Delilik

Akıl, kurduğumuz hapishanenin adı. Kaçış, delilik... Ama kelepçelerimiz çok sağlam. Delilik, saklanmanın en büyük kılıfı, en güvenli yer...

Delilik, ne yaptığını bilememe halidir. Bir çıldırış, normalden sapma, anomaliye kayma, kural tanımama, sonsuz cesaret, alabildiğine saçmalama ve hezeyan. Terkediliş, terk ediş. Garipsenme. Bilinememe, bilememe gibi sayısının çoğaltılması mümkün olan olguları ilk anda çağrıştıran muazzam bir fenomen...

"Delilik, normalde anladığımız gibi bir hastalık değil, insanın varoluş problemini çözme teşebbüsüdür." İnsan, bazen düşünüyor, milyonlarca insan kendini dar kalıplar içine kapatmışken ve dünya, onlar için sıkıntıdan başka bir anlam taşımazken; gerçekte kim akıllı, kim deli?

Delilik, bir eksiklik değildir. Sadece dünya algıları çoğunluktan farklıdır. Çoğunluğa uymayan, her şeyde olduğu gibi deliler de yaftalanmıştır maalesef. Oysa insanoğlu, birgün varolmadığını öğrenip, delilere haksızlık ettiğini anlayacaktır...

Dışarıdan bakıldığında, övünülesi bir duruştur. Deliren birey içinse, bir kutunun içinde hayatını geçirmektir. Tüm perdeler iner, algı dünyasıyla gerçek dünya farklılaşır. Bu dünya, şuh kahkahalar ve endişe nöbetlerinin dünyasıdır. Zaten, dış gerçeklikle insan arasındaki bağ yeterince gevşekken bir de bu meret çıkıverir. Dış gerçekten koparıverir bu insancıkları...

"Gerçek mi gerçek, yoksa algılar mı gerçek?" sorusunun suratına inen sille gibi cevabıdır. İnsanın içini dışına çıkartır. Patlak plastik top gibi tersini çevirip kafasına takar, döner durur dünya... İlaçlarla tutunmaya çalışmalı diğer insanlara. Böyle derler! Ama anlaşılmalıdır ki; deliler ayrı bir toplumdur, anlaşılması gerekmeyen ayrı boyutun canlılarıdır.

Sonuçta delilik, Diyojen gibi gün boyu bir fıçının içinde keyif yapmaktır. Hayatın zevklerini yaşamak, zaman kavramının bize dayattığı aceleciliği göz ardı etmek, metaya gereğinden fazla önem vermemektir. Biz kendi küçük dünyamızı, dünyaya hakim ederek, hayatımızı ev-iş arası ve bu iki gelgitin arasına sıkıştırdık. Toplumun kimi zaman sosyal hayat olarak bize dayattığı totaliter düzeni, kimi zaman da özel hayat diye lanse edilen yalnızlığı, ruhumuza ve bedenimize çerçeve olarak çizdik.

Bırakın her şeyi, gelin arada sırada hep birlikte delirelim! 
Binlerce yıldır akıllıyız da ne oldu? 
Neler yaptık? 
İnsanlığımız, medeniyetimiz, doğa ve bu gezegen için? Bir düşünün...

YORUM EKLE