Doğa intikamını alıyor!

BEN HABER -

Marmara Denizi, "deniz salyası" olarak adlandırılan müsilaja karşı yaşam mücadelesi veriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, "3 yıl içinde gerekli alt yapıyı hazırlayarak ‘müsilaj’ kabusundan kurtulacağımızı ifade ederken, bilim insanları ise 7 yıllık bir süre zarfında tamamen Marmara’nın kurtulabileceği görüşünde.

Konuya ilişkin değerlendirme yapan ve dikkatlerden kaçan asıl önemli noktaların altını çizen Ben TV Genel Yayın Yönetmeni Erol Yaraş; Marmara’da yaşanan bu çevre felaketine ilişkin İzmir Körfezi’nden örnek vererek, “40 yılda 1 milyar dolar harcayarak temizleyemediğimiz İzmir Körfezi’ni, 20 milyon nüfusun yaşadığı ve foseptik çukuru gibi görünen bir yeri, Bakan’ın deyimiyle 3 yıl; bilim insanlarının deyimiyle 7 yılda temizlememiz mümkün değil. Bir kere her şeyden evvel Türkiye bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. Artık Marmara Denizi bu gidişle, ‘Ölü Deniz’ haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

“DERYA, PİSLİK TUTTU”

“Türkiye, birçok konuda ders almasını bilmeyen bir ülke olduğu için, bu deniz kirliliğinde de maalesef ders almayan bir ispatını Marmara’da görüyoruz” diyen Yaraş; “Ama Marmara’yı konuşmadan önce İzmir Körfezi’ni konuşmak lazım. İzmir Körfezi 1960 yılında; o zamanki belediye başkanı rahmetli Osman Kibar’ın bütün İzmir’in foseptiğini bir meclis kararı ile Körfez’e bağlamasıyla, İzmir Körfezi’nin kirlenme süreci başlamış oldu. Hatta onunla da ilgili de bir cümlesi vardır rahmetli Osman Kibar’ın. Kendisiyle 80’li yılların başında röportaj yapıp, bu kararı nasıl aldıklarını sormuştum. Aynen şu cümleyi söyledi: Oğlum, mecliste biri kalktı dedi ki ‘Başkan, derya pislik tutmaz, biz bunları oraya bağlayalım’. Ama ne yazık ki derya pislik tuttu” dedi.

“40 YILDIR EMEK VERDİĞİMİZ İZMİR KÖRFEZİ TEMİZLENEMEMİŞTİR”

1960 yılındaki kararın ardından 2000 yılında devreye giren Büyük Kanal Projesi ile tüm atık sular arıtma tesislerinde arıtılarak Körfez’e deşarj edilmeye başlanmasına rağmen; ‘Yüzülebilir Körfez’e ne kadar yaklaştığımıza ilişkin de sorumuzu yanıtlayan Yaraş; “1960 yılında Körfez’e bu kanalizasyonlar bağlandı ve yaklaşık biz 40 yıldır bu körfezi temizlemek ile uğraşıyoruz. Harcadığımız para da yaklaşık 1 milyar doları buldu ve hala İzmir Körfezi’ni gözünüzün önüne getirin; iç körfez, orta körfez, dış körfez diye 3’e bölünür. Hala yüzülebilir bir körfez elde edemedik. Bütün belediye başkanlarının hedefi körfezi, yüzülebilir bir körfeze dönüştürmektir. Hala bu denizden çıkan balıkların yenip yenmeyeceği tartışılmaktadır. Yaklaşık 1 milyar dolar harcayıp, 40 yıldır emek verdiğimiz İzmir Körfezi temizlenememiştir” şeklinde konuştu.

“Şimdi İzmir Körfezi’nin boyutlarını Marmara Denizi ile ölçerek, ne boyutta bir çevre felaketi ile karşı karşıyayız tüm Türkiye buradan bir mukayese çıkarabilir” diyerek sözlerini sürdüren Yaraş; “Biz 40 yılda 1 milyar dolara temizleyemediğimiz İzmir Körfezi’ni; 20 milyon nüfusun yaşadığı ve foseptik çukuru gibi görünen Marmara’yı; Bakan’ın deyimiyle 3 yıl; bilim insanlarının deyimiyle 7 yılda temizlememiz mümkün değil. Bir kere her şeyden evvel Türkiye bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. Artık Marmara Denizi bu gidişle, ‘Ölü Deniz’ haline gelmiştir” şeklinde konuştu.

“3 YILDA MARMARA‘NIN TEMİZLENMESİ MÜMKÜN DEĞİL”

İzmir Körfezi’nin ‘nasıl kirlendiği ’ne ilişkin de önemli hususların altını çizen Yaraş; “Birincisi; foseptiklerin hepsini İzmir Körfezi’ne bağladık. Doğal bir eğim var körfeze doğru, bütün evsel atıklar İzmir Körfezi’ne boşaldı. Artı; sanayinin gelişmesiyle birlikte 60’lı yıllardan sonra büyün İzmir Körfezi’ne gelen dereler de sanayi atıklarını getirdi ve İzmir Körfezi aynı Marmara’ya benzer bir şekilde kirletildi. Şimdi Marmara’da, İzmir Körfezi’nin yaşadığı sıkıntıların daha fazlasını yaşıyor. Neden? İzmir Körfezi kirlenmeye başladığında, nüfusu 800 binlerdeydi, bugün elbette 4 milyona geldi ama kirlenmeye başladığında 750-800 bin civarındaydı nüfusu. Bugün Marmara Denizi kirleten nüfus yaklaşık 25 milyon. Şimdi baktığımız zaman burada ne bilim adamları dürüst konuşuyor, ne de Sayın Bakan’a doğru bilgi vermişler. 3 yılda Marmara’nın temizlenmesi mümkün değil. Marmara Denizi’nden çıkan balıkların yenip yenmeyeceği tartışılacak ki balık kalırsa tabii. Çok eski Türk filmlerinde bile vardır, Tarık Akan zıpkınla Marmara’da kılıç balığı avlıyordu. Onun gibi onlarca balık türünü biz Marmara’da yok etti. Marmara’nın lüferi de sargandı da tarih olmak üzere ve oldu da bu kirlilikle birlikte” dedi.

PEKİ NE YAPILMASI LAZIM?

Yaşanan bu çevre felaketine ilişkin çözüm önerilerini de aktaran Yaraş; “Önce bu eyyamcı söylemlerden vaz geçip, işin boyutunu küçük göstermekten vazgeçip, bütün bilim insanları ve Bakan’ın düzgün ve net konuşması lazım. Hamasi söylemlerden vazgeçmesi lazım. ‘3 yılda bu iş biter’ demek; ‘bu işi çok hafife alıyoruz’ demek. Bu iş 5 yılda, 6 yılda biter diyen bilim insanları bu işi çok hafife alıyor demektir. Bu kirlilik, öyle 5-6 yılda bitecek bir kirlilik değil. Toptan ve devlet politikası haline getirilmesi lazımdır, çok ağır cezalar uygulanması lazımdır. 20 yıldır, bütün Marmara Denizi’nin etrafındaki belediyeler, ki bu son 20 yılın olayı da değildir ama 2007 yılından beri uyarılmıştır bu konuda iktidar. Ama yalnız AK Parti burayı kirletmedi. Bütün belediyeler, Marmara’yı kirlettiler. Belli bir oranda arıtılmış ve denizin belli bir süre sonra kaldıramayacağı ölçülerdeki atık sularını derin şarjlarla Marmara Denizi’ne vermişlerdir. Marmara Denizi bugün herkes biliyor ki; akıntıların bol olduğu bir denizdir. Nereden? Karadeniz’den, Marmara’ya, Çanakkale’den Ege’ye; Ege’den Marmara’ya, Marmara’dan Karadeniz’e olan akıntılar vardır. Elbette bu kirlilik bir göz gibi görünse de Marmara’da kalmayacak, Karadeniz’i de Ege’yi de kirletecek” ifadelerini kullandı.

“BU OLAY ULUSLARARASI BOYUTA TAŞINABİLİR”

Öte yandan, bu çevre felaketinin uluslararası bir noktaya taşınmasından duyduğu endişeyi de dile getiren Yaraş; “Yakında bu olay uluslararası bir boyuta da taşınabilir. Çünkü Karadeniz’i kirlettiğiniz zaman Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler Türkiye’den şikâyetçi olacak; Ege’yi kirlettiğiniz zaman Ege’ye kıyısı olanlar şikayetçi olacak ve Türkiye bu Marmara’dan çıkan kirlilikten dolayı yakında uluslararası bir kirlilik ile de karşı karşıya kalabilir. Bu olay o kadar basit değil. Bir yok olmayla karşı karşıyadır. Eğer buraya çok ciddi ve acil tedbirler alınmalı. Bugün elbette Türkiye’de ekonomi sorunu var, işsizlik var pandemi var ama bu yaşadığımız, en az kovid kadar, işsizlik kadar çok büyük bir tehlikedir. Ne yazık ki bu konuda Sayın Bakan tam bilgilendirmemiştir, ama bilim adamları Türk toplumunu aynı İzmir Körfezi’nde olduğu gibi doğru bilgilendirmiyorlar, doğru analiz yapmıyorlar, doğru konuşmuyorlar. Doğrular bunlar değildir, gelsinler İzmir Körfezi’ni görsünler” dedi.

“ŞAHSİ MENFAATLER BİR KENARA BIRAKILMALIDIR”

Aynı bilim insanlarının, ‘deniz patlıcanı’nın avlanmasına onay veren bilim adamları olduğuna da dikkat çeken Yaraş; “Bugün en önemli komşumuz Yunanistan bile bu canlıların avlanmasına yasak koymuştur. Çünkü denizleri temizleyen tek canlı deniz patlıcanıdır. Doğa bu canlıya bu görevi vermiştir ve biz bu canlıyı katliam halinde yok ediyoruz ve bu katliama onay verenler bu bilim adamlarıdır. Onun için herkesin, şapkasını önüne koyarak çok iyi düşünmesi lazımdır. Şahsi menfaatlerini bir kenara bırakarak herkes bu kirliliğin üzerine eğilmek zorundadır. Bakın bugün Marmara Denizi’nde 13-15 yıl öncesinde sinyaller verildi, aynı katliam bugün de devam ederse aynı kirlilikten, müsilajın sebepleri farklı şekillerde olacak. Ege’de balık çiftlikleri yüzünden olacak, deniz patlıcanı katliamları sonrası olacak. 5-10 ya da 15 sene sonra Çeşme’de denize giremeyeceğiz, mavi bayraklarımız elden gidecek; bütün deniz turizmimiz elden gidecek” şeklinde konuştu.

BUNUN BİR EKONOMİK YAPTIRIMI OLUR MU?

“Bunun elbette bir ekonomik yaptırımı olacak” diyerek sözlerini sürdüren Yaraş;” Bugün deniz patlıcanından 10-20 milyon gibi bir ihracat girdisi elde eden Türkiye, nasıl İzmir Körfezi’ni 1 milyar dolara temizleyemediyse, Çeşme Denizi’ni de Bodrum, Seferihisar, Didim denizlerini de milyar dolarlar versek de temizleyemeyeceğiz. Bu konu; 3 yıl 5 yıl lafları edilerek, ucuzlatılmamalı. Şu anda Marmara’da Yalova, Erdek gibi yerlerde turizm diye bir şey kalmadı. Oradaki yazlık evlerin yüzde 50 bile alıcı bulmadığı konuşuluyor. Kimsenin orada tatile gitmeyi düşünmediği noktasında bir durum var. Orası turizmde darbeyi yedi, balıkçılar darbeyi yedi. Tekneler yerinden kımıldayamıyor. Olayın boyutları çok farklı yerlerde.” dedi.

Öte yandan; Ordu'nun Fatsa ilçesinde, Karadeniz'de önceki gün küçük çaplı alanda deniz salyası görülürken; bu sabah yayınlanan görüntülerde de, deniz salyasının Çanakkale'den Ege Denizi'ne doğru akması büyük telaş yarattı.

İşte o görüntüler: 


YORUM EKLE