Aşıyı iki Türk değil, üç bilim insanımız buldu

Bu satırları, Atatürk ve Cumhuriyet'e reklam arası diyenlerin okumasını isterdim 

Zeki Hocam paylaştı. 

Zeki Hozer, İzmir Ekonomi Ünversitesi Medikal Park Hastanesi Başhekim Yardımcısı. 

Dr. Hozer mesleği doktor ama aynı zamanda bir koltuğa dünyanın karpuzunu sıkıştıran bir aydın. 

Dr. Hozer; okunan  ve ciddi yazılarıyla ilgi çeken bir yazar. Hem de her hafta birkaç yerel gazetede yayınlanan köşe yazıları zevkle okunuyor. 

Paylaşımı Albert Bourla ile ilgili. 

Aslında bu aile Bourla soyadını kullanıyor ama biz onları "Burla Biraderler" olarak tanıyoruz. 

Kim bu Albert Bourla ya da Burla? 

Biliyorsunuz BioNTech şirketi ;(Özlem Türeci ve Uğur Şahin tarafından 2008'de kuruldu) ve ABD merkezli Pfizer ile birlikte geliştirdikleri koronavirüs aşısında yüzde 90 başarıya ulaştıklarını açıkladı.  

Almanya'ya göç eden göçmen Türk kökenli ailelerin çocuklarının başarısını bugün tüm dünya alkışlıyor. 

Ama bu başarıda yine bir Türkiye kökenli isim daha var.
İşte o Pfizer'in CEO'su Albert Bourla...

Bourla'nın kuzenleri ülkemizde Türkiye'de yaşıyor.
Kim mi bunlar? 

Tarihe göre gidelim.

Albert Bourla Selanik doğumlu. Musevi.  

Albert' Bourla'nın ailesi 1492 yılında Yahudiler Avrupa'dan kovulunca Osmanlıya sığınan ailelerden.

Bourla'nın ailesi 500 yıl önce Avrupa'dan sınır dışı edilince önce İtalya'ya, sonra Selanik'e yerleşiyor.
Yerleştikleri yer ise Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün evinin yanı.


Peki Bourla'nın CEO'sunun Türkiye ile tek bağı atalarının Atatürk ile komşu olması mı?
Değil. Kuzenleri de Türkiye'de.
Hem de çok göz önünde ama çoğu insan onları isim olarak biliyor ama tanımıyor.

Türkiye'nin en önemli markalarından Arçelik Yönetim Kurulu'nda Albert Bourla'nın kuzenleri yani Burla ailesi Arçelik'in yüzde 17,6 hissesine sahipler
*
Selanik'ten İstanbul'a gelen Burla ailesinin iki ferdi; Eli ve Daniel isimli kardeşler, "Burla Biraderler" diye şirket kuruyor.
1911 yılından beri hala ülkemizde önemli iş alanlarını yönetiyorlar. 

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Türkiye'de o yıllarda üretilmeyen buzdolabı ve elektrik süpürgesi ithalatı ilk olarak bu Burla Biraderler tarafından gerçekleştiriliyor. 

Burla biraderlerihinternet sayfasına girerseniz, bu ailenin otomotivden beyaz eşyaya, ticaretteki geçmişlerini okuyabilirsiniz. 

Burla Biraderler aynı zamanda Kodak, Panasonic pil, Yamaha, Clark, Sakura, Finmaster gibi uluslararası markaların da Türkiye distribütörü.  

Ve halen Koç ailesiyle ortaklar ve yönetim kurulunda temsil ediliyorlar.

Albert Bourla da Selanik'e yerleşen Burla ailesinin kardeşlerinden birinin oğlu.  

Selanik'te kalan aile, Türkçe yazılışına göre Burla değil, Fransızca yazılışına göre Bourla soyadını kullanıyorlar. 

Albert, yani Ffizer CEO'su Selanik'te kalan son Bourla ailesinden. Bir süre sonra aile ABD'ye göç ediyor. Albert Bourla işte o ailenin oğullarından biri. 

Kuzenleri Türkiye'de yaşayan Albert Bourla, Pfizer'in çeşitli kademelerinde yıllarca çalıştıktan sonra CEO'su oluyor ve ailesi Selanik'te yıllarca Mustafa Kemal'in komşusu olan ailenin bu çocuğu, Almanya'da aşı çalışmaları yapan iki Türk bilim insanına, inanarak-güvenerek milyarca dolar katkıyla, ikisi Türkiye, bir diğeri Selanik doğumlu üç Türk kökenli insan, bugün tüm dünya insanlığının kurtarıcısı olarak tarihe adarını yazdırıyorlar. 

 * 

Zeki Hozer Hocam soruyor; 

Sizce aşı konusundaki başarı ve imzalar tesadüf mü?

Ben de O'nun gibi düşünüyorum. 

Bence değil... 

Çünkü pek öne çıkmayı sevmeyen Burla ailesi tam bir Atatürk hayranı. 

Onun gibi bilimle her işin üstesinden gelinebileceğine inanıyorlar. 

"Çok aradım" diyon Dr. Zeki Hozer, "bulamadım" diye de ekliyor. 

Ama ulaştığı bir bilgi var; "bir kaynağımdan edindiğim bilgiye göre, Albert Bourla'nın evinde şık bir Atatürk fotoğrafı bulunuyor" diyerek noktayı koyuyor. 

Bu satırları, Atatürk ve Cumhuriyet'e reklam arası diyenlerin okumasını isterdim. 

Okmasalar bile, hiç olmazsa hayatlarını kurtaracak olan aşıyı yaptırırken Cumhuriyet'in kazanımı olan bu insanları umarım Mustafa Kemal Atatürk ile birlikte hatırlarlar. 

------------------------------------------------------------------ 

Güven dediğin böyle olur: 

Dayanışma kampanyasında  

kira desteği 38 milyonu aştı 

İzmir'de deprem sonrası depremzedeler için Başkan Tunç Soyer'in başlattığı kampanyalar, Başkan'a  güvenin "tam ama tam olduğunu" göstermekle kalmıyor, çaresiz insanların dertlerine de deva oluyor. 

Bu İzmir dayanışması neden önemli biliyor musunuz; öyle insanlardan 10 lira falan istenmiyor. 

"Gönlünden ne koparsa deniyor. 

Şimdi bakın o benim; güzel-hayırsever-demokrat-laik İzmirlimin gönlünden kopanlar: 

Bir kira-Bir Yuva kampanyası: 

Bugün itibariyle 10-20 TL. değil; tam 4 bin 243 hayırsever 38 milyon 89 bin lira bağışladı. 

Halkın Bakkalı'ndan satın alınan destek paketi: 

Tam 21 milyon lira... Bugüne dek 138 bin 241 hijyen paketi, 184 bin 668 sıcak yemek paketi, 118 bin 766 gıda paketi, 9 bin 368 uyku tulumu, 293 yatak ve baza paketi, 73 buzdolabı, 50 çamaşır makinesi depremzedelere ulaştırıldı. 

 * 

Depremden zarar gören ailelere kapılarını açmak için bildirilen daire sayısı 219... 

Büyükşehir'in Uzundere'de bir yıl boyunca ücretsiz olarak depremzedelerin kullanıma sunduğu konutlara yerleşen aile sayısı bugün itibariyle 20'ye ulaştı.  

Haftaya bu sayı 56 daireye çıkacak. 

Biliyorsunuz Büyükşehir, Uzundere'de inşaatı biten dört bloktaki 224 konutu deprem mağdurlarına açmıştı. İhtiyaç duyulabilecek tüm ev eşyalarının bulunduğu konutlarda oturanlar, bir yılın sonunda evden ayrıldıklarında eşyaların tamamını alabilecekler. 

Bunlara ek; Başkan Tunç Soyer orta hasarlı bina sahipleri için de Büyükşehir bütçesinden toplam 30 milyon lira aktaracak. 

İşti İzmir bu beyler... 

Başkan Tunç Soyer'e güven tam. 

İzmirli hayırseverler güvenmedikleri birilerinden esirgedikleri "tatlı kaşığı kadar vermediklerini", güvendiklerine "çorba kepçesi" ile sunmaktan kaçınmıyorlar. 

Bu da bizim farkımız!.. 

YORUM EKLE