''Sakin olmamız gerekiyor, yoksa öfke topluma yansır"

Türkiye’de yaşanan kur yükselişi, gıda fiyatlarındaki artış, akaryakıt kuyrukları vatandaşlar arasında tedirginlik ve kaygıya yol açtığı gözlemleniyor

''Sakin olmamız gerekiyor, yoksa öfke topluma yansır"

ÇİĞDEM ÖZEN / BEN HABER

Sosyolog Burcu Tungay, insanların bu kaygı ve tedirginlik süreciyle nasıl baş etmeleri gerektiği konusunda bilgiler verdi.

Toplumsal olarak özel bir sürecin içerisinde olduğumuzu belirten Burcu Tungay, “Ekonomik olarak fiyatların çok artması ve netice itibariyle insanların bu belirsizliğin karşısında verdiği tahammülsüzlük, kaygı ve endişelerin oluşması söz konusu... Biz toplumsal olarak biliyoruz ki zaten; toplum insanlardan oluşmakta ve her bir insanın yaşadığı bu belirsizlik sonucu oluşan tahammülsüzlük elbette toplumu etkilemekte. Peki, ne yapmamız gerekiyor? Biz insanlar niçin bu konuda kaygı duyuyoruz, kaygıdan kaygılanmamak mümkün değil. Bu dönemde her şey harika olacak, mutlu olacağız, iyi olacağız şeklinde bir polyannacılık yaklaşımından ziyade; gerçekçi olan şu süreç içerisinde yapmamız gerekenlere odaklanmamız gerekiyor.” dedi.

"YAPMAMIZ GEREKENLERE ODAKLANMALIYIZ"

Tungay, Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en alt basamak olan fiziki ihtiyaçlar ve onun bir üst basamağı olan güvenlik olan ihtiyaçların tabi ki karşılanması gerektiğini söyledi. Tungay fiziki ve güvenlik ihtiyaçlarını şöyle ifade etti; “Fiziki ihtiyaç dediğimiz zaman; yemek, içmek, barınmak. Güvenlik ihtiyacı dediğimiz zaman; iş… Bu noktada da insanlar ''eyvah, ben artık aileme katkı sağlayamayacak mıyım, işten çıkartılacak mıyım, ödemelerimi gerçekleştiremeyecek miyim, işveren isem işçilerimin ödemelerini yapamazsam ne olacak?” gibi sürecin içersindeyken yapmamız gerekenlere odaklanabilmek çok kıymetlidir.” 

"ÖFKEYİ YÖNETEMEZSEK..."

Sosyolog Burcu Tungay, bu süreçte sakin olmamız gerektiğini ifade ederken, “Bir kere her şeyden önce öfkeleniyoruz; ama sakin olmamız gerekiyor. Çünkü öfkeyi yönetemezsek, o zaman ciddi sıkıntıları toplumsal olarak da yaşayacağız. Bireylerin yaşadığı öfke, topluma da yansıyacak ve doğal olarak bu noktada; tükenmişlik, işsiz kalma durumu, para kaybı, belirsizliklerle ilgili aile içinde yaşanacak sorunlar ve çaresizlik hissi öz yıkım oranında tabi ki bir artışa neden olacak. Bizler tam da bu noktada şu gerçeği görelim. Ülkemiz çok kriz gördü fakat geri getiremediğimiz tek şey; kendi hayatımız… O yüzden bireysel olarak önce odaklanmamız gereken şey, bu gerçeği görebilme durumudur. Bu kriz sürecinde önemli kararlar vermemek gerekmekte yani; bir yer değişikliği veya yeni bir iş açma gibi ve aile bireyleriyle ilgili işte sen böyle harcama yaptın, sen böyle yaptın gibi suçlamalar yerine, birlikte dayanışma içerisine girebilmek çok önemli.” dedi.

Tungay, stresi artırmamak için, hayatımızdaki bazı rutinleri bozmamanın çok önemli olduğunu söylerken; “Kendi üstümüze düşen vazifeyi, ailemiz içinde olan gerekli dayanışmayı göstermeli ve elimizde ne geliyorsa yapmalıyız. Hükümet ve devletler arasındaki hikâyenin, bizim dışımızda oluştuğunu göz ardı etmemek önemlidir” dedi.

Güncelleme Tarihi: 26 Kasım 2021, 10:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER