Hızla tehdit edici boyuta ulaştı! Yeniden kıpkırmızı olmayalım

Osman Müftüoğlu, COVID-19 salgının vaka sayılarının yeniden ve hızla tehdit edici boyutlara ulaştığını Hürriyet'teki köşesine taşıdı.

Hızla tehdit edici boyuta ulaştı! Yeniden kıpkırmızı olmayalım

İşte Müftüoğlu'nun o yazısı...

Salgın rakamları yeniden ve hızla tehdit edici boyutlara ulaştı. Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, iki gün önce kırmızı renkli il sayısının 54’e yükseldiğini açıkladı. İsterseniz gelin önce şu “renk meselesi”ni yeniden bir hatırlayalım, detaylara ise daha sonra girelim.

KISA BİLGİ: HARİTA NASIL RENKLENİYOR?

Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye haritasında iller için kullandığı renklendirme kriteri esas olarak vaka rakamlarına dayanıyor. Kriter basitçe şu:

- MAVİ: Vaka 100 binde 10’un altında kalan iller “düşük riskli” sayılıyor ve “mavi” renge boyanıyor.

- SARI: Sayı 11-35 aralığına yükseldiğinde risk karnesi “orta” olarak tanımlanıyor ve o il maviden “sarı”ya boyanıyor.

- TURUNCU: 100 binde 36-100 arasında vaka sayısı saptanan iller ise “yüksek riskli” bölgeler haline geliyor, renk de otomatik olarak sarıdan “turuncu”ya dönüyor.

- KIRMIZI: Vaka sayısının 100’ün üzerine çıkması ise son derece tehlikeli. O il anında “kırmızı”ya boyanıveriyor.

 SORU ŞU PEKİ, SON DURUM NE?

SON durum aşı tereddüdünün yaygın olduğu illerde salgının çok daha büyük bir hızla ve tehlikeli bir şekilde yayıldığını gösteriyor. Örneğin, Siirt’teki durum son derece önemli ve tehlikeli. Neredeyse her 100 Siirtliden biri yeni koronavirüsü taşıyor. Zira son verilere bakılırsa 100 bin nüfusa karşılık gelen bir haftalık toplam vaka sayısına göre, Siirt 1139 vaka ile adeta rekora koşuyor.

Siirt’i 599 vaka ile Diyarbakır, 447 vaka ile Bingöl, 413 vaka ile de Bitlis izliyor. Unutmayalım: Bu iller aşılanmanın da en düşük olduğu illerdir. Ve bu rakamlar bize aşı tereddüdü veya karşıtlığının önümüze koyabileceği faturaların ilk işaretleridir. Aşı karşıtlarına ısrarla duyurulur! Zira oluşabilecek 4. dalganın sorumluları olarak tarih onları mutlaka sorgulayacaktır.

NE YAPMALI: AŞIDA TEREDDÜT HIZLA GİDERİLMELİ

SON rakamlar bize net ve açık olarak şunu söylüyor: AŞISIZ OLMAZ! AŞILANMADAN BU SALGIN SONLANMAZ. Aşı karşıtı olanlarla aşıda tereddüt yaşayanları bir an önce ayırmak, tereddütlü kişileri hızla ikna edip aşı karşıtlarına karşı da gerekli önlemleri acilen almak zorundayız.

Aşı karşıtlarının yaptığı tezviratlara, daha da önemlisi “hakikat gevezeliğine” karşı yeni çareler üretmeliyiz. “Hakikat güvenliği” ve “hakikat gevezeliği” kavramları bana göre, yaşadığımız günlerin en önemli konularıdır. Sadece salgında/pandemide değil, ciğerlerimizi yakan son yangınlarda da hakikat güvenliği ve hakikat gevezeliği konularında önemli sorunlar yaşadık, yaşıyoruz. Bu iki önemli meseleyi pazartesi bu köşede sizinle paylaşacağım.

YERSİZ BİR TARTIŞMA: SALGINI AŞILILAR MI YAYIYOR

COVID-19’dan korunmak hepimiz için muhakkak ki ilk hedef olmalıdır. Bunun da mevcut aşılardan birini yaptırmaktan başka hiçbir yolu yoktur. Ama bilelim ki aşılarımızı yaptırdıktan sonra da salgın dünyanın tamamında kontrol altına alınana kadar maskelerimizi takmaya devam etmek zaruridir. Zira aşısını yaptıranlar da -hangi aşıyı yaptırmış olurlarsa olsunlar- virüsü kaptıklarında ağız ve burunlarında maalesef bu virüsleri taşıyabiliyor, etraflarına yayabiliyorlar.

Ama tabii ki aşılanmış kişilerde ağız ve buruna bulaşan virüsler aşılanmamışlara oranla çok daha düşük miktarlarda çoğalma imkânı bulabildikleri için bu kişilerin hastalığı başkalarına yayma ihtimalleri aşısız kişilere oranla çok daha düşük oluyor. Ne var ki aşı karşıtı tezviratçı kişiler “bu masum bilgi”yi manipüle ederek yani “hakikat gevezeliği” yaparak “Aşılanmaya ne gerek var? Aşılansanız da aşılanmasanız da virüsü kapabiliyorsunuz” ya da biraz daha ileri giderek “Aşılanmış kişiler maske takmayarak kaptıkları virüsleri topluma daha çok yayabiliyor” gibi ahlaktan ve bilimsellikten son derece uzak açıklamalar yapabiliyorlar. Lütfen bu açıklamalara itibar etmeyelim, bilgi kirliliğine dikkat edelim.

 HOŞUMA GİTTİ: DERS VEREN MESAJLAR

AŞI karşıtlığı yaygınlaşıp salgın uzadıkça bir köşede uslu uslu oturan pek çok yayın organı, yazar ve kurum da devreye girme ihtiyacı duydu ve sert ama bir o kadar da ilgi çekici mesajlar vermeye başladı. Mesela, Forbes dergisi “Aşı olmazsan ölüme daha yakınsın! Bu kadar net...” cümlelerini kullandı. Vanity Fair dergisinin bir yazarı ise “Gelin şu kahrolası aşıyı bir an önce olun ve sonra da çenenizi kapatıp bir kenarda oturun!” şeklinde çok sert ama doğru bir ifade kullandı. Bana göre, “aşılılara açık olan futbol müsabakalarını aşısızlara kapatan” Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) da, “Aşı olmayan lokantamıza gelmesin” gibi güzel bir mesajı yüreklice paylaşan TÜRYİD de sonuna kadar haklıdır ve doğru yapmıştır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER