''Şizofrenide iyileşmenin anahtarı...''

İzmir'de bulunan Şizofreni Dayanışma Derneği, hasta ve hasta yakınları ile bir araya gelerek gerçekleştirdiği etkinliklerini sürdürüyor. Dernek binasında gerçekleşen son etkinlik "Şizofreni Tanılı Bireyle Yaşamak: Anne Deneyimleri" etkinliği oldu.

''Şizofrenide iyileşmenin anahtarı...''

"KIZIMIN YERİNDE SANKİ FARKLI BİRİ VARDI"
Prof. Dr. Köksal Alptekin'nin yönettiği etkinlikte Prof. Dr. Zekiye Çetinkaya Duman ve deneyimli anne Aynur Ekiz konuşmacı oldu. Etkinlikte hasta yakınlarının süreç boyunca yaşadıkları ve karşılaştıkları güçlükler masaya yatırıldı. İlk konuşmayı yapan deneyimli anne Aynur Ekiz, "Böyle bir hastalığın varlığını geçmişte yalnızca kitaplarda okumuştum. Hastalıkla karşılaşınca adeta korktum. Kızımın yerinde sanki farklı biri vardı. Sonrasında araştırdıkça yavaş yavaş bilgilenmeye başladım. Nasıl faydalı olacağımı tespit etmem gerekiyordu. Hastalık hakkında bildiğim her şeyi doktorumuzdan öğrendim. Sonrasında kongrelere katıldık. Kongrelerden çok şey öğrendik. Ben hasta ve hasta yakınlarının bu tip çalışmaların içinde olmalarını isterim." dedi. Ekiz şizofreniyle mücadelede derneklerin hastaların sosyalleşmesi açısından önemli görev üstlendiklerini söyledi. Aynur Ekiz ayrıca atak dönemlerinde gençlerin derneğe gelmediklerini gözlemlediğini ifade ederken, anne babaların da çocuklarının hastalanması durumunda bu hastalığı kabullenmelerinin çok önemli olduğunu dile getirdi. Ekiz, "Asıl kaygım, kızımın yaşamını kendi kendine sürdürebilmesi, hastalığına karşı tedavisinde kendi başına planlamalar yapmasını sağlamak oldu. Birinci derecede sağlığı ve güvenliği konusunda müdahalelerim oldu. Aşırı baskı ya da aşırı özgürlük yerine sevgi dolu bir orta karar bulmaya çalıştık." dedi.

"KİMSE ÇOCUĞU İÇİN BÖYLE BİR SÜRECİ HAYAL ETMEZ"
Prof. Dr. Zekiye Çetinkaya Duman ise yaptığı konuşmasında "Birilerine iyi gelmek, dokunabilmek bizlere de iyi geliyor. Bu konuda çalışan bir uzman olarak, bir psikiyatri hemşiresi olarak söyleyebilirim ki zorlu ve ömür boyu devam eden bir süreç. Hiç beklenmedik bir süreç bu. Çünkü kimse çocuğu için böyle bir süreci hayal etmez. Belirsiz bir süreç başlıyor. Kabul etmemek, inkar etmek, tedavi için başka arayışlara girmek vs. şeyler yaşanıyor. Hasta yakınları da çok zor bir süreçten geçiyor. Çünkü hasta olan kişinin aile içinde bir rolü ve ondan beklentiler var. Hastalıkla birlikte tüm bunlar değişiyor. Tüm hayatınız artık hastaya ilişkin düzenlemeler ve planlamalarla geçiyor. Hastanın duygu ve davranışları hastalıkla birlikte değiştiği için hasta yakınları da bundan etkileniyor. Şizofreni sadece hastanın sorunu değil, tüm aileyi kapsayan bir süreç oluyor. Ruh sağlığı profesyonelleri olarak aileyi sürece katmamız çok önemli." ifadelerini kullandı.

"İKİ KAT DEPRESYON RİSKİ VAR"
Hasta yakınının kendine zaman ayırmaması durumunda çabuk öfkelenebilecek noktada duygu değişimleri yaşayabildiğini söyleyen Çetinkaya Duman, "Bu tarz durumlarda hastalığın tekarlanma oranı daha fazla oluyor ve hastaneye yatma durumu tekrarlanabiliyor. Dolayısıyla hasta yakınlarına duygusal tutumlarının hastaya olan etkisinin öğretilmesi çok önemli. Hasta yakınları çaresizlik ve umutsuzluk duygusunu çok yaşıyor ve bu depresyona neden olabiliyor. Dolayısıyla ruhsal hastalığı olan kişilerin yakınlarının diğer bireylere göre iki kat depresyona girme riski var." dedi. Ailelerin yaşadıkları değişimler ve karşılaştıkları güçlüklerle başetmelerini sağlamak ve hem hastanın hem de ailelerin iyi oluşunu sürdürmek için ailelere yönelik müdahale ve programların uygulanması önemlidir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu programların uygulanmasına yönelik gelişmeler devam etmektedir. İzmir Şizofreni Dayanışma Derneği olarak bu kapsamda aileden aileye eğitim ve destek programı bir dönem uygulandı. Bu programın önümüzdeki dönemde uygulanması ve bu uygulamaların sürekli olması için planlamalar yapılmaktadır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER