Normalleşmede 1 Mart dönemeci: Uzmanlar merak edilen soruları yanıtladı

Ne zaman ‘normalleşmeden’ söz edilse uzmanların onca uyarısına rağmen hepimizde hâlâ eskiye dönecekmişiz gibi bir algı oluşuyor. Oysa öyle değil işte! Bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısından ne karar çıkarsa çıksın, bu “Virüsle savaş bitti” demek değil. Kademeli normalleşmeden ne anlamalı, neye, ne kadar dikkat etmeli? Bugünden sonra hayatımızda ne değişmeyecek?

Normalleşmede 1 Mart dönemeci: Uzmanlar merak edilen soruları yanıtladı

ANKARA Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal, “Normalleşme ancak hastalık bitince olur. Bizim yaptığımız normalleşmeye giden yoldur” diyor ve yolun nasıl olacağını ise hastalığın şiddeti, sıklığı, aşı gibi kriterlerin belirleyeceğini hatırlatıyor.

‘Data in World’ verilerine göre son haftalarda Türkiye’deki vaka oranlarında yüzde 15-20 arası artış söz konusu olduğunu belirten Prof. Dr. Ünal, “Böyle bir artış söz konusu iken normalleşmeye giden yolda oluruz ama beklenilen normale kavuşamayız. Bunun için henüz çok erken” uyarısı yapıyor.

‘AÇILSIN’ BEKLENTİSİ YÜKSEK

Prof. Dr. Ünal sağlık açısından açılma için henüz erken dese de toplumdaki ekonomik ve psikolojik yıpranmanın da gayet farkında, şöyle devam ediyor: “Komisinden garsonuna, aşçısından patronuna kadar yeme-içme sektöründe çalışanlar, evde oturmaktan daralan insanlar haklı olarak ‘normalleşme’ istiyor ama şartlar, hele de bu rakamlarla buna maalesef elvermiyor. Okullar için de aynı şey geçerli. ‘Açılsın’ diyoruz ama kriterler ne olacak? Bizler bu kriterlere gerçekten uyacak mıyız? Bu soruların cevabını veremiyoruz.”

ACİL BİR YOL HARİTASI LAZIM

Peki ne yapılmalı? Prof. Dr. Ünal, bu noktada devletin atacağı en uygun adımın acil bir yol haritası belirlemek olduğunu belirterek il bazında vaka sayılarının nüfusa oranı doğrultusunda düşük, orta, yüksek, çok yüksek riskli olarak ayrılmasının çok doğru bir hareket olduğunu söylüyor, şöyle devam ediyor: “Şimdi buna ek olarak, bir yer açılacaksa (restoran, kafe, okul, kıraathane vs) açılacak yerin hangi kriterlerle açılacağı acil olarak belirlenmeli.

Mesela restoranlar kapasitesinin yüzde kaçı ile açılacak? Kurallara uyulmadığı takdirde ne ceza verilecek? Havalandırması nasıl olacak? Çalışanların uyması gereken şartlar neler? Aşılanmada öncelikliler mi yoksa değiller mi? Okullarda da durum aynı. Eğitime katiyen ara verilmemeli. Bir an önce açılmalı. Ancak kriter ne olacak? Aynı sınıfa 50 çocuk koyduğunuz bir okul ile 5-10 çocuk koyduğunuzu aynı kategoride eritemezsiniz. Yol gidilirken neye göre ve nasıl hareket edeceğimiz belirlenmeli ki yolun neresinde frene basıp neresinde gaza basacağımızı bilmeliyiz. Bu da ancak toplumsal uzlaşı ve katılım ile sağlanır. Bu noktada tüm verilerin paylaşılması, herkesin görüşünün alınması önemli. ‘Okullar 1 Mart’ta açılacak’ dendi ama 1 gün öncesi vazgeçildi. Bu kritersizliktir. Bize bir yol planı lazım” diyor.

BİREYSEL ÖNLEMLERDEN VAZGEÇMEYİN

Florence Nightingale Hastanesi’nden göğüs hastalıkları uzmanı Dr. Tuğçe Hürkal bundan 5-6 ay önce yine benzer bir normalleşme süreci yaşadığımızı ve maalesef başarıyla tamamlanamadığını hatırlatarak, “Virüsün mutasyona uğraması, normalleşmenin halk tarafından ‘tamamen normale dönüş’ olarak algılanması ile 2. dalga yaşanmış ve sıkıntılı günler geçirmiştik. Bununla birlikte yeniden kısıtlamalar gelmiş ve kendimizi yeniden karantina sürecinde bulmuştuk. Şimdi aynısı ikinci kez denenecek. Bu kez daha dikkatli olunmalı” diyor. Neye dikkat edilmesi gerektiğini ise 5 madde de özetliyor:

MADDE 1: TAMAMEN NORMALE DÖNMÜYORUZ

Yerinde yönetim doğru bir karar. Türkiye’deki her bölge-il-ilçe ve köyün aynı risk grubunda olmadığı aşikâr. Bu noktada, sağlık ekipleri yeni olguların nüfusa oranına bakacak. Oran belli eşik değerlerin altına düşerse bölge ‘risksiz’ olarak işaretlenecek. Buraya parantez açalım. Risksiz bölgelerde yaşayanlar bu süreci ‘Tamamen normale dönüyoruz’ olarak algılamamalı. Unutmayın ki pandemi devam ediyor. Virüs yükümüz ağır. Maske-mesafe-hijyeni hayatımızdan çıkarmak için çok erken.

MADDE 2: VİRÜS KALABALIK SEVİYOR

“Artık şunu çok iyi biliyoruz ki bu virüs kalabalık mekânlar ve kapalı ortamı seviyor. Mümkün mertebe bu ortamlardan uzak duracağız. Giriyorsak da 20 dakikadan fazla kalmayacağız. Sokakta-parkta yani açık alanlarda şu ankinden biraz daha uzun zaman geçirilebilir. Belli bir saat kısıtlaması olmadan işlerimizi halledebilmek için bir miktar daha rahat davranabiliriz. Normalleşmeden kastımız bu.”

MADDE 3: İSTANBUL HÂLÂ RİSKLİ

Mutant varyant daha çok gençleri tercih ediyor. Hastalık 50 yaş altında oldukça ağır, travmatik ilerleyebiliyor. Dolayısıyla herkes önlem almak durumunda. Hele de İstanbul’da. İstanbul iş akışı ve nüfus hareketliliği açısından diğer illere göre farklı. İlçeler arası hareketlilik fazla. Şu ana kadarki kısıtlamalar tam işe yarıyor demişken yeniden başa dönebiliriz.

MADDE 4: AŞILAMAYA GÜVENMEYİN

Evet, aşılama başladı. Ülkemizde de hızla devam ediyor. Ancak nüfus yoğunluğundan dolayı henüz tam olarak istenen hedefte değiliz. Varmamız yaz sonunu bulabilir. Dolayısıyla aşılamaya güvenerek, ‘Nasıl olsa aşılama başladı’ denilerek rahatlanmamalı. Aşı hastalığın ağır atlatılmasını engelliyor, bulaşı engellemiyor. Çok sayıda aşılı pozitif hasta görüyoruz.

MADDE 5: İKİNCİ KEZ VİRÜS KAPABİLİRSİNİZ

Yarından itibaren başlayacak normalleşmeyi, ‘Havalar ısındı’, ‘Ben geçirdim, bana artık bir şey olmaz’, ‘Aşılandım, bitti o iş!’ diyerek tam normalleşme gibi yaşayacak olursak 3. dalga kaçınılmaz! Bu durumdan çok korkuyoruz. Çünkü bu dinamik bir süreç. 2 ay önce mutanttan bahsetmiyorduk bile. Dolayısıyla sakinliğimizi koruyacağız, bireysel önlemlerden en ufak ödün vermeyeceğiz. (Hürriyet'ten Fulya Soybaş)

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER