Sade kahve eşliğinde yazmak istiyorum...

Yazmak istiyorum...  Çocuklarımıza umut olmak, sevgi aşılamak, dürüstlüğü öğretmek, gelecek vaat etmek istiyorum. İçinde bulunduğumuz Dünya’yı anlatmak, yaşamın önemine değinmek istiyorum.  Nereden başlamalıyım bilemiyorum...

Yaşayan tüm insanlara yetecek kadar toprak ve yiyecek olmasına rağmen çıkarılan SAVAŞLARI MI?

İnsan olanların hayvansı dürtülerini besleyerek birbirlerine SALDIRILARINI MI?

Eş, yani eşit olmak adına hayatlarına aldıkları kadınları aşağılayıp, yaşam alanlarına saygı duymadan öldüresiye dövüp canice KATLEDENLERİ Mİ?

Din kisvesi altında maddi imkânsızlıkları nedeniyle okumamış, cahil kesimin “Okutacağız, din eğitimi vereceğiz” diye alınarak kötü emellere alet edilen ÇOCUKLARI MI?

Ensest denilen vahşilikle; abi, baba, dayı, amca ve komşu amcaların neler yaptığını bilmeden, yitip giden minicik HAYATLARI MI?

Ülkelerinde üniversite okumuş kadınların daha iyi şartlarda yaşamak adına gittikleri yerlerde tehdit ve korkutmalarla boğaz tokluğuna seks işçisi olarak ÇALIŞTIRILMALARINI MI?

Çocuk kadınların kendilerinden yaşça büyük dedelerin ikinci üçüncü eşi olarak SATILMALARINI MI?

Anlaşamayan eşlerin ayrılmalarının ardından egolarına yenik düşerek, müşterek çocukları birbirlerine karşı silah mermisi gibi KULLANMALARINI MI?

Dünyada oluşan hastalıklar nedeniyle oluşan belirsizlikleri ve yitirilen HAYATLARI MI?

Yaşamak adına savaş verip, gelecek kaygısı duyan işsiz kalan babaları, toplumun dayatmaları nedeniyle okurken psikolojik yıkıntıya uğrayıp, yaşamlarına kıyan GENÇLERİ Mİ?

Sorumsuzca yayınlanıp, toplumlarda az da olsa görülebilen anomalileri normalleştirerek, artmasına neden olan PROGRAMLARI MI?

Orta sınıfın fakirlik sınırının altında olmasını mı? Çocuklarının karnını doyurabilmek için el etek açıp yalvaran yardıma muhtaç KESİMİ Mİ?

Açlıkla sınanan yurdum insanından bi haber, Çırağan Sarayı düğünleri, doğum günü partileri, baby showerları, baby shower cinsiyet partileri için sınırsızca para harcayan VURDUM DUYMAZLARI MI? 

Yok... Yok... 

Ben yazmak istemiyorum. 

Ben balkonumda emek vererek yetiştirdiğim güllerim, yeni yeni çıkan çimenlerim, ağaçların arasından neşeyle şakıyan bülbüllerin sesini dinliyor ve baharın geldiğini müjdeleyen rengarenk çiçeklerimin kokusunu içime çekerek, şöyle MİSSS GİBİ yeni pişmiş sade kahvemi yudumluyorum!!!!!!!

Bir günaydınla aydınlansın günün, gülüşlerin çoğalsın,
Mutluluk gözlerine takılı dursun ..
Bugün yaşamın nefis tadını hissettiğin, umuda hoş geldin diyen dudaklarında tebessüm,
Ruhunda barış, sevgi şarkıları takılı olduğu bir gün olsun
Her şey capcanlı, her şey hayat dolu, her şey sevgi dolu olsun...

YORUM EKLE