Erol YARAŞ
Köşe Yazarı
Erol YARAŞ
 

HDP, mutlaka ilk turda aday çıkarmalı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, GİK toplantısının ardından sert konuşma yaparak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulunarak göreve çağırmıştı. 96 saat süren krizin ardından Akşener, sunduğu şartın kabul edilmesi sonrası yeniden masaya oturdu. İşte yaşanan tüm bu siyasi gelişmelere dair Erol Yaraş'ın değerlendirmeleri... Son bir haftadır Millet İttifakı cephesinde yaşanan sıkıntınların ardından 6'lı masa adayını açıkladı. Bundan sonraki süreç nasıl işleyecek? Yaşanan olaylara baktığımız zaman masa devrildi, toparlandı, Meral Akşener iki gün boyunca linç edildi, her türlü hakaretlere maruz kaldı. Fakat hiç kimse olayın şu boyutunu tartışmadı. Masadan kalkan kadar, kaldıran nedenler sorgulanmadı. Masadan kalkış nedenleri sonradan gündeme geldiği zaman benim şu cümle çok dikkatimi çekti. Meral Hanım, sert konuşmasında 'kumar masası' olarak Cumhur İttifakı'nı kastetti. Ancak bir de 'çirkin pazarlıklar'ın olduğunu söyledi. Şimdi yavaş yavaş o çirkin pazarlık olarak ne kastedildiği bugünlerde ortaya çıkıyor. Görünen o ki, İYİ Parti değil ama CHP tarafından, masadaki 4 partiye Demokrat Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi'ne milletvekilliği sözleri verilmiş. Tartışılan konu bu...  6'lı masada milletvekili dağılımı nasıl olacak, bazı rakamlar konuşuluyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Kulislere yansıyan rakamlara göre bu sayı 25 ile 54 arasında değişiyor. 4 partiye yüzdelik oranları dahilinde 25 milletvekilliği, cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ve bakanlık verilecek. Yaklaşık 30 kişilik kontenjan tanınmış oluyor. Bir diğer kulis bilgilerine göre Deva ve Gelecek Partisi'nin grup kuracağı söyleniyor. Bu durumda 20'şer milletvekili verilmek zorunda, Saadet Partisi'ne 10, Demokrat Parti de 4 milletvekili  ve toplamda 54 rakamına ulaşıyor. Burada benim en komiğime giden Türkiye genelinde 60 bin oyu olan bir parti hem 4 milletvekilliği alıyor, hem cumhurbaşkanlığı yardımcılığı hem de bakanlık alıyor. Bu bana göre adaletsiz bir dağılımın göstergesi. Masa çok adaletsiz bir şekilde kurulmuş ve kurgulanmış. 25-30 milletvekili üzerinden gidecek olursak bugün zaten CHP'nin 134 milletvekili var. 30 milletvekilini verdiği zaman ortalama 96 milletvekilliğine düşecek. Çünkü verilen vekillikler, kendi partilerine gidecek ve meclis'te kendi partilerini temsil edecekler. Zaten masada birbiriyle hiçbir zaman yanyana gelmemiş insanlar masada oturdular, anlaştılar. Ancak burada meclise girecek olan 30 ya da 50 milletvekili seçimden sonraki dönemde mecliste fikir birliği açısından CHP ve İYİ Parti ile birlikte devamlı oy kullanacaklar mı? İleride bazı konularda da kriz çıkacağını söyleyebilir miyiz? Olayı net şekilde anlaşılabilmesi için şu şekilde açıklayabilirim. Mesela, kadınlar için çok önemli olan İstanbul Sözleşmesi'ne Saadet Partisi, Deva Partisi ve Gelecek Partisi'nin tabanında karşı kişiler bulunuyor. Şimdi seçilmiş olan milletvekillerine partilerinin genel başkanları oy verdirebilecekler mi, yoksa CHP'nin karşısında mı oy kullanacaklar ya da AK Parti ile birlikte mi oy kullanacaklar. Karşımıza bir de böyle tablolar çıkacak. 6'lı masa insanlara umut veriyor gibi gözüküyor ama ileride çok sıkıntılar da yaşayabileceğimiz formül üzerinden gidiyorlar.  İkincisi, daha tartışılmıyor ama seçim sürecine girdiğimiz zaman tartışılacak önemli bir diğer konu da; Kemal Bey'in durduk yere ortaya attığı başörtüsü olayı var. Kılıçdaroğlu kanun istedi, Tayyip Erdoğan Anayasa'ya koyalım dedi. Ancak Anayasa Komisyonu'ndan öyle bir metin geldi ki, CHP'nin kabul etmesi mümkün değil. İYİ Parti de kabul etmedi. Toplumun gözünde CHP ve İYİ Parti başörtüsüne karşı gibi bir konuma geliyor. Seçim meydanlarında bu konu çok işlenecek ve Millet İttifakı bu soruya nasıl cevap verecek? Çünkü Kemal Bey, ortaya öyle bir bomba attı ki seçimin ön plana çıkacağı günler yaklaşırken, Millet İttifakı olarak başörtüsünü seçmene nasıl anlatacaksınız? Türkiye'de birçok meslek grubundan zaten başörtülü çalışan varken, Kılıçdaroğlu'na sormak istiyorum: “Neden başörtüsünü masaya koydunuz?” Türkiye'de artık çözülmüş, sıkıntısı olmayan bir konuyu neden yeniden masaya getirdiniz? Bu ayrı bir sıkıntı olarak karşımıza çıkacak.  Bugün medyadanın yüzde 90'ı Cumhur İttifakı doğrultusunda yayın yapıyor. Peki, cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu ve 6'lı masa başörtüsüne neden hayır dediklerini 60 gün gibi kısa bir sürede topluma anlatabilecekler mi? 6'lı masa bir güç gibi görünse de çok yanlış bir masaydı.  6'lı masayı neden yanlış olarak görüyorsunuz? Çünkü 6'lı masaya falan gerek yoktu, zaten CHP'nin oyu yüzde 26-28 bandında, İYİ Parti'nin oyu yüzde 18-19. Zaten iki partinin oyu yüzde 45'i buluyor. Cumhur İttifakı, Millet İttifakı ve HDP ile 3 adaylı bir seçime gidilirdi. Burada hiç kimse ilk turda yüzde 51'i bulamayacağı için, seçimler ikinci tura kalacaktı. Cumhur İttifakı da her zaman şunu söyleyecek; “İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi HDP ile bir araya geldi” diye bu konuyu gündemde tutacak. Burada kimse yanlış anlamasın, HDP ile biraraya gelmesinler diye anlatmıyorum, sonunda topluma anlatılacaklar için konunun altını çiziyorum. İYİ Parti, Deva, Gelecek ve Saadet Partisi tabanı burada HDP ile ortak aday var pozisyonunu hissettikleri için AK Parti'ye dönüş yapabilirler. Halbuki 3'lü seçime gidilseydi ki mutlaka böyle olması gerekiyor, bunda ısrarcıyım. HDP, ilk turda aday çıkarmalı, Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu seçimlerde yarışmalı. İkinci tura kalan seçimde de hangisi daha fazla oy alırsa o aday cumhurbaşkanı olmalı. HDP seçmeni o zaman zaten Millet İttifakı'ndan yana oy kullanacağını söylüyor.  Meral Akşener'in HDP ile görüşmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Meral Hanım, kürt seçmeni ve terör örgütünü elbette birbirinden ayırır şekilde konuşmaları var. Akşener, kürt seçmen farklı, terör sempatizanları farklı diyor. Ama HDP, bugüne kadar PKK konusunda Türk toplumunun beklediği açıklamaları hiçbir zaman yapmadığından ister istemez Akşener, kendi seçmenini konsülde edebilmek için “HDP ile bir araya gelmem” demek zorunda. Çünkü bunu söylemediği zaman kendi seçmeni dağılır. Meral Hanım da haklı olarak, genel başkan olarak kendi seçmenini birarada tutmak zorunda. Onun için bu seçimler kazanılmak isteniyorsa HDP'nin ilk turda mutlaka aday çıkarması lazım. Çünkü öbür türlü HDP'nin destekleyeceği Millet İttifakı Anadolu'da farklı algılatılacağı için bakın “algılatılacağı için” diyorum. Tayyip Erdoğan, farklı bir şekilde hesap etmediği oyları alabilir. O bakımdan bunların çok ince düşünülüp, ona göre stratejiler yapılması lazım. Onun için Meral Akşener'in buradaki stratejisi bunun üzerine kurulmuş. Çünkü biliyor ki, özellikle Anadolu'da muhafazakar sağ seçmeni kendisinde tutamaz.  Kılıçdaroğlu'nun HDP ile görüşecek olmasını doğru bir strateji olarak kabul edebilir miyiz? CHP kurmayları ve Kılıçdaroğlu şunu söylüyor, “HDP ve diğer muhalefet partileriyle de görüşeceğim” diyor. Şimdi buradan bazı yayın organları tarafından cımbızla HDP çıkarılıyor, hatta daha da ileriye gidilerek HDP'ye bakanlık verileceği söyleniyor. Bu söylemler muhafazakar sağ seçmene sahip olan İYİ Parti'de ve diğer 4 partinin seçmeninde rahatsızlık yaratıyor. Seçimlere dezavantaj olarak yansıyacağı için en sağlıklısı HDP'nin aday çıkarmasıdır. HDP'nin alacağı yüzde 10'luk oy ikinci turda kimin tarafında yer alırsa cumhurbaşkanı o taraf olacak. HDP'nin aday çıkarmayacağım demesi yanlış strateji. Çünkü “ben Millet İttifakı'nı destekliyorum” diyen HDP'den dolayı İYİ Parti ve diğer 4 parti seçmenlerinin tamamını Millet İttifakı'na yönlendiremeyebilir. Liderin söylemesi başka seçmen başka bir şeydir. Liderin iradesinin yüzde yüzünü seçmen yapacak diye bir garanti yoktur.  Deprem bölgesinde tarım ve gıda çok etkilendi. Aynı zamanda Türkiye kuraklık sürecinden geçiyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye, gıda tedarik sorunuyla karşı karşıya kalabilir mi? Gazetemizin 128.sayısında Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım bu konuya güzel bir şekilde açıklık getirdi. Tabii sadece gıdayı etkilemesi açısından bakmamak lazım. Kuraklık bu şekilde devam ederse, mart ve nisan aylarında beklenen yağmurlar yağmazsa yalnız tarım alanları değil, vatandaşlar olarak da su sıkıntısı çekeceğiz. Halkın bugünden su tasarrufuna gitmesi lazım. Mesela arabaların hortumlarla yıkanmaması, bahçe, havuz gibi yerlerde önlem alınması gerekiyor. Avrupa bizden daha fazla yağmur almasına rağmen şu anda onlarda da su sıkıntısı başlamış durumda ve hemen en radikal tedbirleri almaya başladılar. Türkiye deprem gibi bir felaketin hala yaralarını sarmaya çalışıyor, diğer yandan da seçim atmosferi hakim... Ancak su sorunu da acil olarak gündeme alınmalı. Geleceği görerek Türkiye'yi ona göre şekillendirmemiz ve bu konuda politikalar belirlememiz lazım. Görünen o ki bu sene Türkiye'yi ciddi bir kuraklık vurdu. Barajların doluluk oranlarına baktığımız zaman maalesef evlerimizde su sıkıntısı çekebiliriz. Aynı zamanda bizim kuşak olarak tabir ettiğimiz Türkiye, Yunanistan, İtalya, Fransa oralarda da bu sıkıntılar yaşanıyor. Tarımda üretimde sıkıntılar yaşanacağı için de ister istemez tarım ürünlerinde arz düşecek, talep fazlalığı ortaya çıkacak. Bu talep fazlalığı da hem pahalığı hem de bir takım ürünlere erişimde zorluk karşımıza çıkacak. Onun için bugünlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere diğer illerin belediyelerin de tedbirleri bugünden almaya başlaması lazım. Hemen su kampanyaları başlatıp, su konusuna değinmeleri ve en önemlisi de halkı bilinçlendirmeleri lazım.
Ekleme Tarihi: 10 Mart 2023 - Cuma
Erol YARAŞ

HDP, mutlaka ilk turda aday çıkarmalı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, GİK toplantısının ardından sert konuşma yaparak, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na çağrıda bulunarak göreve çağırmıştı. 96 saat süren krizin ardından Akşener, sunduğu şartın kabul edilmesi sonrası yeniden masaya oturdu.

İşte yaşanan tüm bu siyasi gelişmelere dair Erol Yaraş'ın değerlendirmeleri...

Son bir haftadır Millet İttifakı cephesinde yaşanan sıkıntınların ardından 6'lı masa adayını açıkladı. Bundan sonraki süreç nasıl işleyecek?
Yaşanan olaylara baktığımız zaman masa devrildi, toparlandı, Meral Akşener iki gün boyunca linç edildi, her türlü hakaretlere maruz kaldı. Fakat hiç kimse olayın şu boyutunu tartışmadı. Masadan kalkan kadar, kaldıran nedenler sorgulanmadı. Masadan kalkış nedenleri sonradan gündeme geldiği zaman benim şu cümle çok dikkatimi çekti. Meral Hanım, sert konuşmasında 'kumar masası' olarak Cumhur İttifakı'nı kastetti. Ancak bir de 'çirkin pazarlıklar'ın olduğunu söyledi. Şimdi yavaş yavaş o çirkin pazarlık olarak ne kastedildiği bugünlerde ortaya çıkıyor. Görünen o ki, İYİ Parti değil ama CHP tarafından, masadaki 4 partiye Demokrat Parti, Deva Partisi, Gelecek Partisi ve Saadet Partisi'ne milletvekilliği sözleri verilmiş. Tartışılan konu bu... 

6'lı masada milletvekili dağılımı nasıl olacak, bazı rakamlar konuşuluyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kulislere yansıyan rakamlara göre bu sayı 25 ile 54 arasında değişiyor. 4 partiye yüzdelik oranları dahilinde 25 milletvekilliği, cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ve bakanlık verilecek. Yaklaşık 30 kişilik kontenjan tanınmış oluyor. Bir diğer kulis bilgilerine göre Deva ve Gelecek Partisi'nin grup kuracağı söyleniyor. Bu durumda 20'şer milletvekili verilmek zorunda, Saadet Partisi'ne 10, Demokrat Parti de 4 milletvekili  ve toplamda 54 rakamına ulaşıyor. Burada benim en komiğime giden Türkiye genelinde 60 bin oyu olan bir parti hem 4 milletvekilliği alıyor, hem cumhurbaşkanlığı yardımcılığı hem de bakanlık alıyor. Bu bana göre adaletsiz bir dağılımın göstergesi. Masa çok adaletsiz bir şekilde kurulmuş ve kurgulanmış. 25-30 milletvekili üzerinden gidecek olursak bugün zaten CHP'nin 134 milletvekili var. 30 milletvekilini verdiği zaman ortalama 96 milletvekilliğine düşecek. Çünkü verilen vekillikler, kendi partilerine gidecek ve meclis'te kendi partilerini temsil edecekler. Zaten masada birbiriyle hiçbir zaman yanyana gelmemiş insanlar masada oturdular, anlaştılar. Ancak burada meclise girecek olan 30 ya da 50 milletvekili seçimden sonraki dönemde mecliste fikir birliği açısından CHP ve İYİ Parti ile birlikte devamlı oy kullanacaklar mı?

İleride bazı konularda da kriz çıkacağını söyleyebilir miyiz?
Olayı net şekilde anlaşılabilmesi için şu şekilde açıklayabilirim. Mesela, kadınlar için çok önemli olan İstanbul Sözleşmesi'ne Saadet Partisi, Deva Partisi ve Gelecek Partisi'nin tabanında karşı kişiler bulunuyor. Şimdi seçilmiş olan milletvekillerine partilerinin genel başkanları oy verdirebilecekler mi, yoksa CHP'nin karşısında mı oy kullanacaklar ya da AK Parti ile birlikte mi oy kullanacaklar. Karşımıza bir de böyle tablolar çıkacak. 6'lı masa insanlara umut veriyor gibi gözüküyor ama ileride çok sıkıntılar da yaşayabileceğimiz formül üzerinden gidiyorlar. 

İkincisi, daha tartışılmıyor ama seçim sürecine girdiğimiz zaman tartışılacak önemli bir diğer konu da; Kemal Bey'in durduk yere ortaya attığı başörtüsü olayı var. Kılıçdaroğlu kanun istedi, Tayyip Erdoğan Anayasa'ya koyalım dedi. Ancak Anayasa Komisyonu'ndan öyle bir metin geldi ki, CHP'nin kabul etmesi mümkün değil. İYİ Parti de kabul etmedi. Toplumun gözünde CHP ve İYİ Parti başörtüsüne karşı gibi bir konuma geliyor. Seçim meydanlarında bu konu çok işlenecek ve Millet İttifakı bu soruya nasıl cevap verecek? Çünkü Kemal Bey, ortaya öyle bir bomba attı ki seçimin ön plana çıkacağı günler yaklaşırken, Millet İttifakı olarak başörtüsünü seçmene nasıl anlatacaksınız?

Türkiye'de birçok meslek grubundan zaten başörtülü çalışan varken, Kılıçdaroğlu'na sormak istiyorum: “Neden başörtüsünü masaya koydunuz?” Türkiye'de artık çözülmüş, sıkıntısı olmayan bir konuyu neden yeniden masaya getirdiniz? Bu ayrı bir sıkıntı olarak karşımıza çıkacak. 

Bugün medyadanın yüzde 90'ı Cumhur İttifakı doğrultusunda yayın yapıyor. Peki, cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu ve 6'lı masa başörtüsüne neden hayır dediklerini 60 gün gibi kısa bir sürede topluma anlatabilecekler mi? 6'lı masa bir güç gibi görünse de çok yanlış bir masaydı. 

6'lı masayı neden yanlış olarak görüyorsunuz?
Çünkü 6'lı masaya falan gerek yoktu, zaten CHP'nin oyu yüzde 26-28 bandında, İYİ Parti'nin oyu yüzde 18-19. Zaten iki partinin oyu yüzde 45'i buluyor. Cumhur İttifakı, Millet İttifakı ve HDP ile 3 adaylı bir seçime gidilirdi. Burada hiç kimse ilk turda yüzde 51'i bulamayacağı için, seçimler ikinci tura kalacaktı. Cumhur İttifakı da her zaman şunu söyleyecek; “İYİ Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi HDP ile bir araya geldi” diye bu konuyu gündemde tutacak. Burada kimse yanlış anlamasın, HDP ile biraraya gelmesinler diye anlatmıyorum, sonunda topluma anlatılacaklar için konunun altını çiziyorum. İYİ Parti, Deva, Gelecek ve Saadet Partisi tabanı burada HDP ile ortak aday var pozisyonunu hissettikleri için AK Parti'ye dönüş yapabilirler. Halbuki 3'lü seçime gidilseydi ki mutlaka böyle olması gerekiyor, bunda ısrarcıyım. HDP, ilk turda aday çıkarmalı, Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu seçimlerde yarışmalı. İkinci tura kalan seçimde de hangisi daha fazla oy alırsa o aday cumhurbaşkanı olmalı. HDP seçmeni o zaman zaten Millet İttifakı'ndan yana oy kullanacağını söylüyor. 

Meral Akşener'in HDP ile görüşmemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Meral Hanım, kürt seçmeni ve terör örgütünü elbette birbirinden ayırır şekilde konuşmaları var. Akşener, kürt seçmen farklı, terör sempatizanları farklı diyor. Ama HDP, bugüne kadar PKK konusunda Türk toplumunun beklediği açıklamaları hiçbir zaman yapmadığından ister istemez Akşener, kendi seçmenini konsülde edebilmek için “HDP ile bir araya gelmem” demek zorunda. Çünkü bunu söylemediği zaman kendi seçmeni dağılır. Meral Hanım da haklı olarak, genel başkan olarak kendi seçmenini birarada tutmak zorunda. Onun için bu seçimler kazanılmak isteniyorsa HDP'nin ilk turda mutlaka aday çıkarması lazım. Çünkü öbür türlü HDP'nin destekleyeceği Millet İttifakı Anadolu'da farklı algılatılacağı için bakın “algılatılacağı için” diyorum. Tayyip Erdoğan, farklı bir şekilde hesap etmediği oyları alabilir. O bakımdan bunların çok ince düşünülüp, ona göre stratejiler yapılması lazım. Onun için Meral Akşener'in buradaki stratejisi bunun üzerine kurulmuş. Çünkü biliyor ki, özellikle Anadolu'da muhafazakar sağ seçmeni kendisinde tutamaz. 

Kılıçdaroğlu'nun HDP ile görüşecek olmasını doğru bir strateji olarak kabul edebilir miyiz?
CHP kurmayları ve Kılıçdaroğlu şunu söylüyor, “HDP ve diğer muhalefet partileriyle de görüşeceğim” diyor. Şimdi buradan bazı yayın organları tarafından cımbızla HDP çıkarılıyor, hatta daha da ileriye gidilerek HDP'ye bakanlık verileceği söyleniyor. Bu söylemler muhafazakar sağ seçmene sahip olan İYİ Parti'de ve diğer 4 partinin seçmeninde rahatsızlık yaratıyor. Seçimlere dezavantaj olarak yansıyacağı için en sağlıklısı HDP'nin aday çıkarmasıdır. HDP'nin alacağı yüzde 10'luk oy ikinci turda kimin tarafında yer alırsa cumhurbaşkanı o taraf olacak. HDP'nin aday çıkarmayacağım demesi yanlış strateji. Çünkü “ben Millet İttifakı'nı destekliyorum” diyen HDP'den dolayı İYİ Parti ve diğer 4 parti seçmenlerinin tamamını Millet İttifakı'na yönlendiremeyebilir. Liderin söylemesi başka seçmen başka bir şeydir. Liderin iradesinin yüzde yüzünü seçmen yapacak diye bir garanti yoktur. 

Deprem bölgesinde tarım ve gıda çok etkilendi. Aynı zamanda Türkiye kuraklık sürecinden geçiyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye, gıda tedarik sorunuyla karşı karşıya kalabilir mi?
Gazetemizin 128.sayısında Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım bu konuya güzel bir şekilde açıklık getirdi. Tabii sadece gıdayı etkilemesi açısından bakmamak lazım. Kuraklık bu şekilde devam ederse, mart ve nisan aylarında beklenen yağmurlar yağmazsa yalnız tarım alanları değil, vatandaşlar olarak da su sıkıntısı çekeceğiz. Halkın bugünden su tasarrufuna gitmesi lazım. Mesela arabaların hortumlarla yıkanmaması, bahçe, havuz gibi yerlerde önlem alınması gerekiyor. Avrupa bizden daha fazla yağmur almasına rağmen şu anda onlarda da su sıkıntısı başlamış durumda ve hemen en radikal tedbirleri almaya başladılar. Türkiye deprem gibi bir felaketin hala yaralarını sarmaya çalışıyor, diğer yandan da seçim atmosferi hakim... Ancak su sorunu da acil olarak gündeme alınmalı. Geleceği görerek Türkiye'yi ona göre şekillendirmemiz ve bu konuda politikalar belirlememiz lazım. Görünen o ki bu sene Türkiye'yi ciddi bir kuraklık vurdu. Barajların doluluk oranlarına baktığımız zaman maalesef evlerimizde su sıkıntısı çekebiliriz. Aynı zamanda bizim kuşak olarak tabir ettiğimiz Türkiye, Yunanistan, İtalya, Fransa oralarda da bu sıkıntılar yaşanıyor. Tarımda üretimde sıkıntılar yaşanacağı için de ister istemez tarım ürünlerinde arz düşecek, talep fazlalığı ortaya çıkacak. Bu talep fazlalığı da hem pahalığı hem de bir takım ürünlere erişimde zorluk karşımıza çıkacak. Onun için bugünlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere diğer illerin belediyelerin de tedbirleri bugünden almaya başlaması lazım. Hemen su kampanyaları başlatıp, su konusuna değinmeleri ve en önemlisi de halkı bilinçlendirmeleri lazım.

Yazıya ifade bırak !
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.