Ya çocuklarımızın hakkı?

23 Nisan 1920, Türk milletinin iradesini temsil eden Birinci Büyük Millet Meclisi'nin açıldığı ve Türk halkının egemenliğini ilan ettiği tarihtir. Atatürk, 23 Nisan 1924'te '23 Nisan' gününün bayram olarak kutlanmasına karar vermiştir. 23 Nisan ilk defa 1929 yılında Çocuk Bayramı olarak da kutlanmaya başlanmıştır. 

Bir ulusun geleceği çocuklarının iyi eğitilmesiyle yön bulacaktır. Çocukların eğitimlerinin yanı sıra kişiliklerinin ve insani değer yargılarının geliştirilebilmesi, aile yapılarındaki sağlamlıkla ilişkilidir. İşin aslı sağlam yapının sağlam temeller üzerinde kurulabilmesinde yatmasıdır. Bu nedenle sağlıklı ilişkiler kurarak sağlam aile birlikteliklerinin kurulabilmesi büyük önem taşır. Gençlerimizin evlilik birliğine karar aşamasında karşıdaki kişinin tüm özelliklerini kabul etmeden değiştirebilirim ümidiyle eleştirel yaklaşımları sonucu sevginin bittiği aşamaya hızla geçtiklerini ve eşlerinin değiştiği iddiaları, boşanmaların kaçınılmaz sonucudur. Başlı başına sorun olan bu yaklaşım, devamında ortak çocuklarına kendi malları gibi davranmalarıyla devam etmektedir.

Çocuklarını birbirlerine koz olarak kullanan, boşanma sürecinde olan veya boşanmış bencil ebeveynlerle sıklıkla karşılaşmaktayız. Büyük sorun halini alan, ancak henüz bir çözüme ulaşmamış, İCRA yoluyla çocuk teslimleri birbirlerine çocuklarını göstermeyen ebeveynler nedeniyle uygulanıyor. Psikologlar olarak bu teslimlerde polisler ve avukatlarla birlikte yer alıp, güya çocukların haklarını korumaya çalışıyoruz. Yaptığımız görev sırasında can yakıcı pek çok olaya şahit oluyoruz. Ebeveynlerin hepsi asla ÇOCUĞUNA ZARAR VERMEYİ DÜŞÜNMEDİĞİNİ iddia ediyor. Bu nedenle sizlere çocuk teslimi ile ilgili bilgi vermek ve bu görev sırasında nelerle karşılaştığımızı anlatmak istiyorum. 

Sabah erken saatlerde bir gün önce İcra dairesine başvurarak çocuğunu görmek isteyen ebeveyn, avukatı, icra memuru, psikolog ve gerekirse diye polis eşliğinde çocuğun bulunduğu adrese gidilir. Genelde çocuğun bulunduğu evde kapı açılmaz. Yetkimiz gereği çilingir çağrılarak kapı açılıp, çocuğun evde olup olmadığı tespit edilebilir. Kapı açılmış ve çocuğun evde olmadığı iddia ediliyorsa evde çocuk aranabilir. Bazen büyük anne ve çocuğun balkon köşesinde bir dolapta saklandıklarına bile şahit olunabilir. Bazen çocuk hazırdır, ancak sözlü atışmalar içinde hıncını almaya çalışan aile üyeleri arasında ne yapacağını bilemez halde titremektedir.  Bazen özellikle o gün için başka şehirlere kaçırılmıştır. Bazen ayrı olduğu ebeveyni için o küçücük beyni kötücül düşüncelerle doldurulmuştur. Ağlayarak ebeveynini görmek istemediğini, onun çok kötü birisi olduğunu söyler. O ağlarken diğer ebeveyni karşı tarafı kötülemekte, çocuğuna onu görmek istemediğinin teyidini yaptırarak bizlerin çocuğa zarar verdiğimizi söylemektedir. Bazen çocuğu teslim etmek istemeyen taraf polislere rağmen ciddi karşı koyuşlarla hayati tehlike yaratacak şiddet gösterileri yaratır. Medeni olduğunu düşünen bazılarıysa çocuğun hazır olduğunu, karşı tarafın saatinde getirmesini söyleyip, karşı tarafı görmek istemediği için çocuğun getirildiği saatin karakolda teslimini istemektedir. 

 Oysa; Birbirimizi evlenmeye değer bularak evlendik. Birbirimizi değiştirmeye çalıştığımız için güzel ve sevgi içerikli günlerden sonra anlaşamadığımızı fark ettik. Ve çeşitli aşamalardan sonra ayrıldık.

Boşanma aşamasından önce bir annesi ve bir babası olan çocuğumuzun yalnız bizim olduğunu düşünerek ebeveyninden koparmaya hakkımız olmadığı gerçeğini karşıya olan kinimiz nedeniyle göremiyoruz.  Eşler arasında gelişen anlaşmazlığa taraf olmasını küçücük bir bedenden nasıl isteyebilir onun Psiko-Sosyal gelişimine zarar verdiğimizi nasıl görmeyebiliriz?.. 

Yapılanın bencilce ve nefretimiz nedeniyle ÇOCUKLARIMIZIN kişilik haklarına tecavüz etmek olduğunu hatırlatmak istiyorum ve geleceğimizin yapı taşlarının sağlıklı bireyler olarak yetişmeleri ümidiyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramlarını kutluyorum.

YORUM EKLE