Atmosfer kaynaklı doğal afetlere hazır mıyız?

TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel; 11 Şubat’ta Alaçatı’da meydana gelen; 16 kişinin yaralanmasına ve çok sayıda ev, araba ve teknenin zarar görmesine neden olan hortum felaketine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Atmosfer kaynaklı doğal afetlere hazır mıyız?

BEN HABER - CANSU TEMİR AKSU

Ege’de meydana gelen şiddetli yağış ve 11 Şubat perşembe akşamı İzmir Çeşme İlçesi Alaçatı Mahallesi ve Balıkesir’in Ayvalık İlçesi Sarımsaklı Mahallesinde meydana gelen, hortum çok sayıda vatandaşımızın yaralanmasına ve büyük maddi hasara neden oldu.

Konuyla ilgili önemli açıklamalarda bulunan TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası Ege Bölge Temsilcisi Ayşegül Akıncı Yüksel; ülkemizin içinde bulunduğumuz hafta boyunca kuzey batı-güneydoğu doğrultusunda Atlas okyanusu, Akdeniz üzerinden hareketle İzlanda orijinli alçak basınç merkezlerinin ardışık etkisi altında kaldığını ifade ederek; dolu ve hortum olaylarının meydana gelmesini şu cümleler ile ifade etti:

11.02.2021 tarihinde Kuzey Ege Bölgesi yer seviyesinde 1005 hPa merkezli alçak basınç ve bununla ilişkili soğuk cephenin etkisinde iken troposferin orta ve yukarı seviyelerinde ise baroklinik olarak kararsız kısa dalga oluğunun ve bununla ilişkili soğuk hava adveksiyon alanının etkisinde kalmıştır. Soğuk cephe önünde kuvvetli kararsızlık hattı oluşmuştur.

Yer seviyesinde akışın güneyli (güney-batılı) olması nedeniyle sıcak ve nemli hava taşınımına bağlı olarak kuvvetli ısınma, yukarı seviyelerdeki soğuk hava taşınımı yer ve yukarı seviyeler arasında büyük sıcaklık farkına ve bunun sonucunda kuvvetli bir kararsızlığın meydana gelmesine neden olmuştur. Aynı zamanda tüm seviyelerde rüzgarın yatay ve düşey kayması ve siklonik eğriliğe bağlı olarak (yön ve şiddetteki değişim) meydana gelen kuvvetli pozitif vortisiti havanın hızla yükselerek yoğuşmasına ve dik gelişimli CB (cumulonembus) bulutlarının oluşmasına neden olmuştur. Bölgede kuvvetli jet akımlarının atmosferin üst seviyelerinde etkili olması havanın düşey hareketini hızlandırmıştır. Yukarıda belirtilen koşullara bağlı olarak oluşan dik gelişimli CB bulutları dolu ve tornado olaylarının Balıkesir, İzmir hattı boyunca oluşmasına neden olmuştur.

Bulunduğumuz enlemlerde ender de olsa görülen hortumların oluşmasındaki en önemli üç kriterin;’ ‘kararsızlık, nem ve düşey hareket mekanizma’ olduğuna dikkat çeken Yüksel; “Bir hortum meydana gelmesi için nemli bir ortamda ani olarak değişen sıcaklıkla beraber fırtına bulutlarının oluşması gerekmektedir. Bu da atmosferin yüzeye yakın yerlerinde sıcak ve nemli bir hava kütlesi ile atmosferin üst kısımlarında soğuk ve kuru bir hava kütlesinin var olduğu anlamına gelmektedir. Alttaki nemli ve sıcak hava kütlesi yükselip üst seviyelerdeki soğuk hava kütlesi ile karşılaştığında türbülanslı (çalkantılı) rüzgârlar oluşur ve bu iki kütle arasındaki hava, şiddetli rüzgârlar eşliğinde dönmeye başlar. Sıcak ve nemli havanın enerjisi bu akıma sürekli olarak pompalandığı için, kısa zaman içinde çok güçlü bir dönme hareketi ile birlikte sıcak hava yukarıya doğru taşınır ve bu esnada yukarıdaki soğuk hava çökmeye başlar. Oluşan bu ters hareket yeterince büyük olduğunda, huni şeklindeki oluşum bulut tabanından yere doğru iner.

“HORTUM HADİSELERİNE İLİŞKİN KAPSAMLI BİR VERİ TABANI BULUNMAMAKTADIR”

“Hortum dağılımını belirleyen en önemli faktörler deniz etkisi, özellikle deniz suyu sıcaklığının yüksek olması, alçak basınç merkezlerinin varlığı ve topoğrafyadır” diyerek sözlerine devam eden Yüksel; “Ülkemizde meydana gelen hortum hadiselerine ilişkin kapsamlı bir veri tabanı bulunmamaktadır. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bu güne kadar kayıtlara girmiş olan 700 civarında hortum hadisesinin büyük bölümü iletişimdeki büyük gelişim (internet ve akıllı telefonlar) ve Türkiye’de hortum oluşumlarına dair farkındalığın oluşmaya başlaması nedeniyle son 10 yıla aittir. Bu verilerle; ülkemizde hortum görülme sıklığı, Avrupa’daki hortum sıklığıyla uyumlu bir görünüm çizmektedir” dedi.

Türkiye’deki hortumların coğrafik dağılımı son derece değişken olduğuna dikkat çeken Yüksel; Akdeniz ve Ege kıyıları en fazla hortumun gözlendiği bölgeler olmasına da dikkat çekti.

Ne yapılmalı?

Hortumun öngörülmesi ancak radar ve uydu gözlemleri ile otomatik meteoroloji istasyonlarından alınan anlık verilerle oluşum ve gelişiminin görülerek, tahmin merkezlerinde anlık değerlendirilerek meteorolojik uyarıların yapılmasının mümkün olduğunun altına çizen Yüksel; “Ancak anlık değerlerle elde edilen tahminlerin en fazla bir kaç saat mertebesinde bir vadede tahmini mümkün kılmasından ötürü, yapılan uyarılar önlem alınmasını sağlayamamaktadır. Bu denli zarar verici hadiselerin oluşma riskinin birkaç gün öncesinden tahmin edilmesi büyük önem taşımaktadır ve tahmin için de ilgili bölgenin sinoptik klimatolojisinin bilinmesi, bölgede şiddetli konvektif fırtınaları üreten ya da destekleyen çevre koşullarının ortaya çıkarılması, orta ölçekli süreçlerin incelenmesi, yerel etkilerin ortaya çıkarılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

Yüksel; “Hortum oluşmasında rol oynayan şiddetli konvektif fırtınalar için ilgili bölgenin koşulları baz alınarak çalışmalar yapılmalı, bunların nerelerde hangi sıklıkla ve hangi şiddette meydana geldiği tespit edilmeli, ilgili klimatolojiler oluşturulmalı, meydana geldikleri çevre koşulları incelenmeli ve elde edilen çıkarımlarla tahminlerde kullanılabilecek meteorolojik parametreler ve modeller belirlenmeli ya da geliştirilmelidir. Bunlara ilave olarak, bu tür fevkalede (ekstrem) olayların uzun yıllar Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından kayıt altına alınan Fevk Rasatlarının kesintisiz tutulması büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2021, 20:24
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER