"Durum hala çok ciddi"

Günlük vaka sayıları bir türlü 15 binin altına düşmüyor. Osman Müftüoğlu ise son durumu Hürriyet'teki köşesinden aktardı.

"Durum hala çok ciddi"

İşte Müftüoğlu'nun o yazısı...

Kayıplarımız ise -maalesef- her geçen gün artıyor. Ama ne yazık ki ne biz ne de diğer ülkeler tehlikenin hâlâ farkında değiliz. Oysa elimizde bizi kurtaracak ve koruyacak “tapu kadar (!)” sağlam, güçlü ve güvenli aşılar var. Eğer biz biraz daha duyarlı olabilseydik, eğer Dünya Sağlık Örgütü biraz daha becerikli ve hızlı davranabilseydi, eğer Birleşmiş Milletler pandeminin en az bir “dünya savaşı” kadar önemli olduğunu daha erken fark edebilseydi, kısacası aşılama hızı bütün dünyada ve bizde biraz daha yüksek olsaydı bu baş belası pandemi emin olun çoktan sona ererdi.

Üzülerek belirteyim durum ciddi. Önümüzdeki günler -eğer bu kafada devam edecek olursak- düşündüğümüz kadar aydınlık ve güvenli olmayacak. Eğer aşılama hızını bir an önce arttırmazsak şimdilerde başımıza bela olan Delta varyantını -inşallah yanılıyorumdur- Gamma hatta Epsilon varyantları izleyebilecek. ÖZETİ ŞUDUR: Durum zannettiğinizden çok daha ciddidir. “Bıktım, sıkıldım abi!” mavralarını bir kenara bırakıp bir an önce kendimize gelmemiz ve aşılama hızını çok daha ciddi rakamlara yükseltmemiz lazım.

ÇARE ‘AİT OLMAK’TA

Başlıktaki cümleyi yazılarını ilgiyle izlediğim Levent Erden’den aldım. Levent Hoca haklı. Pandemi hepimiz için müthiş bir öğretmen oldu. Hoca “Pandemide kocaman evlerde, küçük apartman dairelerinde, filiz bırakılmış sıvasız yapılarda herkes yalnız kaldı. Peki çare? Çare ‘ait olmak’ta. Ama neye?” diye soruyor. Soruya en doğru yanıtlardan birini ise -bana göre- ruh sağlığı alanının dünya ölçeğindeki isimlerinden biri, New York Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Toksöz Karasu Hoca veriyor. Dr. Karasu mesele özellikle “derin aidiyet” söz konusu olduğunda “Önce kendimize sonra ailemize ve işimize, nihayetinde de inanç dünyamızın zenginliklerine” yönelip aidiyeti buralarda aramamızı öneriyor. “Ben” yerine “biz”i devreye sokmanın en kolay yolu budur diyor.

MERAMIM ŞUDUR: Giderek derinleşen, hızla kronikleşen muazzam bir “YALNIZLIK SENDROMU” tehdidiyle karşı karşıyayız. İşin kötüsü “ağrı-sızı, uykusuzluk-huysuzluk, halsizlik-yorgunluk, depresyon-durgunluk” ve daha pek çok sorunumuzun aslında “DERİN YALNIZLIK” ve “AİDİYET FUKARALIĞI”nın oluşturduğu bu yeni sendromla ilişkili olduğunu çoğumuz bilmiyoruz.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER