Politika

'Basmane Çukuru'nda 'Soyer' detayı: Geçmiş dönem çözüme kavuşmamış, sorun kucağımıza geldi!

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, kamuoyunda uzun süredir tartışmalara konu olan Basmane Çukuru arazisine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Tugay, “Biz de elimizden geldiğince çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bu anlaşmalar şu anda belediyeyi bağlıyor. Dışarıdan ahkam kesmek kolay. Yönetici sorumluluğu olan benim. 1,5 yıl boyunca her yönüyle değerlendirdik” dedi.

Abone Ol

BEN HABER - İzmir’in kronik sorunlarından biri olarak öne çıkan Basmane Çukuru’na ilişkin, hissedar konumundaki İzmir Büyükşehir Belediyesi ile TMSF arasında imzalanan “niyet protokolü” hakkında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile henüz bir protokol imzalanmadığını ancak bu konuda belediye meclisinden yetki aldıklarını ifade eden Tugay, şunları söyledi: “Bu alanla ilgili ilk yapılan anlaşmada mülkiyet üzerinden belediyenin payı yüzde 11–12 civarındaydı. Otoparkla ilgili bir sorun yok. Kahramanlar Otoparkı bu anlaşmanın bir parçası olarak yapıldı ve çalışıyor. Ancak Basmane’de öngörülen proje, iptaller ve plan değişikliklerinin yapılamaması nedeniyle hayata geçirilemedi. Ben göreve geldiğimde, Aziz Kocaoğlu döneminde belediyenin mülkiyet payının yüzde 12’den yüzde 30’a çıkarılmasına yönelik bir protokol imzalanmıştı. Bizim yaptığımız, bu kazanımı daha ileri taşımaya çalışmak.”

TMSF’nin süreçte hak sahibi olmadığını vurgulayan Tugay, “TMSF o dönem protokolü imzalamamış, gözlemci konumunda kalmıştı. Şimdi bu yaklaşımı kabul etti. Bu önemli bir kazanım. TMSF’ye rant sağlandığı söyleniyor ancak TMSF sadece temsilci. Yaklaşık 200 hak sahibi var. Biz bu anlaşmayı TMSF ile yapıyoruz ama aslında birçok kişinin sorununu çözmeye çalışıyoruz” dedi.

"SOYER DÖNEMİNE MALİ YÜK GETİREN ANLAŞMALAR YAPILMIŞ"

Tunç Soyer döneminde TMSF ile yapılan görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Tugay, “Önceki dönem belediye başkanı buranın tapusunu üzerimize alabiliriz diyor. Ancak bu mali yükümlülükleri ortadan kaldırmıyor. O insanları bulup zararlarını karşılamanız gerekiyor. Çok ciddi bir bütçe söz konusu. Kaynak bulmak gerekiyor. Parasını vermeniz lazım. Belediyeyi mali yükümlülükler altına sokan anlaşmalar yapılmış. Benden önceki başkan TMSF ile görüşmeler yapmış ve “Biz size buraya karşılık arsa verelim” demiş. TMSF de buranın değerini karşılayacak bir arsa olursa kabul edebileceğini söylemiş. Ancak İzBB böyle bir arsa bulamamış. TMSF bunu daha detaylı anlatabilir. Geçen dönem onlarla yapılmış hiçbir anlaşma yok. Sorun kucağımıza geldi” dedi.

"DIŞARIDAN AHKAM KESMEK KOLAY”

Basmane Çukuru sürecinde yönetici sorumluluğu gerektirdiğini vurgulayan Tugay, şu ifadeleri kullandı: “İzmir halkı bu sorunları çözmem için bana bu görevi verdi. Birilerinin kişisel meselelerini karşılamam için değil. Ben bu beş seneyi bu sorunu çözmeden geçirirsem, daha ne kadar böyle devam edecek? Belediyenin borçlu olduğu bir durum var. Kamuya ödenmesi gereken paralar var. Bu kaynağı bulmadan sorunun çözülmesi mümkün değil. Biz diyoruz ki buraya kültür merkezi yapalım. Tüm İzmirlilere hizmet etsin. Hiçbir plan değişikliği yapmadık. Bize nasıl geldiyse o şekilde sunduk. Emsal artışı yapmadık. TMSF bunu kabul etti. Bu şekilde sonuçlanırsa İzmir için kronikleşmiş önemli bir sorunun çözülmesi anlamına gelecek. Biz de elimizden geldiğince sorunsuz bir çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bu anlaşmalar şu anda belediyeyi bağlıyor. Dışarıdan ahkâm kesmek kolay. Yönetici sorumluluğu olan benim. 1,5 yıl boyunca her yönüyle değerlendirdik. Mahkeme sonucu ne olursa olsun mali yükümlülükler aynı kalacak. Belediyeyi mali açıdan kilitlemeyi doğru bulmuyorum. Bunun İzmir halkına zarar vereceğini düşünüyorum.” dedi.

"BELEDİYEYİ MALİ AÇIDAN KİLİTLEMEK DOĞRU DEĞİL"

Sözlerini eleştirilere yanıt vererek tamamlayan Tugay, “Biz elimizden geldiğince sorunsuz ve kente fayda sağlayacak bir çözüm üretmeye çalışıyoruz. Bu anlaşmalar bugün belediyeyi bağlıyor. Dışarıdan ahkâm kesmek kolay. Yönetici sorumluluğu olan benim. Bu süreci 1,5 yıl boyunca her yönüyle değerlendirdik. Mahkeme kararı ne olursa olsun mali yükümlülükler ortadan kalkmayacak. Belediyeyi mali açıdan kilitlemenin İzmir halkına zarar vereceğini düşünüyorum” şeklinde konuştu.