Yılmaz Özdil: Biz birbirimizin ne mal olduğunu biliyoruz da...

Yılmaz Özdil, "2020, dün, Avrupa Birliği ortak donanmasına ait Alman fırkateyni, Türk bayraklı gemiyi bastı, sayın hükümetimiz Avrupa Birliği'ni kınadı." ifadeleriyle Türkiye'nin Avrupa Birliği serüvenindeki son gelişmeyi yazdı.

Yılmaz Özdil: Biz birbirimizin ne mal olduğunu biliyoruz da...

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, bugünkü yazısında Türkiye'nin Avrupa birliği serüvenini değerlendirdi. 

Yılmaz Özdil, bu süreçte yaşanan krizleri ve politik gelişmeleri koronolojik sırası ile yazısında aktardı. 

Yılmaz Özdil'in yazısı şöyle oldu:

1959, AB'ye başvurduk.

...

1990, asrın liderimiz konuştu, “Avrupa Birliği'ne girmek için koşturuyorlar, Avrupa Birliği bizi almamayı düşünüyor, biz de girmemeyi düşünüyoruz, bunların asıl adı Katolik Hıristiyan Birliği'dir” dedi.

1991

1992

1993

1994

1995, asrın liderimizin ekürisi Abdullah Gül, Tbmm'de konuştu, “Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne giremeyeceği kesindir, bunu Avrupalılar söylüyor, çünkü Avrupa Birliği Hıristiyan Birliği'dir, medya pembe tablolar çiziyor, halkın beyni yıkanıyor, Türkiye'yi bu duruma getirenler suçludur, anlaşmaların hepsi kağıt üstündedir, Avrupa Birliği'nin peşine takılarak Türkiye'yi daha da fakirleştireceksiniz, siz bu zihniyette olursanız, sizi zenginler köşkünün bahçesinde kulübeye koyarlar” dedi.

1996

1997

1998

1999

2000

2001

2002

2003, asrın liderimiz iktidara geldi, Almanya'ya resmi ziyarete gitti, “en geç 8 senede Avrupa Birliği'ne üye oluruz” dedi. Asrın liderimizle görüşen Alman yeşiller partisi başkanı Clauida Roth da kendisine hedef koydu, “size söz veriyorum, Türkiye Avrupa Birliği'ne girdiği zaman evleneceğim” dedi.

2004, asrın liderimizle ekürisi Abdullah Gül, Brüksel'den Ankara'ya geldiler, kilometrelerce konvoyla karşılandılar, “Avrupa Fatihi” pankartları açıldı, AB bayrağını simgeleyen mavi balonlar gökyüzüne bırakıldı, güpegündüz havayi fişekler fırlatıldı, ikisi beraber kamyonun üstüne çıktılar, şehir turu attılar, asrın liderimiz konuştu, “bayramımız kutlu olsun, hedef tam üyelikti, tam üyelik alındı, hamdolsun başardık, bizim hükümetimize nasip oldu, inşallah bu başarımız ilerde romanlarda yazılacak” dedi. Türkiye seninle gurur duyuyor sloganları atıldı, kendisine “işte lider işte AB” yazılı çiçek takdim edildi, hep bir ağızdan “memleketim” şarkısı söylendi, sayın basınımız “dünya bize hayran” manşetleri attı.

2004, o yıl bitmeden bir destan (!) daha yazdık, asrın liderimizle ekürisi Abdullah Gül, takvimde başka gün kalmamış gibi tam 29 Ekim'de Roma'da Papa heykelinin önünde AB Anayasası'na imza attı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nı hiç beğenmeyen ve habire değiştiren bu arkadaşlar, AB Anayasası'nın kelimesine bile dokunmadan imzayı bastılar, sayın basınımız “demokrasimiz taçlandı” manşetleri attı, “dünya bizi gıptayla izliyor” yorumları yazıldı.

2005, bu defa Viyana'da destan (!) yazdık, Viyana'daki AB zirvesinden dönen asrın liderimiz “hedef tam üyelikti, hamdolsun tam üyelik alındı” dedi, sayın basınımız “merhaba Avrupa” manşetleri attı, “üçüncü Viyana kuşatması” diyen de vardı, “Cumhuriyet'in ilanından sonra en büyük adım” diyen de… “Her şey ona kısmet oldu, dimdik durdu” diyerek, asrın liderimizin hakkını teslim ettiler. Viyana'da imzalanan anlaşma gereği, işsizliğin sona ereceği, soluduğumuz havanın, içtiğimiz suyun bile daha temiz olacağı yazıldı. Otlaklarımızdaki hayvanlarımızın bile daha mutlu, daha huzurlu olacağı yazıldı. Köşe yazılarına çok güldüğüm duayen sıfatlı bir gazeteci mesela… “Kompleksli ahmakların kafası almıyor, tarihi zaferdir bu” diye yazmıştı.

2006, sadece Avrupa Birliği'ne girmekle kalmadık, asrın liderimiz Viyana'daki halı saha maçında Avrupa Birliği karmasında forma giydi. Sayın hükümetimiz kaç paraysa ödedi, Viyana sokaklarındaki reklam panoları kiralandı, asrın liderimizin vole atarken çekilmiş posterleri konuldu. Asrın liderimizin vole atarkenki reklamlarında “Avrupa Birliği takımının yeni forveti, birlikte daha güçlüyüz, Türkiye başbakanı Recep Tayyip Erdoğan” yazıyordu. Asrın liderimiz maç öncesinde ısınma hareketleri yaparken, sayın hükümetimizin bakanları tribünde bayrak salladı, bayrağı en coşkulu şekilde kulübeci Abdullah Gül sallıyordu. Sayın gurbetçi ahalimiz halı sahanın tribünlerini doldurmuştu, tezahüratla inletiyordu. Sayın goygoycu basınımız, tırışkadan halı saha maçına dünya kupası finali muamelesi yaptı, naklen yayınlayan televizyonlar bile oldu. “AB'de doksana taktık, AB'nin golcüsüyüz” manşetleri döşendi. Asrın liderimiz biri penaltıdan iki gol attı. Köşe yazarlarımız “Avrupa Birliği'ni Tayyip Erdoğan sırtladı, Avrupa'ya galibiyeti başbakanımız getirdi, AB'nin santraforuyla gurur duyduk” diye yazdı.

2006, aynı yılın ramazanda ayında, Almanya başbakanı Merkel geldi, asrın liderimiz iftara davet etti, iftar salonuna girerken Mozart'ın Türk Marşı'yla karşılandı, ezan okundu, hurmayla oruç açıldı, AB'nin marşı olan Beethoven'ın 9'uncu senfonisiyle uğurlandı.

2007

2008

2009, asrın liderimizin tee 2001 yılında ABD başkanı Bush'a teklifte bulunduğu, “gelin bizi Nafta'ya alın” dediği ortaya çıktı. ABD, Kanada ve Meksika arasındaki Kuzey Amerika serbest ticaret anlaşması'na Türkiye'nin katılmasını istemek, asrın liderimize mantıklı gelmişti!

2010

2011

2012

2013, asrın liderimiz, dümeni Asya'ya kırdı, bu defa Putin'e teklifte bulundu, “gelin bizi Şangay Beşlisi'ne alın, biz de Avrupa Birliği'ne Allahaısmarladık diyelim, oradan ayrılalım” dedi. Sayın basınımız “Şangay fatihi” manşetleri attı, “şimdi Avrupa düşünsün” diyenler oldu, “Avrupa bizi oyaladığına bin pişman oldu” yorumları yapıldı.

2013, aynı yıl, asrın liderimiz Avrupa Birliği müjdesi verdi, “tarihi anlaşma imzaladık, milattır, bu attığımız imzayla Avrupa kapıları ardına kadar açılıyor, hamdolsun vizeler kalkıyor, Türk vatandaşları üç sene içinde Avrupa'ya vizesiz seyahat edecek” dedi. Sayın basınımız “Avrupa fatihi” manşetleri attı, “Avrupa Birliği zirvesine damgamızı vurduk, ne istediysek aldık” yorumları yazıldı.

2014

2015

2016, asrın liderimiz tarafından başbakan yapılan Ahmet Davutoğlu konuştu, Avrupa Birliği müjdesi verdi, “Kayserili pazarlığı yaptık, hamdolsun vizeler kalkıyor, Türk vatandaşları üç sene içinde Avrupa'ya vizesiz seyahat edecek, ufkunuzu geniş tutun” dedi. Hiç kimse çıkıp “ne ufukmuş birader, üç sene önce de aynı lafı söylememiş miydiniz?” demedi. Sayın basınımız “Avrupa Birliği zirvesine damgamızı vurduk, ne istediysek aldık” manşetleri attı.

2016, Akp başbakanının bunları söylediği yıl, asrın liderimiz çıktı, “kimse kusura bakmasın, biz Avrupa Birliği'nin kapıkulu değiliz, eyyy Avrupa Birliği sen yoluna biz yolumuza” dedi. Sayın basınımız “şimdi Avrupa düşünsün, Avrupa'yı endişe sardı” manşetleri attı.

2017, asrın liderimiz Avrupa Birliği'ne kapıyı kapattı, “bunların içinde protestan var, ortodoks var, ateist var, ama hepsi katolik Vatikan'a gidiyor, niye gidiyor, çünkü bunlar tek millet, külahımıza anlatsınlar, bugünün hasta adamı Avrupa Birliği'dir” dedi.

2018

2019

2020, asrın liderimiz, Fransa üzerinden Avrupa Birliği'ne giydirdi, “siz gerçek manada faşistsiniz, siz Nazi'nin zincir halkalısınız” dedi.

2020, yine bu yıl, “Avrupa yeniden barbarlık dönemine gidiyor” dedi, “buradan Batı'ya sesleniyorum, siz katilsiniz katil” dedi, “haçlı seferlerini yeniden başlatmak istiyorlar” dedi.

2020, yine bu yıl, “Avrupa Birliği'nin sonu geldi” dedi.

2020, önceki gün, “kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa'da görüyoruz, geleceğimizi Avrupa Birliği'yle birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz” dedi.

2020, dün, Avrupa Birliği ortak donanmasına ait Alman fırkateyni, Türk bayraklı gemiyi bastı, sayın hükümetimiz Avrupa Birliği'ni kınadı.

Zikzak kelimesinin sözlük anlamı bile yetersiz kaldı.

Biz birbirimizin ne mal olduğunu biliyoruz da, bizim yüzümüzden Claudia Roth evde kaldı, kadıncağıza biraz ayıp oldu.
 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER