Prof. Dr. Tosun’dan ‘İnce’ yorumu

Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, siyasetin sıcak başlıklarını ve İzmir’in gündemi olan sel felaketini Ben Haber okuyucuları için değerlendirdi

Prof. Dr. Tosun’dan ‘İnce’ yorumu

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Memleket Hareketini başlatan Muharrem İnce’nin partisinden istifasını ve yeni bir parti kurma kararını değerlendiren Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, “Evet CHP’ye yönelik eleştirileri olabilir ama bu demek değildir ki CHP’yi bırakıp yeni kurulan bir partiye geçecekler” dedi. 

Öte yandan Prof. Dr. Tosun; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabine toplantısı sonrasında ‘Yeni anayasa’ya yönelik sözleri hakkında da önemli açıklamalarda bulundu.

İşte o röportaj:

YENİ BİR ANAYASA KOLAY KOLAY ÇIKMAZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrasında ‘Yeni anayasa’nın vakti geldiğini söylemesi üzerine, siyasette de tansiyon yükseldi. Bir siyaset bilimci olarak bu tartışmaları ve ‘yeni anayasa’yı nasıl yorumlarsınız? Yeni anayasa çalışmasının çerçevesi nasıl çizilecek?

İzlediğim kadarıyla yeni anayasa tartışmasından Cumhur İttifakı’nın beklediği mevcut Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteme uyumlu bir yeni anayasa. Dolayısıyla Türkiye’nin ihtiyacı olan yeni hükümet sistemine uygun bir anayasa mı, yoksa demokratik bir anayasa m? 12 Eylül rejiminin inşa ettiği bu anayasadan bir an önce kurtulması gerekir. Anayasada 18 kez, yaklaşık yüze yakın değişiklik yapıldı. Fakat bunlara rağmen Türkiye bu askeri vesayetin izini silecek bir anaysa yapamadı. Çünkü daha önce 2010 sorasında 2011,2013 ardından yanılmıyorsam 2015 sonrasında görüşmeler yapıldı komisyonlar kuruldu fakat uzlaşma komisyonlarından uzlaşma çıkmadı. Anayasalar bir ülkede organlar arasındaki ilişkileri devlet toplum ilişkisini bireylerin hak ve özgürlüklerini düzenleyen ve mutlaka tüm tarafların uzlaşmasına dayalı bir anayasa olması gerekir. Anayasanın amacı budur. Bizde ise 2010dan itibaren yapılan anayasa değişikliklerine bakıldığında bile bırakın siyasi partiler arasında toplum tabanında da uzlaşma eksik ve zayıf. Anayasa değişikliklerine kabul %55 civarında bir çoğunlukla gerçekleşiyor. Dolayısıyla bir uzlaşma değişikliği de olmuyor. Gördüğüm kadarıyla çok net olarak anlaşılıyor ki burada amaç yeni bir demokratik anayasa yapmaktan ziyade yeni hükümet sitemi ile uyumlu bir anayasa yapmak. Buradan bir uzlaşma çıkacağını zannetmiyorum zaten iktidar ile muhalefetin gündemi faklı. Muhalefet mevcut sistemin topyekûn değiştirilmesini ve onun yerine güçlendirilmiş parlamenter sistem istiyor. Cumhur İttifakı ise bu sistem ile devam edilmesi gerektiğini düşünüyor. Hal böyleyken bir uzlaşmanın sağlanıp yeni bir anayasanın yapılması mümkün değil. Cumhur ittifakı anayasa taslağını yapıp yeni bir toplumun belirli kesimlerinde sivil toplumda çeşitli yerlerde tartıştırabilir fakat mecliste zaten gerekli olan çoğunluk sağlanamaz. Referanduma gidecek çoğunluk bile mevcut koşullar içinde çıkmaz. Varsayalım ki referanduma gidebilecek bir çoğunluk çıksın ve Cumhurbaşkanı referanduma taşısın, referandumda %50+1 destek sağlanması da mümkün görünmüyor çünkü kamuoyu araştırmaları ciddi araştırmalar bunlar, Cumhur İttifakı’nın toplam oyunun neredeyse %50’nin altına düştüğünü göstertiyor. Bu tabloda ne iktidar ve muhalefetin katılımıyla yeni bir anayasa çıkar, ne de referanduma sunulmasını varsaydığımız bu anayasaya halktan kabul yönünde destek kolay kolay çıkamaz

TOPLUMSAL KARŞILIĞININ OLMAYACAĞINI DÜŞÜNÜYORUM
Gündemin sıcak başlıklarından birisi de, Muharrem İnce’nin yaptığı basın açıklaması ile Cumhuriyet Halk Partisi ile yollarını ayırması oldu. Siz bu istifayı nasıl yorumlarsınız? Sayın İnce, beklediği ivmeyi yakalayabilir mi? İnce’nin toplumda karşılığı var mı?

İstifa bekleniyordu fakat istifa sırasında yapmış olduğu açıklamaların tonu dikkate alındığında çok sert bir açıklama ve CHP’ye yönelttiği eleştirilerin parti içi demokratik süreçlerin işlemesinden CHP’nin Atatürkçü kimliğine HDP ile yakınlaşmasına kadar Sayın İnce ile CHP’ye oy veren toplum kesimleri arasında ciddi anlamda görüş farklılığı olduğunu düşünüyorum. Bu ölçüde toplumsal karşılığı olamayacağını düşünüyorum. Sayın İnce'nin en büyük yanılgısı 2018 konjonktüründeki toplumsal desteğin kendi yanında olduğunu düşünmesi. Oysa ki o dönemin koşulları ile bugünün koşulları önemli ölçüde birbirinden farklılaşmakta. Sayın İnce benim anladığım kadarıyla Sayın Ecevit’in yolundan gidiyor ve 1980'lerdeki DSP’yi 2000'lerde yeni bir DSP hikayesi yazmak istiyor. Tabi bu kolay bir şey değil. Ne sayın İnce bir Ecevit, ne o dönemin koşulları ile bugünün koşulları bir. Asıl önemli olan SHP ile DSP’nin daha sonra CHP’nin sosyal demokrat kanatta farklı partiler olarak yer aldığı konjonktürde SHP denenmiş bir siyasi parti idi ve denemişlikten memnun olmayanların yeni adresi DSP olmuştu. Oysaki bugünün CHP‘si iktidarda denenmemiş bir siyasi parti konumunda şu anda. En azından sosyal demokrat seçmen önümüzdeki süreçte solda sosyal demokrat çizgide yeni kurulan partilere, önce var olanlara şans verip sonra diğerlerine yönelebilirler. Bence böyle bir durum söz konusu. Bir de Sayın İnce, özellikle CHP’nin Atatürkçülük ile bağının koptuğundan bahsediyor fakat CHP’nin seçmen tabanına baktığınız zaman yeni Metropoll 2021 Ocak Türkiye’nin gündemi araştırmasında CHP’ye oy verenlerin içinde kendisini Atatürkçü tanımlayan en az %55’lik seçmen kitlesi var dolayısı ile bu kitle CHP içinde temsil ediliyor. Evet CHP’ye yönelik eleştirileri olabilir ama bu demek değildir ki CHP’yi bırakıp yeni kurulan bir partiye geçecekler. Bir de şu var; Siyaset konjonktürün bir anlamda yarattığı fırsatlarla ilgili bir şey. Şu anda o politik konjonktür Sayın İnce ve partisinin lehine değildir diye düşünüyorum.

YÖNETİŞİM ÇOK ÖNEMLİ

İzmir yakın zamanda ciddi sınavlar verdi. Pandemi, deprem ve son olarak sel… Bu kısımda ise en çok eleştirilen, merkezi hükümetin İzmir’in yanında yer almadığı iddiaları oldu. İzmir yeterli desteği görmüyor mu?

Yani bu konuda teknik objektif bir değerlendirme yapabilme durumda değilim. Niye? Çünkü sadece gözlemlerimize dayalı olarak bir şeyler söylemek durumundayız. Eğer İzmir’deki yerel iktidarın belirttiği gibi bu konuda bir destek gelmiyorsa bunu muhtemel nedeni Türkiye’de merkezi yönetimler ile yerel yönetimler arasındaki özellikle yerel yönetim muhalefet partisinde ise, yetki dağılımı konusunda merkezin aşırı derecede merkeziyetçi ve vesayetçi olmasından kaynaklanıyor bu durum. Türkiye’de böyle bir problem var ama son tahlilde dediğim gibi çağdaş yerel yönetimler için yönetişim çok önemli. Merkezi yönetim ile yerel yönetimlerin aynı zamanda da yerelde de sivil toplum iş dünyası iş birliği çok önemli. Biz maalesef Türkiye’de bütün bu aktörler nezdinde bu yönetişimi bir türlü beceremiyoruz.

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2021, 20:23
YORUM EKLE
YORUMLAR
Alev Daghan
Alev Daghan - 6 ay Önce

Sizi izliyoruz Tanju Bey.

SIRADAKİ HABER