''Artık topla tüfekle savaş yok, gıda savaşı var''

1 yıldır hayatımızda olan koronavirüs salgınıyla birlikte, sağlık dışında kuşkusuz ki en önemli şeyin gıda yani tarım olduğunu anladık. 21. yüzyılda, artık ülkeler arasında güç; ‘su’ ve ‘gıda’ olarak şekillenmekte

''Artık topla tüfekle savaş yok, gıda savaşı var''

CANSU TEMİR AKSU / BEN HABER


Zorlu bir 2020 yılını geride bırakıp, 2021’e umut dolu girsek de; bu yılda hiç şüphesiz ki, pandeminin sağlığımız dışında ekonomimize ve gıdaya yönelik zararları oldukça derin oldu.
Ülkelerin sınırlarını kapatması, ithalatın çoğu üründe durma noktasına gelmesi ve devam eden virüs salgını, 2021’e yönelik de endişeleri beraberinde getirdi.

Tarım ve gıdanın bu denli önem kazandığı 21. yüzyılda; Tarım ve Gıda influencer'ı, Ziraat Mühendisi Bilge Keykubat da gelinen noktayı şu sözlerle özetliyor:
“Tarım ve gıda ürünlerinin günümüzün yeni savaş araçları olduğuna dikkat çekerek, “Dünya artık, ticaret savaşları ve gıda savaşları ile yönetiliyor. Artık topla tüfekle savaş yok. Gıda savaşları var, ticaret savaşları var, tarım savaşları var. Tarımı ve gıdayı kullanarak dünya devi ülkeleri dize getirebilirsiniz” 
İşte o röportaj:

“ARTIK TOPLA TÜFEKLE SAVAŞ YOK, GIDA SAVAŞI VAR”
Pandemi sürecinde gıda güvenliği ülkeler açısından çok önemli hale geldi ve ülkeler arasında ‘Gıda milliyetçiliği’ kavramı yükseliyor. Tohum savaşları artıyor, bu konu hakkında sizin görüşleriniz nedir?
Dünya artık, ticaret savaşları ve gıda savaşları ile yönetiliyor. Artık topla tüfekle savaş yok. Gıda savaşları var, ticaret savaşları var, tarım savaşları var. Tarımı ve gıdayı kullanarak dünya devi ülkeleri dize getirebilirsiniz. Bu artık çok kolay... Artık dünyada her şey; tarım ve gıda üzerinden dönüyor. Çünkü açlık insanı dize getiriyor. Tişört almadan durursunuz, arabayı değiştirmeden durabiliyorsunuz ama gıda olmadan duramıyorsunuz. Herkes bunun farkında. Anadolu da dünyanın en verimli toprakları ve bunu zaten herkes biliyor, bu yüzden de herkesin gözü Anadolu’nun üstünde. Bence Anadolu, dünyanın en önemli tarım alanı. Biz istedikten sonra Anadolu’da her şeyi başarabiliriz; çünkü bu topraklar çok verimli. Yeter ki onu düzgün işleyelim ve el ele doğru politikalar yapalım. Burada da önemli olan toprağın altını önemsediğimiz kadar, üstünü de önemsemek. Bizim burada üçüncül bir politikaya yani; toprağın altı ile üstünü dengeli bir şekilde birlikte yönetebilmeye  ihtiyacımız var. İkisini birlikte götürmek oldukça önemli. Artık günümüzde sağlıklı ve iyi gıda önemini iyice arttırdı. Çünkü bizim için, sağlıklı yaşam, iyi yaşam ve bunların felsefeleri de öne çıkmaya başladı. Artık ürünlerin yanında tarım felsefesine de girmemiz lazım. Ürünlerin felsefik bazda tanıtımlarının yapılması ve markalaştırılması lazım, o yüzden bunların hepsi çok çok önemli. 

“PANDEMİ; YEREL ÜRETİCİ VE YEREL ÜRÜNÜN ÖNEMİNİ ÇIKARDI”
Bu konularda şu anda gündemde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ‘Atalık tohumları’ topladığı ve ikincisini açtığı tohum merkezleri var. Büyükşehir’in tarım politikalarını nasıl değerlendirirsiniz?
Büyükşehir Belediyemizin tarım ve gıda alanında yaptığı gerçekten çok önemli çalışmalar var. Bence tarım ve gıda alanındaki bu tarz çalışmaların tüm yerel yönetimler tarafından yapılması gerekli. Ülkemizdeki tüm belediyelerin yerel ürünlere, yerel üreticilere önem vermesi gerekiyor. Yerel ürünlerimiz bizim varlığımızın devamlılığı için çok önemli. Pandemi dönemi, yerel üreticinin ve yerel ürünün önemini öne çıkardı. Küçük üreticinin önemini ortaya çıkardı. Ben inanıyorum ki yerele destek olan, yerel üreticiyi destekleyen her zaman kazanır. Takip etmeye çalıştığım kadarı ile ülkemizdeki pek çok belediyenin tarım ve gıda ile ilgili ciddi çalışmaları oluyor. Bunlar güzel şeyler ve insanların da artık bazı şeylerin farkına vardığını gösteriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin tarımla ilgili, lansmanını yaptığı çalışmalar, çok güzel çalışmalar. Bu çalışmaların sürekli olmasını diliyorum.

“BİZ HALA DAHA ‘BU, BİZİM DE BAŞIMIZA GELİR’ DİYEMEDİK”

Küresel iklim değişikliğine bağlı bizim de yaşadığımız kuraklık çok endişelendirdi bizi. Son yağışlar ile bir nebze olsun barajlarımız doldu fakat ilerisi için hala sıkıntılar olabileceğini söylüyor uzmanlar. Sizce de önümüzdeki dönemde su savaşları çıkacak mı?

Bütün dünyanın gözü, neden Anadolu’nun üzerinde önce bunu düşünmek lazım... Dünya tarihine baktığımız ve nedenlerini incelediğimiz zaman savaşlar, ya su yüzünden, ya gıda ve toprak yüzünden ya da enerji yüzünden çıkmış. Biz Anadolu’da bunların hepsine sahibiz. Nehirler, yer altı kaynakları, göller ve barajlar bakımından da baktığımızda ülkemiz aslında su bakımından zengin bir ülke. Önemli olan bundan sonra bizim suyumuzu iyi kullanabilmemiz. Ciddi derecede bir iklim değişikliği var ve bunu bütün bilim insanları kabul ediyor, bizim de kabul etmemiz lazım. Öncelikle bizim kendimizi bilip bunu kabul etmemiz lazım ki, önlemleri alalım. Kabul etmediğimiz zaman önlem de alamayız. İşte bu aşmada da özellikle tarımda kullanılan vahşi sulama, hem ülkemiz için hem dünya için büyük sıkıntı. Vahşi sulama nedir? Tarlaya suyu salıyorlar, baştan aşağı hunharca sulanıyor. Dünyada toprak altı barajları inşa edilmeye başlandı. Bu çok önemli... Ülkemizde de bunun gibi çalışmalar var, güzel girişimler var. Sulama kanallarının üstünün kapalı olması lazım, buharlaşmayı engellemek için bu tip çalışmalar çok çok önemli. Üreticinin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Bizim tabii ki evlerdeki su israfını engellememiz de gerekiyor ama bizim ülkemizde asıl su israfının nedeni tarımsal su israfı. Artık damla sulamadaki su kaybını azaltmak için bile çok ciddi çalışmaların yapıldığını ve  toprak altı damla sulama sistemlerinin uygulanmaya başladığını söyleyecek olursak  alacağımız çok yol var. 

Bilinçlendirmeye yönelik çalışmalar var ama daha da yapılması gerekli. Biz hala daha ‘Bu, bizim de başımıza gelir’ diyemedik. ‘Susuzluk sorunu, bizim başımıza gelir’ dediğimiz zaman, anlayacağız.
Bir Kızılderili Atasözü vardır; ‘“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak." Bizim bunu öncesinde çözümlememiz lazım, sonraya bırakırsak olmaz. 

Susuzluğu ve iklimsel değişimleri de göz önünde bulundurduğumuzda ürün deseninin de iyi belirlenmesi gerekli olduğunu düşünüyorum. Bölgenin su yapısına göre, hastalık zararlı durumuna göre, iklimsel verilerine göre ürün deseninin belirlenmesi lazım. 

Ben; tarım ve gıdanın devletler üstü olduğuna inanıyorum. Çünkü kimseyi aç bırakamazsınız. Çünkü milyarlarca insanın aç kalması tüm dünyayı ilgilendiren evrensel bir sorundur.  İnsanları aç bırakmak da aslında bir savaş aracıdır, tehdittir. O yüzden devletler üstü olması ve ortak politikaların yürütülmesi gereklidir. Dünyadaki açlığın önüne geçilebilmesi, adil ve güvenilir gıdanın, daha doğru dağıtılabilmesi için ortak politikalar lazım. Bunlar; siyaset üstü olması ve dünya geneline yayılması gerekli. Bu bence birilerine emanet edilemeyecek kadar önemli bir nokta... 

