Umudumuz hep var olsun...

Endokrin Polikliniğine öyle elini kolunu sallayarak randevu oluşturamıyorsun. 

Önce Dahiliye Polikliniğinden Endokrin için yeşil alan oluşturulması gerekiyor. Arkasından Endokrin Polikliniğinin açık olduğu saatleri kovalamak lazım. 
25 gün içinde ise yeşil alan bitiyor ve yine başa dönülüyor. Altı aydır tekrar tekrar yeşil alan açtırmama rağmen alamadığım randevu nedeniyle CİMER’e başvurdum. CİMER'den  geri dönüş sonucunda randevunun açılacağı saati telefonuma kurarak randevu alabildim. 10 dk içinde randevu aldın aldın…. Yoksa yine çabala dur.

Ben randevu alabildiğim için mutlu azınlıktayım… Ama azınlık mı? Çoğunluk mu? Anlamak mümkün değil. Ortalık mahşeri bir kalabalık. 
Bu insanlar kim? Benden daha mı zekiler? Nasıl bu kadar kolay randevu alabildiler? 

Endokrin Polikliniğinde doktorla görüştükten sonra açken kan vermem gerektiği için ertesi gün erkenden hastanedeyim. 
İşlemlerimin arasında bir şeyler yemek için kantine oturup işin keyfini sürmek istiyorum. Yan tarafta ağlayan bir bebek...
Karşıdaki masada belki de son birkaç kuruş olan bozuklukları “Ne alabilirim?” kaygısıyla saymaya çalışan teyze...
Diğer masada karşısında oturan hastasına ve yakınlarına hayatının lütfunu yaparak büyük kasılmalarla çay ısmarlayan amcam...

Kahve sırasında önümdeki boynu bükük hanıma soruluyor... 
Kadın ses çıkarmıyor ve elindeki fişi sessizce kahveciye uzatıp kahvecinin fişin üzerinde yazan çay ibaresini görmesini bekliyor. “E be teyze bir de konuşsaydın” diyor kahveci. 
Sessizce çayını alıp gidiyor kadın. Arkasından Diyorum Ki: “ Hiç Konuşturulmamışlar ki. Hep susturulmuşlar. Şimdi nasıl konuşsun?” Kahveci, “Siz de haklısınız” diyor ve köpüklü kahvemi uzatıyor. 

Kahvemi alıp yerime oturuyorum ve insanları, yaşadığım dünyayı gözlemlemeye devam ediyorum. Çıtı pıtı şirin mi şirin kızlar...
Hasta olduğu için annesine her istediğini yaptırmaya çalışan çocuklar... 
Yüksek sesleriyle ses tecavüzünün farkında olmayan yabancı uyruklular...
Ayakları kolları alçılı insanlar... 
Sıra kaygısı taşıyanlar, stresle dolu, başkalarının her yaptığına müdahale etmeyi görev sayanlar... Başkalarının haklarına saygı göstermeyenler...
Sağlık personelinin tüm anlatımlarına rağmen yapmaları gerekenleri anlayamayanlar...
Ve bu kalabalıkta gerçekleşen bir sürü KAVGALAR!!!
Uzaktan bir çocuk beni gösteriyor: “Anne kadına bak. Saçları kırmızı” diyor...
Ve yanımdan geçen bir kadın müthiş bir cesaretle saçlarımın rengini beğendiğini ifade ediyor. Gülümseyerek teşekkür ediyorum ve uzaktaki çocuğa el sallıyorum. 

Ve ÇOCUKLUKTAKİ GİBİ UMUDUMUZ HEP VAR OLSUN DİYORUM...

YORUM EKLE