19 Mayıs’ın ‘gizli’ kahramanları…

ARAŞTIRMA: HAMDİ TÜRKMEN

19 Mayıs, ülkemizin Osmanlı saltanatından Cumhuriyet tarihine geçişinin en önemli istasyonu ve ilk adımının atıldığı;

Mustafa Kemal Paşa’nın 1919 yılında Samsun’a ayak basışının yıldönümü tarihidir.

Atılan bu ilk adım sonrasında Mustafa Kemal Paşa’nın kafasında oluşturduğu plân adım adım uygulamaya konulmuş;

22 Haziran 1919’ da Amasya Tamimi,

28 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi,

4 Eylül 1919’ da Sivas Kongresi birbirini takip etmiş, Anadolu’nun dört bir tarafında başlayan işgalci güçlere karşı direniş tek merkezde toplanarak koordine edilmiş ve nihayet 23 Nisan 1920’da Ankara’ da TBMM toplanarak modern Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk temeli atılmıştır.

İSİMSİZ KAHRAMANLARIMIZ

Kurtuluş Savaşımızın ne kadar zor şartlar altında yapıldığını ve ne meşakkatlere katlanıldığını, emperyalist devletlerin çeşitli baskı ve entrikalarına nasıl göğüs gerilerek bu zaferin kazanıldığını 7’den 70’e hepimiz biliyoruz, bilmek zorundayız.
Türk ulusu bugün özgür, kanıyla canıyla sınırlarını çizdiği vatan topraklarında yaşıyorsa, bunu başta Mustafa Kemal’e ve “isimsiz kahramanlarımıza” borçludur.

Sizlere 19 Mayıs’ın 102’inci yılını kutladığımız 1919 yılının isimsiz kahramanlarından biri olan “Topkapılı Cambaz Mehmet”i anlatarak kutlamak istiyorum.

MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİYİM

Bugün “Mustafa Kemal’in Askeriyiz” sloganını, Topkapılı Cambaz Mehmet tam 102 yıl önce söyleyen bir İstiklal Savaşı gazimizdir.

Tarih sayfalarında yer almayan Topkapılı’nın öyküsü ilginçtir.

Gelin 102 yıl öncesine dönelim..

Topkapı’daki üç sınıflı mahalle mektebinden haylazlığı yüzünden ayrılan Cambaz Mehmet, Topkapı’nın tulumba takımında gösterdiği başarıları, deli yüreği ve gözü karalığıyla çevrenin sayılı külhanbeyleri arasında hızla sivrilir. Kısa sürede namı bütün İstanbul’a yayılır. İstanbul’un ünlü kabadayıları bile kendilerine bağlılıklarını bildirir…

ÇANAKKALE’DE SIRADAN ER

Topkapılı Cambaz Mehmet Çanakkale Savaşlarında sıradan bir erdir.
Gösterdiği kahramanlıklardan dolayı er Topkapılı’ya onbaşı şeridini Albay
Mustafa Kemal verir.

“Göreyim seni Topkapılı” der…

*

Topkapılı’nın kahramanlıkları sürer. Çavuş şeritlerini Topkapılı’ya uzatırken de Albay
Mustafa Kemal yine;

“Göreyim seni Topkapılı” der…

Cesaretlendirir.

ŞİŞLİ’DE Kİ BULUŞMA

Çanakkale’de dökülen kanlara rağmen Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik çıkmış ve 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkes Anlaşması ile silahları bırakıp düşmana teslim olmuştur.

Anafartalar kahramanı Mustafa Kemal Paşa da, Topkapılı Cambaz Mehmet de artık işgal altındaki İstanbul’dadırlar.

Mustafa Kemal Paşa, üç kez Padişah Vahdettin ile, birçok kez de Osmanlı hükümetinin Başbakanı Damat Ferit Paşa ve kabine üyeleriyle konuşmuş, vatanı düşman elinden kurtaracak önerilerde bulunmuş ama sonuç alamamıştır.

Şişli’deki evinde en yakın arkadaşlarıyla sık sık gizli toplantılar yapan Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya geçip,
Kurtuluş Savaşı’nı orada başlatmanın yollarını aramaktadır.

Kafasında, Anadolu’da bir “Milli Hükümet” oluşturma fikri kesinleşen Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçmeden kısa süre önce Şişli’deki evine Cambaz Mehmet’i çağırır ve uzun uzun kafasındaki planı anlatır ve emirlerini bildirir. Sonra omuzlarını sıvazlar ve “Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey” der.

GİZLİ ‘MM’ ÖRGÜTÜ

13 Kasım 1918 günü itilaf devletlerinin savaş gemilerinin İstanbul limanına geldiği haberi alınmıştır. Cambaz Mehmet, arkadaşlarını toplar ve şu konuşmayı yapar, Mustafa Kemal’in emirlerini anlatır:

“Bu millet asla uşak olamaz. Önce İstanbul’da örgütleneceğiz sonra depo ettiğimiz silah ve cephaneleri Anadolu’ya kaçıracağız. Bunun yanında Kurtuluş mücadelesine katılacak cesur Türk gençlerini Anadolu’ya kaçıracağız.”
*
Şeytana külahını ters giydirecek kadar zeki, tazı gibi koşan, silah atmada, bıçak sallamada rakibi bulunmayan, zalimlere karşı gaddar, ezilenlere karşı ise merhametli biri olarak tanınan Topkapılı Cambaz Mehmet, artık İstanbul’da kurulmuş MM Grubu adlı gizli örgütün başıdır.

Adı, Milli Müdafaa sözcüklerinin baş harflerinden (MM=Mim Mim) oluşan bu gizli örgütte yüzbaşılar, binbaşılar, albaylar, doktorlar bulunmakta, ama başkanlığını ise askerlikte aldığı en büyük rütbe çavuş olan Topkapılı Cambaz Mehmet yapmaktadır!..

NEDEN TOPKAPILI MEHMET?

Nedeni çok şaşırtıcıdır: Topkapılı’nın İstanbul’da binlerce silahlı adamı vardır. Bunlar, vatanın kurtuluşu söz konusu olmadan önce birer it, kopuk, hırsız ve haraççıydılar.

Ancak, Topkapılı Mehmet’e, Şişli’deki evinde Mustafa Kemâl Paşa ile görüştükten sonra, bu binlerce adam, vatan için ölmeye ant içmiş birer kelle koltukta savaşçı olmuşlardır. Şişli’deki görüşmede Mustafa Kemal Paşa;

“Mehmet, Çanakkale’de nasıl kazandıksa yine öyle kazanacağız. Hele sizin gibi kahraman Türk çocukları oldukça, ordularımızın yenilmesi imkânsızdır!” demiş ve bu sözler Topkapılı’ya yetmiştir…

Mustafa Kemal onu, yine onbaşı-çavuş rütbelerini takarken söylediği sözlerle uğurlar:

“Göreyim seni Cambaz Mehmet Bey!..”

AYNI ZAMANDA KORUMASI

Topkapılı, bizzat Mustafa Kemal Paşa’nın koruma işini de üstlenir ve 5 bin silahlı adamıyla Şişli çevresinde gerekli önlemleri alır.
*

15 Mayıs 1919 günü, İstanbul Galata Rıhtımı’nda olağanüstü bir kalabalık vardı. Seyyar satıcılardan, ayakkabı boyacılarından, polislerden, jandarmalardan ve hamallardan geçilmiyordu.

Bunlar, gizli örgüt MM Grubu’nun tepeden tırnağa silahlı adamlarıydı.

Görevleri, Mustafa Kemal Paşa ile 19 kişilik maiyetinin Bandırma Vapuru’na sağ salim binmesini sağlamaktı.

Operasyonu rıhtımda yöneten Topkapılı Cambaz Mehmet, iyi yüzme bilen, iyi silah kullanan 50 İnebolulu fedai genci de Bandırma Vapuru’nun içine yerleştirmiş, bunlara gerekli talimatı vermiş ve Samsun’a kadar sürecek yolculuğun tüm güvenlik önlemlerini almıştı.

İNGİLİZLER KUŞKULANIR

Mustafa Kemal’in Samsun’a vardığı 19 Mayıs günü, İngiliz Karadeniz Orduları Kumandanı General Milne, Türk Harbiye Nezareti’ne gönderdiği notada, Mustafa Kemal ve yanındakilerin Samsun’a gönderilmesinin nedenini sorar.

Yani, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı gün İngilizler bu işten kuşkulanmaya başlamışlardır

TOPKAPILI’NIN EYLEMLERİ

Mustafa Kemal, Samsun’a çıktıktan sonra Ulusal Güçleri örgütleme çalışmalarına başlarken, Topkapılı Cambaz Mehmet de İstanbul’da tarihe geçecek kahramanlıklar yaratır. İngiliz Gizli Servisi’nin en tehlikeli
ajanı Papaz Fru’nun güvenini sağlayarak bu teşkilâtın içine sızar ve çok yararlı istihbarat bilgilerini elde ederek Mustafa Kemal’e ulaştırır.
*

Osmanlı ordusu dağıldıktan sonra el konulan ve cephanenin büyük çoğunluğunun depolandığı Maçka Kışlası’nı soyar ve tüm silah ve cephaneleri Anadolu’ya, Mustafa Kemal Paşa’ya ulaştırır.

*

M.M.Grubu’nun toplantısında; İngiliz işgal kuvvetlerine gözdağı vermek ve dünya kamuoyuna Anadolu Hükümeti’nin gücünü göstermek için bir eylem yapmakarara alınmıştı.

En uygunu da; İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington’nun makam arabasını kaçırıp, Mustafa Kemal Paşa’ya hediye etmekti. Böylece, İngilizler tüm dünyaya alay konusu olacaklardı!

Bu görevi Topkapılı kabadayı Cambaz Mehmet üstlendi. Bu iş kalabalık bir baskınla olmazdı.Otomobili kullanmak için Kadıköylü Murat hazırdı ama dikkat çekmeyecek bir keşif elemanı gerekliydi.

Sürekli “Ben de Mustafa Kemal’in askeri olmak istiyorum” diye görev isteyen 7 yaşındaki oğlu Ali bu iş için uygundu.
*
Tepebaşı’na vardıklarında, küçük Ali’nin yüreği göğsünden fırlayacak gibiydi. Babasının uzaktan gösterdiği binanın önüne gidip, bir süre oyalanıp döndüğünde iki kişiden ibaret olan baskıncılara üç silahlı nöbetçi olduğunu bildirdi. Cambaz Mehmet, oğlu Ali’nin orada bekleyip bir terslik olduğunda uzaklaşmasını söyleyerek Kadıköylü Murat ile İşgal Kuvvetleri Komutanlığı binasına ilerledi.

Bu sırada içeride; General Harrington, Yüzbaşı Bennet ve Pandikyan Efendi ertesi gün “İstanbul serserilerine karşı yapılacak yıldırım baskınları” görüşüyorlardı.

Küçük Ali sindiği köşeden; karanlıkta babasının ve arkadaşının göz açıp kapayıncaya kadar İngiliz nöbetçileri öldürmesini izledi.

Kadıköylü Murat arabanın direksiyonuna geçmiş, bir iki zorlamadan sonra çalıştırmayı başarmıştı. Babasının koş Ali atla çağrısıyla otomobile binen Ali ile birlikte Beyoğlu’nun arka sokaklarında kayboldular.

Ve böylece İstanbul’u işgal etmiş olan İngiliz Kuvvetlerinin Komutanı General Harrington’un makam otomobilini de çalar. General Harrington arabası çalındığı için deliye döner.

Kadıköylü Murat, Akşehir’e kadar gözünü kırpmadan aracı sürer ve on beş gün sonra Akşehir’de Batı Cephesi Karargah
binasında Mareşal Fevzi Çakmak’a teslim eder. Bu otomobil, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya verilir… Bir kaç gün sonra Mustafa Kemal o otomobilde görüntülenir. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Harrington; çalınan otomobilinin kaçırılıp, Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya götürüldüğünü öğrenince küplere biner. Bir hafta süreyle İstanbul’da terör estirir.
 

SİLAH SEVKİYATINI ÜSTLENİR

Anadolu’ya Silah Kaçırmanın Yolu olarak Karadeniz Kanalı seçilir. Küçük deniz araçlarıyla silahlar önce Mürsel’e oradan da İç Anadolu’ya gönderilecek. Ağır silahlar ise İtalyan tüccarlar tarafından taşınacaktır.

Topkapılı, İstanbul’un tüm hırsız ve yan kesicilerini göreve çağırır.

Topkapılı bunu şöyle açıklar:

“Depolardan silah çalma işini üzerime alıyorum. İstanbul’un bütün tanınmış hırsızları, yankesicileri benim emrimdeler. Bu insanlar hırsızdırlar, yankesicidirler ama aynı zamanda sizin kadar, benim kadar vatan severdirler.”

SİLAH, SİLAH, SİLAH!..

Anadolu’da Türk Ordusu Büyük Taarruza hazırlanıyordu. Bunun için silaha ihtiyaç vardı. Bu ihtiyacı karşılayacak yer Maçka kışlasıydı. Burası bir İngiliz taburu tarafından korunuyordu.

Kışlanın cephaneliğini boşaltacak emin bir yol aranıyordu. Nihayet Topkapılı düşüncesini açıkladı: Cephanelik tünel kazılarak boşaltılacaktı…

Plan başarıyla uygulandı. İngiliz askerlerinin çok iyi koruduğu cephanelik içten içe boşaltıldı. Boşaltılan sandıkların içine toprak yerleştiriliyordu.

Topkapılı’nın İstanbul’da beş bin usta hırsızı görev başındaydı. Anadolu’ya tez elden top gönderilmesi gerekiyordu.
Gelen raporlara göre Rami kışlası bu konuda gerçekten yararlıydı. Bir gece yarısı Fransızlar’ın gözü önünde Fransız askeri üniforması giymiş Türkler tarafından boşaltıldı.
 

İDAMA MAHKUM EDİLDİ


General Harrington istihbarat başkanlığına Yüzbaşı Bennet’i getirmişti.

Bennet İngiliz hükümeti adına önemli işler yapıyor, bu da Topkapılı Cambaz Mehmet’in hoşuna gitmiyordu.
Bunun üzerine Yüzbaşı Bennet’e bir suikast düzenlendi.

Bennet ölmedi ama bacağından aldığı darbe ile tedavisine İngiltere’de devam edildiğinden etkisiz hale getirilmiş oldu.
Bu olay üzerine Topkapılı ve arkadaşları idama mahkum edildi.

Fakat Topkapılı’nın üye olduğu İngiliz Muhipleri Cemiyeti başkanı Papaz Fru bu kararı engelleyerek Topkapılı ve arkadaşlarını kurtardı.

VE MUTLU SON

Büyük zafer kazanılmış, Atatürk Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’dadır.

Ankara Ekspresinde iki yolcu: Mehmet Bey ve Atatürk’ün yaveri Nurettin Bey, Ankara’nın yolunu tutmuşlardı.

Topkapılı Cambaz Mehmet’i Mustafa Kemal karşıladı; hoş geldin, nasılsın bakalım diyerek elini uzatıyordu. Oturdular sohbet ettiler, Mustafa Kemal kendisine İstanbul mebusluğu teklif etti.

Topkapılı, Paşa’nın teklifini kibarca reddetti. Mustafa Kemal de ,”Hiç değişmemişsin Mehmet, yine o eski
Topkapılı Cambaz Mehmet’sin!” diye sohbeti noktalamıştı.

*
24 Haziran 1923’te TBMM oy birliği ile bir karar aldı:

“TBMM Başkanlığından;
İstanbul’un düşman altında bulunduğu sırada, Osmanlı ordusunun depolanan silâh ve teçhizatını her an ölümle karşı karşıya kalarak Anadolu’ya kaçıran, düşmanın gizli istihbarat teşkilâtının içinde yuvalanarak, millî kuvvetlere çok yararlı bilgiler sağlayan M.M.Grubu Başkanı Topkapılı Mehmet Bey’e, Vatana Üstün Hizmet faslından ayda 1.500 lira maaş bağlanması Büyük
Meclis’in 24 Haziran 1923 tarihli toplantısında oy birliği ile kararlaştırılmıştır.”

*
Topkapılı Cambaz Mehmet, TBMM’de kendisine bağlanan 1.500 liralık maaşı kabul etmedi. Bir tavuğun 12.5 kuruşa satın alındığı bir dönemde kendisine bağlanan 1.500 liralık maaşı getiren Mustafa Kemal’in yaveri Nurettin Bey’e yaşarmış dolu gözlerle bakarak
şöyle dedi:

“Ben bir şey yapmadım. Vatanım için, Mustafa Kemal Paşam için üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalıştım. Hizmetleri gerçekleştiren arkadaşlarımdır. Ben buna layık değilim. Hayır, bunu bana yapmayın!..”

Sonra da Nurettin Bey’e döner; “son emrimdir” der ve ekler:

“Hemen gidin ve aylık iradı (maaşı)
Hilal-i Ahmer’e (Kızılay) devir muamelesini yapın!..”

*

Topkapılı 1932 yılı Haziran ayında ölür. Milli mücadeledeki hizmetlerine karşılık İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir.

O aslında Kurtuluş Savaşı’nın adsız kahramanlarından sadece biridir.

Ve Türkiye bağımsızlığına 19 Mayıs’ın bu isimsiz kahramanlarıyla kavuşmuştur.

Hepsini Rahmetle ve Minnetle anıyorum…

KAYNAKLAR
-Cambaz Mehmet hakkında Arkadaşlarının anlatımı: M10-02.
-Kurtuluş Savaşının Gizli Örgütü/Selahattin Salışık.

-Yılmaz Karahan-düzenleyici

YORUM EKLE
YORUMLAR
Nedret Utku
Nedret Utku - 5 ay Önce

Çok güzel bilgi tazelediler bir daha zorlukları anladım tabiiki Cumhuriyetin ne demek olduğunu sahip cikmizi

Samim
Samim - 5 ay Önce

Hamdi harika bir tarih dersi okudum
Gözlerim doldu.
Teşekkürler.
O ....ne fesli gurubuna İngiliz Amerikan mandasını kabul edeceklere . İnadına ders olmalı .ama ne çare balık baştan kokmuş