“Millet İttifakı’nda ‘yerel seçim’ sıkıntısı yaşanacak”

“Millet İttifakı’nda ‘yerel seçim’ sıkıntısı yaşanacak”

Millet İttifakı’nda bir Cumhurbaşkanlığı tartışması yaşanıyor. Hatta zaman zaman ‘Millet İttifakı çatlıyor mu?’ soruları çıkıyor. Bu konuya ilişkin neler söylemek istersiniz?

Kolay kolay çatlayacak bir ittifak yok. Çünkü Cumhur İttifakı çok güçlü ama burada artık CHP’nin şunu görmesi lazım; İYİ Parti geçen dönemde ittifak yaptıkları İYİ Parti değil. Şu anda anketlerde %16-17’leri rahat bulabileceği hatta bu rakamların üzerinde de çıkabilecek bir İYİ Partiden bahsediliyor. Böyle bir durumda elbette CHP’nin eskisi kadar oyundaki eli güçlü değil. Çünkü İYİ Parti’nin de tek başına rahatlıkla barajı aşabilecek konumu söz konusu. Onun için bu şartlar altında masaya %45-55’lik oranlarla oturacaklar. Bu oranlarla asıl gücün İYİ Parti’de olduğu düşünülmesi lazım.

Burada cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda bir çatlak olacağını ben düşünmüyorum. Çünkü sonunda Kemal Kılıçdaroğlu’nun orada verdiği cevap, vermek zorunda olduğu bir cevaptı. Ancak özellikle Cumhur İttifakı’na bağlı medyalarda bu daha çok köpürtüldü. Ve sanki adaymış gibi lanse edildi.

Ben başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum; genel seçimlerin hemen ardından yerel seçimler söz konusu. Esas bana göre konuşulması gereken yerel seçimler. Yerel seçimlerde CHP, İYİ Parti’ye çok şeyler dayattı ve İYİ Parti istemese de bunları birçok yerde kabul etti. Ancak, bu dönem İYİ Parti bu kadar kolay yerel seçimlerde ittifak ortağı olmayabilir. Esas bunun tartışılması lazım. Ben söyle bir şey görüyorum; İYİ Parti şöyle bir teklif ile gelebilir CHP’ye: Biz seni yine Ankara’da, İstanbul’da, Adana’da, Bursa’da destekleyelim ama bizde bu sefer bir Büyükşehir istiyorum.

Bana göre bu üç büyükşehirde hangileri olabilir diye bakarsak bunlar; 1 Aydın, 2 Muğla, 3 İzmir. Burada İYİ Parti’nin çok rahat oy alabileceğini zaten biliyorsunuz. Bu şehirlerde ağırlık CHP de değildir ama günün koşulları çerçevesinde, bu üç şehirde CHP belediyeleri kazanmaktadır.

Ben burada sırasıyla İzmir, Aydın ve Muğla’nın İYİ Parti tarafından bu büyükşehirlerden bir tanesinde de ‘biz aday çıkaracağız’ deyip masaya böyle bir teklifle gelebileceğini düşünüyorum. Esas kıyamet burada kopacak. Yılardır buralarda CHP yönetimlerine alışmış CHP’liler, İYİ Parti ile nasıl anlaşacak? Yani önümüzdeki dönem Millet İttifakında Cumhurbaşkanlığı çatlağı değil, yerel seçimler için büyük sıkıntılar yaşanabilecek.

Meclisteki yetki tartışmaları

23 Nisan 1920 tarihi ülkemiz için büyük önem taşımakta. Meclisin açılışı ve egemenliğin millete verilmesine ilişkin oldukça önemli bir gün. Son zamanlardaki Meclis’te yaşanan ‘yetki’ tartışmaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Meclis’in yetkisi ve işlevi kısıtlandı mı?

Tartışmalara da baktığımız zaman özellikle Cumhurbaşkanlığı Sisteminin başlaması ile birlikte Millet Meclisinin fazla bir yetkisi, yaptırım gücünün veya hükmünün olmadığı görülüyor. Yani bunu ben söylemiyorum; bu sistem geldiğinden beri milletvekillerinin kendileri söylüyor. ‘Artık bizim yetkimiz, hükmümüz kalmadı eskisi gibi bakanlarla diyalog kuramıyoruz’ diye. Milet Meclisinin kuruluşundaki etkinliğinin bugün olduğunu söylemek pek mümkün değil.

“Neden 48 saatlik bir tam kapanmayı düşünmüyoruz?”

İçinde bulunduğumuz koronavirüs salgınıyla mücadeleye ilişkin, merkezi hükümet ‘çok başarılı bir salgın yönetiminden’ bahsederken, muhalefet ve bazı bilim insanları tersini söylüyor. Her konuda olduğu gibi salgın yönetiminde de kutuplaşma mı var?

Kutuplaşma ve inatlaşma bizim hayatımızın bir parçası oldu. Burada mantığımın almadığı konular var. Cumartesi-Pazar deniyor ki; sokağa çıkma kısıtlaması başladı. Fakat marketler, bakkal, manav açık ve insanların %80’i çeşitli bahanelerde sokakta. Neden 48 saatlik bir tam kapanmayı düşünmüyoruz?

Yani herkes Cuma akşamından gerekli tedbirlerini alsa ve bunu uygulasak. Önsüzdeki ayları kurtarmak istiyorsak, hiç olmazsa 10 gün ülkeyi tam kapatmamız lazım. Ya bu fedakârlığı yapacağız ya da bu korku ile yaşamaya devam edeceğiz.

“Tarım politikamız planlı ve programlı değil”

Ve patates-soğan dağıtımı konusu. Bu dağıtımın valilik/kaymakamlık tarafından ‘törenle’ yapılmasına ilişkin neler söylersiniz? Yaşanan bu tabloya baktığımızda; dengesiz bir tarım politikası var diyebilir miyiz?

Bizim bu tören alışkanlıklarımız Ortadoğu kültüründen kurtulamadığımızın bir göstergesidir. Çünkü biz bürokrasi anlamında baktığımızda; tuvaletleri bile törenle açan örnekler yaşadık. Onun içinde bu törenleri ben yadırgamış değilim.

Ama burada esas konu, sorunun ikinci bölümü Tarım politikası. Neden bu sene patates soğan fazla? Geçen senelerde bu ürünler çok para etti, üretici ‘aman’ dedi ‘bu ürün iyi para ediyor’ herkes buna yöneldi. Şimdi bunun bedelini ödüyoruz üretim fazlasından. Bu da yıllardır tartışılan tarım politikamızın planlı ve programlı olmamasından kaynaklanıyor. Sadece bu hükümet döneminde değil bu sorun, fakat 17 yıldır iktidarda olanlarında bu soruna bir çözüm bulmaları gerekiyordu. Bu sene patatesin var yılı ise seneye de yok yılını yaşayabiliriz. Neden? Çünkü ürünü para etmeyen üretici artık tarlasına patates soğan ekmeyecek. 1 liraya müşteri bulamayan patates seneye karşımıza 5 liraya çıkacak. Buradaki politikaları düzeltmediğimiz sürece istediğimiz kadar kamyonlara Türk bayrağı asarak, davul zurna ile bedava patates soğan dağıtalım. Seneye de geçmişte olduğu gibi patates soğanı ucuzlatabilmek için tanzim satış noktaları kurarız.

YORUM EKLE