Narlıdere Marina şart!

Narlıdere’nin Sahilevleri bölgesinde, yıllardır İzmir’in hayali olan yat limanı projesi için harekete geçen Başkan Ali Engin'in Narlıdere Port’un proje ihalesi gerçekleştirildi. Ancak Narlıdere'ye Marina yapılmasına karşı çıkan bazı kesimler de bulunuyor. Narlıdere Marina Port, İzmir için hangi açılardan önem taşıyor?

Çiğdem Özen sordu, Ben Haber Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş yanıtladı.

Erol Yaraş, "Eğer körfezi temizleyecek ve yüzülebilir körfezimiz olacaksa, İzmir’in hedefi buysa ki bu, o zaman İzmir’in de bir marinaya ihtiyacı var." dedi.

Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin’in, yap-işlet-devret modeliyle hayata geçirmeyi planladığı Narlıdere Port Projesi’ne karşı çıkan bazı kesimler bulunuyor. Siz bir İzmirli olarak projeyi nasıl değerlendiriyorsunuz, karşıt görüşler hakkında ne düşünüyorsunuz?
İzmir’de düşünülen her proje için mutlaka karşı çıkan bir grup olmuştur. Bu İzmir’in makus talihi herhalde. Yıllardır İzmir’e bir marinanın ihtiyaç olduğu söyleniyor. İzmir bir deniz kenti olacaksa, turizm ve tarihsel özellikleriyle de ön plana çıkacaksa, böyle bir yatırımın düşünülmesi güzel olmuştur. Bu kent yıllardır zaten bütün gemi yollarının uğrak noktasıdır. İzmir’in en büyük eksikliklerinden biri çok yönlü hizmet verecek bir marinasının olmamasıdır. İzmir’in 5 ya da 10 yılını değil de bugününü düşünenler, günübirlik yaşayanlar elbette bu projeye karşı çıkıyorlar. Neden karşı çıkıyorlar? 

Birincisi, marina dediğiniz zaman oraya canlılık ve hareketlilik gelecek. Tahmin ediyorum bu karşı çıkanların bir kısmı, yüzde yüz o bölgede yaşayanlardır. Çünkü oluşabilecek bu hareketlilikten huzurlarının kaçacağını düşünen insanlardır. Fakat o şehrin yararına olacak bir yatırım, mutlaka 3-5 kişinin de keyfini kaçıracaktır. Herkesi mutlu edemezsiniz. Narlıdere Belediye Başkanı Ali Engin, hakikaten bizlerin 5-10 yıl sonrasını düşünerek bir yatırıma kalkışıyor. Eğer körfezi temizleyecek ve yüzülebilir körfezimiz olacaksa, İzmir’in hedefi buysa ki bu, o zaman İzmir’in de bir marinaya ihtiyacı var. 

YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ GARANTİ VERMİYOR

İkincisi Başkan Engin’in yapacağı proje iç körfeze değil, dış körfez olarak tabir ettiğimiz yerin hemen başına yapıyor. Bir anlamda zaten dış körfez yüzülebilir duruma gelmek üzere. Biraz daha ileride Güzelbahçe var biliyorsunuz, mavi bayrak aldı. Narlıdere’ye bir marina yakışır. Ama bugün için belki, bu karşı çıkanların söylediği gibi lüks bir yatırım gözükebilir. Fakat Ali Engin, bu şehrin geleceğini düşünerek yatırıma kalkışıyor. Bir de şöyle bir konu var, insanların bunu da doğru anlaması lazım. Yap-işlet-devret modeliyle Başkan Ali Engin, buraya bir tekne garantisi vermiyor. Örnek olarak; ‘50 tekneden 40’ı bağlanıp 10 tekne bağlanmazsa, biz 10 tekne parası ödeyeceğiz’ demiyor. Bu tamamen yatırımcının gelip, ‘Marinaya ihtiyaç var, ben marinayı yaparsam 25-30 sene de işletirsem, kâra geçerim’ düşüncesiyle gelip yapacağı bir proje. Narlıdere Belediyesi’nden de bir kuruş para çıkmadığı için, bu projede otoyol, köprü ve hastanelerdeki gibi bir garanti de yok. 

Onun için İzmir’in, çocuklarımızın, torunlarımızın geleceğini düşünüyorsak, güzel bir kıyı kentinde yaşamasını, insanların, yabancıların körfezde yelkenlileriyle, tekneleriyle gezmelerini arzuluyorsak, bu marinaya ihtiyaç var. Bu marina olmadıkça İzmir Körfezi’nde deniz sporları ve denize yönelik yapılabilecek her türlü aktivitenin olması mümkün değildir. Onun için Ali Başkan güzel düşünmüştür. Mantık galip geldiği sürece de bu yatırımı oraya yapacaktır. Bana göre de yapılması gereken bir yatırım. 

NARLIDERE'NİN DEĞERİ YÜKSELECEK

Proje sadece marina olarak kısıtlı değil, birçok alanı da içide barındırıyor olacak değil mi?
Marinanın projesinde restoran, kafeterya, alışveriş merkezleri olacak. Narlıdere’nin o bölgesine ekonomik anlamda da bir hareket kazandırılacak. Narlıdere zaten şu anda Türkiye’nin ve İzmir’in en güzel yapılaşmış ilçelerinden bir tanesidir. Bu projeyle birlikte Narlıdere’nin değeri çok daha farklı bir şekilde yükselecektir.

İŞLER'İN SÖYLEMİ 'ZARARLI VE YANLIŞ'

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar (ETİK) Birliği Başkanı Mehmet İşler, ‘Bayramda Ege Bölgesi’nde oteller yüzde yüz dolu’ şeklinde açıklama yaptı. Siz de Çeşme’ye ve Ege Bölgesi’ndeki turistik bölgelere hakim biri olarak bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mehmet İşler’in bu söylemine kesinlikle katılmıyorum. Çok yanlış ve şu anda bu beldelere gelmek isteyen vatandaşları da yanlış yönlendiren bir söylem… Çeşme’deki restoran sahipleri ve turizmcilerle konuştum. 5 yıldızlı oteller hemen hemen yüzde 75-80 kapasiteye yaklaşmış durumda ve hala yer var. Ama 3-4 yıldızlı otellerde çok rahat yer var. Mehmet İşler’in bu demecini okuyanlar, ‘Buraları dolmuş, gitmeyelim’ diye bir düşünceye kapılıyorlar. Çok yanlış bir şey…  Bugün hala, Çeşme, Foça, Seferihisar, Ayvalık, Bodrum’da ve Didim’de de birçok turistik işletmede yer var. Onun için bu yanlış söylemin düzeltilmesi lazım. Çünkü bunun yalnız otelcilere zararı değil, restoranlara, esnafa da zararı dokunuyor. Bayram tatilinde iş yapacağını düşünen bütün kesim, bu tür demeçlerden dolayı zarar görüyor. Turizm katılımcılarıyla konuşmadan verilen bu demecin, ‘Laf olsun beri gelsin’ gibi olduğunu söyleyebilirim.

SİYASETTE ERKEN SÖYLEMLER, SÖYLEYENE ZARAR VERİR

HDP yönetiminin bir karar aldığı konuşuluyor. Altılı masa Meral Akşener ya da Mansur Yavaş’ı aday gösterirse HDP, cumhurbaşkanlığı için aday çıkaracak. Siyaset cephesinde yaşananları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Millet İttifakı’nın adayının ne olacağı aynı papatya falına döndü. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş gibi isimler arasında dönüp duruyor. İktidar cephesi zaten adayını açıkladı. Tayyip Bey de ‘adayım’ dedi. MHP de ‘Adayımız Recep Tayyip Erdoğan’dır dedi. Burada HDP’nin yani Kürt oyları diye tabir edilen oyların Türkiye’de çok belirleyici bir özelliği var. Tahterevalliyi düşünelim, bir tarafında Millet İttifakı, diğer tarafta Cumhur İttifakı tam ortada da  HDP duruyor. HDP, hangi tarafa ağırlığını verirse, o tarafın seçimleri kazanacağı gündeme geliyor. Şimdi burada HDP’ye de kendi tezlerinden yola çıkarak şu soruyu sormak lazım.
Diyelim ki, Mansur Yavaş’ı Millet İttifakı aday gösterdi, kendileri de bir aday çıkardılar, Tayyip Bey de aday. Hiçbiri yüzde 51’i alamadı ve seçim ikinci tura kaldı. İkinci tura kaldığı zaman HDP’nin adayı eleneceği için, diyelim ki Recep Tayyip Erdoğan ile Mansur Yavaş kaldı. Peki, bu durumda HDP’liler kime oy verecek? Bu sorunun cevabını da HDP’nin vermesi lazım. Tarafsız mı kalacaklar, Recep Tayyip Erdoğan’ı mı destekleyecekler, yoksa söylediklerini yutup Mansur Yavaş’a mı oy verecekler. 

Siyasette peşin ve çok kesin konuşmak bazen çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. HDP topu Millet İttifakı’nın kucağına attığını düşünüyor. ‘Ben sana topu attım, sen şimdi istiyorsan bu adayı koy ya da koyma sana oy vermeyeceğimi söylüyorum’ diyor. Peki, Millet İttifakı da ‘sen bilirsin’ dedi ve Mansur Yavaş’ı aday gösterdi. Bugüne kadar ‘Kesinlikle Tayyip Erdoğan’a oy vermeyeceğini’ söyleyen HDP, ne yapacak? Siyasette kesin, erken ve sonuç alamayacağınız cümleleri etmek, belli bir süre sonra söylemi edene zarar verir. HDP, bu süre zarfında bakacak ve rahmetli Süleyman Demirel’in şu sözüyle gelecek ‘Dün dündür bugün bugündür’  diyecek.

YORUM EKLE