BERGEN!..

O, yıllar önce öldürüldü ama, yaşadığı süre boyunca gördüğü şiddet hâlâ devam ediyor. 

Türkiye'de, kavramsal olarak 'kadına karşı uygulanan şiddet' ve 'Bergen', birbirlerini tamamlar hâle geldiler. 

Bergen, 1989 yılında eşi tarafından sokak ortasında öldürüldüğünde, kadınların eşleri, sevgilileri tarafından öldürme pratiği henüz bugünkü gibi gün yüzüne çıkmamıştı.  

Ancak zaman içinde, medyada 'koca şiddeti' başlığı ile yer alan haberlerde, zaman zaman Bergen'e de göndermeler yapılmaya başlanmıştı.  

Zamanla, uğradığı şiddet sonucunda hayatlarını kaybeden kadınların hikâyeleri ve maruz kaldıkları vahşetin ölçüsü öyle çarpıcı boyutlara ulaştı ki, Bergen 'sembol mağdur' olmaktan uzaklaştı. 

Ancak, ölümünün üzerinden 33 yıl geçmesine rağmen hayat hikâyesini konu edilen Bergen filminin iki hafta içinde 2,5 milyonun üzerinde izlenme sağlamasının da bir nedeni olmalı. 

2021 YILI KARNESİ 

Geçtiğimiz şubat ayında, 23 kadın cinayeti işlenmiş, 21 kadın şüpheli bir şekilde ölü bulunmuş.  

Bu sayı, ocak ayında 26 kadın cinayeti, 28 şüpheli ölüm olarak açıklanmıştı. 

2021 yılının toplam kadın cinayeti ise 280 olarak gerçekleşmiş. Daha da vahimi, bunların 33'ünün daha önceden polis ya da savcılığa şikayette bulunmuş olması ya da haklarında koruma kararı alınmış olmasına rağmen, yetkililerin ihmali nedeniyle hayatlarını kaybetmiş olmaları. 

Öldürülen 23 kadından 10'u boşanmak istemek, barışmayı reddetmek, evlenmeyi reddetmek, ilişkiyi reddetmek ve kendi hayatına dair yeni kararlar almak istemesi nedeniyle, 2 kadın ise ekonomik bahanelerle hayatını kaybetti. 

ŞARKILARDAKİ ERKEKLER  

Bergen'in şarkılarında çizdiği erkek profili, istatistiklere de yansımış durumda. 

2021 yılında öldürülen 280 kadının 124'ü evli olduğu erkek, 37'si birlikte olduğu erkek, 24'ü tanıdık birisi, 21'i eskiden evli olduğu erkek, 16'sı akrabası, 13'ü eskiden birlikte olduğu erkek, 13'ü babası, 11'i oğlu, 6'sı kardeşi, 3'ü tanımadığı birisi, 1'i kendisini bir süredir takip eden erkek tarafından öldürüldü. 

EVDE, SOKAKTA, ARABADA...  

Kadınların  178'i evinde, 33'ü sokak ortasında, 12'si arazide, 10'u iş yeri, 9'u arabada, 8'i ıssız yerde, 6'sı otelde, 2'si apartman girişinde, 2'si parkta, 1'i kömürlükte, 1'i barakada, 1'i okul önünde, 1'i minibüste, 1'i evinin dışındaki tuvalette, 1'i avukatlık bürosunda, 1'i fabrikada, 1'i otoparkta, 1'i evinin önünde, 1'i sağlık ocağı bahçesinde öldürüldü. 

EN ÇOK TABANCA İLE... 

134'ü ateşli silahlarla, 93'ü kesici aletle, 31'i boğularak, 8'i darp edilerek, 3'ü yakılarak, 2'si yüksekten atılarak, 4'ü sert bir cisimle vurularak, 3'ü aracın altında kalarak öldürüldü. 

SON DARBE: İYİ HÂL İNDİRİMİ 

Türkiye'de, kadın katillerine uygulanan "iyi hâl", "tahrik" gibi ceza indirimleri, yargıda hakim olan bir yaklaşımı gözler önüne seriyor: Erkek egemen zihniyeti. 

Bu zihniyet, karakollarda polislerin şikayetçi kadınlara karşı gösterdikleri aldırmaz tutum, savcıların ifade alım sırasındaki aşırı kuşkulu tavırları, hakim  kararlarında da kendini gösteriyor. 

Bunların yanında, mahkemelerin 'tutuksuz yargılama 'kararları yanında 'sanığın duruşma sırasında gösterdikleri 'iyi hâl' ve mağdur/maktulün kendilerini korumaya yönelik söz ve davranışlarını karşı taraf için 'haksız tahrik' indirim nedeni olarak göstermeleri, kamuoyunun en çok tepkisini çeken uygulamalar olarak dikkati çekiyor. 

Laf değil, sadece son 6 ayda görülen 26 kadın cinayeti davasının 13'ünde sanıklara 'iyi hâl' ya da 'haksız tahrik' indirimi uyguladı. 

BERGEN'İN DEMİR KAFESLİ MEZARI  

Bu arada, Bergen filminin Kozan 'da Belediye Başkanı tarafından gösterimin engellemesine ilk önce bir anlam verilemedi. Çok geçmeden anlaşıldı ki, ölümüne neden olan eşi Halis Serbest de Kozanlıymış ve hâlâ orada yaşıyormuş. 

Bergen yıllar önce öldürüldü ama, yaşadığı süre boyunca gördüğü şiddet hâlâ devam ediyor. 

Ve annesi, kızının mezarının da şiddete maruz kalmasından korktuğu için mezarını demir kafes içinde muhafaza ediyor. Kafesin küçük kapısının anahtarı da sadece kendisinde var, kimseye vermiyor. 

KADINLAR UMUTSUZ MU? HAYIR! 

Kadınların maruz kaldığı şiddete dair, söyleyeceklerim bu kadar değil elbet. 

Çünkü bu ülkede bedenine ve onuruna sahip çıkan, hiçbir baskıya eyvallahı olmayan, kendilerine güvenen ve inanan, dayanışma içinde olan kadınlar var. 

Her ne kadar kısa süre yürürlükte kalsa da, tamamen kendi şaheserleri olan anlı/şanlı İstanbul Sözleşmesi var. 

İstanbul Sözleşmesi'nin sağladığı 6284 sayılı Aı̇lenı̇n Korunması Ve Kadına Karşı Şı̇ddetı̇n Önlenmesı̇ne Daı̇r Kanun, uygulamada ciddi aksaklıklar yaşanıyor olsa da, halen yürürlükte. 

Kadınlar kararlı ve ısrarlılar. 

En son 8 Mart 2020, Dünya Emekçi Kadınlar Günü, polis engellemelerine rağmen, diyecekleri ne varsa, takır takır söyledikleri Taksim'deki gösterileri sırasında, açtıkları pankarta yer alan şu sözleri anımsatırım: 

"BARİKATLARI YIKARIM/ BULAŞIĞA KARIŞMAM

YORUM EKLE