Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nden elektrik zammına tepki!

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2022 yılı için elektrik tarifelerinin belirlenip Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini açıkladı. Yapılan hesaplamaya göre, elektrik tarifelerinde mesken, sanayi ve ticarethane abone grupları için vergi ve fonlar dahil ortalama yüzde 52 ile yüzde 130 arasında değişen oranlarda artışa gidildi.

Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nden elektrik zammına tepki!

Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu`nun (EPDK) gece yarısı Resmi Gazete`de yayımladığı yeni tarifeyle elektriğe fahiş zam yapıldı." dedi.

Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şubesi'nin açıklaması şöyle;

"Dar gelirli aileleri desteklemeyi amaçladığı iddia edilen kademeli tarifenin ilk uygulamasına fahiş zamla başlanmış oldu. En düşük enerji bedelinin uygulandığı ilk kademenin, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standarttı için gerekli tüketim miktarı olan 230 Kwh`nın çok altından kalacak şekilde, 150 kWh olarak belirlenmesi nedeniyle, faturasını ödemekte zorlanan aile sayısı artacaktır. 

Desteklendikleri iddia edilen dar gelirli, tüketimi düşük ailelerin, Aralık 2021`de 150 kWh`lık tüketimi için fatura toplamında ödedikleri 137.5 TL, Ocak 2021`de yüzde 45`lık zamla 199 TL`ye çıktı. Sayıları çok az olan ve tüketimi 150 kWh`nın altında kalan ailelerin faturaları bile yarı yarıya artacakken, tüketimine bağlı olarak 150 kWh`nın üstüne çıkan aileler kademe kademe artan daha yüksek zam oranıyla karşı karşıya kalacaklar. EMO`nun hesaplamalarına göre, 4 kişilik bir ailenin asgari yaşam standartları için tüketeceği varsayılan 230 kWh`lik enerjinin faturası yüzde 72`lük artışla 211 TL`den 364 TL`ye yükseldi. Böylece tüketimi çok düşük olan konutlar için yüzde 45 olan zam oranı, standartta yakın tüketimi olan konutlar için yüzde 72`ye yükseldi. Kış aylarında ısınma, yaz aylarında soğutma için de elektrik kullanan ortalama tüketimi daha yüksek olan konutlarda ise zam oranı, tüketim büyüklüğüne göre yükselecektir. Örneğin aylık tüketimi 450 kWh olan bir ailenin 412 TL olan aylık faturası yüzde 98 artarak, 817 TL`ye yükselecektir. 

Toplamda yüzde 72 artan 4 kişilik ailenin 230 kWh`lık asgari tüketim faturasına bakıldığında enerji bedelinin kademeli tarifeyle birlikte yüzde 108 artığı görülüyor. Dağıtım bedeli de yüzde 24 zamlandırılırken, müjde olarak sunulan TRT Payı ve Enerji Fonu‘nun kaldırılmasına rağmen fon ve vergi toplamı ise yüzde 49 artış gösterdi. TRT Payı ve Enerji Fonu`nun kaldırılması vergi yükünün azaltılması için yeterli olmamıştır, acilen KDV yüzde 18`den, yüzde 1`e düşürülmelidir. Ayrıca ilk kademe sınırının asgari tüketim değerinin altında belirlenmesinin geniş kesimler için mağduriyet yaratacağı ortaya çıkmıştır. Acilen değişikliğe gidilerek, ilk kademe için sınır değer 230 KWh`ya yükseltilmelidir.

Enerji zamlarının temel nedeni 2001 yılından bu yana enerji alanında sürdürülen neo-liberal, özelleştirme ve piyasalaştırma uygulamalarıdır. Elektrik dağıtım bölgelerinin de özelleştirilmesiyle birlikte ne yazık ki, maliyetlerden bağımsız olarak da zam üreten bir sistem oluşmuştur. Salgın döneminde tüm dünyada talep daralması nedeniyle elektrik üretiminde kullanılan doğalgaz ve kömür gibi birincil enerji kaynaklarında yaşanan fiyat düşüşleri, ülkemizde elektrik faturalarında yer alan "dağıtım bedeline" zam yapılarak indirime dönüşmesi engellendiği gibi, bugün doğalgaz ve ithal kömürdeki artış nedeniyle zam yapılmak zorunda kalındığı ifade edilmektedir. Elektrik enerjisindeki maliyet artışları; tüm mal ve hizmetlerde temel girdi niteliğinde olduğu için iğneden ipliğe tüm ürünlerin pahalılaşmasına neden olmaktadır. Kamunun düzenleyici rolünün bile silikleştiği bu dönemde, başta dağıtım şirketlerinin özelleştirme bedelleri için uluslararası finans çevrelerinden aldığı döviz bazlı krediler olmak üzere, enerji sektörünün borcunu kapatma odaklı politikalar; yurttaşları hızla yoksullaştırmaktadır.

Enerji maliyetlerinin artması; tüm ekonomiyi etkileyen, enflasyonu artıran bir olgudur. Bu nedenle enerjide, üretiminden başlayarak, tüketimine kadar tüm süreçler kamu yararı esasına göre yeniden planlanmalıdır. Özelleştirilen santralların kamulaştırılmasının yanında, kamunun düşük maliyetle üretim yapmak için yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapması gereklidir. Elektrik dağıtım bölgelerinin de kamulaştırılarak, merkezi planlama ilkelerine geri dönülmesiyle elektrik faturalarında gerçek anlamda bir denge oluşacaktır. 

Enerjiye erişim bugün tüm dünyada temel insan haklarından biri olarak kabul görmektedir. Enerji fiyatlarının ulaşabilir düzeyde tutulması, yoksullukla mücadelede temel ilkelerden biridir. Son zamla birlikte geniş halk yığınlarının ödeyemeyeceği fatura sayısının artacağı uyarısını yaparak, elektrik tarifelerinin kamu yararını esas alan siyasi ve ticari müdahalelerden uzak özerk bir yapı tarafından belirlenmesi çağrımızı yeniliyoruz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER