Erol Yaraş: İzmir bu dönemde çok şanslı

Ben Tv Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş; hafta sonu sokağa çıkma yasağından, İzmir'İn su sorununa; tarımdan sürecin yönetimine kadar birçok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

Erol Yaraş: İzmir bu dönemde çok şanslı

İşte o röportaj:

“Bu süreyi azaltmak insanların elinde”

Ülkemizi de tehdit eden korona virüs salgınına karşı, tedbirler alınmaya devam ederken; hafta sonu sokağa çıkma yasağı geldi. İlk uygulanış yöntemi çokça eleştirildi. Siz; hafta sonu uygulanan bu yasağı yeterli buluyor musunuz?

Görünen o ki, toplumun belli bir kesimi bu hastalığın hala nelere yol açabileceğinin bilincinde değil. Bir kısım hala dışarı çıkamaya, piknik yapmaya, bir araya gelmeye devam ediyor, belli zamanlarda yaşadığı yaşamından taviz vermek istemiyor. Bunu anlamak istemiyor. O yüzden Türkiye’nin daha uzun süreli sokağa çıkma yasaklarına ihtiyacı var. Bunu artık yalnız Bilim Kurulu değil, başta doktorlar olmak üzere, konunun uzmanları altını çizerek belirtiyor. Eğer Haziran’da, Temmuz’da ekonomik ve yaşam anlamında rahat etmek istiyorsak; bu yasağın bir an evvel gelmesi gerekiyor. Normal yaşama dönebilmemiz için, hastalığın seyrinin durduğunu, geriye gittiğinin gözükmesi lazım. Bu da ancak belli bir sınavı geçtikten sonra olur. Bu süreyi azaltmak insanların elinde. Eğer bu yasaklara uymazsak; Haziran’ı Temmuz’u hatta Eylül’ü bile evimizde geçirebiliriz.

“Bu virüs sıcaklıkla ölmeyecek”

Mevsim ile korona virüs arasındaki ilişki de oldukça konuşuldu. Sıcak havayla virüsün de etkisini yitireceği yönünde ortaya bazı iddialar atıldı. Ancak görüyoruz ki; şu an yazı yaşayan ülkelerde de can kayıpları var. Neler söylemek istersiniz?

Şimdi görünen o ki; biz kışta bunları yaşarken, yazı geçiren ülkelerde nüfus oranına baktığınız zaman salgının gayet ciddi boyuta ulaştığı ülkeler oldu. Burada da sıcaklıklar 40 derecelerdeydi. Artık konunun uzmanları da bunu dile getiriyor; bu virüs sıcaklıkla ölmeyecek. Şimdi başka tezler de ortaya çıkmaya başladı, o daha büyük dehşet yaratıyor. Kanalizasyonlar söz konusu, denizler söz konusu. Özellikle midye konuşulmaya başlandı. Gittikçe virüs mutasyona uğrayıp şeklini değiştiriyor, hem de bulaşma şekilleri değişmeye başlıyor. Onun için herkesin kuralları dinlemesi lazım.

“İzmir bu dönemde çok şanslı, iyi yöneticilere sahip”

Bu dönemde belediyelerin yürüttüğü çalışmaları nasıl buluyorsunuz?

Şunu çok net söyleyebilirim İzmir için, yalnız belediyeye değil Valiliğe de bakmak lazım. Bana göre İzmir bu dönemde çok şanslı, iyi yöneticilere sahip. Hakikaten İzmir’de hoşgörülü, insanları dinleyen ve iş yapmak için makamında bulunan bir Valiye sahip. Aynı şekilde Tunç Soyer de hakikaten çok uyumlu bir insan. Çünkü geçmişte İzmir’de biz, büyükşehir belediye başkanlarıyla valilerin kavgalarından bir çok konuda İzmir’in nasıl mağdur olduğunu gördük. Şimdi o konuların çok daha üstünde bir sağlık sorunuyla karşı karşıya bu şehir. Eğer bu şehrin atanmış en yüksek dereceli kişisiyle, seçilmiş en yüksek dereceli yöneticisi arasında bir uyum varsa, bu İzmir’in şansıdır. İzmir çok iyi bir Valiye sahip, hakikaten Tunç Soyer de bu uyumu yakalayabilecek bir karaktere sahip. Onun için ben bu konularda İzmir’i şanslı görüyorum. Belediyelerin herhangi bir şey için Valiliğin bir kısıtlamasını bilmiyorum. Valilik, yerel yönetimlerin İzmir’de rahat çalışması için önünü açmış durumda, bu da İzmir için çok büyük bir şanstır. Ben bu şehrin atanmış ve seçilmiş her iki yöneticisine de teşekkür ediyorum bu şehirde yaşayan bir vatandaş olarak.

“Yazın 2-3 saat su kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz”

Salgınla birlikte; ‘hijyen’ vurgusu da çokça yapıldı, su tüketimi de arttı. Bilinçsiz tüketim nedeniyle; İzmir’in su tüketimi geçen yıla oranla ciddi bir şekilde arttı. İleriye yönelik bizi nasıl tehlikeler bekliyor?

