Erol Yaraş sordu, Aziz Kocaoğlu yanıtladı: Niye gitmeyeyim, ben vatan haini miyim...

Yerel seçimlerin üzerinden yaklaşık 2,5 yıl geçmesine rağmen, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni eleştirmeyen ve bu konuyla ilgili sorulara cevap vermekten kaçınan Aziz Kocaoğlu ile samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

Gayet yapıcı ve uyarıcı geçen sohbette Kocaoğlu, “Bütün eleştirilerimi yapıcı üslupla yaptım, sakın bu söylediklerimden kimse üstüne alınmasın” dedi. İzmir'i çok sevdiğini, bütün eleştirilerini ileriye dönük, yapıcı olması için söylediğini belirten Kocaoğlu, üslubuyla yine zarafetini ortaya koydu.

E.Y: İzmir kokuyor diye yazı yazdım, geçen gün de sizin “Emekler boşa gitmesin” diye söyleminiz oldu. Neden böyle bir açıklama yaptınız?

A.K.: Bizim zamanımızda Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleriyle birlikte, bütün körfezin her noktasının belirlenmesi, akıntının ölçülmesi tamamen proje bazlı yapılan şeyledi ve 12 sene sürdü.

Uzun boylu bir masraf yok, sadece proje masrafı oldu, başka masraf yok. İyileştirme çalışmaları, temizlikler falan bunlar işletme bünyesinde rutin yapılacak işler. Bizim yaptığımız esas körfezin bilinirliliğini. 1832'de fransızlar körfezin topografyasının çıkartmışlar, ondan sonra Gediz'in yatağı 7 defa değişmiş. Bundan sonra körfezi kimse ellememiş. Büyük kanal projesinden başka bir şey yapılmamış. Biz yeniden aldık, kent raporunda sirkülasyon kanalı, bunu da Devlet Demiryollarıyla beraber yaptık.

E.Y.: 2,5 yıldır hiç konuşmadınız. İstanbul ve Ankara'ya yönelik söylemlerde bulundunuz. İlk defa İzmir'e yönelik konuştunuz, bunu neden gerek gördünüz. Körfez temizliğinde sıkıntıya doğru giden bir süreç mi var?

A.K.: Orada söylediğim şeylerde en ufak alınganlık yapacak bir şey yok. Keşke kapalı kapılar ardında arkadaşlara söyleseydim. Bunda değişen bir şey yok. Benim burada söylediğim de gayet iyi niyetle, samimiyetle şunu söylüyorum. 12 yıldır yapılmış olan emekler boşa gitmesin diye söyledim. Körfeze yapılan proje, bizim zamanımızda ihaleye çıkılmıştı. Önce ÇED projesine çıktık, sonra uygulama projesine çıktık. Uygulama projesi de bitti. Burada ufak ufak başlaması lazım. Ekipman da var.

Yalnız bu değil, mesela jeotermale karşı bir lobi oluşturuyor CHP'li arkadaşlar. Jeotermal zararlı diye çıkışlar yapıyorlar. Jeotermalin enjeksiyonunu doğru yapacaksın, sistemini doğru kuracaksın. Ne buhar çıkacak ne su. Su da yerine gidecek, dünyanın en kıymetli enerjisi, bunu kullanacaksın. Jeotermali dünya kullanıyor. Usulüne uygun olarak yap, usulüne uygun olan yerde yap. Rüzgar da aynı şekilde. Karakoç Kaplıcaları'nda jeotermalden 15 MW elektrik üretiyorsun, 1000 dönümlük serayı ısıtacak elektrik var. Tunç bunu çok iyi biliyor. O zaman ben Abdül Batur, Mehmet Ali Çalkaya'yı da Jeotermal A.Ş.'ye yönetim kurulu üyesi yaptım ki, işi öğrensinler, takip etsinler diye.

Jeotermal A.Ş.'nin Validen sonra hem yönetim kurulu, yüzde 50 ortağı ve yönetim kurulu başkanvekili olacaksın, hem de kalkacaksın Orhanlı'ya gideceksin “jeotermale karşıyım” diye şov yapacaksın. Bu ne perhiz ne lahana turşusu.

E.Y.: Rahmetli Ahmet Priştina döneminde yapılan alt yapı artık bu yükü kaldırmıyor mu?

A.K.: Kaldırmayan şey; kentin büyümesiyle beraber büyük kanal projesindeki atığın artması. Belli yerlerde Üçkuyularla-Gümrük pompası arasında bir sıkışıklık var. Oraya hat yapılması ihtiyacı doğdu. Bir de esas yapmamız gereken ve ihaleye çıktığımız Çiğli'deki büyük arıtma üç faz. Üç tane ayrı arıtma var, biz dördüncüsünün projesini yaptık ve dördüncüsünün ihalesine çıkmıştık. Sonra müteahhit vazgeçti. Onun devam etmesi gerekli.

E.Y.: Koku nereden kaynaklanıyor başkanım?

A.K.: Kokuyu ben de hissettim, ama kokunun körfezden kaynaklandığını sanmıyorum. Sıcak havalarda kanalizasyon bacalarından da koku çıkabilir. Bence büyük ihtimalle öyle. Ancak Çiğli'de Atatürk OSB'de bir fabrika var. O fabrika koku yapan bir ürün getiriyor, onu işliyor, paketliyor. Bizim zamanımızda da koktu gittik. Çiğli arıtma kokmuyor. Ben kendi başımdan geçeni söylüyorum. O dönemde Hilmi Uğurtaş da bizi doğruladı, hatta beyanat da verdi; “Şu fabrikadan kokuyor diye. O kadar uyardık halen devam ediyor” diye açıklama yapmıştı.

Arkadaşlarım çalışıyorlar, onları eleştirmiyorum ama konuları vatandaşın anlayacağı şekilde ve düzgün bir şekilde anlatma konusunda problem var. Mesela deprem konusunda yazdığım konu. Ayrı bir açıklama yaptım. AKP'li milletvekili geliyor, CHP'li depremi beceremedi falan. Yahu kim becerecek?

E.Y.: 12 yıllık projenin devamının getirilmemesi mi sizi huzursuz etti?

A.K.: Hayır şöyle, proje bitti, Tunç Başkan'ın “Biz körfezde proje uygulamayacağız, körfez kendi kendini temizleyecek” diye bir açıklaması var. Ben ona karşı söyledim; “Bu böyle olmaz, projenin uygulanması gerekli, 12 sene emek verdik” dedim. Onu zikretmedim ama anlayan anladı.

E.Y.: Başka sıkıntılı gördüğünüz konular var mı?

A.K.: Planlara karşı çıkmamak. Karşıyaka Stadı yeri yanlış, 80 dönüm yer ayırdık. 16 sene önce Gençlik Spor Genel Müdürlüğü'ne tahsis edildi. 3-5 kişi sahile yapılsın diye tutturuyor, başkan da onlara kulak veriyor. Avrupa'da merkezdeki bütün stadların çevresi işyeri oldu, oralarda binalar yükselmedi. Bizde binalar yükseldi. Köşkler yıkıldı, yalılar yıkıldı, üç katlı binalar yıkıldı, gökdelenler, apatmanlar yapıldı.

Nüfus yoğunluğu arttı. Nüfus yoğunluğu cumartesi, pazar günü yaşanıyor, maç da cumartesi günü yapılıyor. Onun için şehir dışı dediğimiz bizim Örnekköy. Örnekköy'e gidecek. Göztepe Stadı'nın yerine de üniversitenin oradaki karayolları şantiyesine gidecek. Sonra Karşıyaka'da 10-15 bin kişilik stada ihtiyaç yok. 30 bin kişiyi alacak bir stad yapacaksın. 10-15 bin kişilik stad şimdi bizde istemediğin kadar var. Bornova var, Göztepe var, Alsancak yapılıyor. Bir daha aynısını Karşıyaka'ya yapmaya gerek yok. Karşıyaka'ya da 30 bin kişilik stad yap. Kentin büyük bir stadı olsun. Milli maçları, UEFA kupalarını İzmir'e getirecek vizyoner bir stad olsun.

E.Y.: Tunç Başkan sizi davet edip, yalnız bir sohbetiniz oldu mu? Sizi hiç davet etti mi?

A.K.: Hayır olmadı. Dün mesela içeride yemek yiyorlarmış ben de dışarıdaydım, lütfettiler beni de çağırdılar. Orada da aynı şeyi söyledim.

E.Y.: Davet olsa belediyeye gidip, sohbet eder misiniz? Tunç başkanla fikirlerinizi paylaşır mısınız?

A.K.: Niye gitmeyeyim ben vatan haini miyim? Ben Cumhuriyet Halk Partiliyim kardeşim. Herkesin partililiğini tartışırım, kendi partililiğimi tartışmam. Ben partinin içinde doğdum. Genel seçimde ve yerel seçimde verdiğim destek belli. Köy köy gezdik oy toplamak için.

E.Y: İzmir'deki trafik sıkışıklığı şikayetlere neden oluyor. Bunun nedeni olarak ne söyleyebilirsiniz?

A.K.: İki tane nedeni var. Birinci neden, trafik polisi çalışmıyor. İkincisi de pandemiden dolayı vatandaşlar özel araba kullanmaya başladı. Pandemiden önce trafik mükemmeldi. Şair Eşref'te bir şerit park ettirirsen, hem tramvay hem araba kullanırsan trafik sıkışır. Oraya trafik polisi park ettirmeyecek. Eski emniyet müdürü Celal Uzunkaya'yı zamanında ben eleştirdim “Başkan bizi eleştirmişsin” dedi. Doğru söylüyorum kardeşim. Ben Urla'dan geliyorum, Vali ile beraber gelirsem, Vali'nin çıktığı saate denk gelirsem hemen geliyorum. Vali geçiyor ondan sonra trafik polisi dağılıyor. Trafik polisinin sokağa çıkması lazım.

Aziz Başkan'la bir konuda mutabık kaldık. En kısa sürede tekrar biraraya gelerek, özellikle başta körfez olmak üzere, birçok konuyu daha detaylı konuşacağız.

YORUM EKLE