'Roman Açılımı Hüsrana Uğradı'

Üç Gazeteci Bir Konuk programının bu haftaki konuğu CHP İzmir Milletvekili Adayı Özcan Purçu oldu.

Ben TV’de yayınlanan, usta gazeteciler Erol Yaraş, Hamdi Türkmen ve Ünal Ersözlü’nün her hafta dikkat çekici konuklara çarpıcı sorular sorduğu Üç Gazeteci Bir Konuk’ta konuk koltuğuna Özcan Purçu oturdu. 7 Haziran'da gerçekleştirilecek seçimler ve Roman sorunlarının masaya yatırıldığı program, çarpıcı açıklamalara sahne oldu.
 
Programın başında Erol Yaraş’ın, “Hayat hikâyenizi anlatır mısınız?” sorusunu yanıtlayan Purçu, soruyu cevaplarken duygusal anlar yaşadı.
 
“Hayatımız dramla geçti. Çadırda dünyaya geldim. Hayata gözümü orada açtım. Bakıyorsunuz anneniz okuma yazma bilmiyor. Bakıyorsunuz etrafınız sera naylonlarından çadırlar… Dışarıdan içerisi gözüken bir ortamda yaşıyorsunuz. Annem ve babam sepet yaparak hayatını idame ettirdi. Roman yaşamına karşı koyarak buraya geldim. Eğitim, baktığınız zaman 20. sırada. Bizde önemli olan çocuğunuzu doyurmaktır o gün. Dere kenarında doğdum. O dere bazen eşyalarımızı alır giderdi. Birinci, ikinci sınıfta bugünlerin rüyasını görürdüm. Lise 2’ye kadar ben televizyon bile görmedim. Bir rüya gördüm kürsüde konuşuyordum. Roman çocuğusun, yoksulsun, kimliğinden dolayı öteleniyorsun ve dışlanıyorsun. Fakirsin ve Roman elbisesi giyiyorsun. Toplumda kendini güçsüz hissediyorsun. Bakın Çaybaşı’nda miting yaptık. Oradaki Romanlar, ‘Bizi dışlamasınlar.’ dediler. Otobüse bindiği zaman dışlanıyor bu insanlar. Biz yine de yılmadık, yola devam ediyoruz. Bu ülkeyi seviyoruz. Bakın Roman tarihinde savaş göremezsiniz. Dediğim gibi öyle bir hayattan bugünleri düşleyerek geldim.”
 
“Ben evlenmeyince kardeşimi evlendirdiler”
 
Purçu, 13 yaşındayken evlendirilmek istenmesini de şu sözlerle anlattı;
 
“Çadır toplumunun büyükleri vardır ve onun sözünün üstüne söz edemezsin. Bizim dönemimizde de böyleydi. Kızla erkeğin söz hakkı yoktur. Yeri geldi dayak yedim. Evlendirmeye kalktıklarında karşı koydum. Babam ne yaptıysa işe yaramadı ve beni döndüremedi. Okumaya taktım kafayı. Okul hayatımca böyle mücadele verdim. Üniversite kağıtlarım geldi. Okula gitmeme 3 gün kala beni evlendiremeyince 14 yaşındaki kardeşimi evlendirdiler. Biz 3 kardeşiz ama doğum tarihlerimiz kimliklerimizde yıllar hariç aynı. Benim nüfusum 8 yaşımda ilkokula başlarken alındı. Haymatlos Romanları vardır bakın Tepecik’te. 1964’ten beri kimliksiz yaşıyor bu insanlar. Genç yaşta evliliklerimiz var. Reşit olmadan evlenenlerin oranı yüzde 67… Bizim fakirliğimizin nedeni de bu. Erken evlenince kendinizi geliştiremiyorsunuz. Okula gitmeme oranımız ne yazık ki yüzde 24…”
 
 
“Çok farklı önyargılar var”
 
Roman vatandaşların eğitimlerinin de konuşulduğu programda Hamdi Türkmen’in “Çocuklar mı okula gitmiyor, yoksa aileler mi göndermiyor?” sorusuna, Purçu kapsamlı bir yanıt verdi.
 
“İç ve dış sebepler var. İç sebep olarak, çocuklarımız sağlıklı beslenemiyor. 10 yaşından sonra para kazanma aracı olarak görülüyorlar. Buna mecbursun çünkü durumun çok kötü. Ben 10 yaşıma geldiğimde babam sepet örmemi söyledi. Aile ekonomisini katkı sağlamak gerekiyor. Bakın Roman’sanız, farklı önyargılar var. Bakın benim sülalemde 1 tane sabıkalı Roman bulamazsınız ama ben yine de kendi akrabalarımı işe sokamam. Çünkü önyargılar var. Sözlüklerde Roman’ın tanımı şöyle: “Kadınları geniş kalçalıdır, çocuk alıp çalarlar.” Biz bunlarla yaşadık. Şimdi şu sözlüğü okuyan kardeşlerimiz bize nasıl bakacak? Çocuklarımız bir yere gidemiyor, dışlanıyor. Bir dünya çizmek zorundasın kendine içeride. O çemberi kıramıyorsun. Çıktığın an zaten dışlanıyorsun.”
 
“Bu ülke için hepimiz savaştık”
 
Purçu, gençliğinde kaymakam olmak istediğini, bu isteğin nedenini ve mülakatlarda elenişini de anlatırken, “Bu vatan hepimizin” dedi.
“Çaresizsiniz, paranız yok. Yatak ve yorgan yok. Biz çocukken farkında değildik ama ailelerimiz çare arardı. Dolayısıyla kaymakama gidilirdi. Yaşamsal ihtiyaçlar için yardım istenirdi. Naylon ve kilim isterdik. Bakın 1. derece memuriyetlerde torpilin olduğunu herkes biliyor. O tür sınavlarda mülakatları geçecek kişiler bellidir. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin personel alma sınavına girdim en son. Bana nereli olduğumu sorduklarında Aydın Sökeli olduğumu söyledim. Bana “Senin ataların bu vatan için savaştı mı?” sorusunu sordular. Ben de dedemin Çanakkaleli olduğunu ve dedemin babasının Çanakkale’de şehit olduğunu söyledim. Bu ülke hepimizin ve hepimiz savaştık. İnsanların etnik kimlikleri nedeniyle ayrımcılığa maruz kalması çok kötü bir şey… Biz bu topraklara 1400 yıl önce geldi. Zeugma’da çingene kızı motifi vardır bilirsiniz. Biz herkesle barışık yaşadık ama günah keçisi olduk hep.”
 
“Türkiye’de en çok Roman, İzmir’de yaşıyor”
 
CHP’li Purçu, Avrupa genelinde ve İzmir’de yaşayan Roman sayıları hakkında da bilgi verdi. 
 
Purçu, “Avrupa’da Roman sayısı Türkiye hariç 15 milyon, İzmir’deki rakam resmi bir araştırma olmasa da Prof. Dr. Zerrin Toprak ile yaptığımız çalışmalara göre Tepecik, Hilal, Ege Mahallesi gibi bölgelerde 50 bin kadar Roman nüfus yaşıyor. İzmir’in genelinde 350-400 bin kadar Roman yaşıyor. Türkiye’de en çok Roman’ın yaşadığı şehir İzmir’dir. Menemen’de 6 bin 500, Örnekköy’de 5 bin Roman yaşıyor.” dedi. 
 
“Roman gençlere burs veriyoruz”
 
Son yıllarda Roman gençlerin eğitim konusunda büyük bir atılım içinde olduğunu dile getiren Özcan Purçu, sözlerine şöyle devam etti;
“Son 10 yıldır Romanlar büyük bir atılım gerçekleştirdi. Türkiye’de eğitimini devam ettirmek isteyen gençlere çeşitli fonlar sunuyoruz Avrupa Birliği imkanlarıyla. Şu anda üniversiteyi bitiren 600 Roman genç var. Her yıl da 80 Roman gencine burs veriyoruz. 2. Dünya Savaşı’nda sürülen Romanlar için tazminat davası açtık ve kazandık. Oradan gelen parayı Avrupa ve Türkiye’deki çocuklarımıza burs olarak döndürüyoruz.”
 
“Adaylığı bekliyordum”
 
Ünal Ersözlü’nün, adaylığı hakkında soru sorduğu Purçu, bu sonucu beklediğini belirtti.
 
“Bekliyordum tabii. Yoğun bir temasımız oldu. Stratejiler ve eylem planları hazırladık. Genel Başkanımız çok da sıcak davrandı zaten.”
Roman açılımı hüsrana uğradı
 
AK Parti ve CHP’nin Romanlara yönelik yaklaşımları da programın gündem maddeleri arasına girerken, Purçu, AK Parti’nin Roman açılımını başaramadığını dile getirdi.
 
“Tarihi bir süreç yaşıyoruz. CHP tarafından bir Roman çocuğu alındı ve kontenjana konuldu. Herkes büyük bir heyecan duyuyor. Çünkü artık bizim sorunlarımız Meclis’te konuşulacak. Bir ablamız ‘Ben parti marti bilmem. Ben Roman çocuğunu bilirim.’ diyor. Bu ablamıza ne yaparsanız yapın. Roman çocuğu milletvekili adayı olarak seçilecek yere kondu ve ablamız da ‘Ben onu bilirim.’ diyor. Düne kadar Roman oyları açık söyleyeyim AKP ağırlıklıydı. Roman açılımı hüsrana uğradı. Sürece iyi başladılar ama sonunu getiremediler. İyi oldu dillendirdiler. Biz gözümüzde yaşlarla karşıladık bu başlangıcı. Çünkü bize sözler verildi. Bakın Romanların yaşamsal sorunları var ve bu sorunlar siyasete alet edilmemeli. Bizim barınma, sağlık, dışlanmışlık, önyargı, ayrımcılık gibi sorunlarımız var. İyi başlandı ama bir türlü toplantı salonlarından çıkılamadı.
 
“Etüt evleri açacağız”
 
CHP’li Özcan Purçu, 8 Haziran ile birlikte yapmak istediklerini de şu sözlerle açıkladı;
 
“Eğitim, istihdam, barınma ve sağlık önceliğimizdir. Bu dört başlık için stratejimizi hazırladık. İlk olarak her Roman mahallesinde etüt evi açılacak. Çocukların ders çalışması için ortam yaratılacak ve takip edecek. Bakın bunun pilot uygulamasını yaptık ve çok başarılı olduk. Geçen sene Roman çocuklarından 16 tanesi Türkiye’nin önemli liselerini kazandı bu uygulama sayesinde. Orada sadece çocuklara da değil, akşamları ailelerine de ders veriyoruz. Toplumsal hayatta onlara faydalı olabilecek her şeyi gösteriyoruz. Oradan verim alınca karar verdik ve CHP olarak her Roman mahallesine etüt evi açacağız. Çünkü bakın sokakta gezen çocuk risk altındadır. Sabahçı çocuk öğleden sonra, öğlen okula giden çocuk sabah oraya gidecek. İstihdama gelince, gençlerimizin istihdamı için uğraşacağız. Hangi mesleğin geleceği varsa o meslek dalında eğitimler vereceğiz ve yetişmelerini sağlayacağız. Bunun da pilot uygulamasını yaptık ve şu anda bu uygulamanın içindeki arkadaşlarımız Almanya’ya ihracat yapıyor. Hem eğiteceğiz hem de bütçelerine katkı yapmış olacağız.” 
 
“Türkiye’de enstitü var ama hoca yok”
 
Roman kültürünün korunması için çeşitli çalışmaların yapılacağını da sözlerine ekleyen Purçu, Roman dili için Türkiye’de girişimlerin olduğunu; fakat yeterli olmadığını söyledi.
 
“Tüm dünyada Romanlar içinde konuşulan tek bir dilimiz var. Ben 2006’da ilk Avrupa Birliği Roman Konseyi’ne katıldığımda bir baktım ki spiker Romanca konuşuyor. Bir baktım Hollanda, İspanya, Polonya delegeleri Romanca konuşuyor. Çok duygulandım. Paris’te ve Viyana’da Romanca için eğitimler var. Oralarda eğitim aldım. Tüm dünyada Romanların tek bir dili konuşması çok güzel bir şey… Bakın Avrupa’da Romanlar dillerine sahip çıkmış ama Türkiye’deki Romanların ancak yüzde 20’si Romancayı biliyor. Tepecik’te Romanca konuşan insan 5-10 kişi kaldı. Çaybaşı’nda mitingimi Romanca yaptım. Çırpı’da da öyle… Oralarda insanlar Romanca konuşuyorlar. Kırsal bölgeler çok fazla bozulmamış ama metropoldekiler çok fazla kültürle buluşunca unutuyorlar dillerini. Acilen Romanca kursları açılması gerekiyor. Avusturya, Fransa, Almanya ve İngiltere’de Romanca ile ilgili enstitüler var. Türkiye’de 1,5 sene önce Roman Enstitüsü açıldı Trakya Üniversitesi’nde ama Romanca bilen Akademisyen olmadığı için şu anda beklemedeler.
 
“Hıdırellez erozyona uğradı”
 
CHP’nin Roman adayı Özcan Purçu, Hıdırellez’in özünün de son dönemde bozulduğunu sözlerine eklerken, aslını da anlatmayı ihmal etmedi.
 