Ben bu konuyla ilgili geçmişte İZSU’da görev almış, üst düzey yöneticilerle de özel sohbetler yaptım. İzmir, geçen sene yüzde 58-60 baraj doluluk oranıyla sezona girmiş ve bir sıkıntı yaşamadan geçen yazı atlattı. Ama bu sene şuna dikkat çekiliyor; yine 58-60 seviyelerinde gidiyoruz ama geçen yılın Mart- Nisan ayına göre su kullanım oranında ciddi bir artış var. Bunu da atık su oranından anlıyorlar. Yani Çiğli’ye gelen atık su oranında, şu anda şehrin yüzde 30-35 suyu fazla kullandığını gösteriyor. Bu da şunu gösteriyor; insanlar evlerinde oturduğu sürece herhalde canı sıkıldıkça çamaşır yıkıyor, elini yıkıyor, balkonunu yıkıyor. Burada haklı olarak bizi yönetenler şu cümleyi söyleyemezler; ‘Bakın suyu bu şekilde kullanırsak yazın 2-3 saat su kesilme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz’ cümlesini kullanamazlar. Ama ben şunu çok rahat söylüyorum aldığım bilgiler ve yaptığım görüşmeler doğrultusunda; eğer su tüketimi bu şekilde devam ederse, İzmirli yazın belli saatlerde evine su alamaması tehdidiyle karşı karşıya. Şimdiden, İzmirlinin suyunu çok tasarruflu kullanması lazım. Yoksa Mart ayındaki bu kullanım Mayıs ve Haziran’da da devam ederse, yağmur da almıyoruz, İzmir’i pek iç açıcı günler beklemiyor.

Yazın 3-4 saat su kesintilerine maruz kalırsa bu şehir, sakın ola ki yerel yöneticileri, Çevre Bakanlığı’nı, Büyükşehir Belediyesi’ni, İZSU’yu kimse suçlamasın. Yağmurlar yağmıyor, bu nedenle bize düşen görev de suyumuzu temkinli kullanmak.

“Bir gün gelir paranız olsa da bazı gıda maddelerini bulamazsınız”

Tarım konusu da sıklıkla konuşuluyor. Açıklanan ekonomik kalkınma paketinde tarımın olmaması oldukça eleştiriliyor. Tarım yazarları, siyasetçiler, oda başkanları her fırsatta tarıma önem verilmesi gerektiğini söylüyorlar. Siz neler söylemek istersiniz?

Karamsar olmak istemiyorum, bu dönemler insanlara moral verme dönemi olmalı. Ama polyannacılık yaparak gerçeklerden kaçamayız. Türkiye’nin tarım politikalarına baktığımızda, dışa ne kadar bağımlı olduğumuz görülüyor ve bu yıllardır da söyleniyor. Şu anda her ne kadar raflardan her şeyi alabiliyorsak da şuna dikkat çekmek isterim; rakamlarda her gün üstüne konarak artıyor. Özellikle et fiyatlarına bakılmalı. 2-3 ay önce fiyatlar neredeydi, şimdi nerede. Demek ki stoklarda tükenmeye doğru gidiyoruz ki bu rakamlarda füze gibi artmaya devam ediyor. Onun için, 2006’da Ege TV’de ettiğim bir laf vardı: Tarım bu şekilde ihmal edilmeye devam ederse bir gün gelir paranız olsa da bazı gıda maddelerini bulamazsınız demiştim. Türkiye’de o konuma doğru hızla gitmektedir.

“Mesleğimize bu yeniliği İzmir’den kattığımız için çok mutluyum.”

Ben TV’nin doğum günü; 9. Yılı’nı kutluyor. Başarılı bir yolda, aynı kararlılıkla devam ediyor. Neler hissediyorsunuz?

Ben TV; Türkiye’nin ilk internet televizyonu. Bizden sonra birçok model oluştu, kimse bunun olacağına inanmıyordu. O dönemde Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’dı. Sayın Yıldırım bile gelip gördüğünde, ‘Siz bunları nasıl gerçekleştirdiniz’ diyerek şaşırmıştı. Hakikaten Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdik. O zaman kimse televizyonun internette olabileceğini hayal etmiyordu. Ama biz İzmir’de; ilklerin şehrin İzmir’de, böyle bir yayının olabileceğini, böyle bir sistemin kurulabileceğini gösterdik. Bu elbette bizim açımızdan çok büyük mutluluk. İzmir’de o dönemde bize ömür biçmişlerdi ‘En fazla 6 ay yaşar’ diye. Ama onların mahcup ettiğimiz için ben üzülüyorum çünkü 9. Yılımızı kutluyoruz. Kusura bakmasınlar 6 ayı geçirdik, 9 yılı bulduk. Mesleğimize bu yeniliği İzmir’den kattığımız için çok mutluyum.

Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2020, 09:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER