CHP’de mahkeme kararının ardından yaşanan süreçlere baktığımız zaman, siz gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mutlak butlan kararı çıkmadan önce de zaten Özel ve Kılıçdaroğlu’nun ekibi diye, parti içinde bir bölünme gerçekleşmişti. Bu bölünme gerçekleştiği zaman her iki taraftan da hem Özgür Özel’e hem de Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ağır suçlamalar ve sözler sarf edildi. Ancak karar çıktıktan sonra bu söylemlerin dozu daha çok arttı. Meydanlarda her iki taraf için de olmadık cümleler sarf edildi. Bugün, öyle bir aşamaya gelindi ki diyalog kurulacak bir ortam hemen hemen hiç kalmadı. Normalde bu tip olaylarda genel başkanlık yapmış ya da partide çok saygın mertebeye gelmiş, şu anda görevde olmayan ağabeyler bu süreçte arabulucu olabilirlerdi. Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugünkü durumuna baktığımız zaman, eski genel başkanlar Özgür Özel’i aylardır destekliyorlar. Mutlak butlan kararından sonra da Özel’i desteklemeye devam ettiler. Bu da onların taraf oldukları için şu anda arabulucu olma vasfını ortadan kaldırdı.
Peki, mevcut şartlara baktığımız zaman bu ayrışma süreci nereye götürür?
Hukuksal ve bürokratik süreç anlamında, CHP bölünmeye gidebilir veya yeni bir parti ortaya çıkabilir.
Neden bölünme yaşanacağını düşünüyorsunuz?
Çünkü kutuplar gittikçe zıtlaşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun göreve geldikten sonra 60’dan fazla kişiyi işten çıkarması, partiden kimleri ihraç edeceği ve bunun nerelere kadar gidebileceği bilinmiyor. Kılıçdaroğlu’nun mutlaka partiden uzaklaştıracağı kişiler olacaktır. Son açıklamalara göre, görevden almaların parti örgütüne sıranın geldiğini ve il başkanlarından başlayacağını gösteriyor.
Görünen o ki, MYK belli oldu, diğer parti organlarının da mahkeme kararı gereği en kısa sürede toplanması lazım. Parti Meclisi’nin toplanmasından sonra görevden almalar, daha da bir hız kazanacak. Görevden alınanların hemen hemen hepsi, Özgür Özel’e yakın isimler olacağından bu kırılma ayrışmayı daha da derinleştirecek.
Şu anda CHP’deki iki başlılık var. Bu medyaya da yansımış durumda. Bir taraf ‘seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel’, bir kısım medyada ‘CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ şeklinde ifadeler kullanılarak iki başlılığı bir anlamda tescillemiş oluyorlar.
Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi nasıl dizayn edeceğini düşünüyorsunuz?
Kurultay için 900 değil, bin imza da toplasalar kanunen yapılması mümkün değil. Zaten Kılıçdaroğlu da bu gerekçelerin arkasına sığınarak, kurultay yapma gibi bir niyeti olmadığını belli ediyor. Kılıçdaroğlu’nun kafasındaki plan, iptal edilen 38. Kurultay’ı mevcut delegelerle değil, yeniden yapılacak seçimlerle gelecek olan delegelerle yapmak. Yani, mahallelerden başlayarak, ilçe, il delegelerini ve başkanlarını oluşturup, kurultay delegelerini yeniden oluşturmak istiyor. Bunun için de ilk iş olarak kendine yakın il başkanlarını göreve getirecek, o il başkanlarından sonra, Kılıçdaroğlu’na yakın ilçe başkanları göreve getirilecek. Partinin ana organları kendine yakın kişilerden oluştuktan sonra yeni seçimler yaparak Ankara’ya çağıracağı 1200 delegenin neredeyse 1100 tanesi şartsız bir şekilde Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verecek. Şimdi bu tabloyu böyle gördüğümüz zaman bir, Özgür Özel’in bir daha genel başkan seçilme şansı sıfıra yakın konuma gelmektedir. İki, parti içi bu kargaşa sürerken, alınabilecek baskın bir seçim kararında da, kulislerde kasım ayı olarak konuşuluyor. Böyle bir durumda da partiyi seçimlere Kemal Kılıçdaroğlu götürecek demektir.
O zaman Özgür Özel ve ekibi sürece dair ne gibi bir yol izleyecekler, bu açıdan da değerlendirir misiniz?
Biraz önce anlattığım tabloya göre, son günlerde yaşananlara da baktığımız zaman Kemal Kılıçdaroğlu ne kurultaya gidecek ne de bir anlaşma yoluyla Özgür Özel ile beraber partiyi yönetecek. Böyle bir durum gözükmüyor.
Zaten bugünkü mevcut durumda 1200 kurultay delegesinden, yaklaşık 400 delegenin oy kullanamayacak durumda olduğu belirtiliyor. Bunlar içinde istifa eden, AK Parti’ye geçen, tutuklu olanlar ve üyeliği düşmüş delegeler var. Yani mevcut durumda da çok soru işaretleri oluşturabilecek delegasyon yapısı var. Görünen bu yapıyla zaten kurultay yapmanın mümkün olmadığını belli bir süre sonra Kılıçdaroğlu açıklayacak.
Şimdi gelelim, Özgür Özel’in bu şartlarda ne yapacağına… Son bir iki güne baktığımız zaman Özgür Özel yeni parti kurulacağının sinyallerini veriyor. Fakat burada şöyle bir tehlike gözden kaçıyor. Özel ve ekibi yeni parti kursalar, seçim yasalarına göre yeni kurulan bir partinin ilk yapılacak seçimlere girebilmesi için yerine getirilmesi gereken belli hukuksal kuralları var. Yani bu şu demek; belli sayıda ilde ve ilçede örgütleneceksiniz, il ve ilçelerde seçimler yapacaksınız, sonra seçtiğiniz delegelerle kurultay yapacaksınız, kurultaydan sonra genel başkan belirledikten sonra ilk yapılacak seçimlere girmeye hak kazanacaksınız. Bu süreç en hızlı şekilde de işletilse, minimum 6-7 ayı buluyor.
Şimdi, bu durumda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, kasım ayında baskın seçim kararı alırsa, ne olacak? Bugün itibariyle 5 aylık bir süreç var. Bu 5 aylık sürede yeni bir parti kurulması mümkün gözükmüyor. O zaman Özgür Özel ve arkadaşları seçime giremeyecekler.
Peki, Özgür Özel ve arkadaşları parlamento dışında mı kalacaklar?
Bu durumda önlerinde iki yol var. Ya parti içinde kalıp, Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğinde ve onun yapacağı listelerle seçime gidecekler. Böyle bir durumda Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve ekibini listelere koyar mı, herkes bir düşünsün, koymayacağı çok açık belli…
O zaman ikinci şık olarak seçim pusulalarını hatırlayın, adını sanını duymadığımız onlarca parti vardır. Seçimlere girmeye hak kazanmış böyle bir partiyle bir araya gelerek, Özgür Özel ve ekibi seçimlere katılabilir.
Bugünlerde İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Özgür Özel’e sonsuz destek veriyor. İYİ Parti’nin çatısı altında bir araya gelebilirler mi?
İYİ Parti’nin kendi tabanı var. Evet, Dervişoğlu Özgür Özel’e inanılmaz bir destek veriyor. Fakat baktığımız zaman kimi söylemlerde fikren birleşseler de birçok konuda aynı çizgide değiller. Örnek verirsek, İYİ Parti çözüm sürecinin hiçbir yerinde olmadı, ancak CHP çözüm sürecinin içinde yer aldı. Bu tarz durumlara baktığımız zaman, böyle bir araya gelmenin mümkün olmadığını görürüz.
O zaman çizdiğiniz tabloya baktığımız zaman, Özgür Özel ve ekibini çok zor günler bekliyor. Bir anlamda CHP, bir bütün olarak ikiye ayrılıp bölünme fotoğrafı verirken, bu ortamda kazanan kim oluyor?
CHP’nin içine düştüğü bu durumdan şüphesiz en büyük kazanan AK Parti… Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeni anayasa taslağını hazırlattığı bilinen bir gerçek ve bu anayasada da tek adam rejiminin bugüne kadar ortaya çıkan sıkıntılarının ortadan kaldırıldığı, eşit vatandaşlık ilkesi üzerinden yürüyerek DEM Parti’ye belirli ışık verildiği ve en önemlisi de 50+1 olan seçilme kriterinin 40+1’e düşürülmesi ve parlamentoya biraz daha yetki tanınması gibi maddeler olacak. Bu durumda Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçmiş söylemlerinde buna yakın düşünceler var.
Meclis aritmetiğine baktığımız zaman AK Parti, MHP ve DEM Parti’nin toplamına, yaklaşık 20-25 milletvekili daha düşünülen bu anayasa değişikliğine oy verirlerse, referanduma gidilmeden anayasa değiştirilebiliyor. Buradaki soru işareti, 20-30 arasındaki milletvekili açığını şu anda Kılıçdaroğlu ile hareket eden 27 milletvekili tamamlayabilir mi? Diyelim ki bu vekillerin belli bir kısmı desteklemedi, bu sefer de yine çözüme yakın formül var. Kılıçdaroğlu’nun 6’lı masa garabetiyle toplamı yüzde 1 bile olmayan partilere, CHP’den verdiği milletvekilleri bu açığı kapatabilir. Görünen o ki, önümüzde siyaset anlamında çok sıcak bir yaz bizi bekliyor. AK Parti, yerel seçimlerden bu yana bulmaya çalıştığı inanılmaz bir alan buldu kendine ve buradan ilerleyecek. Buna karşı CHP de tam bir bölünmüşlük içinde yoluna devam etmeye çalışıyor.
Önümüzdeki hafta Kılıçdaroğlu grup toplantısında konuşmayı ‘ben yapacağım’ dedi. Şimdi gözler Özgür Özel ve ekibinin önümüzdeki hafta ne yapacağına çevrildi. Özgür Özel ile beraber hareket eden 111 milletvekili grup toplantısına katılacak mı katılmayacak mı? Katılırlarsa protokol gereği genel başkan salona girdiği zaman ayağa kalkacaklar mı, kalkmayacaklar mı, alkışlayacaklar mı alkışlamayacaklar mı? Görünen o ki, yine önümüzdeki hafta CHP’nin nerelere savrulduğunun farklı bir tablosunu göreceğiz.
CHP’deki bu iki başlılığın toplumda nasıl bir karşılık bulduğunu gözlemliyorsunuz?
Şu çok kesin CHP’ye oy veren kitlede Kemal Kılıçdaroğlu’na artık güven neredeyse sıfırın da altında. Yukarıda söylediğim gibi Kemal Bey partiyi seçime götürürse, bu taban kesinlikle CHP’ye oy vermeyecek. Bugünkü yapılan anketlerde partilerinde yaşananlardan mutsuz olanların, ‘ben sandığa gitmeyeceğim’ diyenlerin oranı yüzde 10 civarında. Şayet Özgür Özel bir çözüm bulamazsa, seçim dışı kalırsa, bu yüzde 10 görünen rakam çok rahat yüzde 20’lere gelir. Özetle birçok CHP’li oy vereceği partiyi bulamayınca sandığa gitmeyecek. Zaten kararsızların sayısı çok yüksekti, onların ne yapacağı belli değil. Özgür Özel başka parti kursa da, bugünkü anketlerde yüzde 28-29 oy aldığı görülüyor. Buna karşılık Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si yüzde 3-4 bandında kalıyor. Bu yüzde 3-4’lük oy kaybı tamamen AK Parti’ye yarıyor. Bugün için yaşanan gelişmelere baktığımız zaman Tayyip Erdoğan’ın bir daha seçilebilmesi için yolların çok açık olduğu görülüyor. Gelinen bu noktada, Özgür Özel’in ve ekibinin işi çok zor...
Mahkeme kararına kadar birinci parti olarak yoluna devam eden Cumhuriyet Halk Partisi, bugün iç kargaşa yüzünden birçok seçmende farklı bir algı yaratmaya başladı. Algı aynen şöyle; ‘Biz bu ülkeyi kendi içlerinde bile anlaşamayan bu adamlara mı teslim edeceğiz? Daha kendi iç işlerinin halledemeyen bu kişiler, Türkiye’yi içte ve dışta nasıl yönetecekler diye düşünmeye başladılar. Bu da AK Parti’ye yarayan en önemli gerekçelerden birisi…
İzmir özelinde seçmenin Kılıçdaroğlu’na bakışı nasıl?
İzmir’de Kemal Kılıçdaroğlu’na çok büyük tepki var. Bugünlerde Kemal Kılıçdaroğlu, yanılıp da bir İzmir’e gelse sokakta yürüyemez. Rahmetli Demirel’in güzel bir sözü vardır; ‘siyasette 24 saat çok uzun bir süredir’ diye. Önümüzde aylar ne gösterir bilemeyiz, fakat bir şeyi çok net söyleyebilirim, artık İzmirli CHP seçmeni Kemal Bey’i hiçbir zaman affetmez. Sokakta ona yumurta atmasa bile sırtını döner. Bir dahaki seçimlerde
CHP’yi Kemal Kılıçdaroğlu seçimlere götürürse, artık İzmir’de ‘odun da koysan kazanır’ düşüncesi tarih olur. Çünkü geçmişte Kılıçdaroğlu çok odun koydu, İzmir de o odunları seçti. Bugünden itibaren CHP’de Kılıçdaroğlu olduğu sürece, İzmir’de böyle bir havayı yakalaması mümkün değil.