İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı'dan önemli açıklamalar

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, Ben Haber’e Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Bilim Kurulu Toplantısı sonrası yaptığı açıklamaları ve İzmir özelindeki son durumu değerlendirdi.

İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı'dan önemli açıklamalar

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çarşamba günü gerçekleşen Bilim Kurulu Toplantısı sonrası önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Koca’nın açıklamalarından önemli satır başlarını; İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Lütfi Çamlı, Ben Haber’e özel olarak değerlendirdi.

Öte yandan Çamlı; Mutasyonlu olgunun İzmir’de de olduğunu söyleyerek; “Zaten bu beklenen de bir olay. Mutasyon virüsün en önemli özelliği çok hızlı yayılma göstermesi Türkiye’de birçok ilde var, İzmir’de de var” dedi.

İşte o röportaj:

SAĞLIK BAKANI FAHRETTİN KOCA:

* Aşı küresel bir savaşa döndü. Biz vatandaşımızı dünyada en az etkilenen ve bu tedariği sağlayan bir ülke olmak için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Bundan sonraki süreçte 'Aşı bu kadar geldi, şu kadar gelecek' diye söylemekten yana değiliz. Dün ve bu sabah aşı geldi Türkiye'ye ama biz bunu hiç söylemedik, şimdi benden duyuyorsunuz.

* Biz gerektiğinde 1.5 milyona kadar, hatta 2 milyon bile olabilir, aşı yapabilir sağlık sistemi olarak potansiyele sahibiz. Sağlık sistemimizin güçlülüğünü ifade etmek için söyledim. 27 bine yakın aile hekimliğimiz var. Şu an 13 bine yakın aşı odamız var. Günde sadece 10 kişi aşılanmış olsa 400 bin eder. 50 kişi bir aşı odasına aşılanmış olsa 2 milyon yapar.

“KAMUOYUNDAKİ GÜVEN DUYGUSU CİDDİ ZEDELENİYOR”

14 Ocak’tan bu yana 27 gün geçti ancak aşılanan kişi sayısı bugün itibari ile 4 bine yaklaştı. Vatandaşta 'aşı olamayacağım' kaygısı var. Neler söylemek istersiniz? Öte yandan; Bakan Koca’nın bu açıklaması vatandaşı rahatlattı mı? Sizin aşılama konusundaki öngörünüz nedir?

Yaklaşık 28 gündür yürütülen bir aşılama programı var. Baktığım zaman sürecin çok da şeffaf yürütüldüğünü düşünmüyorum, daha doğrusu gerekli yeterli açıklama yapılmıyor, gerekse de yapılan açıklamaların çok yerini bulmadığını görüyoruz. Çok gerçekçi olmuyor. Şöyle başlarsak, Sayın Bakan Kasım ayında demişti ki "11 Aralık'ta aşılar geliyor ve aşılamaya başlanacak. Şubat ayına kadar 50 milyon doz aşı gelecek" demişti. Şu anda Şubatın ortalarındayız ve elimizde 13 milyon doz aşımız var. Bütün bunlar kamuoyundaki güven duygusunu ciddi zedeliyor.

11 Aralık'ta başlanacağı söylenen aşılamaya 14 Ocak'ta başlandı. "Günde 1-1.5 milyon aşı yapabiliriz ve 3-4 ay içinde toplumsal bağışıklığını yapabiliriz demişti" Sayın Bakan, şu anda 4 milyona yakın aşı yapıldı. Dolayısı ile günde 1.5 milyon aşı yapılması söylenen bir yerde günde ortalama 100 bin doz yapılıyor. Bütün bu söylenenlerin doğru çıkmaması, buna karşın birçok söylenmeyen şey olması toplumda haklı olarak güvensizlik ve tedirginlik yaratmakta ve vatandaşta aşı olamayacağım kaygısı var. İnsanların tek tek aşılanmasının bir önemi yok, toplumsal bağışıklık dediğimiz toplumun belli bir kesiminin, yani bulaştırma hızını düşürebilecek oranda bir kesimin aşılanması gerekiyor ki bu minimum %70 hatta, bu aşının etkisine bakıldığında çok daha yüksek oranda %80-90 oranında toplumun aşılanması gerekiyor. Minimum bile hesaplasak en az 60 milyon kişi aşılanmalı ve bizim 120 milyon doza ihtiyacımız var. Oysa şu ana kadar 50 milyon doz siparişimiz var. Siparişimizde henüz gelmiş değil, inşallah gelecek ama geri kalan 70 milyon dozun nereden bulunacağı da belli değil. Sayın Bakan “Biz bunu söylemekten yana değiliz” diyor ama ben bunun mantığını anlamıyorum. Şeffaflık varken bilgileri kamuoyu ile paylaşmak varken niye "Biz bunu söylemekten yana değiliz” diyor bu hakikaten içimizdeki tereddütleri daha arttırabilecek bir durum.

ARTIK GEÇ KALINDI

Burada en büyük yanılgılardan biri Türkiye tek aşı ile görüşme yapıyor. Bugün İsrail risk grubunun %75’ini aşıladı. Dünyada birçok ülke yaygın olarak farklı aşıları kullanıyor. Türkiye de diğer ülkeler gibi sepete birkaç farklı aşı koyabilirdi. Neden sadece Sinovac firması ile görüşüldü. Ve artık geç kalındı. Şu anda istense de aşı bulmak çok kolay değil. Çoğu aşı firmasının 2021 üretimleri ülkeler tarafından sipariş edilmiş durumda. Burada durum şu; günde 100 bin kişiyi aşılarsanız ortalama yılda 45 milyon doz aşılarsınız ki bizim 120 milyon doz aşılama yapmamız gerekiyor. Basit bir matematik ile 2023’de falan bitebilecek bir aşılamadan bahsediyoruz. Bu hızda gidersek erken dönemde toplumsal bağışıklığı elde demeyeceğiz. Buradaki sorun aşı yok ve bu açıkça konuşulmalı.

SAĞLIK BAKANI KOCA:

KISITLAMALAR DEVAM EDECEK Mİ?

Vakanın seyri bunu belirleyecek. Ama Marttan itibaren de iller bazında vaka sayısına göre birtakım kısıtlamaları kaldırmak, gevşetmek veya artırmak gerekebilir. Bunu Bilim Kurulu çalışıyor ve onu da önümüzdeki 1-2 hafta içerisinde açıklamış oluruz. Bölgesel veya il bazında birtakım kısıtlamaları gevşetmek mümkün olabilir.

“DESTAN YAZILMA ÖYKÜSÜ ANLATILIYORDU”

Daha önce de benzer bir süreç yaşandı ve iller bazında bazı kısıtlamalar kalıdırldı. Ancak vatandaşlar kaldırılan yasaklar kapsamında rehavete kapılarak, tekrar vaka sayılarının artmasına neden oldu. Siz bu konuda ne düşünürsünüz?

Kabaca özetleyecek Haziran ayında kontrolsüz kısıtlamaların aynı anda kaldırılması ile Eylül ayında başlayan ekim ortalarında pik yapan bir covid pandemisi yaşadık. O sürece kadar vaka hasta ayrımı yapılarak vaka sayıları toplumdan gizlenmişti. Destan yazılma öyküsü anlatılıyordu. Ama o tarihten sonra mızrak çuvala sığmayıp, gerçek vaka sayıları açıklanmaya başlandıkça günlük 30-35 bin covid pozitif olduğu ki resmi rakamlara göre bu sayı, dünyada da yeni vaka sayısı açısından 2. olduğumuzu gördükten sonra iki şey oldu. Birincisi; hükümet zorunlu olarak bir takım kısıtlamaları aldı, o zamana kadar bütün taleplerimize rağmen bütün ısrarlarımıza rağmen gerçekçi önlemleri almayan yetkililer, tam bizim istediğimiz ölçüde olmasa da birtakım sınırlamalar getirdi. İkincisi vatandaşta biraz kurallara uyum konusunda ciddi bir farkındalık gelişti, rehavet duygusu ortadan kalktı.

SAĞLIK BAKANI KOCA:

SALGINDA YENİ DÖNEME GEÇİLİYOR

Bu grubun aşılanmasıyla daha önce ışığı gördüğümüz tünelin ucuna doğru ilerliyoruz. Pazartesiden itibaren il bazında 7 günlük vaka sayılarının ortalaması canlı olarak yayınlanacak. Salgın yönetiminde yeni dönemin adı; yerinde karar dönemidir.

“İZMİR’DE VAKA SAYISI 200 CİVARINDA”

Bu sizce etkili bir yöntem mi? Vaka sayılarında son günlerde bir hareketlenme var. Bu durumun vatandaşa yansıması nasıl olur? Vaka sayısı az olan yerlere bir ‘göç’ olabilir mi?

Geçtiğimiz yaklaşık 2 ay içinde vaka sayıları ciddi bir şekilde düşüş gösterdi. İzmir özelinde konuşacak olursak, o dönemde İzmir’de günde 5000 civarlarında olan covid pozitif olgusu çıkarken, şimdi bu sayılar 200’ler civarında. Bunu tabi sahada da hastanelerde de görmekteyiz. Bu bilgilerin şeffaf paylaşılması daima toplumun bilinçli hareket etmesinde yardımcı olur. Bu verilerin şeffaf şekilde kamuoyunda paylaşılmasından korkmamak lazım. Bir göçe neden olur mu? Bence olmaz herkes bulunduğu yeterde tedbirini arttırır. Kısmi yer değiştirmeler olsa da bu verilerin paylaşılmasına engel olmamalı. Birtakım kısıtlamalar yapılacaksa bile bu bilimsel verilere göre, yani sahadan alınan pandemi sürecine ilişkin verilerin bilimsel analizi sonucu yapılmalı. Eğer bazı bölgelerimizde vaka sayısı çok düşmüş ise orada kademeli olarak bir takım kısıtlamalar kalkabilir. Ama hala yüksek sayıların olduğu bölgelerde kısıtlamalar devam etmeli. Haziran ayında bütün Türkiye’de aynı anda kademesiz olarak birden kaldırılmıştı. Oysa epidemiyolojik verilere bakarak, bunların analizlerini yaparak, ne kadar gevşeme yapılabileceği belirlenebilir. Bu konuda ekonomik kaygılar değil bilimin ışığında yapılması gerekir.

“İZMİR’DE MUTANT VİRÜS GÖZÜKTÜ”

İzmir’deki vaka sayısındaki son durumu bizimle paylaşabilir misiniz? İzmir’de mutasyonlu virüs var mı?

İzmir’de hala pandemiye ilişkin veriler bizimle paylaşılmıyor. İki şey söyleyebilirim bir yapılan covid testlerindeki pozitiflik oranı yaklaşık %8 yani 100 kişiden 8 kişi covid pozitif. Oysa bu aralık ayının başında 36-37 kişilerdeydi. Buna bağlı olarak da vaka sayılarında ciddi düşme var. Ancak Türkiye geneline baktığımız zaman özellikle son hafta covid olgularında hafif artış görmekteyiz. Bununla ilgili çeşitli şeyler söylenebilir ama ilk akla gelen mutasyon virüslerin Türkiye’de de görülüyor olma endişesi var. İzmir’de mutant virüs gözüktü bunu gayrı resmi olarak biliyoruz. Mutasyonlu olgu İzmir’de de var. Zaten bu beklenen de bir olay. Mutasyon virüsün en önemli özelliği çok hızlı yayılma göstermesi. Türkiye’de birçok ilde var, İzmir’de de var.

“YAPISAL DÜZENLEMELER MUTLAKA YAPILMALI”

Yüz yüze eğitim 15 Şubat itibari ile başlıyor. Bu erken alınmış bir karar mı yoksa eğitim konusunda atılması gereken bir adım mı?

Pandemide birçok şey aksadı; ekonomi ve eğitimde ciddi aksamalar oldu. Eğitim çok önemli bir konu, tabi bu kararı verirken olaya çok yönlü bakmak gerekiyor. Bir kere her yerde eğitim verebilecek bir düzeyde miyiz? Burada da sahadan alınan epidemiyolojik verilerin bilimsel analizi sonrasında belli kriterler çerçevesinde eğitimin başlamasına izin verilebileceği gibi salgının hızlanması, bulaştırıcılığın artması durumunda tekrar eğitime ara verilmesi düşünülebilir. Burada belirleyici olan unsur, pandemi şiddetinin bilimsel olarak yorumlanmasıdır. Bir başka olay okulların açık olması pandemiyi ne kadar şiddetlendiriyor. Bu konunun ciddi değerlendirilmesi gerekiyor. Çünkü bazı iddialar okulların açık olamamasının pandemiyi arttırmadığı gibi kapanması da pandeminin seyrini azaltmadığı şeklinde. Ayrıca online eğitimlerde biliyoruz ki ciddi adaletsizlikler var. Ülkemizde eğitime ulaşmakta eşitsizlikler var. Ayrıca evde kalmaları çocukların psikolojik ve nörolojik gelişimlerini olumsuz etkileyebiliyor. Bazı istisnalar da var mesela, çocuk işçi oranlarında artışlar olduğu söyleniyor. Kısacası bölge bazında birtakım kararlar alınabilir ama bunlar için okullarda birtakım yapısal düzenlemeler mutlaka yapılması gerekiyor. Oturma düzeni keza okullardaki hijyenik durum büyük şehirlerdeki okul servislerinin mutlaka düzenlemesi gerekiyor ve okul çalışanlarının başta öğretmenlerin okullar açılmadan önce mutlaka aşılanması gerekiyor.

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2021, 20:23
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER