Ne yaşmış şu 65?

Sokağa çıkmayın..

Alışverişi siz yapmayın..

İnsanlara bir-iki metreden fazla yaklaşmayın..

Otobüse, vapura, metroya, tramvaya binmeyin..

Aman ha… Maazallah bulaşırsa, kurtuluşunuz yok. Ölüm kaçınılmaz!.

***

Acaba?

Kim koymuş bu sınırı?

Yani 64.5 olunca sokağa çık, 65 olunca “Evde Kal?”

64.5 olunca kurtuluş yüzde 90, 65 olunca ölüm yüzde 90..

Öyle mi?

***

Oysa; "gençlik” bir hayat devresi değil, bir akıl halidir.
Yıllar cildi buruşturabilir,
Ancak heyecanların bitişiyle ruh buruşur.
İnsan, kendine olan güveni kadar Genç,

Kuşkusu kadar Yaşlı,

Cesareti kadar Genç,
Korkuları kadar Yaşlı,

Umudu kadar Genç,
Bezginliği kadar Yaşlıdır..

***
Hiç kimse fazla yaşamış olmakla yaşlanmaz,
İnsanları yaşlandıran ideallerinin bitmesidir.
Kalbi sevdikçe,
Neşe duydukça,
Güzellikleri fark ettikçe,
Beyni yeni şeyler keşfettikçe, herkes gençtir.
***

İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, oysa yaşamadıkça yaşlanırlar.
Unutmayın insan, yaşlı olmaya karar verdiği gün yaşlanır!.

***

Çok basit; girin Google'a ve yazın:

Kimler 40'ından 50'sinden sonra nasıl ünlü olmuş, popülerliğe ulaşmışlar?
Hadi, ben yardımcı olayım;
-Kristof Kolomb Amerika’yı keşfe çıktığı ilk yolculuğunda 50 yaşını çoktan aşmıştı.
-Pasteur 60'ında kuduz aşısını buldu.
-Mimar Sinan, Süleymaniye camisini bitirdiğinde 70 yaşını geçmişti. Selimiye camisini tamamladığında ise 86 olmuştu.
-Galile, ayın günlük ve aylık çizimlerini yaparken 73 yaşındaydı.
-Şarlo, 76 yaşında film yönetmeniydi.
-Goethe, en büyük eseri Faust’u ölümünden bir yıl önce, yani 82 yaşında bitirmişti.
-Nobel ödüllü Alman Doktor Albert Schweitzer 88 yaşına rağmen Afrika hastanelerinde durmaksızın çalışarak ameliyat yapıyordu.
-Tolstoy 67 yaşında bisiklete binmeyi öğrendi!
-1994 yapımı Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) filmiyle tanınan Morgan Freeman, 2005’te “Million Dollar Baby” ile yıllardır hayalini kurduğu Oscar’ı kucakladı.
-Dört defa İngiltere başbakanı seçilen Gladstone, İngiltere Başbakanlığı'na getirildiğinde yaşı; 83’tü!..

***

Neymiş?
60 yaşmış..
65 yaşmış..
Yaş 70'miş..
Geçiniz!
Her şey yürekte..
Bir de “Her şey beyinde biter.."
Bunu hiç unutmayın, olur mu?

***

Onun için;

Özellerinizi sahiplenin, sonuna kadar.
Kalplere dokunmaya devam.
İnsan biriktirin, sevginin/sevilmenin kıymetini bilin!.

***

"Dünya Şairi" Nâzım Hikmet'in 73 yıl önce yazdığı
"Yaşamaya Dair"indeki dizeler 60 yaşı, 65 yaşı, 70 yaşı, 75 yaşı, 80'leri, 90'ları o kadar güzel anlatır ki;

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, yaşamak yanı ağır bastığından."
***

Herkes 65 + yaştakilerle ilgili bir şeyler söylüyor, yazıyor, paylaşıyor.

Deniyor ki; Korona virüsü ile ilk kırımın olacağı yaş aralığı 65-80 arası olan nesil.

Peki kim bunlar?

1940 ile 1955 yılları arasında bu dünyaya merhaba demiş en genci 65, en delikanlısı 80 yaşında ve hala pek çoğu 18’lik ideallerinin peşinden koşan bir nesil..

Okulda ABD süt tozu içirilerek beslenmiş, bir garip nesil..

*

Hiçbirinin renkli çocukluk resmi olmamış..
Bazılarının ise hiç bebeklik çocukluk resmi olmamış..

*
Hiç biri kreş, dershane, özel okul görmemiş ama hepsi profesörlere ders verecek kadar bilgi sahibi olan bir tuhaf nesil..

*
Harp görmüş, darp görmüş..
Baskı, çatışma, görmüş..
En azı 5 ihtilal, 6 muhtıra, 7 post-modern darbeden sağ salim paçayı yırtmış..

*

En azı 10 ekonomik krizden nasibini almış..
Tecrübe abidesi yoklukla terbiye edilmiş, direnç abidesi bir nesil..
*

Bu nesil özel bir nesil, birbirini vatan için katletmiş..
Vurmuş, vurulmuş..
Dövmüş, dövülmüş..

*

68’liler de 78’liler de bu neslin deli tayları, bu neslin üretim harikası mı yoksa üretim hatası mı tartışılır ama bu neslin istisnasız tamamı karşılıksız hesapsız bu vatanı sevmiş..
*

1940 ve 1955 yılları arasında doğanlar gerçekten özel üretim, kardeşlik ve paylaşma duygusu zirve yapmış..

Çok kitap okumuş, en azı liseyi bitirmiş, hayatı yaşayarak öğrenmiş..
*

Bir çoğu okurken çalışarak okul harçlığını çıkarmıştır..
*

Ne ailesine ne devletine ekonomik yük olmamış, geneli bir baltaya sap olmuş ezilmiş ama ezik kalmamıştır..

*
Eğilmemiş, el etek öpmemiş, aç yatmış, kuyruğu dik tutmuş..

*
Kan kusmuş, kızılcık şerbeti içiyorum demiş; şahsına münhasır özel bir nesildir..

*
Görevini, sorumluluğunu bilen, onuru için bir pireye bir yorgan yakan, öfkeli hırçın bir acayip nesildir bu 1940 ile 1955 yılları arasında doğan dinazorlar..

*

Gençler.. İyi bakın, bunlar bu son kalan yumuşak gözüküp indiği yeri dağıtan bu neslin öfkesinden sakının..

Bunlar kimi sokakta oyun arkadaşım, kimi ilk okul arkadaşım..
Kimisi de ömrümüzü adadığımız bir ideal uğruna mücadele vermiş yol arkadaşlarım..
Sizin evinizde de bunlardan kalan varsa bunları korumaya alın..
Çünkü bunların nesilleri tükendi, üretimi sonlandı.

Neden bu nesil özel biliyor musunuz?
Bu neslin üzerinden silindir gibi devlet,
Dozer gibi dünya milletleri ezdi geçt.

Hayat bu nesli sınadı, öğüttü ama tüketemedi..

Bu çarktan kurtula bilen şükretmeyi, tevekkülü, sabırlı davranmayı yasamayı hayatta kalmayı bildi..

Bu nesil, ihanetin acısını, dost hançerinin sancısını, yoldaşlığı, arkadaşlığı, son lokmayı paylaşmayı, sadakati ve vefayı bildi.
Bu nesil, katı, aksi, deli, serttir.

Bir o kadarda merttir, hoş görülü ve merhametlidir.

Bu neslin yaşarken öğrendikleri bilgi ve kaybederken edindikleri tecrübe en büyük servetidir.

Yani bu 1940 ve 1955 yılları arasında doğan dinazorlar tam bir müzelik antika nesildir.

Onun için 1940 ile 1955, hatta 1960 yılları arasında doğmuş, hala inadına yaşayan, ana baba, amca, dayı, teyze, hala, yenge dede anneanne babaanne her neyiniz varsa değerini bilin!.

Çünkü bunlar elinizdeki son değerli hazinelerinizdir.

Oturun onlarla konuşun, dinleyin onlardan geçmişi öğrenin.

Sonra arar da bulamazsınız.

Çünkü onlar yakın tarihin son canlı kaynak kişileri, her biri iki ayaklı sözlü yakın tarih kitabıdır.

Benden söylemesi…
Gerisi size kalmış..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Seyhan Yoldaş
Seyhan Yoldaş - 1 hafta Önce

Bu kadar güzel özelliklerimiz olduğu için yok olmamızı istemiyorlar.Kotumser olmayalim

Kemal Önderoğlu
Kemal Önderoğlu - 2 hafta Önce

Bir nesil ancak bu kadar anlamlı ve güzel anlatılır Sevgili Türkmen müdürüm. İzninle paylaşacağım. Sevgi ve saygılarımla.

İbrahim Paker
İbrahim Paker - 2 hafta Önce

Ellerine sağlık, kardeşim..68 kuşağının neferleri..Ben Kıbrıs’ta savaşa da katıldım. 20 Yemmuz-30 Aralık 1974...Gazi oldum..

Mehmet Murat Durur
Mehmet Murat Durur - 2 hafta Önce

Bahsi geçen yaş grubu için kaleme aldıklarınızı gözyaşları içerisinde okudum. Hissettiklerim hem annesini hem babasını kaybetmiş birisi olarak, bu çok ama her açıdan çok kıymetli gençlerden bahsiniz ve anlatımınız, hissettirdikleriniz beni çok bahtiyar etti, bahsi geçen 60-65-70-75-80-85 ve dahası gençler ellerinizden öpüyorum tek tek hepinizin varolun iyi ki varsınız

İbrahim Paker
İbrahim Paker - 2 hafta Önce

Ben de bugünkü gazeteci kimliğimi sana borçluyum.

Ercan Doğu
Ercan Doğu - 2 hafta Önce

Bu şiirsel anlatımda, yazılacak ne varsa yazmışsınız... Kaleminize, yüreğinize sağlık... Yılların gazetecisine, gazeteci-yazarına da bu yakışır... Yazının içeriği ile ilgili yorum yapmayacağım... OKUNMASI GEREKLİ / OKUNASI BİR YAZI...

Engin Malay
Engin Malay - 2 hafta Önce

Muhteşem bir anlatım. Alkışlıyor, kutluyorum üstadım. Yüreğine, kalemine sağlık. Ellerin dert görmesin

Hediye akbulut
Hediye akbulut - 2 hafta Önce

Çok güzel anlatım.. ilk defa kendimi iyi hissettim