“BİZİM MARKALAŞMAYA İHTİYACIMIZ VAR”

Son olarak eklemek istedikleriniz neler?
Aslında bizim artık tarım ve gıda için; hiçbir hiçbir şekilde bahaneler üretmemiz lazım. Bizim topraklarımız çok verimli. Bizim mamul ürünler geliştirmemiz lazım. Bizim ikincil, üçüncül ürünler geliştirmemiz lazım. Markalı ürünlere ihtiyacımız var dünya çapında. Ama bu markalı ürün, 500 kiloluk çuvalla sattığınız ürün değil, yüzer gramlık markalı poşetlerde sattığımız ürünler olmalı. Bizim markalaşmaya ihtiyacımız var. Dünya çapında kaç tane markalı gıda ve tarım ürünümüz var dediğimiz zaman, belli sayıyı geçemiyoruz. Bizim artık oyunu kuralına göre oynamamız şart. Tarımda dijitalleşmemiz, markalaşmamız, tarım ve gıda ürünlerinde hikayelerimizi iyi yaratmamız ve tarım-gıda felsefesi belirleyip onun üzerinden yürümemiz ve bunları insanlara aktarabilmemiz gerekli. Sosyal medyayı çok iyi kullanabilmemiz çok önemli. Her firmanın kendi bünyesinde sosyal medya uzmanı barındırması çok önemli. Bana Kanada’dan, Avusturalya’dan, Japonya’dan insanlar ulaşıyor. Neden, nasıl? Sosyal medya sayesinde sosyal medya üzerinden... Ben sosyal medya üzerinden kendi markalaşmamı sağlarken, bizim firmalarımız bunu niye yapamasın? Kendilerini çok iyi tanıtabilmeleri ve reklamlarını çok iyi yapabilmesi gerekiyor çünkü sonuçta bu bir algı yönetimi.

“BİZİM TARIMDA DİJİTALLEŞMEMİZ LAZIM”

Bu konuda anlattıklarınız çok güzel ve ilham verici. Ancak neden bir türlü bunu yapamıyoruz?
Çünkü gençlerimiz kaçıyor. Gençlerin tarım ve gıdaya eğilmesi lazım. Tarımı geliştirmek için; Ziraat mühendisi, gıda mühendisi, bilgisayar mühendisi hatta doktor bile birlikte çalışmalı. Ne kadar geniş bir kitleyle birlikte hareket edilirse o kadar iyi büyüyeceğine inanıyorum. Bizim ‘Tarımda dijitalleşmemiz lazım’ diyoruz. Bunu da gençlerle sağlayabiliriz. O yüzden gençlerin el atması önemli.
Bununla ilgili bir örnek vereyim; Çin’de bir çalışma yapılmış. Türkiye’de olduğu gibi bütün dünyada gençler tarımdan kaçıyor. Çin’de bunu nasıl çözebiliriz demişler ve başlamışlar düşünmeye. 3 yıl araştırma yapıyorlar ve 3 yılın sonunda şöyle bir şey geliştiriyorlar: Çiftçi olan, eğitim de almış, biraz da sosyal medyayı iyi kullanabilen gençler buluyorlar. Ve bu gençlere destek oluyorlar ve devlet eliyle sosyal medya fenomeni haline getiriyorlar. Bu gençler gerçek hayatlarını sosyal medyada paylaşıyorlar. Sonrasında; tarım ve gıda sektörünün dev firmaları bu gençlere sponsor oluyor. Bu gençler hem ürettiklerini satarak hem de sponsorluklar aracılığı ile para kazanıyorlar. Bu arada da üretmeye de devam ediyorlar. Bu çalışma 3-4 yıldır yapılıyor ve bu çalışmanın başladığı gün ile şu gün arasında gençlerin tarımdan kaçışında kendini gösterir oranda düşmeler yaşandığı belirtiliyor. Bu gençlerin bir özelliği de son zamanlarda çok popüler olan kendi koşullarındaki deneyimlerini gerçek yanları ile paylaşmaları. Sosyal medyada bence gerçek paylaşımlar çok önemli.

Ben; gelecek tarım ve gıdada diyerek bitirmek istiyorum. #gelecektarımda 

Güncelleme Tarihi: 10 Mart 2021, 18:13
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER