Bu kadar da olmaz...

Tam da bu kadar da olmaz, olamaz dediğiniz olmuştur… Bazen insanoğlu kendi imajını kendi kendisi yıkıp yok edebiliyor. En komik olan kısmı da bunu en iyiyi, en doğruyu yapıyorum derken beceriyor… Çünkü doğamız gereği çok da mükemmel olmayı beceremiyoruz. Zaten çok da gerekli değil esasen. Her şey olduğu şekli ile olabildiği kadarıyla mükemmel. Biz kendimizi mükemmel gibi göstermeye çalıştığımızda işin büyüsü bozuluyor. O noktada iyi de olmaktan uzaklaşıyoruz. Bizi biz yapan ne kadar iyi kötü kusurlu güzel neşeli öfkeli ne varsa alt üst ediyoruz. İnsan olmaktan uzaklaşıyor, tanrılık taslıyoruz…

Birçok firma, reklamları ile bizlere “Size en mükemmelini sunuyoruz”, “Mükemmele giden yol” gibi önerilerle satış yapmaya çalışır. “Mükemmeli arayanlar” için çok iyi tuzaklardır bunlar. Sahi mükemmel nedir? Bir şeyi, kimseyi mükemmel yapan nedir? Mükemmel denen kavramı kim ya da kimler ortaya çıkardı? Derken araştırıyordum ki, yine kişisel gelişim kitapları karşıma çıkmaz mı… Bir insanı bir diğer insanın önerileri mükemmel yapabilir mi? Bu işin profesyoneli olarak şahsen ben hiç deneyimlemedim. Çünkü tanıdığım herkes zaten olduğu hali ile mükemmeldi…

Bizi biz yapan bütün özelliklerimizle bu dünyada var oluyoruz. Buradaki sorun şu ki bu özelliklerle ne yapıyoruz? Kendimize ve diğer insanlara zarar mı veriyoruz yoksa bu özelliklerle insan olmak adına mı yaşıyoruz… Güçlü yönlerimizle olduğu kadar güçsüz yönlerimizle de barışabiliyor, onları önce kabul edip, savaşmadan, yermeden, yok etmeden güçlendirmeye gayret ediyor muyuz? Tabii insanoğlu kendisine nasıl davranıyorsa bir diğerine de öyle davranıyor… Kendi güçsüz yanlarımızla kavga ettiğimiz gibi, yakın ilişkide bulunduğumuz tüm insanların sevmediğimiz, anlaşamadığımız yanları ile alay edip, aşağılayıp, suçlayarak mı davranıyoruz? Bir de böyle yaptığımız da kendi sevmediğimiz yanlarımız değişiyor mu sanıyoruz? Bu durumun en masum yanı aslında. Her birimizin zaman zaman yaptıkları gibi görünüyor. En sıkıntılı olan ise, güçsüz ya da insanlara zarar veren özelliklerle yüzleşememek… Mükemmele ulaşmanın yolları işte bunu yaptırıyor zavallı insanoğluna…

Oğlunu en pahalı okullara gönderince en mükemmel insan olacağını düşünen ebeveynler, çocuklarını kuran kursuna gönderince dini bütün olacağını düşünen ebeveynler, çocuğu matematik, fen sorularının tümünü yapıp tıp fakültesini kazandı diye çocuğun hayatta da çok başarılı olacağını zanneden ebeveynler, çocuğuna en pahalı hediyeleri alarak mutlu olacağını düşünen ebeveynler, o işler öyle olmuyor. Mükemmel çocuk ya da mükemmel insan diye bir şey yoktur… İnsanoğlu insanlık yolunda kendisini sorguladığı ve bunu yaşamına aktardığı sürece olgunlaşır, hayata daha iyi tutunur. Kendisini sorgulayan insan da elbet mükemmelliğin olmadığını er geç anlar. Kendisi ile barışır, insanlarla barışır, hayatla barışır… O denli hırslı olmaz, ben yaptım diye konuşmaz, kendimi nasıl kurtarırımla değil, insanlığa ne bırakıyorumla meşgul olur… O yüzden para, makam, şöhret umurunda olmaz… Bunlarla uğraşanın da insanlıkla işi olmaz…

Darılmayın, gücenmeyin bana… Dost bilin… Belki bunları söyleyeninizin yoktur… Ya da vardır ama duymuyorsunuzdur… Vakit geçmeden kendinizle barışın… Bu fani dünyada içinde olduğunuz bedeni ruhunuzla uyumlayıp ait olduğunuz kişiye dönüşün geç kalmadan…

Kalın sağlıcakla….

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ertuğrul Nilen
Ertuğrul Nilen - 2 yıl Önce

Kendime getirdin kızım.yuregine sağlık
. Meğer yanlış bildiğimiz ne çok şeylerin olduğunu hatırlattın.kalemine, yuregine saglik.

İlknur Kaçar
İlknur Kaçar - 2 yıl Önce

çok güzel bir yazı olmuş. Kalemine sağlık.

Süleyman Kandemir
Süleyman Kandemir - 2 yıl Önce

Çok güzel bir yazı her zaman ki gibi eline emeğine sağlık

ŞÜKRÜ   baş
ŞÜKRÜ baş - 1 yıl Önce

Kendini kınayan a andolsun diyen Tanriya hamd olsun sevgiyle kalın

Mehmet Özdoğan
Mehmet Özdoğan - 1 yıl Önce

Haklısınız Esra Hanım.Kendin olmak en güzeli.Teşekkürler...