Denizlerimizde yeni tehlike: Deniz Bitleri

Karada yaşadığımız bit tehlikesi bitti sıra denizlerimize mi geldi derseniz evet, deniz bitleri çok can yakıyor.

Çeşme, Foça, Aliağa’daki deniz kirliliği herkesin malumu...

Şimdi Türkiye’nin en büyük deniz turizm merkezleri olan Kaş, Kalkan, Fethiye, Marmaris denizleri de kirlilikten pay almaya başladılar.

Buradaki kirlilik deniz biti olarak karşımıza çıkıyor. 

Gözle görmek mümkün değil. Suyu pırıl pırıl görüyorsunuz fakat yüzmeye başladığınızda can yakıcı ısırıklardan sonra acıyla sudan çıkmak zorunda kalıyorsunuz.

Vücudunuza dikenler batıyormuş gibi hissedip bir müddet sonra kızarıklıklar başlıyor ve iltihaplanmaya kadar gidiyor.

Bu canlıların mavi yolculuğun en yoğun olarak yapıldığı ve Türk turizmine milyonlarca dolar kazandıran bölgelerde nasıl oluştuğuna gelirsek bunun altında yoğun tekne trafiği ve denetimsizlik yatıyor. 

Özellikle Ukrayna-Rusya savaşından sonra Türk kıyılarına akın eden Rus zenginlerin yatları başta olmak üzere birçok yabancı, yerli bayraklı yatlar sularımızı kirletiyor.

Bu kirliliğin ana sebebi, marinalarda yer olmadığından onlarca teknenin yaz kış koylarda demirli olarak beklemesi. Minimum 5 ile 20 mürettebatın yaşadığı bu tekneler tüm atıklarını sintine yolu ile denize boşaltmaktadırlar.

Bunun yanı sıra yazın bu kıyılara dünyanın ve Türkiye’nin her bölgesinden binlerce tekne gelmektedir. Bunların da atıklarını düşünürseniz deniz bitlerinin nasıl çoğaldığını anlarsınız...

Bugünlerde birçok mecrada İş Bankası ve ODTÜ işbirliğine dair haberler var. Bu çalışmayla İş Bankası tarafından sunulan imkânla “Deniz Kaşifi” adlı glider cihazı ile denizlerimizde ölçüm yapılarak bilim insanlarına veri sağlanacakmış.

Güzel bir ortaklık.

Fakat bundan önce şu anda denizlerimizi yok eden birçok sorun bilinmekte ama hiçbir bilim insanı bunları doğru dürüst dile getirmemektedir.

Denizlerin bir numaralı temizleyicisi deniz patlıcanlarının katliam boyutunda toplanması,

Nerdeyse güzelim kıyılara yapışık veya koyların tam ortasındaki balık çiftliklerine göz yumulması,

Özel ve kiralık yatların tam denetlenmemesi, 

Deniz çayırlarının başta troller olmak üzere bilinçsizce yok edilmesi.

Bu örnekleri daha da çoğaltabilirim.

Bunlar kabak gibi ortada durup biliniyorken “Deniz Kâşifi” başka neler keşfedecek merak ediyorum.

Denizci bir arkadaşım “yazın en az üç ay cennet koylarımızı gezerim, bir defa bile atık su kontrolü yapıldığını görmedim“ diyerek denetimlerin neredeyse sıfıra yakın olduğunu söyledi.

Bu yaz özellikle deniz bitinden dolayı güney kıyılarımızın yat turizminden yana mağdur olmasını istemiyorsak, işe başta aylardır, koylarda demirli olan teknelerin denetimi ile başlayabiliriz.

Özellikle yazın sahil güvenliğin kaçak göçmenler konusundaki titiz çalışmayı, deniz taşıtları denetiminde de göstermesi şarttır.

Eğer bu sorunlara kısa sürede acil tedbirler alınmazsa, başta güney kıyılarımız olmak üzere cennet ülkemizin sahillerinde tatil yapmak hayal olur. 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mustafa Mısırlıoğlu
Mustafa Mısırlıoğlu - 2 ay Önce

Erol bey yazınızı okudum. sadece denizlerimizi değil tüm yurdumuzun göl-akarsu-doğa -orman kirletilmesine son derece karşıyım. Buda ancak yerel yönetim Devlet eli ve kontrolü ile olur. Denizlerimize onlarca yıldır kontrolsüz olarak akan kimyasal ve nevi atık sular ile nedense devlet uğraşmaz /uğraşamaz ama (büyük gemiler hariç) gezi ve özel tekneler ile uğraşılıyor. Mega yatını bir koya demirleyip aylarca kalanlar ile mütevazı bir yelkenlisi ile denizde emekliliğini yaşayan hobisi olanlara karşı bir haksızlık söz konusu oluyor. Sizin özel yaşamınızı bilmiyorum, ama lütfen genelleme yaparak deniz doğa tutkunu bizleri hedef göstermeyiniz. Bu yaz 5 kez SG denetimine tabi oldum bundanda memnunum. amaç denizleri korumak ise karadan gelen ana sebep olan kirliliğe dikkat çekmenizide rica ederim. saygılarımla