ÇİĞDEM ÖZEN / BEN HABER – CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in "Yeni partimizi milletimizin seçtiği, ona yetkisini emanet ettiği milletvekillerimizle ilk adımını atarak kuruyoruz" sözleri siyaset arenasında hareketli saatler yaşanmasına neden oldu. Özel’in açıklamasının ardından CHP üyeliğinden istifalar yaşanırken, yeni gelişmelerin İzmir'e etkilerini Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez değerlendirdi.

Yeni Parti sürecinde kritik nokta: İzmir'de ilçe belediye başkanları istifa edecek mi?
Yeni Parti sürecinde kritik nokta: İzmir'de ilçe belediye başkanları istifa edecek mi?
İçeriği Görüntüle

“İZMİR SEÇMEN DAVRANIŞI ETKİLENECEK”
Siyaset Bilimci Dr. Zekiye Seda Sönmez, İzmir’in Türkiye siyasetinde yalnızca Cumhuriyet Halk Partisi'nin en yüksek oy oranlarına ulaştığı kentlerden biri olmadığını ifade ederken, aynı zamanda partinin tarihsel hafızasının, örgütsel kapasitesinin ve siyasal kadro üretiminin merkezlerinden biri olarak özel bir konuma sahip olduğunu söyledi. Dr. Sönmez, “Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren modernleşme, laiklik ve sosyal demokrat siyaset anlayışıyla özdeşleşen İzmir, CHP açısından yalnızca bir seçim bölgesi değil, partinin ideolojik meşruiyetini ve kurumsal sürekliliğini besleyen temel siyasal havzalardan biridir. Bu nedenle CHP içerisinde yaşanabilecek büyük ölçekli bir ayrışmanın veya yeni bir siyasal hareketin ortaya çıkmasının en güçlü şekilde hissedileceği şehirlerin başında İzmir gelmektedir. Başka bir ifadeyle, Türkiye'nin birçok ilinde parti içi bölünmeler yalnızca örgütsel bir sorun olarak kalabilirken, pek tabii İzmir'de bu tür gelişmeler seçmen davranışını etkileyecektir. Bu süreç yerel yönetimlere, siyasal temsilden parti örgütlenmesine kadar geniş bir alanı etkileme potansiyeline sahiptir. Siyaset bilimi literatüründe Angelo Panebianco'nun parti kurumsallaşması yaklaşımı bu süreci anlamak açısından önemli bir teorik çerçeve sunmaktadır. Panebianco'ya göre; siyasi partilerin asıl gücü yalnızca savundukları ideolojiden veya seçim performansından değil, yıllar içinde oluşturdukları örgütsel yapıdan, yerel kadrolardan, liderlik ağlarından ve kurumsal sadakatten kaynaklanır. Bir parti güçlü olduğu ölçüde yalnızca seçmenini değil, aynı zamanda kendi elitlerini de bünyesinde tutabilir. Ancak parti elitleri arasında yaşanan ayrışmalar, örgütsel bütünlüğün zayıflamasına ve zaman içerisinde seçmen sadakatinin de çözülmesine yol açabilir. Çünkü seçmenlerin önemli bir bölümü yalnızca parti logosuna değil, o partiyi temsil eden siyasal aktörlere, yerel kanaat önderlerine ve yıllardır oluşturulan güven ilişkisine de bağlılık geliştirmektedir.” Şeklinde ifade etti.

“İZMİR’DEKİ İSTİFALAR PARTİNİN KURUMSAL YAPISINI ETKİLEYECEKTİR”
Özgür Özel’in istifasının ardından İzmir özelinde yaşanan gelişmelerin kuramsal çerçeveye karşılık geldiğini söyleyen Dr. Sönmez, açıklamasına şu şekilde devam etti; “Eğer CHP içerisinde önemli siyasal aktörler, milletvekilleri, belediye başkanları veya örgüt yöneticileri yeni bir siyasi oluşuma yönelirse, bireysel istifalar olarak değerlendirilmemelidir. Asıl önemli olan, partinin yıllar içerisinde oluşturduğu örgütsel sermayenin ve yerel siyasal ağların nasıl etkileneceğidir. Çünkü örgüt içindeki her önemli ayrılık, beraberinde mahalle temsilcilerini, ilçe örgütlerini, gönüllü ağlarını ve belirli ölçüde seçmen kitlesini de hareketlendirme potansiyeli taşır. Bu nedenle İzmir'de yaşanacak olası kopuşlar, yalnızca sayı üzerinden okunabilecek istifalar değil, partinin kurumsal kapasitesini ve siyasal mobilizasyon gücünü yeniden şekillendirebilecek gelişmeler olarak değerlendirilmelidir.” dedi.

SİYASETTE “ELİT BÖLÜNMESİ” YAŞANACAK
Dr. Zekiye Seda Sönmez, sürecin en dikkat çekici yönlerinden birinin CHP seçmeninin uzun yıllardan sonra ilk kez iki farklı meşruiyet iddiasıyla karşı karşıya kalma ihtimali olduğunu belirtti. Dr. Sönmez, değerlendirmesini şu şekilde detaylandırdı; “Bir tarafta partinin tarihsel kimliğini, kurumsal devamlılığını ve örgütsel meşruiyetini temsil eden CHP, diğer tarafta ise partinin mevcut veya eski üst düzey yöneticilerinin liderliğinde şekillenen ve değişim iddiasını öne çıkaran yeni bir siyasal hareket bulunmaktadır. Bu durum siyaset bilimi literatüründe "elit bölünmesi" olarak tanımlanan olgunun tipik örneklerinden biridir. Elit bölünmesi, yalnızca yöneticiler arasındaki fikir ayrılığı anlamına gelmez aynı zamanda seçmenlerin, yerel örgütlerin ve partiye bağlı siyasal aktörlerin sadakatlerinin yeniden dağıldığı kritik dönemleri ifade eder. Böyle dönemlerde seçmenler sadece ideolojik yakınlık üzerinden değil, liderlik kapasitesi, siyasal temsil gücü, kazanma ihtimali ve yerel aktörlerle kurdukları ilişki üzerinden de tercihlerini yeniden değerlendirebilir.” dedi.

“İZMİR TÜRKİYE’DEKİ MUHALEFETİN YENİ DENKLEMİNİ ŞEKİLLENDİRECEK”
Öte yandan Dr. Sönmez, İzmir'de yaşanan gelişmelerin basit bir parti içi ayrışmanın ötesinde olduğunu ifade ederken, “Türkiye muhalefetinin geleceğini etkileyebilecek bir siyasal yeniden hizalanma süreci olarak okunmalıdır. İzmir'in CHP açısından sahip olduğu sembolik ve örgütsel ağırlık düşünüldüğünde, burada ortaya çıkacak yeni dengeler yalnızca yerel siyaseti değil, partinin ulusal ölçekteki örgütsel gücünü, seçim stratejisini ve muhalefet blokunun gelecekteki yapısını da doğrudan etkileyebilecek niteliktedir. Bu yönüyle İzmir, yaşanan sürecin yalnızca en fazla etkilenen şehirlerinden biri değil, aynı zamanda Türkiye'deki muhalefetin yeni siyasal denkleminin şekilleneceği temel kurumlardan biri olma potansiyelini taşımaktadır.” şeklinde belirtti.