Erdoğan ve Bahçeli'ye 'Perinçek' göndermesi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Görüyoruz ki Çin Merkez Komitesi Türkiye Komiseri, namıdiğer kısmen iktidar Sayın Cinping Perinçek, 'Müslümanım' diye diye gezen Sayın Erdoğan'ı da 'Türk milliyetçisiyim' diye diye gezen Sayın Bahçeli'yi de nasıl olduysa esir almış." dedi.

Erdoğan ve Bahçeli'ye 'Perinçek' göndermesi

Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, 83 milyon vatandaşını doyuracak ve refah içinde yaşatacak bir gücü olduğunu, ancak ülkedeki imkanların farklı yerlere harcandığını söyledi.

Geçen hafta açıklanan kurumlar vergisindeki sıralamaya dikkati çeken Akşener, "Hani Dünya Bankası verilerine göre son 18 yılda 49 milyar dolarlık yani 344 milyar liralık kamu ihalesi alarak dünyada birinci olan bir inşaat şirketi vardı ya, işte o şirket vergi sıralamasında son sırada yer aldı. Son 18 yılda 42,1 milyar dolarlık kamu ihalesi alan, 'maden arayacağım' diye doğayı talan eden bir başka müteahhitse aynı vergi sıralamasında 81'inci sırada. Yine son 18 yılda 36.6 milyar dolarlık kamu ihalesi alan bir başkası da 92'nci sırada. İşte size yandaş ekonomisinin Türkiye'yi getirdiği son nokta. Sayın Erdoğan'ın, milletin varını yoğunu ceplerine doldurduğu o beş müteahhit, yüzlerce milyarlık ihaleleri indirirken ihale şampiyonu ama iş vergiye geldi mi ara ki bulasın." diye konuştu.

"Perinçek, Erdoğan ve Bahçeli'yi esir almış"

Akşener, memleketin dört bir yanında, iş yerlerinde, mutfaklarda ve  hanelerdeki yangının yanında yüreklerinde de bir yangın olduğunu dile getirdi.

"Üç kuruş menfaat uğruna, kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklar uğruna, kardeşini yüzüstü bırakan vicdansız bir iktidarla karşı karşıya olduklarını" öne süren Akşener, "Görüyoruz ki Çin Merkez Komitesi Türkiye Komiseri, namıdiğer kısmen iktidar Sayın Cinping Perinçek, 'Müslümanım' diye diye gezen Sayın Erdoğan'ı da 'Türk milliyetçisiyim' diye diye gezen Sayın Bahçeli'yi de nasıl olduysa esir almış. Çin'in, Türkistan'da Uygurlu kardeşlerimize uyguladığı zulme Avrupa'dan, Amerika'dan ses geliyor ama Ankara'dan hala çıt çıkmıyor." ifadesini kullandı.

Cumhur İttifakı'na yönelik eleştirilerde de bulunan Akşener, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu Cumhur İttifakı gerçekten bir acayip. HDP binasında Apo posteri bulunca şaşırıyorlar. Niye şaşırıyorlar anlamış değilim. Hele İçişleri Bakanı'nın sosyal medya üzerinden şaşkınlığını dile getirmesini hiç anlayabilmiş değilim. Ama seçim zamanı Apo'nun mektubunu okutmaya gelince dert etmiyorlar. Sayın Erdoğan, seçim zamanı 'Bizim Mehmet'i İmralı'ya gönderiyorum' dedi. Bizim Mehmet kimmiş? Bir bakıyorum Apo'nun kardeşiymiş. Ailece görüşüyor bunlar. Gerçekten şoktayım, siz de şoktasınız. Yana yakıla 'HDP kapatılsın' diyorlar ama bunun için en ufak bir adım bile atmıyorlar. 

Nitekim bunlara sorarsan en büyük Türk, en has Müslüman kendileridir ama 'Müslüman Türküm' dediği için zulüm gören kardeşlerimizi duymuyor, iki laf edemiyorlar. Böyle cıvıklık, böyle ciddiyetsizlik olmaz, böyle devlet yönetilmez, yazıklar olsun."

Akşener, Türkiye ile Çin arasında 2017 yılında Suçluların İadesi Anlaşması imzalandığını anımsatarak, "Bunu Dışişleri Komisyonu gündemine almaya cesaret edebilecekler mi çok merak ediyorum. Buradan ilan ediyorum; bunu yapacak kişi, kardeşlerimizin mezalimine imza atacak kişidir ve bunu bir utanç nişanı olarak ömür boyu taşıyacaktır." değerlendirmesinde bulundu.

Doğu Türkistanlı Nursimangül Abdurraşid yaşadıklarını anlattı

Akşener, konuşmasının bir bölümünde Doğu Türkistanlı Nursimangül Abdurraşid'i kürsüye davet etti. 

Abdurraşid, Türkiye'ye eğitim için geldiğini, uzun süre ailesine ulaşamadığını, uğraşları sonucunda ailesinin önce toplama kampına alındığını, sonra da cezaevine gönderildiğini öğrendiğini aktardı.

Konuşmasına kaldığı yerden devam eden Akşener ise duygusal anlar yaşadı.

"İktidar ve ortakları sussa da biz susmayacağız." diyen Akşener, "Müslüman Türküm" diye haykıranları yalnız bırakmayacaklarını, her gün, her yerde, her fırsatta, duyana duymayana, Doğu Türkistan'daki insanlık dramını anlatacaklarını vurguladı.

"Dünya, salgın sonrası yeni bir döneme giriyor"

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla dünyanın yeni bir döneme girdiğini hatırlatan Akşener, Türkiye'nin de bu yeni döneme göre hazırlıklarını yapması gerektiğini belirtti.

Dış politikada yaşanan savrulmanın olumsuz etkisinin dış ticarete de yansıdığını savunan Akşener, şöyle devam etti:

"Türkiye, Harvard Üniversitesi Büyüme Laboratuvarı'nın Ekonomik Yetkinlik endeksinde maalesef 40. sırada yer alıyor. Dünya Ekonomi Forumu'nun Teknolojiye Hazırlık Raporu'nda ise Türkiye teknoloji ve inovasyon alanında 54'üncü, küresel ticaret ve yatırım alanında 57'nci, ekonomiye yön veren kurumların etkinliğinin ölçüldüğü kurumsal çerçeve alanında 64'üncü, beşeri sermaye alanında ise 72'nci sırada yer alıyor. İşte size bu kürsüden hep bahsettiğim kurumsal erozyonun, inovasyon ekosisteminin bozulmasının, eğitim politikalarının çağın gerekliliklerine uygun bir şekilde tasarlanmamasının acı sonucu. Sayın Erdoğan ve yanına doldurduğu beceriksizler ordusu marifetiyle küresel rekabetçilik alanında geriye giden bir Türkiye."

Dünyada yeni bölgesel ticari anlaşmaların yapıldığını belirten Akşener, Türkiye'nin de yeni ticaret anlaşmaları için zemin araması gerektiğine dikkati çekti.

Türkiye'nin çıkarına olduğu sürece tüm ülkelerle yapılacak ticaret ve yatırım anlaşmalarını desteklediklerini dile getiren Akşener, "Tek şartımız var. O da başka ülkelerle geliştirilen ikili ilişkilerin şeffaflık kriterleri içerisinde yapılması. Çünkü bizim anlayışımıza göre kişisel çıkarlar, memleketin menfaatlerine tercih edilemez. Bugün Çin, Katar gibi ülkelerle yapılan ticaret ve yatırım anlaşmalarının içeriği belli değil. Ne çıkar sağladığımız belli değil. Birçok soru işareti ortada duruyor. 2020 ihracatımız sadece 1 milyar dolar olan, 20 yılda getirdiği toplam doğrudan yatırım sadece 2 buçuk milyar dolar olan Katar'la 15 milyar dolarlık swap anlaşması yapmak normal değil. Bu anlaşmanın şartlarını derhal şeffaf bir biçimde açıklayın." dedi.

İktidarın doğrudan yabancı yatırım performansının sürekli geriye gittiğini, 2007 yılında 19 milyar doların üzerinde olan doğrudan yabancı yatırımın 2019 yılında 6 milyar doların altına gerilediğini kaydeden Akşener, şu görüşleri paylaştı:

"Sözde faiz düşmanı Sayın Erdoğan ve yıldızlar karması ekibinin yanlış politikaları sonucunda oluşan yüksek faiz ortamı, Türkiye'yi bir sıcak para cenneti haline getirdi. Bizim doğrudan yabancı yatırımlar konusundaki tavrımız çok net. Çevreyi kirletmediği, Türk şirketlerinin değerinin altında el değiştirmediği, madenlerimiz gibi ülke zenginliklerimizin yurtdışına çıkmadığı, gayrimenkul alarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaya imkan sağlamadığı sürece, İYİ Parti olarak doğrudan yabancı yatırımları destekleyecek her adımı destekleriz. Ancak, tüm bunların yapılabilmesi için kalkınma odaklı, akılcı ve sağduyulu bir dış politika anlayışı gerekir. Sayın Erdoğan'ın iktidar hırsının ürünü olan bu ucube sistemle, Türkiye ne dünyada hak ettiği itibarlı konuma ulaşabilir ne de ekonomik coğrafyasına hakim olabilir."

"Bir Güney Kore vatandaşı, bir Türk vatandaşından 4 kat daha zengin"

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Türkiye'nin Güney Kore ve Polonya gibi ülkelere göre çok daha güzel ve zengin bir coğrafyaya sahip olduğunu ancak bu ülkelerle aynı oranda bir zenginlik ve refaha ulaşamadığını vurguladı.

Türkiye ile Polonya'nın 10 yıl önce eşit seviyede olduğunu anımsatan Akşener, günümüzde bir Polonya vatandaşının, bir Türk vatandaşından iki kat daha zengin olduğunu söyledi.

Akşener, "Sayın Erdoğan, kaynaklarımızı eşi, dostu, yandaşı zengin etmeye harcarken Güney Kore, teknolojik gelişime ve eğitime kaynak ayırdı. Bugün bir Güney Kore vatandaşı, bir Türk vatandaşından 4 kat daha zengin. Ve ne kadar acıdır ki bu ülkelerin, ne Türkiye kadar geniş tarım alanları var ne de Türkiye kadar engin turizm kaynakları var. Bu ülkeler, doğal kaynak ve coğrafi konum açısından Türkiye'ye göre dezavantajlı ülkeler." diye konuştu.

Ülkenin sorunlarının çözümü için iyileştirilmiş ve güçlendirilmiş parlamenter sistemi öneren Akşener, "Önce millet, önce memleket" anlayışının hakim olması durumunda Türkiye'nin her şeye sahip bir ülke olacağını kaydetti.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER