Konak Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin (İGC) birlikte düzenliği 9. Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması Ödül Töreni, gelenek olduğu üzere 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nde, Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi'nde (AASSM) gerçekleştirildi. Bu yıl "Savaşta ve Barışta Çocuk – Duy Sesimi" temasıyla düzenlenen yarışmanın ödül törenine ev sahibi Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu'yla birlikte CHP PM Üyesi ve İzmir Milletvekili Ednan Arslan, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Önceki Dönem İGC Başkanı Misket Dikmen, Duayen Gazeteci Öcal Uluç, Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması Genel Koordinatörü Karikatürist Sadık Pala, Konak Belediyesi Meclis Üyeleri, siyasi partilerin temsilcileri, oda, iş dünyası ile sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, sanatçılar, gazeteciler, muhtarlar ve çok sayıda davetli katıldı. Ödüllerin sahiplerini bulduğu geceye Evrim Ateşler, Ege müziğinin uluslararası sembollerinden Mikis Theodorakis adına hazırladığı 'Mikis Theodorakis ile Yüzyıl' konseriyle renk kattı.

Eflatun Nuri’de Barış Ve Özgürlük Vurgusu (7)

Mutlu: İçinde bulunduğumuz karanlıkta hiçbir iş kolay değil
Tutuklu gazetecilerin mücadelesinin dile geldiği, basın şehitlerinin anıldığı, Gazze'dekiler başta olmak üzere savaşın en ağır yükünün taşıyan çocukların bir kez daha hatırlandığı ödül töreninin açılışında konuşan Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu, kararlılık vurgusu yaptı. Yarışmanın sürekliliğinin ise her anlamda önem taşıdığına dikkat çeken Başkan Mutlu şöyle konuştu: "Bu sürekliliği çok önemsiyoruz. Bizden önce başlayan ve dokuz yıldır kesintisiz devam eden bu yarışma biliyoruz ki bundan sonra da hiç ara vermeden sürecek. Yarışmaların gelenekselleşmesi çok zordur ama gerçekten gelenekselleşmiş, çok kıymetli eserlerin katıldığı bu yarışmanın ayrı bir önemi var. Bir yandan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü. Bugün gazetecilik mesleği, pek çok meslek gibi çok zor şartlarda devam ediyor. İçinde bulunduğumuz karanlıkta hiçbir iş kolay değil kuşkusuz. Bir yandan da karikatür gibi çok kıymetli bir sanat alanını bu vesileyle ödüllendiriyoruz. Bu sanatın Türkiye'deki en büyük isimlerinden Eflatun Nuri'nin adına bu ödülün düzenlenmesi de kuşkusuz çok anlamlı. Eflatun Nuri, yaşamı boyunca bu gücü ustalıkla kullanan, mizahı bir toplumsal duruşa çevirebilen önemli bir isim. Bu yıl Türkiye'nin dört bir yanından çok güzel eserler geldi. Emeğiyle, yaratıcılığıyla bu yarışmaya katılan tüm karikatüristleri kutluyorum ve teşekkür ediyorum, bizleri destekledikleri için. Gazeteciler Cemiyeti'yle görüştüğümüzde bu yılın portre konusunu Fatih Altaylı olarak belirlemek istediler. Fatih Altaylı, basın özgürlüğünün son dönemde ne durumda olduğuna ilişkin simge isimlerden."

"Çocuklarımızın sesi olmaya, gazetecilerin özgür duruşunu savunmaya, sanatın gücünü yaşatmaya kararlıyız"
Savaşın yıkıcı gücünün en çok çocukları etkilediğini, bu durumu yarışmaya katılan eserlerin çarpıcı bir şekilde ortaya koyduğunu dile getiren Başkan Mutu konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Savaştan en çok etkilenenlerin çocuklar olduğunu da hiçbir zaman unutmadık, unutmuyoruz. Sergideki karikatürler çok çarpıcı. Her şeyden habersiz, bu savaş ortamının hiçbir şekilde yaratanı ya da bir tarafı olmayan çocuklarımızın ne kadar çok etkilendiğini, ne kadar zedelendiğini gösteren karikatürlerle bu konunun bir kez daha gündeme gelmesi anlamlıydı. Çocuklar hep en ağır bedelleri ödüyorlar savaşlarda. Karikatüristlerimizin çizgileri, bombaların gölgesinde büyümek zorunda kalan çocukları bize anlatıyor. Çocukların yaşadığı acılar, barış talebimizin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha vurguluyor. Bugün, bu salonda bir araya gelen bizler Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle bir aradayız belki ama bir kere daha hem çocuklarımızın sesi olmaya, hem gazetecilerin özgür duruşunu savunmaya, hem de sanatın gücünü yaşatmaya kararlıyız."