“Hıdırellez erozyona uğradı. Bakın Hıdırellez’den 1 gün önce dere kenarına gider, Romanca dua edersin. Derenin kenarından topladığın taşlarla dileğini çizer, duanı eder ve yıkanabildiğin kadar yıkanırsın. Ondan sonra da çıkar gelirsin evine. Ateşini yakıp dualarla birlikte ateşin üstünden atlarsın. Evlenmemiş bir kız dolaşır, bütün evleri gezer ve onun elindeki güğüme dilek ve çiçek atarsınız. Tülbentle bağlanır o güğüm ve kız evinde dua eder. Kız yanındaki oğlanla ertesi gün kıra gider ve 33 kez takla atarlar. Orada tekrar dua ederler ve kaç hane varsa hepsine çiçek toplarlar. Güneş doğmadan her evin kapısına asarlar. Sabah kapınızı açtığınızda o çiçeği görüne anlarsınız. Ondan sonra bütün Romanlar, ortak bir yerde toplanırlar. Herkes oraya oğlağıyla gelir ve orada oğlak kesilir. Dualar edilir, adaklar kesilir. Oğlağın her parçası dağıtılır ama dağıttığı kadar da dağıtana gelir. Maksat birbirinin adağından yemek… Sonra en başta yazılan dilekler çekilir ve öyle devam eder…”
 
“Roman kardeşlerimiz mağdur olmayacak”
 
CHP Milletvekili Adayı Özcan Purçu, Roman mahallelerinde gerçekleştirilecek kentsel dönüşüm çalışmalarında da “yerinde dönüşüm” kavramına dikkat çekti.
 
“Kentsel dönüşüm noktasında CHP’nin Romanlara ilişkin tavrı çok nettir. Orada bir mahalleyi yıkmıyorsunuz, bir kültürü yok ediyorsunuz. 1000 yıllık bir mahalleydi İstanbul’da Sulukule ve yıkıldı. Yerinde kentsel dönüşüm yapmaktır bunun doğrusu. Romanları kendi bölgelerinden atmayacağız. Kimse mağdur edilmeyecek. Şimdi biz 1 evin içinde 4 hane yaşıyoruz. Bu sıkıntıyı gidermek için de o bölgede alanlar yaratılacak ve mağdur olan kişiler de 277 liralık taksitlerle ev sahibi olacak. Roman kardeşlerimiz mağdur olmayacak. Ege Mahallesi’nde yerinde kentsel dönüşüm için Aziz Bey de çeşitli açıklamalar yaptı ve çalışmalar sürdürülüyor. 
 
“Kibariye siyasetten anlamaz”
 
Programda Roman açılımının sembol isimlerinden Kibariye’nin duruşunun da sorulduğu Özcan Purçu, “Kibariye sanatçı bir insandır. O şarkısını, sanatını bilir. Siyasetten anlamaz. Herkes kendi bölümünde kalmalı.” yanıtını verdi. 
 
Purçu ile usta kalemler arasındaki bazı soru cevaplarsa şöyle oldu;
 
İsmine şarkı yazılan tek vekilsiniz galiba?
 
3 şarkı yapmış arkadaşlar. Sağ olsunlar. Bir tane de Çaybaşı’nda yapıldı.
 
Galiba sorunları ortaya koyma anlamında müziği biraz geri aldınız?
 
Bakın Romanlar hep gülüp eğleniyor gibi gözüküyor dışarıdan. O yüzden biraz geri aldık. Kamusal erişimde büyük sıkıntılar çekiyoruz. 
 
Müzik gelenek mi, genlerden mi?
 
Bir yazar “Romanlar neden oynar?” sorusunu sorunca ona “Açlığımızı unutmak için.” cevabı verilmiş. Bakın ben küçükken anam otları toplar onları yapar ve bize yedirirdi. 
 
Sizde var mı?
 
Benim önümde kimse yanlış nota basamaz. Yanlış olduğu zaman onu yakalarım hemen. O bizim yeteneğimizdir.
 
Dar gelirliye yardımlardan Romanlar yararlanamıyor mu?
 
O yardımlar standart olarak veriliyor. Onlarla yaşamını idame ettiremiyorsun ki… 100 lira versinler, eve gelmeden gideceği yer bellidir. Gelirimiz düzeni ve sabit değil. Devletten gelen para eve gelmeden borca gidiyor. 
 
Romanların yaptığı meslekler vardı eskiden ama onlar geçmişte kaldı. Şimdi yapılan meslekler var mı?
 
O mesleklerimiz zamanla birlikte elimizden gidince şimdi daha kötü duruma geldik. Benim babam akşama kadar 2 tane sepet yapıyor ve sepetlere birkaç lira teklif ediliyor. Kalaycılık yine öyle… Kalay yapılacak tabak kalmadı. Eskiden müzisyenliğimiz daha değerliydi. Mekan sahibi iş olmayınca müzisyenimize para vermiyor. 
Güncelleme Tarihi: 23 Mayıs 2015, 10:54
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER