"Aytun Çıray'a iade-i itibar"

“AYTUN ÇIRAY'A İADE-İ İTİBAR”

İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in siyasi başdanışmanı olarak atandı. Bu konuda nelere söylemek istersiniz?

Bir deyim vardır ‘su mutlaka kendi yatağından akar’ diye. Burada da bana göre Meral Akşener doğruları gördü çünkü o Genel Kurulda yapılan başta Aytun Çıray olmak üzere birçok milletvekiline haksızlıktı. Fakat bu haksızlıktan sonra gelişen olaylarda Aytun Çıray çok sakin, partisine bağlı ve partisinin ilkeleri doğrultusunda demeçler verdi, hiçbir zaman partisini suçlamadı. Bilakis partisinin olması gereken yerin neresi olduğunu devamlı vurguladı. Aytun Çıray gibi merkez sağ kökenli siyasetçilerin İYİ Parti’den gitmesi bir anda ‘mini bir MHP doğuyor’ diye algılatmıştı. Aytun Çıray’ın geri dönmesi ve bir anlamda ona iade-i itibar yapılması doğru bir hareket. Çünkü sonunda Aytun Çıray çalışkan bir milletvekilidir. Baktığımız zaman delege siyaseti yapmaz. Onun içinde birçok örgütten belki bu konu ile ilgili olumsuz eleştiriler alınabilir ama delege siyaseti de yapıldığı zaman siyasetin ne kadar yozlaştığını da çok net görüyoruz. O bakımdan belki kendi partisi içinde eleştiri alabilir ama Aytun Çıray doğrusunu yapmıştır. Meral Akşener de doğrusunu yapmıştır. Sonunda iki akil insan belli bir noktada buluşup doğru yönde hareket etmenin kararını vermiştir.

İYİ Partiye hayırlısı olsun. Çünkü Aytun Çıray merkez sağda sevilen bir siyasetçidir. Partisi içinde farklı algılanıyor olabilir ama halk içinde sevilen bir siyasetçidir. Zaten partileri de iktidara halk getirir delege taşımaz. Delegeler, örgütler elbette önemlidir ama DSP örneğinde Bülent Ecevit’in ilk dönemlerine baktığımız zaman hiçbir örgütü olmayan Bülent Ecevit bu ülkede başbakan oldu. Onun için halk siyaseti yapan benim için daha makbuldür, delege siyaseti yapan değil.

“İZMİR İHMAL EDİLMİŞTİR”

İzmir geçtiğimiz günlerde sel felaketi yaşadı. Bu felaket sonrası ise, en çok tartışılan ve ortaya atılan iddia ‘İzmir yalnız bırakıldı’ cümlesi oldu..

Bu tartışma bana göre kısır tartışma. Hakikaten devlet daha şefkatli ellerini uzatabilirdi bu bir gerçek ve diğer yerlerde gösterdiği hassasiyeti buraya da gösterilebilirdi. Bu tabi tartışılabilir bir konu ama şu cümlelerle İzmir’i eleştirmek, İzmir’in altyapısı yokmuş, çok ihmal edilmiş veya beceriksizlerin yıllarca yönettiği şeklinde oluşturulan algılar büyük bir haksızlık olur. Çünkü böyle bir yağmur dünyanın hangi modern şehrine yağarsa yağsın orayı su basar, bu iki kere iki dört. Sonunda bu işin iktidarı muhalefeti yoktur. Bugün İzmir’i AKP de yönetiyor olsa bu sel olacaktı. Mühim olan bunlardan ders çıkarmak. Yani yardımlaşma tamam mı bundan sonra bu insanların yaraları sarılacak mı?

Selden dolayı İzmir ihmal edilmiş midir? Evet edilmiştir. İnsanlar Tarım Bakanını görmek isterdi, Şehircilik Bakanını görmek isterdi, depremde İzmir’e gösterilen ilgi bu sel felaketinde gösterilmemiştir. Bu, bu konunun birazcık ayıbıdır.

Asgari ücret 2021 yılı itibari ile net 2.825,90 TL oldu. Ancak CHP’li belediyelerde bu ücret 2 katını buluyor. Bu durum sosyal medya üzerinde de sıklıkla tartışılıyor. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?

Türkiye’de asgari ücretin az olduğu inkâr edilemeyecek bir gerçek ve insanlar gerçekten bir alım gücü sıkıntısı çekiyorlar. Fakat terazinin her iki tarafının da dengeli olması lazım, bir belediye asgari ücreti 5bin lira verirken başka bir belediyedeki insanın 2800 TL -3000 TL alması ister istemez huzursuzluklara yol açar. Kemal Kılıçdaroğu, bir rakam koydu 3200 lira dedi. Şimdi bu rakama bütün belediyeler uysaydı bu tartışmalar olmazdı. Halklı olarak vatandaş da bunu soruyor. Zaten ahbap-çavuş ilişkileri ile belediyelere birçok insan dolduruldu, bankamatik birçok insan dolduğu biliniyor belediyelerde birde bu kadar yüksek ücretler vermesi kamuoyu vicdanında rahatsızlık yaratıyor.

“120 MİLYON DOZ AŞIYA İHTİYACIMIZ VAR”

Aşılama süreci başladı. Başlangıçta hızla giden aşılama ivmesi gün geçtikçe düşüyor ve süreç uzuyor.. Bu da vatandaşta tedirginliğe yol açıyor.

Bu konu sürekli tartışma konusu olan bir konu. Görünen o ki aşı ile ilgili bundan 4-5 ay önce alınması gereken önlemlerin alınmadığını bu günlerde görüyoruz. Bütün otoriteler söylüyor bu ülkenin nüfusu 80 milyon, 60 milyonu aşılanmazsa ülke bağışıklığı gerçekleşemez ve hastalık devam eder. Bu nedenle bizim 120 milyon doz aşıya ihtiyacımız var. Şimdi bu kadar büyük rakamların konuşulduğu bir yerde 15 milyona yakın bir aşı geldi, buda belli bir kesime yapıldı. Kalan vatandaşlarımıza yapılamıyor. Zaten bu tip aşıların bağışıklık süresinin 7-8 ay olduğu ile ilgili açıklamalarda var. Yani 8 ay sonra tekrar aşılanmamız gerekeceğine yönelik açıklamalar da var. Zaten biz daha 60 milyonu aşılayamadan yeterli sayıda aşılar gelmezse bu yapılan aşılarda boşa gitmiş olacak.

“KAYIP NESİLLER YETİŞMEYE BAŞLAYACAK YAKINDA”

Milli Eğitim Bakanlığı, 5 Şubat itibariyle kademeli olarak başlatılacak yüz yüze eğitime dair internet sitesi üzerinden bir açıklama yaptı. Siz bu hamleyi doğru buluyor musunuz?

Ben okulların açılmasından yanayım. Baktığınız zaman zaten çocukların çoğu dışarıda oyun oynuyorlar. Yani çocuklar bir disiplin altında evde oturuyor olsalar tamam ama hepsi yine de dışarılarda. Şuan tatil dönemi mesela Uludağ’da gördük hepsi iç içeler. Okulda hiç olmazsa belli bir hijyen çerçevesinde, maskeleri ağızlarında, bütün tedbirler alınmış, sınıflarda ders yapmasının kime zararı var? Ben bütün okulların açılmasından yanayım. Eğitim alamayan milyonlarda çocuk var şuanda. Kayıp nesiller yetişmeye başlanacak yakında. Fabrikada insanları çalıştırıyorsunuz bir şey olmuyor, parti meclislerinde insanlar bir araya geliyor bir şey olmuyor, otobüslerde insanlar balık istifi gidiyor bir şey olmuyor, çarşı pazarda insanlar üstü üste alışveriş yapıyorlar bir şey olmuyor da okullarda mesafeli şekilde oturmuşlar, ağızlarında maske var, havalandırılmış sınıflarda oturan çocuklara mı bu virüs bulaşacak? Bana göre bütün tedbirlerini almış okullarda çocuklar için şu anki konumlarından daha güvenli. Özellikle bir ülkenin eğitimi en önemli şeydir. Ve ne yazık ki milyonlarca çocuk bu eğitimlerin mahrum kalıyor. Bana göre Türkiye şu dönemde iki şeyi çok ihmal ediyor. Birincisi eğitim ikincisi ise tarım. Bu iki konuda ders almıyoruz gerekli tedbirleri almıyoruz inşallah gelecek nesiller bizim bugün gösterdiğimiz ihmalkarlık yüzünden çok ağır bedeller ödemez.

YORUM EKLE