Eflatun Nuri’de Barış Ve Özgürlük Vurgusu (9)

Gappi: Gazeteciler hakikatlerin pusulasıdır
Çizgilerin susturulmak istendiği bir dönemde karikatür yarışmasını dokuzuncu kez yapabilmenin kolay olmadığına değinen İGC Başkanı Dilek Gappi, başta Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınarlı Mutlu olmak üzere geçmişten günümüze emeği geçenlere teşekkürlerini iletti. Özgür duruşun, düşüncenin ve çizginin savunucusu olmaya devam edeceklerini vurgulayan Gappi şunları söyledi: "10 Ocak artık bir bayram değil mücadele günü. Bu akşam görece dünyanın iki en zor ve iki kıvanç duyduğumuz mesleğin temsilcileri olarak sizleri ağırlamak gerçekten çok önemli. Biri, hayatı pahasına, ne olursa olsun hakikatin peşinden koşan gazeteciler, diğeri de kelimelerin susturulduğu yerde çizgileriyle var olan karikatür sanatçılarımız. Bu gecenin anlamı özetle şudur; istenmeyeni yazmak suç, özgür habercilik tehlike, düşünmek hakaret... O zaman bizler sonuna kadar hakikatlerin, özgür duruşun, düşüncenin ve çizginin savunucusu olmak için buradayız. Gazeteciler hakikatlerin pusulasıdır. Gazeteci toplumun aynasıdır. Bizden kimseyi övmemizi beklemeyiniz. Bizden, herkesin sakladığı gerçekleri belgeleriyle bulmamızı bekleyiniz. Ama maalesef bunun bedeli çok ağır. Tüm tutuklu meslektaşlarımıza selam olsun."

"Biz basın mücadelesinden vazgeçemeyiz"
Atatürk'ün "Cumhuriyet ve basın birlikte yükselir" sözlerini hatırlatan Gappi, konuşmasının devamında, "Tüm basın şehitleri adına söz veriyoruz. Biz basın mücadelesinden vazgeçemeyiz. Hakikatleri dile getirdiği için bedelini çok ağır ödeyenlere karşı sorumluğumuz var. Mustafa Kemal Atatürk'ün söylediği gibi cumhuriyet ve basın birlikte yükselir. İkisinin de düşmesine, sizlerin de desteğiyle izin vermeyeceğiz. Savaşın yükünü en çok çocuklar çekiyor. Yoksullukla, korkuyla baş başalar. Başta Gazze'dekiler olmak üzere nefesi kesilen, haykırışı kesilen, gülümsemesi bitirilen her çocuk için isyandır bu gece" ifadelerini kullandı.

Uluç: 10 Ocak Türk basını için hem acı günleri ifade eder hem de bayramı
Tören açılışında 10 Ocak 1961 yılında yaşanan ve Türk basın tarihinin dönüm noktası olan olaylarının tam ortasında bulunan usta gazeteci Öcal Uluç, alkışlarla sahneye çıktı. O dönem yaşananları anlatan Uluç, her şeye rağmen görev başından ayrılmayarak gazeteciliğin ne olduğunu tüm ülkeye gösteren usta isimleri tek tek andı ve o günleri şöyle özetledi: "10 Ocak Türk basını için hem acı günleri ifade eder hem de bayramı. Maalesef 1960'lı yılları geçtiğimiz günlerde Türk basını için çıkarılan 212 sayılı çalışanlarla çalıştırılanlar arasındaki ilişkileri tanzim edecek olan kanunu protesto eden büyük gazetelerden 9 tanesi gazetelerini çıkarmadılar. Sadece iki tane gazete çıktı. Bir tanesi de Ankara'da Öncü Gazetesiydi. Öncü Gazetesinin Genel Yayın Müdürü kaybettiğimiz ağabeyimiz Altan Öymen'di. O üç gün gazete bir basın manifestosu gibi çıktı. Türkiye'nin sağcı, solcu, dinci, milliyetçi ne kadar yazarı varsa o gazetede, bu yapılan üç günlük boykota karşı ağır eleştiriler yazdılar ve biz maalesef bu acı günü sonradan Basın Bayramı yaptık. 1970'te de bayramdan güne çevirdik. Şimdi o günün bir tanesini burada yaşıyoruz."

Eflatun Nuri’de Barış Ve Özgürlük Vurgusu (5)

''Yerel Medya Buluşmaları''nın ilki İzmir’de başladı: İzmir ulusal medyanın omurgasıdır
''Yerel Medya Buluşmaları''nın ilki İzmir’de başladı: İzmir ulusal medyanın omurgasıdır
İçeriği Görüntüle

"Maalesef bugünkü gibi bir tablo yaşamadım"
Basının bugününe de değinen Uluç, 71 yıllık gazetecilik yaşamında, darbe dönemleri dahil hiçbir zaman bugünkü gibi bir tabloyla karşılaşmadığının altını çizdi ve konuşmasını şu cümlelerle sürdürdü: "Bugünün basınının üstündeki, altındaki, sağındaki, solundaki, önündeki, arkasındaki engelleri ortaya koyacak bir iki cümle daha söylemek istiyorum. Ben 71 sene gazetecilik yaptım. Ankara'da, İstanbul'da, İzmir'de. Gazetelere baskı yapan birçok iktidar yaşadım. Ama açıkça ifade edeyim ki askerin vesayet ettiği zamanları da katıyorum; maalesef bugünkü gibi bir tablo yaşamadım. Çünkü o zamanlar kırmızı çizgiyi çizerlerdi, biz o kırmızı çizgiden öbür tarafa atladığımız zaman mahkum olacağımızı bilir, gazetelerimizi, dergilerimizi ona göre yapardık. Zaman zaman da göze alır, üzerinden atlardık ve Ankara Cezaevinde Ankara Hilton koğuşu vardı, orada da yatardık bir müddet. O bakımdan bugün maalesef o kırmızı çizgi yok... Bir bakıyoruz sabaha karşı, kaçmaya niyeti olmayan arkadaşlarımız, kardeşlerimiz evlerine baskın yapılarak, sanki kaçacak katillermiş gibi yakalanıyorlar. Çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin önünde götürülüyorlar, Silivri denilen yere. Yani gazetecilik hayatımda Ankara Hilton'dan sonra bir de şimdi Silivri'yle beraber yaşamanın da acısını çekiyorum. Demek ki 65 yıl geçmiş ama bu konu üzerinde bir ilerleme yaşanmamış, adımları atamamışız çok yazık."

Pala: Çok emekle hazırlanan bir yarışma
Eflatun Nuri Ulusal Karikatür Yarışması Genel Koordinatörü Karikatürist Sadık Pala, yarışmanın önemli bir detayını açıklayarak jürinin Eflatun Nuri'nin öğrencilerinden oluştuğunu söyledi. Çok emekle hazırlanan bir yarışma olduğunu dile getiren Pala emeği geçen herkese teşekkürlerini iletti ve "Bu yarışmanın bir özelliği de jürisinin, Eflatun Nuri'nin öğrencilerinden oluşmasıdır. Sadece birkaç günde hazırlanan bir yarışma değil, uzun bir emeğin sonucu" dedi.

Ödüller sahiplerini buldu
Konak Belediyesi ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (İGC) tarafından, Türk karikatürünün unutulmaz ismi Eflatun Nuri anısına 9. kez düzenlenen Ulusal Karikatür Yarışması'nda bu yıl birincilik ödülünü Mehmet Kahraman kazandı. Muhammet Şengöz ikincilik, Mustafa Kurmalı ise üçüncülük ödülünü alan isimler oldu. 120 karikatüristin toplam 233 eserle katıldığı yarışmada Başarı ve Özel Ödüller kategorisinde Konak Belediyesi Özel Ödülü Yüksel Can'a, Jüri Özel Ödülü Önder Önerbay'a, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Özel Ödülü Hikmet Çil'e verildi. Bu yıl Fatih Altaylı'yı konu edinen Mustafa Bora Portre Özel Ödülünü Musa Keklik, Halit Kurtulmuş, Serhat Kurt paylaştı. Eray Özbek ise Karikatür Sanatına Katkı Ödülüne layık görüldü.