Muğla Datça’da kaçak liman iddiası

Muğla’nın Datça ilçesinde 25 yıldır yılan hikayesine dönen liman inşaatı yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak henüz Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), raporu onaylanmamışken, müteahhit firmanın denizi doldurmaya başlaması tepkiyle karşılandı.

Muğla Datça’da kaçak liman iddiası

Muğla'nın Datça ilçesinde 25 yıldır yılan hikayesine dönen liman inşaatı yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak yeniden başladı. Henüz Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED), raporu onaylanmamışken, müteahhit firmanın iş makinalarını liman yapılacak alana sokarak denizi doldurmaya başlaması tepkiyle karşılandı.

ÇED Yönetmeliği’nin 6. Maddesinin 3. Fıkrası “Bu yönetmeliğe tabi projeler için ÇED Olumlu” kararı veya “ÇED Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez” hatırlatıldı.

TEPKİLER BÜYÜYOR

Geçen hafta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı liman projesi için ÇED gereği bir halkın katılım toplantısı düzenledi. Toplantıda inşaatın ruhsatsız olarak başlamasına büyük tepki gösterilirken, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) avukatlarından Güngör Erçil, resmi evrakta sahtekarlık yapıldığını, bu toplantının yasalar gereği yapılmaması gerektiğini belirterek, şunları söyledi:

* Hazırlanan ÇED raporu bir ÇED raporu değildir. Çevrenin korunmasına dair rapor değil, bu marinanın teknik olarak nasıl yapılabileceğine dair bir rapordur.

* İkinci olarak 1998'de başlamış olan marinanın yapımı için 17 gün önce yapılan ilanla bu kısa süreye sıkıştırılmasıyla, burada yapılan bu toplantının gerçekten halkın görüşlerinin ifade edilmesine uygun olmadığının göstergesidir.

* Ekleriyle birlikte 834 sayfalık bir rapor var ortada. Bunu Datça halkı nasıl inceleyip de görüşlerini bildirecek? Duyarlı yöreler listesi olmaması, Poseydon Çayırlarının yok sayılması dolayısıyla mevzuata aykırıdır.

* Koruma mantığı proje alanıyla sınırlı planı ÇŞB'nin onaylayıp toplantı düzenlemesi mevzuata aykırıdır. Talebimiz bu toplantının yapılmaması yönündedir.

20 KİŞİ TOPLANTIYI TERK ETTİ

Ancak, Çevre Bakanlığı yetkilileri itirazları tutanaklara yazacaklarını ama toplantıyı yapacaklarını açıklayınca yaklaşık 20 kişi toplantıyı terk etti. Toplantının yapılmasına itiraz edenler inşaatın ruhsatsız ve kaçak olduğunu belirterek, tutanaklara şu görüşleri yazdırdı:

* ÇED başvuru dosyası, ekleriyle birlikte 834 sayfadan oluşmaktadır. Toplantı duyurusu ile toplantı tarihi arasındaki süre, yeterli bir inceleme yapmaya yeterli bir süre değildir.

* Projenin 1998 yılında imtiyaz sözleşmesi imzalanmasıyla başladığı ve Datça Yarımadasının Özel Çevre Koruma Bölgesi statüsüne sahip olduğu göz önüne alındığında, genişletilen proje ÇED sürecine halkın katılımı için öngörülen kısa süre, toplantının gerçek bir görüş bildirilmesine elvermediğini ortaya koymaktadır.

* Yükseltilen kapasitenin hangi verilere dayanarak belirlendiği dosyada yer almamaktadır. Bu da kapasitenin keyfi olarak belirlendiğini düşündürüyor. Bu nedenle sürecin sonlandırılması gerekmektedir.

UYGULAMA YASAL DEĞİL

ÇED başvuru dosyası Nazım ve Uygulama İmar Planlarında değişiklik önerisini içerdiğinin da belirtildiği açıklamada, şu ifadelere yer verdi:

* Bu öneriye ilişkin ÇED dosyasındaki Nazım Plan ve Uygulama İmar Planı değişikliği açıklama raporunun 3.1.4. Bitki Örtüsü, Toprak kabiliyeti, Flora ve Fauna bölümünde yer alan açıklamalar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın internet sitesindeki Datça Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇKB) sayfasındaki tanıtım yazısından alınmıştır.

* Bu, hem mevzuat, hem Datça-Bozburun koruma amaçlı Çevre Düzeni Planı açısından (ÇDP) ve etik olarak uygun olmayan ve plan revizyonu açıklama raporu olarak kabul edilemeyecek bir açıklama raporudur. Buna dayanan ÇED sürecinin mevzuata aykırılık nedeniyle iptal edilmesi gerekmektedir.

* Datça-Bozburun ÇDP haritalarında liman alanının, uluslararası koruma altında olan hassas endemik biyotopların (deniz çayırları-poseidoniaoceanica) bulunduğu alan olarak tanımlanmasına rağmen, ÇED raporu ve önerilen plan tadilatlarında bu hassas biyotopların korunmasına yönelik bilimsel bir önlem belirtilmemiştir. Bu da ÇED sürecinin ve toplantının iptalini gerektirmektedir.

TOPLANTININ MEVZUATA, ÇEVRE DÜZENİ PLANINA AYKIRI

Güngör Erçil, projenin uygulanacağı yer ÇDP haritasında, Kıyı Yapıları İçin Araştırma ve Düzenleme Yapılacak Alanlar lejantıyla belirlenmiş alanda kaldığını da belirtti.

Erçil, “ÇED Raporunda yapılacak yapıların Datça şehriyle bütünlüklü olarak ne şekilde düzenleneceği konusunda bir açıklama bulunmuyor. Bu da toplantının mevzuata, Çevre Düzeni Planı'na aykırı biçimde yapıldığını gösteriyor. Datça Yarımadası ÖÇKB olmasına rağmen, ÇED başvuru dosyasının ekleri arasında duyarlı yöreler listesi bulunmuyor. ÇED raporundaki bu konudaki açıklamalar da projenin uygulanacağı yerin ÖÇKB olduğunu dikkate almayan ve ÇED Yönetmeliği'nin ve ÇDP'nın gereklerine aykırıdır. Duyarlı yörelere ilişkin açıklamalar etkilerin proje alanıyla sınırlı olduğu kabulüyle yapılmıştır. Oysa çevresel etki değerlendirmesi, sadece proje alanıyla sınırlı olarak anlaşılamaz. Projenin yakın ve uzak duyarlı yörelerdeki etkilerinin bilimsel olarak incelenmesi esastır. Bu nedenle de ÇED sürecinin sonlandırılması ve toplantının iptal edilmesi gerekmektedir” dedi.

ÇEVRECİLER İKNA OLMADI

Bağlama kapasitesi genişletilmiş yat limanına ilişkin ÇED süreci bağlama kapasitesinin artırılmasından, buna yönelik imar planı tadilat önerilerinden ayrı düşünülemeyeceğini de sözlerine ekleyen Av. Erçil, “İmar planları tadilat önerisine ilişkin açıklamalar, Datça-Bozburun ÇDP'nnın 5.1. maddesinde belirlenmiş Korumaya Yönelik İlkeler'le uyuşmuyor. Genel düzenleyici işlem niteliğindeki ÇDP'na yani mevzuata aykırı olan ÇED sürecinin sona erdirilmesi ve Toplantının iptali gerekmektedir” diye konuştu.
Ardından müteahhit firma adına Halil Levent Akbaş, projeyi anlatmaya çalıştı ancak insanları tatmin olmadıkları gözlemlendi. Çevreciler, projede liman inşaatının Datça'nın kısıtlı olan su kaynaklarını tüketmeyeceğine, çevreye ve ekolojik dengeye zarar vermeyeceğine ilişkin net, bilimsel bir açıklama olmadığını belirtti. Ayrıca yat kapasitesinin neye dayanarak 426 olarak hesaplandığını, yüzer iskelelerin denizde akıntıları keserek Kumluk Plajı'na zarar vermeyeceğinin nasıl garanti edileceğini sordu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER