Uzmanlara göre ise en büyük tehlike, hâlâ birçok kadının bunun bir hastalık olduğunu bilmemesi. Son zamanların en popüler konularından biri haline gelen 'Lipödem' tam olarak ne anlama geliyor?

Çoğu zaman 'inatçı yağlanma' veya 'sporla gitmeyen kilo' olarak yanlış anlaşılan Lipödem aslında milyonlarca kadını etkileyen ve yıllarca fark edilmeden ilerleyebilen bir hastalık. Peki neden bazı kadınlar ne kadar egzersiz ve diyet yaparsa yapsın, bacaklarındaki yağlardan kurtulamıyor? Uzmanlar bu sorunun basit bir kilo problemi olmadığını, lipödemin hem fiziksel hem de psikolojik etkiler yaratan, doğru teşhis edilmediğinde hayatı zorlaştıran bir hastalık olduğunu söylüyor. Bu gizemli ve çoğu kişinin bilmediği durum, anneler ve genç kadınlar arasında merak uyandırıyor ve son zamanlarda da farkındalığın artmasıyla birlikte daha fazla konuşulmaya başlandı. Lipödem'e dair merak edilenleri ve henüz bugüne dek konuşulmamış olan detayları İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya Milliyet.com.tr'ye anlattı.

K İ L O L A R1

ÖZELLİKLE KADINLARDA GÖRÜLÜYOR!

Lipödem ile ilgili sayısız doğru ve yanlış bilginin iç içe girdiği bu dönemde Dr. Ayça Kaya, Lipödem'i şu şekilde anlattı:

Bahar mevsimi cildinizi bozabilir! Bu üç tehlikeyi göz ardı etmeyin
Bahar mevsimi cildinizi bozabilir! Bu üç tehlikeyi göz ardı etmeyin
İçeriği Görüntüle

"Lipödem, özellikle kadınlarda görülen, kronik ve ilerleyici bir yağ dokusu hastalığıdır. Temel özelliği, vücudun belirli bölgelerinde çoğunlukla kalça ve bacaklarda simetrik ve orantısız yağ birikimi ile ortaya çıkmasıdır. Burada söz konusu olan yalnızca yağ miktarının artması değil, yağ dokusunun yapısal olarak değişmesi ve farklı davranmaya başlamasıdır. Bu nedenle lipödem, estetik bir farklılıktan çok, klinik olarak değerlendirilmesi gereken bir sağlık durumudur."

Bunun bir kilo probleminden çok doğrudan bir hastalık olduğunu anlamanın önemine değinen Dr. Kaya, "Klasik kilo alımında yağ vücuda daha dengeli dağılırken, lipödemde yağ birikimi belirli bölgelerde yoğunlaşır ve bu durum oldukça simetriktir. Bunun temelinde hormonal etkiler, özellikle östrojen duyarlılığı ve genetik yatkınlık yer alır" dedi. Bu nedenle yağ hücrelerinin bacak ve kalça bölgesinde farklı davrandığını belirten uzman isim Lipödemin ayırt edici özelliklerinden birinin de ayakların genellikle etkilenmemesi olduğuna dikkat çekti. Ayak bileğinde belirgin bir sınır oluşmasının tanı açısından önemli bir ipucu olduğunu bu noktada gözlemlemekte fayda olduğunu iletti.

DİYET VE SPORLA GEÇMİYOR MU?

Lipödemin diyet ve sporla bir türlü geçmediğini düşünen milyonlarca kadının soru işaretini gideren Dr. Kaya, lipödemli bir kişinin bacağında dokununca ağrı olmasını ve kolayca morarmasını, "Lipödemli yağ dokusu, klasik yağ dokusundan farklı bir metabolik ve yapısal özellik gösterir. Bu dokuda yağ hücreleri hem büyümüş hem de sayıca artmıştır. Aynı zamanda mikrodolaşım bozulmuş ve düşük düzeyli kronik inflamasyon gelişmiştir. Bu nedenle kişi diyet ve egzersizle kilo verebilir ancak lipödemli bölgelerde incelme sınırlı kalır. Dokununca hissedilen ağrı ve hassasiyet ile kolay morarma ise kılcal damarların kırılgan hale gelmesi ve doku içindeki dolaşım problemleri ile ilişkilidir. Bu yönüyle lipödem, hormonal ve vasküler bileşenleri olan kronik bir hastalık gibi davranır." diyerek açıkladı.

K İ L O L A R2

"Lipödemde en belirgin bulgular alt ekstremitelerde simetrik kalınlaşma, üst ve alt vücut arasında orantısızlık, dokununca hassasiyet ve kolay morarmadır. Gün içinde artan dolgunluk ve ağırlık hissi de sık görülür. Ayakların ince kalması ise ayırt edici bir özelliktir. Lipödem kilo vermeyi tamamen engellemez; ancak bölgesel yağ dokusunun dirençli olması nedeniyle kişi kilo verse bile istediği incelmeyi göremeyebilir. Bu durum çoğu zaman yanlış bir şekilde 'kilo veremiyorum' algısına yol açar." İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya

Lipödemin tek bir tedavi yöntemiyle çözülebilecek bir durum olmadığının altını çizen Dr. Kaya, bu durumda mutlaka çok yönlü bir yaklaşım gerektiğini belirtti. Tedavinin temelini beslenme düzeninin planlanması, kompresyon uygulamaları, manuel lenf drenajı ve düzenli egzersiz oluşturduğunun altını çizen Dr. Kaya, özellikle düşük etkili egzersizlerin, dolaşımı desteklemek açısından önemli olduğunu, ileri evrelerde ise özel tekniklerle yapılan liposuction cerrahisinin gündeme gelebileceğini belirtti. Tedavideki ana hedefin hastalığı tamamen ortadan kaldırmak olmadığını ilerlemesini durdurmak ve semptomları azaltmak olduğunu da hatırlattı.

L İ P O D E M3

"Beslenme, lipödem yönetiminde en güçlü araçlardan biridir ancak hastalığı tamamen ortadan kaldırmaz. Doğru beslenme yaklaşımı, inflamasyonu azaltarak, ödemi kontrol altına alarak ve kilo yönetimini kolaylaştırarak süreci önemli ölçüde iyileştirir. Bu noktada anti-inflamatuar beslenme modeli ön plana çıkar. Rafine şeker ve işlenmiş gıdaların azaltılması, dengeli protein alımı ve sağlıklı yağların tercih edilmesi önemlidir. Bazı hastalarda düşük karbonhidratlı beslenme yaklaşımları da fayda sağlayabilir. Erken evrede yapılan beslenme değişiklikleri daha belirgin sonuç verirken, ileri evrelerde daha çok şikayetlerin kontrolüne katkı sağlar." İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ayça Kaya

Lipödemin tedavi edilmediğinde zamanla ilerleyerek hareket kısıtlılığına, eklem problemlerine ve lenfatik sistemin de etkilenmesiyle daha ağır tablolara yol açabileceğinin altını çizen Dr. Kaya, "Bunun yanı sıra kişinin beden algısı ve psikolojik durumu üzerinde de ciddi etkiler oluşturabilir" diyerek açıklamalarını şu cümlelerle sonlandırdı: "Son yıllarda daha fazla konuşulmasının en önemli nedeni ise farkındalığın artmasıdır. Sosyal medya bu konuda önemli bir rol oynamış, hastalar yaşadıkları durumu daha görünür hale getirmiş ve sağlık profesyonelleri de bu tabloyu daha erken tanımaya başlamıştır."