran'a saldırısından sonra bölgede ortaya çıkan tablo, Gazze'deki soykırım devam ederken İsrail'in Batı Şeria’yı da Gazzeleştirmeye dönük attığı adımlar, Lübnan'a yaptığı saldırılar, Suriye topraklarına yaptığı saldırılar, yine Suriye içerisinde Süveyda bölgesindeki ayrılıkçı grupların bütün bu faaliyetlerini gördüğümüzde aslında çok daha büyük bir siyasi projenin, yürürlüğe koyulmaya çalışıldığını görüyoruz. Cumhurbaşkanımızın en önemsediği şeyin bölge halklarının kardeşliği, onların rızası ve duası olduğunu ve siyasi gayretini o çerçevede sürdürdüğünü bir kere daha ifade etmek isterim. Zaman zaman ‘Terörsüz Türkiye’ ve terörsüz bölge ile ilgili aksamalar olduğuna dair birtakım yaklaşımlar ortaya çıkıyor. Bunlar inişli çıkışlı süreçlerdir, doğrusal süreçler değildir. Bazen bir ayda gidemediğiniz ilerlemeyi, bir günde elde edersiniz. Bazen tersi olur. O sebeple önemli olan buradaki çalışmaların doğru yapılmasıdır. Biz çok sayıda olumsuz cümle, negatif yaklaşım görüyoruz. Tek tek bunlara cevap vermeye kalksak odağımızı kaybederiz. Odağımız 'Terörsüz Türkiye' ve terörsüz bölgenin hedefine ulaşmasıdır. O yüzden odağımızdan ayrılmamalıyız" ifadelerini kullandı.
'YERLEŞİMCİ DEĞİL HIRSIZDIR'
İsrail’in Gazze’de saldırılarına devam ettiğini ve Batı Şeria’da yeni adımlar attığına vurgu yapan Çelik, "'Batı Şeria’da yeni yerleşim yeri açıyoruz' diyorlar. Biz 'yerleşim yerleri' demiyoruz, biz oralara 'işgal bölgesi' deriz. Bu ‘yerleşimci’ tabiri çok yanlış bir tabir. Filistinlinin toprağına çöken kişinin adı 'yerleşimci' değil 'hırsızdır'. Filistinlinin toprağında kendisine yer yapmaya çalışan grup her kimse onlar da yerleşimci değil, bir hırsızlık şebekesidir. Onun için bu ‘yerleşimci’ ve ‘yerleşim yeri’ tabirinden uzak durmak lazım. Batı Şeria’yı Gazzeleştirmeye çalışan gelişmeler karşısında bütün gücümüzle gereken mücadeleyi vermeye çalışıyoruz" dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçim kampanyasını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşıtlık üzerine kurmaya çalıştığını ifade eden Çelik, "Bunun bizim için herhangi bir hükmü yok. İsrail’deki bu soykırım şebekesinin Cumhurbaşkanımız hakkındaki bütün açıklamaları hezeyan dolu açıklamalardır ve tamamen yalan siyaseti üzerine kuruludur" diye konuştu.
'NATO’YA ALTERNATİF DEĞİL'
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın muhalefet tarafından istismar edildiğini söyleyen Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
"Anlaşma, Meclis’e sevk edildi. Fakat şimdiye kadar bu konuda birçok provokasyon yapıldı ve yalan söylendi. Önce bunun NATO’ya alternatif olup olmadığı sorgulandı. Bu anlaşmanın NATO’ya alternatif olmadığını, tam tersine uluslararası güvenlik mimarisinin tamamlayıcı bir mekanizması olduğunu ifade ettik. NATO üyesi pek çok ülkenin de güvenlik mimarisinin tamamlayıcısı olarak içinde bulunduğu başka anlaşmalar var. Anlaşmayı da aynı şekilde düşünmek lazım. Anlaşma kapsamında askeri destek, kuvvet konuşlandırması ve diğer unsurların Meclis’in onayı olmadan hükümetimiz tarafından hayata geçirilmeye çalışıldığına dair bir yalan siyaseti de dolaşıma sokuldu. Böyle bir şey söz konusu değil. Meclis’in onayı ve anayasal süreçler dahilinde bu anlaşma Türkiye tarafından işletilecektir. Başka ülkelerin de anlaşmaya katılması, bu anlaşmanın prensipleri açısından kıymetli olacaktır. Bazı çevreler henüz bilgi sahibi olmadan bunu eksen kayması, kontrolsüz ve onaysız asker gönderme mekanizması olarak değerlendirdiler. Bunlar asılsızdır, kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri'nin her türlü yurt dışı görevi Meclis’in iradesine, Anayasamızın 92'nci maddesine ve milli egemenlik ilkelerimize tam bir bağlılıkla gerçekleşmektedir. Bundan sonra da böyle olacaktır."




