“Çiftçi sayılarımız son 10 yılda %40 azaldı”

Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Tevfik Türk; Ben Haber’e yaptığı açıklamalarda dikkat çeken ifadeler kullandı. Türk; “Ne yazık ki plansız ve günü kurtarmaya yönelik tarımsal politikalar ile bu sıkıntıların aşılması mümkün görülmemektedir.” dedi.

“Çiftçi sayılarımız son 10 yılda %40 azaldı”

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

İşte o röportaj:

“STRATEJİK SEKTÖRLER MUTLAKA DEVLET YANİ KAMU ELİYLE YÜRÜTÜLMELİDİR”

Tarım ve Orman Bakanlığı, iklim değişikliği ve kuraklık riskiyle ilgili Türkiye’ye özgü 2120 yılına yönelik senaryo hazırladı. Değişen bu iklim koşullarına ve oluşan bu kara tablo neticesinde Planlı üretim hep konuşuluyor, raporlar yazılıyor fakat hep kağıt üstünde kalıyor. Sizce neden?

Arazi kullanım planlaması ve üretim planlaması akılcı bir tarım yönetimi için olmazsa olmaz şartlardan biridir. Arazi kullanım planlarının en önemli özelliği arazilerimizin gerek bitkisel gerek hayvansal üretim olsun gerekse tarıma dayalı sanayi olsun yer seçimlerini ve projeksiyonun yapılmasını sağlamasıdır. Bu kullanım planlarının ardından hazırlanacak olan ürün planları da bizim üretim potansiyelimizin ve miktarlarının netleşmesini sağlamaktadır. İklim krizinde tarımsal üretimde başta su olmak üzere belirli kısıtlar tarımsal üretimimizi yani gıda güvenliğimizi tehdit etmektedir. Ne yazık ki plansız ve günü kurtarmaya yönelik tarımsal politikalar ile bu sıkıntıların aşılması mümkün görülmemektedir. Bununla ilgili birçok adım atıldı aslında. Tarım Bakanlığı olarak 2010 yılında başlatılan TARBİL projesi tüm bu planlamaları yapabilecek ve tarımı teknoloji ile yönlendirebilecek projeydi. Ama ne yazık ki 2016 yılında sessiz sedasız proje durdu. Pandemi dönemi göstermiştir ki eğitim, sağlık, tarım gibi stratejik sektörler mutlaka devlet yani kamu eliyle yürütülmelidir. Yine ne yazık ki bu sektörler günümüzde özel şirket mantığı ile ve sadece piyasadaki aktörlerin alımı/satımı-üretimi/tüketimi yönlendirdiği neoliberal politikalar ile yönetilmektedir. İşte bunlarda bu planlamaların hayata geçirilmesini mümkün kılmamaktadır.

“TARIM, GÜNÜ KURTARMAYA YÖNELİK”

Bu işin eğitimini almış işi bilen meslek grubu olarak üretimin planlanması ve yönetilmesi konusunda sıkı bir ortak çalışma yapabiliyor musunuz? Liyakat sorunu sizde de var mı?

Ne yazık ki kamu kurumları ile birkaç konu dışında sıkı bir işbirliği ortamı bulamamaktayız. Ama bizler yılmadan kuruluş kanunumuzda yer alan kamusal görevimizi yerine getirmeye çalışarak sürekli bu konulara vurgu yapıp yönlendirmeye, destek ve doğabilecek sorunları vurgulamaya çalışıyoruz. Tarım bir hobi değil, çiftçiler tarafından yapılan ve tüm insanlara hizmet eden stratejik bir faaliyettir. Bu yüzden planlanması ve yönetilmesi de tarım eğitimi almış mühendisler tarafından yapılmalıdır. Ne yazık ki karar vericilere baktığımızda birçok kurumda tarımsal konular konularda eğitim almamış kişiler bulunmakta ve tarım bilimsellikten uzak günü kurtarmaya yönelik faaliyetler ile yönetilmektedir.

“ÇİFTÇİLERİMİZ YÖNLENDİRİLMİYOR”

Gündemde şu an en çok konuşulan konulardan biri: soğan-patates konusu. Geçen senelerde kilosu 10 liralara kadar çıkan soğan ve patates için tanzim satış kuyrukları, soğan depolarına polis baskınları görmüştük. Bu sene ise alıcı bulamadığın için çürümeye bırakılacaktı ki TMO üreticiden alım yapmak zorunda kaldı. Bu fiyat dalgalanmalarının sebebi ne?

Tüm bunların sebebi üretim planlamalarının olmaması, çiftçilerimizin kendi başlarına bırakılarak yönlendirilmemeleridir. Hala daha çiftçilerimiz bir önceki yıla bakarak para kazanabilecekleri ürünlere yönlenmekte buda araz talep dengesini bozmaktadır. Tabi birde buna sözleşmeli tarım gibi büyük firmaların çiftçilere üretim yaptırıp daha sonra o ürünleri istedikleri zamanda piyasaya sürerek fiyat oluşumunu etkiledikleri düşünüldüğünde tarlada 1 lira olan bir ürün tüketiciler tarafından 5 liraya satın alınabilmektedir.

“ÇİFTÇİ SAYILARIMIZ SON 10 YILDA %40 AZALDI”

Üretim maliyetlerini karşılayamayan çiftçi üretime küser mi? Böyle giderse biz üretecek çiftçi bulabilecek miyiz?

Her ne kadar tarımı yönetenler tarafından bu kabul edilmese, tarımsal hasılanın arttığı ifade edilse de Çiftçi Kayıt Sisteminde bulunan çiftçi sayılarımız son 10 yılda %40 varan sayıda azaldı. Neredeyse her yıl 40.000 çiftçi üretimden kopuyor. Bu tablo ilerleyen yıllarda sadece çiftçilerin değil ülkedeki herkesin gıda güvencesinin risk altında olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla vakit kaybetmeden neoliberal ideoloji kapsamında geliştirilen politikalardan uzaklaşarak; sosyal, ekonomik ve ekolojik açıdan çok daha sağlıklı bir tarımsal yapı vadeden Gıda Egemenliğine dayalı politikaların geliştirilmesine odaklanılmalıdır.

- Tarımda daha fazla verim almak için bilinçsizce kullanılan zirai ilaçlar, toprakta birikerek toprak kalitesini de bozuyor. Üreticilerin bu konuda yeterli bilgili olduğunu düşünüyor musunuz?

Bitkisel üretimin arttırılmasında en önemli faktörlerin başında bu üretimi sınırlayan zararlılarla mücadele etmek geliyor. Kullanılmadığı durumlarda üretimimizde ciddi düşüşler olmaktadır. Sonuçta bu kimyasalların çok dikkatli bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bakanlığımız tarımsal ilaçların izlenmesi konusunda ciddi bir adım atmasına karşın uygulamadaki eksiklikler ve sistemin sağlıklı çalışamaması bu izlenebilirliği etkilemektedir. Özellikle kimyasalların azaltılması konusunda biyolojik mücadele yöntemleri gibi alternatiflerin desteklenerek yaygınlaştırılması yerinde bir adım olacaktır.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER