Kısıtlamaların suyu çıktı! “Vakaların düşmesi için bir sebep yok!”

İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı; hafta sonu kısıtlamalarına rağmen vatandaşın dışarda olmasına dair eleştirilerini dile getirirken; yeterli denetim ve yaptırımın olmadığına dikkat çekti. Çamlı; “Sadece bu yasak değil ki delinen. Sokaklardaki görüntüler, kalabalıklar, iş yerlerinin çalışma koşulları, toplu taşımlara bakın, fabrika servislerine bakın. Onlar da kurallara uymuyor ki. Bunda bir denetim yok ki” dedi.

Kısıtlamaların suyu çıktı! “Vakaların düşmesi için bir sebep yok!”

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Sağlık Bakanlığı tarafından gün gün açıklanan koronavirüs tablosundaki artışlar endişe yaratırken, bir yandan hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasağının ‘uygulanamaması’ dikkat çekiyor.

Yasağa rağmen kendilerini sokağa atan vatandaşlar, ‘market, fırın, manav’ bahanesi ile sokaklarda kalabalık görüntüler oluşturuyor.

Bu duruma ilişkin Ben Haber’e konuşan İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı, sadece hafta sonun değil, hafta içinde de kurallara uyulmadığını ifade ederek ‘denetimsizlik’ vurgusu yaptı. Öte yandan Çamlı; vakaların düşmesi için bir şey yapılmadığını ifade ederek; “Vakaların düşmesi için bir sebep yok!” dedi.

İşte Çamlı’nın o açıklamaları:

YETERLİ DENETİM VE YAPTIRIM YOK

Yeterli denetim ve yaptırım yok. Sadece bu yasak değil ki delinen. Bir tek hafta sonu değil, hafta içi de fiziksel mesafe ve maske kullanımın çok etkili olmadığını görüyoruz. Kalabalık ortamların çok da pandemi kurallarına uygun olmadığını görüyoruz.

VATANDAŞ NE SÖYLEDİĞİNİZE DEĞİL, NE YAPTIĞINIZA BAKIYOR

Burada 2 şey etmen olabilir; Birincisi vatandaşa yapılan açıklamalar ve davranışlarla; bir takım yöneticiler adeta rehavet havasına sokuldu. Siz bir taraftan lebalep toplantılar, kongreler yapacaksınız, cenaze törenlerine katılacaksınız, açılış törenleri yapacaksınız, öte yandan da akşamları vatandaşa ‘siz kurallara uyun, dikkat edin’ diyeceksiniz. Vatandaş da sizin ne söylediğinize değil ne yaptığınıza bakıyor. Böyle bir şey görünce demek ki, o kadar da kötü tablo değil diyor. Hatta Mayıs ayında turizm ayının hazırlanması için çalışmalardan bahsedilince, ‘bu olay gelip geçici’ gibi bir algı oluyor. Benzer durum, yazın yaşanan pikte de olmuştu. Bir takım yapılan davranışlar, vatandaşta bir rehavet duygusuna, pandeminin ciddiyetine yeterince ikna olamamasına neden olabiliyor.

VATANDAŞIN İKNA EDİLEMEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM

Sosyal medyada hafta sonu fotoğraflar paylaşılıyor. Burada vatandaşın ikna edilemediğini düşünüyorum. Baktığınız zaman, siz de bu sokağa çıkımları gördükçe ‘ben de çıkayım’ diyeceksiniz. Sürü psikoloji olacaktır. Hafta içi iş hayatı her şey devam ediyor. Cumartesi Pazar kısıtlaması yeterli değil. Vaka sayısı 55 bine çıktı. Ölüm sayıları 240’larda. Bir tepki falan yok. Vakalarda düşme falan yok. Bu ülkede aralık ayında vaka sayısı 33 bin olduğunda yer yerinden oynamıştı deniyor ama şimdi 50 binlerdeyiz, "55 bindi inmiş vaka sayısı" diyenler bile çıkıyor.

VAKA SAYIMIZLA DÜNYA BİRİNCİSİYİZ

İkincisi de vatandaş bıktı, psikolojik olarak yıprandı. Ama şunu unutmamak lazım, ciddi bir vaka sayısı var ve bu vaka sayımızla dünyada birinciyiz. Vefat sayılarımız giderek artıyor, yoğun bakımlarda yer bulmak zorlaşıyor, eğer böyle giderse sağlık çalışanları yoğun bakımlara hasta seçmek durumunda kalacaklar ki bunun örnekleri dünyada yaşandı. Bütün bunların bilinciyle davranmak lazım. Pandemi kuralarına çok katı uyarak yaşamak gerekiyor.

KENDİ KISITLAMAMIZI KENDİMİZ YAPMAMAMIZ GEREKİYOR

Gerekmedikçe, bırakın hafta sonunu, dışarı çıkmamak gerekiyor. Eğer yapılabiliyorsa iş hayatını evden takip etmeye çalışmak, evde de evin sakinleri dışında diğer akraba, arkadaşlarla sosyal iletişime girmemek çok önemli. Mümkün olduğunca kendi kısıtlamamızı kendimiz yapmalıyız. Gerekmedikçe dışarı çıkmamak, toplu taşım kullanmamak gibi, tüm bunlara dikkat etmemiz gerekiyor.

YÜZDE 70 DAHA HIZLI YAYILIYOR

Enfekte olan bir kişi, sadece kendisi enfekte olmuyor, diğerlerine de bulaştırabiliyor. Dolayısıyla topluma karşı da sorumluluğumuz var. Yüzde 50-70 daha hızlı yayılıyor artık. Eskiden aileden bir kişi oluyordu, şimdi biri oldu mu, hepsi hasta oluyor.

Yüz yüze eğitim yapıldı, öğretmenler hala aşılanmadı mesela. Futbolcular aşılanacak. Birçok şeyde öyle tutarsızlıklar görüyoruz ki.

BUNUN HİÇBİR BİLİMSEL AÇIKLAMASI YOK

En basitinden yasakların uygulanması için Ramazanı bekledik. Restoran ve kafelerin paket servise dönmeleri için 15 gündür bekleniyor. Niye bekleniyor? Bunun hiçbir bilimsel açıklaması yok. Öyle uygun görüldü. Neye göre? Ya da cumartesi Pazar yasak var ama haftanın 5 günü iş hayatı bütün temposuyla devam ediyor.

Tüm bunları görünce vatandaş da hayatın normal devam ettiğini düşünüyor ve buna uyulmadığında da çok büyük yapıtımlar ya da denetimler de pek etkin değil.

Şu anda böyle bir vaka sayısı ile devam eden bir ülke, yeterli ciddiyette değil.

VAKALARIN DÜŞMESİ İÇİN BİR NEDEN YOK Kİ!

Vakaların düşmesi için bir neden yok ki. Ne yapıldı da düşecek? Kendiliğinden düşmesi bekleniyorsa bilimde böyle bir şey yok. Eğer siz toplumsal bağışıklığı elde edemediyseniz, ki şu an da yüzde 10’u aşılandı toplumun, sayıların kendiliğinden düşmesi gibi bir durum söz konusu değil. Katlanarak artıyor.

PANDEMİYİ KİM YÖNETİYOR?

Bu akşam bilim kurulu toplanıyor, kararlar alınacak ama bu kararlara ne kadar uyulacak bilemeyeceğiz. Bilim Kurulu kararlarına hükümetin uymadığını bizzat Bilim Kurulu üyesi söyledi. Pandemiyi kim yönetiyor, neye göre karar alınıyor, hangi öncelikler göz önüne alınıyor, kısacası yönetilemeyen bir pandemi var. Artık zaten, yönetemedikleri de aşikar belli.

Güncelleme Tarihi: 12 Nisan 2021, 12:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER