Dijital teknolojilerin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte öğrencilerin öğrenme alışkanlıkları da değişiyor. Kısa videolar, anlık bilgi akışı ve yapay zekâ araçları, gençlerin bilgiye ulaşma biçimini yeniden şekillendiriyor. Eğitim uzmanları ise bu değişimin yalnızca öğrencileri değil, eğitim anlayışını da dönüştürdüğünü ifade ediyor.
İzmir’de 24 yıldır üniversiteye ve liseye hazırlık alanında faaliyet gösteren MAKSİMUM VİP Akademi’nin kurucularından eğitimci Emre Çiğdem, değişen öğrenci profiline ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
“EĞİTİMCİLER ÖĞRENCİLERİN NASIL ÖĞRENDİĞİNİ ANALİZ ETMESİ GEREKİYOR”
Günümüzde bilgiye ulaşmanın kolay olduğuna fakat öğrencilerin o bilgiyi kalıcı bir şekilde öğrenmesi gerektiğine dikkat çeken Çiğdem, “Kesinlikle.Bugünün öğrencisi bilgiye ulaşmak için kütüphaneye gitmek zorunda değil. Birkaç saniye içinde binlerce kaynağa ulaşabiliyor. Ancak bilgiye hızlı ulaşabilmek ile onu kalıcı şekilde öğrenebilmek aynı şey değil. Biz eğitimcilerin artık sadece ne öğrettiğimizi değil, öğrencilerin nasıl öğrendiğini de çok iyi analiz etmesi gerekiyor” dedi.

KİŞİYE ÖZGÜ EĞİTİM VURGUSU!
Bu süreçte eğitim kurumlarının rolüne de değinen Çiğdem, “Eğitim kurumlarının rolü de değişiyor. Eskiden bilgi anlatmak ön plandaydı. Bugün ise öğrenciyi tanımak, güçlü yönlerini keşfetmek, eksiklerini doğru analiz etmek ve ona uygun bir çalışma sistemi oluşturmak daha önemli hâle geliyor. Bu nedenle kişiye özgü eğitim yaklaşımının daha fazla konuşulmasını çok doğal buluyorum” diye konuştu.
ÖĞRENCİLERİN ODAK SÜRESİ DÜŞTÜ MÜ?
Teknoloji çağıyla birlikte öğrencilerin odaklanma sürelerine dikkat çeken Çiğdem, “Bilgiye ulaşmak kolaylaştıkça odaklanmayı sürdürebilmek zorlaştı. Bir öğrenci saatlerce masa başında oturabilir ama gerçekten verimli çalışıp çalışmadığını ayrıca değerlendirmek gerekir. Artık çalışma süresi kadar çalışma kalitesi de önem taşıyor” şeklinde konuştu.
“YASAKLANMASI GEREKEN BİR TEKNOLOJİ OLARAK GÖRMÜYORUM”
Yapay zekanın doğru kullanıldığında öğrencinin eğitimine katkı sağlayabileceğine dikkat çeken Çiğdem, “Yapay zekâyı yasaklanması gereken bir teknoloji olarak görmüyorum. Doğru kullanıldığında öğrencinin eksiklerini fark etmesine, farklı çözüm yollarını görmesine ve tekrar yapmasına katkı sağlayabilir. Ancak yapay zekâ öğrencinin yerine düşünmeye başladığında değil; öğrenciyi daha iyi düşünmeye teşvik ettiğinde gerçek değer üretir” ifadelerini kullandı.
“HER NESLİN GÜÇLÜ YÖNLERİ FARKLILAŞABİLİYOR”
MAKSİMUM VIP olarak öğrencilerin sınav sürecinde yalnızca sonucundansa öğrenme sürecine odaklandıklarını vurgulayan Çiğdem, “Eğitim anlayışımızı sürekli gözden geçiriyoruz. 24 yıl boyunca edindiğimiz deneyim bize şunu öğretti: Her neslin güçlü olduğu yönler farklılaşabiliyor. Bu nedenle tek bir eğitim kalıbına bağlı kalmak yerine, öğrenciyi tanıyan ve gelişimini düzenli takip eden bir yaklaşım benimsemeye çalışıyoruz. Öğrencinin akademik performansını değerlendirirken yalnızca sınav sonucuna değil, öğrenme sürecine de odaklanıyoruz” şeklinde konuştu.
VELİLERİN, ÖĞRENCİYE YAKLAŞIMI NASIL OLMALI?
Sınav sürecinde velilerin öğrencilere yönelik davranışları konusunda değerlendirmelerde bulunan Çiğdem, “Öncelikle çocuklarının dünyasını tanımaya çalışsınlar. Bugünün öğrencisi, on yıl önceki öğrenciden farklı bir ortamda büyüyor. Onu anlamadan sadece eleştirmek, iletişimi zorlaştırabilir. Veliler, çocuklarının teknoloji kullanımını tamamen yasaklamak yerine bilinçli kullanmayı öğretmeye çalışmalı. Bu yaklaşım hem eğitim hem de aile ilişkileri açısından daha sağlıklı sonuçlar verebilir” dedi.
“GELECEĞİN EN DEĞERLİ YETENEĞİ...”
Çiğdem, eğitimin geleceğine yönelik yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Gelecekte başarı, ezber yapan öğrencilerden çok öğrenmeyi öğrenen öğrencilerin olacak. Bilgiyi yorumlayabilen, araştırabilen, soru sorabilen ve değişime uyum sağlayabilen gençler öne çıkacak. Biz eğitimcilerin görevi de yalnızca sınava hazırlamak değil; öğrencilerin hayat boyu kullanabilecekleri öğrenme becerilerini geliştirmelerine katkı sunmak olmalı. Çünkü geleceğin en değerli yeteneği, öğrenmeye devam edebilme becerisi olacak”




