"Aşılamamamız yeterince hızlı gitmezse bu kısıtlamanın bize bir faydası olmayacak"

‘Tam kapanma’ sürecine dair açıklamada bulunan İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı; “Bizim istediğimiz ‘tam kapanma’ bu değildi elbette” diyerek; “Bu kısıtlamaları yapmamıza rağmen aşılamamamız yeterince hızlı gitmezse, hatta aşı teminindeki zorluklardan dolayı aşı yapımı adeta durursa, bu kısıtlamanın bize bir faydası olmayacaktır. Bu kadar çekilen sıkıntıdan sonra bir süre sonra tekrar açılıp, tekrar başladığımız noktaya geri döneceğiz” dedi.

"Aşılamamamız yeterince hızlı gitmezse bu kısıtlamanın bize bir faydası olmayacak"

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER

Türkiye, 29 Nisan Perşembe akşamından itibaren 17 günlük tam kapanma sürecine girdi. Son 3-4 günün koronavirüs tablosuna bakıldığında vaka sayılarındaki azalma dikkat çekerken; aynı zamanda test sayılarında da ciddi bir düşüş gözlemleniyor.

“NE KADAR ÇOK TEST, O KADAR ÇOK VAKA DEMEKTİR”

Test sayıları arttıkça vaka sayılarının da artacağının altını çizen İzmir Tabip Odası Başkanı Lütfi Çamlı; “Test sayılarında bir düşme var doğru, oysaki biz hep test sayılarının daha da artması gerektiğini savunduk. Çünkü ne kadar çok test, o kadar çok vaka demektir. Test sayısı düştükçe, vaka sayısı da düşüyor ama bu vakaların azaldığı anlamına gelmez her zaman, ‘siz o vakaları saptayamıyorsunuz’ anlamına da gelebilir” dedi.

Testlerin yapımıyla ilgili çok detaylı bir bilginin olmadığına da dikkat çeken Çamlı; “200 bin küsur test yapılıyor ama kime yapılıyor? Bunun kaçı tekrar? Semptom içerenlerin ne kadarına yapılıyor, yoksa rutin inceleme testleri mi? Burada yapılan test sayısı kadar, testlerin kimlere yapıldığı, bunların kaçının kontrol testi olduğu, kaçının semptom içeren kişilere yapıldığı gibi bilgilerin de verilmesi lazım. Üçüncüsü; evet vaka sayılarında bir düşüş görülüyor, ama İzmir’in geçen haftaki resmi verilerine baktığımız zaman yüzde 10’luk bir artış vardı. Geçtiğimiz günlerde İzmir Valisi’nin bir açıklaması vardı: İzmir’deki vakalarda bir düşüş olmadığını söyledi. Türkiye’de yüzde 50’ye yakın vaka sayıları inmiş görülüyor ama İzmir’e baktığımızda Sayın Valimizin de açıklaması; İzmir’de vaka sayılarında bir azalmanın olmadığı şeklindeydi. Elimizde resmi rakamlar olmamakla birlikte böyle bir düşüşü görmüyoruz. Hala yoğun bakımlara, hastanelere, covid polikliniklerine talep var; yoğun bakımlarda ciddi doluluklar yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

“FAZLADAN ÖLÜMLERİ AÇIKLAYAMIYORUZ”

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, koronovirüsten hayatını kaybeden ancak ölüm raporunda belirtilmediği iddia edilen sosyal medya paylaşımlarına ilişkin açıklama yaparak; "Hasta, kayıtlarımızda ve tüm istatistiklerimizde covid ölüsü olarak kayıtlıdır" ifadelerini kullanmıştı.

Bu tartışmalara ilişkin de açıklamada bulunan Çamlı; “Öteden beri bu dile getirilen bir durum. Bunun en önemli kanıtlarından birini Türk Tabipler Birliği söylüyor. Önceki yıllarla kıyasladığımız zaman; resmi kayıtlara göre fazladan ölümler var. Bir kere; bu fazladan ölümleri açıklayamıyoruz. ‘Salgın hastalık’ yazıyor bazılarında. Ülkede bir tek salgın var ciddi anlamda. ‘Salgın hastalık’ yazanların kovid olması oldukça yüksek. Kaldı ki, daha önce de söylendi, bütün bulguları, klinik ya da tomografi bulguları kovide uygun olsa bile, PCR testi negatif çıkınca kovid tanısı konmuyor. Şunu biliyoruz ki, kovid olgularının PCR testleri negatif çıkıyor. Hele bu varyantlardan sonra bu tür negatiflik oranlarının daha çok olduğuna, testlerden kaçabildiğine dair görüşler de var. Bütün bunları düşündüğümüz zaman bu PCR testleri negatif olan kovid tanısı alamayan ve vefat ettiğinde de ölüm nedenine kovid yazılamayan olgular olduğu öteden beri dile getiriliyor. Özelikle fazladan ölümlere baktığımız zaman resmi sayılardan 2-3 kat fazla ölüm olduğunu iddia edenler var” şeklinde konuştu.

AŞILAMA HIZLI GİTMEZSE, KISITLAMANIN BİZE FAYDASI OLMAYACAK”

“Bizim istediğimiz ‘tam kapanma’ bu değildi elbette” diyerek sözlerini sürdüren Çamlı; “Sosyal ve ekonomik destek olmaksızın günlük çalışanı, esnafı eve hapsedip, fabrikada çalışan kesimin yüzde 60-70’in çalıştığı bir kolektif korunmadan bahsetmemiştik biz. Bizler zorunlu, acil sektörler dışında çarkların durmasını ve buradan olabilecek mağduriyetlerin de ekonomik olarak mutlaka giderilmesi gerektiğini savunmuştuk. Dolayısıyla şu an yapılan tam kapanma ile bizim önerdiğimiz toplumsal hareketliliğin azaltılması konusunda çok fark var. İkincisi; bu tür durumlarda en önemli şeylerden bir tanesi, kısıtlamalarla beraber hızlı bir şekilde aşılamaya geçilmesi ve en hızlı şekilde toplumsal bağışıklığın ede edilmesi önemli. Eğer bunu yakalayabiliyorsak bu kısıtlamaların önemi var. Ama, bu kısıtlamaları yapmamıza rağmen aşılamamamız yeterince hızlı gitmezse, hatta aşı teminindeki zorluklardan dolayı aşı yapımı adeta durursa, bu kısıtlamanın bize bir faydası olmayacaktır. Bu kadar çekilen sıkıntıdan sonra bir süre sonra tekrar açılıp, tekrar başladığımız noktaya geri döneceğiz. Önemli olan bu kısıtlamalar sırasında aşılamanın hızlandırılarak toplumsal bağışıklığı elde edebilecek bir orana yaklaşmaktı. Ama görüyoruz ki şu anda ciddi bir aşı temini problemi var ve şu anda aşılamalar yavaşlamış durumda” dedi.

SAHİL BELDELERİ RİSK ALTINDA

“Bu insanların büyük bir kesimi, salgının en yoğun yaşandığı İstanbul’dan yola çıktılar” diyen Çamlı; “Baktığınız zaman Türkiye’de vaka sayısında en yüksek il İstanbul’du. Bu kadar yoğun bir vakanın olduğu yerden sahil beldelerine bir covid göçü yaşandı. Üstelik Bakan tarafından İstanbul’da daha riskli, daha bulaşıcı olduğu düşünülen Hindistan varyantının da görüldüğü açıklanmıştı. Şimdi bu varyantın bütün bu bölgeye yayılma riski olduğunu düşünebiliriz. Çünkü önceki dönemlerde bu tür sahil beldelerine yapılan yoğun göç sonrasında, İstanbul’dan adeta bu bölgelere ciddi bir enfeksiyonun yayıldığına şahit olmuştuk. Benzer bir süreci yine yaşayabiliriz. Oraların sağlık alt yapısı bu nüfusun sağlık sorularına cevap verebilecek durumda değil. İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bile yoğun bakımlarda yatak sıkıntısı çekilirken, nüfuslarının 4-5 katına çıkan bu beldelerin mevcut sağlık alt yapısının ortaya çıkabilecek vaka sayılarını karşılamakta ciddi sorunlar yaşanacağını da bilmek lazım. Bu kısıtlama gelmeden önce, şehirlerarası seyahatlere bir kısıtlama getirilebilirdi bu ihtimal göz önünde tutularak” şeklinde konuştu.

AŞI ELEŞTİRİSİ

Aşıya yönelik Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yönelik eleştiri de bulunan Çamlı; “Baktığımız zaman, sürekli değişen açıklamaları var Bakan Koca’nın. Bakan Bey’in açıklamalarını dinlesek, elimizde şu an 150-200 milyon doz aşı olması gerekiyordu. Ama görüyoruz ki, Haziran ayından önce aşı gelmesi pek mümkün değil. Biontech aşısı herhalde Haziran’da gelebilecek. Örneğin; Mayıs ayı içinde nereden ne kadar aşı geleceği açıklaması ben duymadım” ifadelerini kullandı.

“AŞI SAĞLIK VE YAŞAM HAKKIDIR”

Öte yandan Çamlı; ilaç firmalarının bakanlıkla görüştüğü, özel sektöre izin çıkması durumunda 'ücreti karşılığında' aşı yapılabileceği iddialarına dair de ‘aşıda eşitlik’ vurgusu yaptı. Çamlı; “Aşı, kamusal bir ürün olmalı ve aşı herkese eşit, adil ve ücretsiz bir şekilde uygulanabilmeli. Aşı, bir sağlık ve yaşam hakkıdır. Bunun ücretli olması, böyle bir dönemde, parası olanların aşı olup, parası olmayanların aşı olmayacağı bir sistem asla kabul edilemez. Bu devletin bir görevi” dedi.

Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2021, 13:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER